İş Dünyasının Duayenleri Başarısızlıkları ile Büyüledi

  • Etkinlikler
bazen-olmaz-oturumu-02

“Matematik, Teknoloji ve Başarısızlık” konularına yönelik farkındalık yaratmayı hedefleyen İSO 13. Sanayi Kongresi’nde “Bazen Olmaz! Başarısızlık da Hayatın Bir Parçası” oturumunda, iş dünyasının duayenleri Ahmet Nazif Zorlu, Ahmet Çalık, Agah Uğur ve Teknik Direktör Mustafa Denizli deneyimlerini paylaştı.

Tekstil, enerji gibi pek çok alanda faaliyet gösterdiği şirketleri ile 17 ülkede 27 bin istihdam sağlayan Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, sözlerine bir hikaye ile başladı: “Büyük ustaya sormuşlar, ‘Nasıl büyük usta oldun?’ diye. O da ‘Doğru kararlar vermekle’ demiş. ‘Doğru kararları nasıl alıyorsunuz peki?’ demişler. ‘Yaptığım yanlış kararlarla’ demiş.”

Hikayede olduğu gibi kendi hayatında da bazı yanlış kararlar ve başarısızlıklar olduğunu dile getiren Çalık, şunları söyledi:

“Bunlar bizim en büyük birikimlerimiz. Yanlış kararlarla gelen başarısızlıklar da iş dünyasına yön veriyor. Bazen biz arkadaşlarımıza hata yapmalarını emrederiz. Tabi burada muhakkak riskleri ölçmek lazım. Hedeflerimiz belli olmalı. Haddimizi de bilmemiz lazım. Buna da risk yönetimi diyoruz ki bu da tecrübemiz oluyor. Örneğin 2000’de hedef koymuştuk. Aralarında Türk Telekom, Petkim ve Tüpraş’ın da olduğu altı büyük ihaleden en az ikisini ya da üçünü alırız diye hedefledik. Ancak hiçbirini alamadık. Türk Telekom’da en yüksek fiyatı vermiştik. Kesin alırız dedik. Rakibimiz Öger Grubu’nu analiz ettiğimizi düşündük. 4,4 milyar dolar ile başladığımız ihale 6,5 milyar dolara gitti. Biz kaybettik ancak 2 milyar dolardan fazla ülkemize kazandırdık. Bu ihalede şunu öğrendik. Türk Telekom’da devam etmeyi istemiştik ancak ortağımız istemediği için ilerleyemedik. Bu ihale sonrası biz de artık ‘bir ortak isterse devam edebilir’ maddesi koyuyoruz.”

Kovulduğum Altay yöneticileri, milli takıma seçilince “Sana kim yanlış yaptı” dedi

Teknik Direktör Mustafa Denizli ise yaşadığı başarısızlıklara ilişkin şu anekdotları paylaştı:

“Benim işimde başarısızlık, toplumla birlikte yaşanıyor. Ben hayata başlarken başarısız başladım. 50 yıl önce, 1965 yılında futbol hayatına başladığımda, Çeşme’den otobüsle İzmir’e giderken ‘Benim değerimi bilmiyorlar. İki ay sonra A takımında oynayacağım. Yılsonunda gol kralı olarak Çeşme’ye döneceğim’ diye hayal kuruyordum. Daha 15 yaşımdaydım. Mayıs 1966’da ise Altay takımı yetkilileri bana ‘Senden hiçbir şey olmaz. Sana şu kadar harcama yapıyoruz. Okula gidip geliyorsun, üç öğün yemek yiyorsun ama geçen 10 ay gösterdi ki senden bir şey olmaz’ diyerek teşekkür etti. Altay kulübü ile ilişkim kesildi. Ben üzüntüden garaj yolunu bulamadım. Nasıl giderim Çeşme’ye diye kara kara düşünüyordum. O dönem eve dönmek yerine, dayımda kalarak sabahları sahilde koşular yaptım ve güç depoladım. Fıtratımda vazgeçmeme var. Başarısızlık, başarıdan bence daha büyük bir ders oluyor. Sonrasında İzmir’de genç kadro seçmelerine girdim ve kadroya seçildim. Yani Altay’dan kovulduğumdan üç ay sonra genç Türk Milli Takımı’na seçildim. Futbol Federasyonu’ndan Altay kulübüne telefon açtılar. Altaycılar da Çeşme’ye geldi, oğlum sana kim yanlış yaptı diye. İzmir’de Kıbrıs Şehitleri Caddesi vardır. Bir dönem o caddeyi dört dakikada geçerdim. Ünlü ve başarılı olduktan sonra 35-40 dakikada geçer oldum. O caddeyi 4 dakikada geçirten neden, başarısızlıktır. Dersler başarıdan değil başarısızlıktan çıkar. Onu yaşamadan, değerini bilmen çok zor.”

Zorlu: “Senetler protestolu çıktı, babam işi bırakıyorum” dedi

Tekstil beyaz eşya, gayrimenkul gibi pek çok alanda faaliyet gösteren Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, başarısızlık deneyimlerini şu şekilde paylaştı:

“Sağlık Bakanlığı’nın bir yazılımı vardı. Bu işe girdik ama üç-dört yılda büyük zarar yazdık. Bana bu işi öneren arkadaşlar üzüldü. Oysa zararın neresinden dönersen kardır. Üzerine çarpı çektik. Daha büyük yerlere girdik. Olmuyorsa bitirmeyi bilmek lazım. Arkaya dönüp bakmadan, ileriye bakmak lazım. Yine 1960’lı yıllarda bir müşterimize mal satmıştık. Karşılığında senet aldık. Sonra ikinci bir 20 bin TL daha mal sattık. Onun da karşılığında senet aldık. Böylece 40 bin TL riskimiz oldu. Sonra babam bir gün iki tane protestolu senet var dedi. Gittim adama, bana ‘İki hafta sonra gel’ dedi. Sonra baktık ki diğer senetler de patır patır dökülüyor. Senetlerin hepsi protestolu çıktı. Babam ‘Biz bu işi bırakacağız’ dedi. Ben ise ‘Trabzon’a dönmem’ dedim. Babam ‘Borçlarımız var’ dedi. Babamdan 10 bin kusürlük malı aldım. ‘Babacım, başarısız olursam bunu da oğlum yedi dersin. Bana güven’ dedim. O hırsla devam ettim. Hala da devam ediyorum” deyince salondan büyük alkış aldı.

Uğur: “Averaj adamlarla çalışırsan, başarın da averaj olur”

Borusan Holding CEO’su Agah Uğur da başarmak için tutkuyla çalışmak gerektiğini ancak olmuyorsa da bırakmak gerektiğini vurguladı. Bir işte başarılı olmak için o işte ortalama 10 bin saat çalışmak gerektiğinin altını çizen Uğur, “Yani 10 bin saat kuralı ile o işi o kadar çok yapıyorsun ki tecrübe sahibi oluyorsun. Beatles beş parasızken, daha kariyerinin ilk günlerinde bir barda günde 16 saat durmadan çaldılar. Bu durum beş- altı ay böyle sürdü ve sonunda Beatles doğdu” dedi.

Başarısızlık konusunda yaşadığı pişmanlığı ailesinden bir örnekle açıklayan Uğur, şunları söyledi:

“Benim iki kızım var. 3-4 yaşlarında iken boy sorunları olacağını hissettim. Dünyanın en iyi doktorlarını İngiltere’de bulduk. 14 yaşına gelene kadar doktora gittik. Sonra da gördük ki yanlış ata oynamışız. Arkadaşlar bize ABD’ye gidin demişti. Hormon eksikliği varsa hormon tedavisi oluyorsun. İngiltere’de doktor yok demişti ama varmış. Şimdi benim kızlarım ufak tefek, minyon kaldılar. Doğru adama oynamayarak pişman oldum. Bununla birlikte ikisi de ABD’de okuyorlar ve benden çok daha mutlular. Kendi hayatıma ilişkin pişmanlıklarım da var. Genç yaşlarımda daha talepkar olmayı isterdim. İyi bir aile çocuğu olarak büyütüldüm. Sonradan neyin doğru olduğunu görünce ve inanınca, onu yapmaya başladım. Bu davranışı daha erken yaşta yapmayı isterdim. Hayata dair keşkelerimden biri de budur. Yine profesyonel kariyerimde averaj adamlara daha çok tahammül ettiğimi gördüm. Keşke daha az etseydim. Sizi daha çok zorlayan insanlarla çalışmanız gerekiyor. Kurumlar bu konuda özel bir çaba sarf etmezse, averajların yönettiği kişiler oluyor ve başarılar da averaj oluyor.”

Emin Çapa Teknolojik Trendleri Anlattı: “Robot Çağı Gerçekten Başlamış Durumda”

13. Sanayi Kongresi kapsamında CNNTürk Ekonomi Müdürü Emin Çapa, Yeni Teknoloji Trendleri: “Gelecek Neler Getirecek” başlıklı bir oturum gerçekleştirdi. Çapa yeni nesil teknolojik gelişmeler konusunda bir sunum yaptı ve 3D printer’larla organ basımı yapılacağına, dünyanın yeni enerji üretimi yöntemleri konusunda nasıl gelişme gösterdiğine ve eğitimdeki vasatlık konusuna değindi.

Emin Çapa konuşmasında Türkiye’nin ilk kez Nobel ödüllü bir bilim adamına sahip olması nedeniyle heyecan duyduğunu ifade ederek bir eleştirisini de şöyle dile getirdi: “Tabii şunu da not etmek istiyorum. Türkiye Nobel ödülüne ülke olarak kaydedildi ama üniversite olarak kaydedilmedi. Şu soruyu sormak isterim: Acaba Aziz Sancar hocamız Türkiye'de bir üniversitede olsaydı bu Nobel’e aday olacak araştırmaları yapabilir miydi, yoksa üniversite bürokrasisiyle mi uğraşırdı” dedi.

Eğitim sistemini eleştiren Çapa şöyle konuştu: “PISA testi, çocukları kendi dillerinde fen, matematik ve anlama konusunu ölçüyor. Sonuçlar 7 kategoriye ayrılıyor: en kötüler, kötüler, vasatlar, ortalar, iyiler ve en iyiler. Türk çocukları fen bilimlerinde 43. sırada, matematikte 44., okuduğunu anlamada 42. sırada. Matematikte 44. olan çocuk sizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine sokabilir mi? Eğer hastaysak doğru teşhisi koymakla başlıyor her şey.”

Dünyanın üç boyutlu printer teknolojisine doğru gittiğini bu teknoloji sayesinde organların basıldığını ve ilk örneğinin bir fare üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Çapa, bunun ileride biyofabrikasyon adıyla üretime geçebileceğine işaret etti. Çapa, bir başka teknolojik ilerleme olarak düşüncelerle araçları kontrol edebilme olarak gösterdi.

Emin Çapa şöyle konuştu: “Bir projeyi kafanızda canlandıracaksınız ya da çocukluk anınızı, bunları bilgisayarda seyrettireceksiniz. Neden bahsettiğimi bir düşünün. Şu anda, robot çağı gerçek anlamda başladı. Türkiye'de farkında değiliz. Bunlardan biri Pepper adlı bir robot, insana çok benziyor. Ayrıca bir başka robot daha var. Japonya yaşlanan nüfusa karşı göç almak istemiyor. Yaşlılara nasıl bakacak. Bir robotları var, tekerlekli sandalye, tuvalete gidiyor, arkası ayağa kalkıyor, sizi oturtuyor, sonra bittiğinde tekrar kalkıyor sizi alıyor ve yatağınıza getiriyor. Sonra yatmak istediğinizde basıyorsunuz, uzuyor ve yatağa dönüşüyor. Bu iş inanılmaz bir yere gidiyor.”

Enerji tasarrufuna da değinen Emin Çapa, dünyanın küresel ısınmaya yol açmayacak bir enerjinin peşinde olduğunu vurguladı. Bu konuda çeşitli çevre dostu projeler yapıldığını kaydeden Çapa, “Enerjiyi depolama konusunda bir fikriniz var ise kesinlikle zengin oldunuz. Enerji depolama çözüldüğü anda bir devrim olacak” dedi.

“Vasatlık Çıkış”

13. Sanayi Kongresi’nde ayrıca ünlü oyuncular Sermiyan Midyat ve Demet Akbağ, Vasatlıktan Çıkış adlı bir özel gösterim yaptı. İki sanatçı ülkemizdeki “vasat” durumları çeşitli örneklerle hicvederken izleyicileri kahkahaya boğdu.

Sanayi Kongresi Ali Nesin’in Matematik Şovu ile Son Buldu

13. Sanayi Kongresi’nin son oturumu Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi ve Nesin Matematik Köyü kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin tarafından gerçekleştirilen “Hayat Oyundur, Oyun Matematiktir” oldu. Oturum öncesinde yaklaşık 30 orta okul öğrencisi İzmir Şirince’deki Matematik Köyü’nde iki gün süren matematik eğitimi almış ve Kongre için hazırlanmışlardı.

Sahneye çocuklar ile çıkan Prof. Dr. Ali Nesin, birlikte matematiksel formülleri içeren oyunlar oynadı. Oyunlar ilerledikçe çocuklar kendileri matematiksel çözümler buldu. Nesin, bu yolla oyun oynayarak da çocuklara eğitim vermenin mümkün olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ali Nesin, sadece sonuç odaklı bir eğitim sistemine sahip olduğumuzu ve çocukları düşünmeye yönelten eğitimden uzak olduğumuzu aktardı. Nesin’in matematik formüllerine dayanan oyunlarına seyirciler de çocuklarla birlikte iştirak etti.