İstanbul Sanayi Odası - Çevre Bakanı Murat Kurum’un Katıldığı İSO Meclisi İSO Meclisi, Sanayinin Yerleşim Sorunu İle Çevre Düzenini Ele Aldı

Çevre Bakanı Murat Kurum’un Katıldığı İSO Meclisi, Sanayinin Yerleşim Sorunu İle Çevre Düzenini Ele Aldı

  • Meclis Konuşması
meclis-haziran2019-01

İstanbul Sanayi Odası (İSO), Haziran ayı olağan Meclis toplantısı, 26 Haziran 2019 tarihinde ”İstanbul’un Sanayi Kimliği, Sanayinin Yerleşim Sorunu ve Çevre Düzeni Planı’na Bir Bakış” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Toplantı Salonu’nda yapıldı. İSO Meclis Başkan Yardımcısı Serdar Urfalılar’ın yönettiği Meclis toplantısına Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum konuk olarak katıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum
Çevre ve Şehircilik Bakanı
Murat Kurum

Bakan Kurum Meclis üyelerine yaptığı konuşmada “İstanbul’un bir sanayi geleneği ve vizyonu var. Bu vizyon doğrultusunda bazı sanayi sektörlerimizin İstanbul’un merkezi yerlerinden dışarı çıkarılması, çok daha yeni ve modern alanlara taşınması önemli” diyerek bir müjde de verdi. İSO Yönetiminin uzun süredir dile getirdiği Avrupa ve Anadolu yakalarından birer tane nitelikli sanayi bölgesi oluşturma çalışmaları olduğunu ve kısa sürede bunu sonuçlandıracaklarını söyleyen Kurum “Organize Sanayi Bölgeleri anlamında bir talep söz konusu. Avrupa Yakası’nda 2-3 yeri çalışmış durumdayız. Bu konuda projeler geliştirebiliriz. Hem TOKİ hem İller Bankası Genel Müdürlüğümüz ile Bakanlığımız nezdinde bu talepleri iletebiliriz. Anadolu Yakası’nda da; devletimizin varlıklarını en net şekilde korumak zorundayız ve istihdamı artıracak projelerde sektörlerimizin yanındayız. Sanayicimizin yeni yatırım yapacağı neresi varsa bu noktada biz sanayicilerimizle ortak proje geliştirebiliriz. Bununla ilgili birlikte çalışabiliriz. Hem 49 yıllık kiralama modeliyle olabilir hem TOKİ ve milli emlak genel müdürlüğü bünyesinde yapabiliriz” dedi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan
İSO Başkanı
Erdal Bahçıvan

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul ve çevresinin endüstri iş gücünün yüzde 50’sini barındırdığına dikkat çekerek “İstanbul sanayisinin bu ülkenin vazgeçilmezi olduğu gerçeğine bağlı bir İstanbul vizyonu geliştirilmeli. İstanbul sanayisi ve üretimi ile çevre arasında bir tercih yapılmamalı. Tüm kurumların katkısıyla hazırlanacak ve kentsel dönüşümle birlikte ele alınacak bir planlamaya ihtiyacımız var” dedi ve şunu ekledi: “Sanayi alanların şehir yüzölçümlerine oranı Berlin’de yüzde 1,5, Londra’da yüzde 3 iken, İstanbul’da yüzde 1,5. İstanbul’un sahip olduğu oranı eleştirmek yerine daha da güçlendirmemiz gerekli.”

İSO Haziran ayı olağan Meclis toplantısı İSO Meclis Başkan Yardımcısı Serdar Urfalılar tarafından açıldı. Urfalılar özetle şunları söyledi:

“Bu ayki meclis toplantımızda ana gündemimiz: İstanbul’un sanayi kimliği, sanayinin yerleşim sorunu ve çevre düzeni planı. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki: Sanayi altyapısı ve bilimsel donanımı bakımından da İstanbul, ülkemizin açık farkla en gelişmiş lider şehri olma özelliğini taşıyor. Özetle söyleyecek olursam İstanbulumuz güçlü sanayisi ve üretimi olan bir şehirdir ve öyle olmaya devam etmesi hem İstanbul hem de ülke ekonomisi açısından bir zorunluluktur.

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Serdar Urfalılar
İSO Meclis Başkan Yardımcısı
Serdar Urfalılar

Biri Avrupa diğeri Asya’da olmak üzere İstanbul’daki sanayimizin dönüşümüne imkân sağlayacak iki OSB’nin ivedilikle kurulmasını sanayiciler olarak önemsiyoruz. Emlak Sanayi modeliyle kiralama yoluyla uygun arazilerin, projelerine göre özel sektöre tahsis edilerek, uzun vadeli sanayi arsası ve fabrika binası teminine olanak sağlanmalıdır. İstanbul Sanayi Odası’nın bu konudaki görüş ve önerileri bir an önce hayata geçirilirse sanayimiz ve ekonomimiz kazançlı çıkacaktır. Deprem hem toplum hem de sanayimiz için İstanbul’daki risklerin maalesef en başında gelmeye devam ediyor. Kentsel dönüşüm bu alandaki riskin azaltılmasına yönelik çok önemli bir adımdır. Öte yandan zorunlu deprem sigortası konusunda İstanbul halkının daha fazla bilinçlendirilmesine önem verilmelidir.”

Serdar Urfalılar Meclisi açış konuşmasının ardından gündeme ilişkin konuşmasını yapmak üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. Bahçıvan, günümüzde dinamik bir şehircilik anlayışı değer kazanırken akıllı şehirler kavramının da tüm dünyada öne çıktığını söyledi. Akıllı şehir yönetiminin şehir hayatının olanaklarını ve kaynaklarını en verimli şekilde değerlendirmeyi amaçladığını belirten Bahçıvan, ayrıca; altyapı, ulaşım, ekonomik faaliyetler gibi alanlarda anlık veri toplanması ve değerlendirilmesini de içerdiğini ifade etti.

“Zira sanayicimiz, özellikle gelişmiş bölgelerde yaptığı yatırımlarda sermayesinin büyük bölümünü yüksek bedelli arsa ve gayrimenkul yatırımına harcamakta, bunun neticesinde de gelecek yıllar için kullanması gereken finansman kaynağını heba etmektedir.” Diyen İSO Başkanı Bahçıvan, bu konuda İSO olarak yıllardır dile getirdikleri çözümü şöyle dile getirdi:

“Dünden bugüne İstanbul sanayisine bakıldığında yerleşik olmayan, tabiri caizse göçebe olmak zorunda bırakılan bir sanayinin varlığı söz konusudur. Sanayi, zamanla şehir merkezinde sıkışmış, çevresinde oluşan konut yerleşimleri nedeniyle sürekli dış çeperlere doğru yer değiştirmek zorunda kalmış ve maalesef yerleşik bir düzene kavuşamamıştır. Ne yazık ki bu yerleşiklik sorunun varlığı ciddi bir kaynak israfına yol açmakta, sektörün nesillerden nesillere aktarımı konusunda engel teşkil etmekte ve sanayi ekosistemini etmektedir. Sanayiye yerleşiklik kazandırmak noktasında en etkili çözüm organize sanayi bölgeleridir. İstanbul Sanayi Odası olarak biri Avrupa diğeri Asya yakasında olmak üzere İstanbul’da iki yeni OSB kurulması talebimiz bulunmaktadır.  Sanayicimiz için yeni yatırım alanları oluşturulurken bu alanların nasıl tahsis edileceği de üzerinde önemle durulması gereken konulardan biridir.  Odamızın uzun süredir gündemde tuttuğu “Emlak Sanayi” modeliyle, uygun devlet arazilerinin ve üzerine kamu tarafından inşa edilecek fabrika binalarının sektörlere göre özel sektöre uzun süreli kiralama yöntemiyle tahsis edilmesi bu soruna kalıcı çözüm olacaktır. Bu modelin en büyük faydası, o arazinin 49 yıl veya daha uzun yıllar boyunca fabrikaya ve üretime hizmet vermesinin de garanti altına alınmasıdır. Böylece söz konusu arazi, rant değerinin yükselmesinden ötürü tapu sahibinin sanayi dışı farklı projeler gerçekleştirebileceği bir cazibe alanı olmaktan çıkacak, sanayicimizi sermayesini arsaya ve binaya bağlamamış olacaktır.

İstanbul’un akıllı şehir olma özelliğini geliştirmek için ilgili kurumların güncel olarak sergilediği çabaların geleceğe yönelik bir vizyon getirmesi bakımından da son derece önemli olduğuna işaret eden Bahçıvan, akıllı şehir kapsamındaki çalışmalarda sanayinin de yer almasının gelecek adına şüphesiz çok büyük faydalar sağlayacağını dile getirdi.

İstanbul Sanayi Odası olarak, İstanbul’da sanayinin yeniden yapılandırılmasına yönelik bütüncül bir bakışa sahip olduklarına dikkat çeken Bahçıvan, sanayinin, doğal ve tarihi varlıklar gibi İstanbul’un kimliğini oluşturan diğer değerlerle bir arada yaşaması gerektiğine inandıklarını kaydetti. Bahçıvan, bu anlayıştan hareketle, sanayi ve üretim ile çevre arasında bir tercih yapma zorunluluğunun asla söz konusu olmadığını ve olmaması gerektiğini vurguladı.

Şehrin tarihi mimarisi yanında, çağın gerektirdiği mekân ihtiyacının karşılanması, etkin ulaşım sistemi, yeşil alanlar ve meydanların da bir kentin olmazsa olmazları olduğunu ifade eden Bahçıvan, bir taraftan şehrin tarihten gelen ruhunu korurken öte taraftan modern zaman insanının ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini anlattı. Bahçıvan, “İşte bu sebeple planlama ve kentsel dönüşüm bir arada ele alınmalıdır. Kentsel dönüşüm; planlamadan bağımsız yürütülmemelidir. Parçalı değil bütüncül, kapalı değil tüm paydaşları kapsayan, tek kurum tarafından değil tüm kurumların katkısıyla hazırlanmış bir planlamaya ihtiyacımız olduğunu açıkça ifade etmek istiyorum. Elbette ilk önceliğimiz İstanbul’un ekolojisinin korunmasıdır. Ekoloji ve ekonomi arasında bir çatışma, bir mağlup veya kazanan olması gerekmez. İyi bir planlama ile çevrenin korunduğu ama aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan bir sanayileşmenin devam etmesi rahatlıkla sağlanabilir” şeklinde konuştu.

Dünya örneklerine bakıldığında sanayi alanlarının şehir yüzölçümlerine oranının Berlin’de yüzde 1,5, Londra’da ise yüzde 3 olduğu bilgisini veren Bahçıvan, bu oranın İstanbul’da ise yaklaşık yüzde 1,5 olduğunu ve İstanbul’un sahip olduğu oranı eleştirmek yerine daha da güçlendirmeleri gerektiğini söyledi. Bahçıvan, Çevre Düzeni Planı’nın İstanbul’un ve İstanbul sanayisinin Türkiye ekonomisinin itici gücü olduğu gerçeğini göz ardı ettiğine dikkat çekti. Merkezi yönetimin, İstanbul’un planlanması noktasında tasarruflarının elbette önemli olduğunu belirten Bahçıvan, her bakanlığın kendi iştigal konusuna göre plan yapması durumunda ise bu planların birbirleriyle örtüşmeyebileceğine dikkat çekti.

İstanbul sanayisinin bu ülkenin vazgeçilmezi olduğu gerçeğine bağlı bir İstanbul vizyonu geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, şu anda revize edilmekte olan Çevre Düzeni Planı çalışmalarını bunun için önemli bir şans olarak gördüklerini aktardı. Bahçıvan, dünya kaynak kullanımının daha da önem kazandığı bir süreçte israfın önlenmesi, atığın azaltılması ve atıkların dönüştürülmesini kapsayan atık yönetim felsefesinin kamuda, mahalli idarelerde, sanayide ve tüm bina ve yerleşkelerde yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Bahçıvan şöyle devam etti:  

“Yeşil ekonomi ve yeşil işler bugünün sanayi yapısının da değişmesine sebep olmaktadır. Sürdürülebilirlik noktasında iş dünyasının çözümün bir parçası olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu konuda çalışan, AR-GE projeleri yürüten sanayi kuruluşları özel teşviklerle desteklenmelidir. Bugün atık yönetiminde başarı sağlamış ülkelerin uygulamaları incelendiğinde; başarının vatandaşlara da atıkları oranında sorumluluk vererek sağlandığı görülmektedir. Atığı azaltmaya yönelik motivasyonları hareket geçirmediğimiz, talep taraflı stratejiler geliştirmediğimiz müddetçe ne kadar geri kazanım tesisi kurulursa kurulsun artan nüfus ve tüketim eğilimi karşısında yetersiz kalacağı bir gerçektir. Üretilen ürün başına belirlenen bedel karşılığı alınacak katılım payı, söz konusu sektörler için maliyet artışlarını da beraberinde getirecektir. Hali hazırda zaten atık bertaraf maliyetine katlanan sektörlerimizden ikinci kez bedel alınmasının ve çevre koruma konusundaki maliyetin birkaç sektör tarafından karşılanmasının adil olmadığı düşüncesindeyiz.”

Sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi.

Ülkemizin ve şehirlerimizin sorunlarını, taleplerini, beklentilerini konuştuklarını, tartıştıklarını ve birlikte çözüm yolları geliştirdiklerini belirten Kurum, İstanbul Sanayi Odası’nın da bu kurumların başında geldiğini söyledi. Bugün İstanbul Sanayi Odası’nın giyim eşyalarından makineye, kimyasal ürünlerden plastik sanayisine kadar yüzlerce sektörden oluşan bir kurum olduğuna değinen Kurum, İstanbul Sanayi Odası çatısı altında toplanan değerli iş insanlarının yatırım, ihracat, istihdam dinamikleriyle geleceğin de güvencesi olduğunu anlattı.

Kurum, “Sizler ürettiğiniz, istihdamı artırdığınız, ihracatı yükselttiğiniz, yeniliklere açık olduğunuz sürece Allah’ın izniyle bu ülkenin ve milletin önünde kimse duramaz. Türk malı ibaresi artık dünyanın dört bir yanında kalitenin sembolü haline gelmişse, bu başarının altında sizlerin imzası vardır. Bugün ülkemizin itibarı, iftihar verici bir seviyeye ulaşmışsa, bunda dünyada ayak basmadık yer bırakmayan siz değerli kardeşlerimizin çok büyük emeği ve katkısı vardır. Bu vesileyle, geçmişten bugüne, ülkemizin kalkınmasında, büyümesinde rol almış olan tüm sanayicilerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.

Geçmişten bugüne İstanbul’da devlet ve özel sektör işbirliğiyle birçok sanayi alanı ürettiklerini hatırlatan Kurum, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’den İSTOÇ’a, Tuzla’dan Dudullu’ya, Gaziosmanpaşa’dan Beylikdüzü’ne kadar toplam 2 bin 410 hektar büyüklüğünde bir alanı, sanayiye ve sanayicimize kazandırdıklarını dile getirdi. Kurum diğer taraftan, İstanbul’un yakın çevresinde de Gebze, Dilovası, Çorlu, Çerkezköy’de de birçok sanayi alanları olduğunu aktardı. Tekirdağ’da yaklaşık 10 milyon metrekare bir sahanın da Organize Sanayi Bölgesi amaçlı kamulaştırılmasına yönelik çalışmalar başlatıldığının bilgisini veren Kurum, Arnavutköy Ömerli bölgesinde yaklaşık 1 milyon metrekare alanın da lojistik amaçlı kamulaştırılmasına ilişkin çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.  

İstanbul’un sanayinin lokomotifi ve amiral gemisi olduğunu vurgulayan Kurum, bugün İstanbul’un sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 35’ini gerçekleştirdiğini belirterek Türkiye sanayi sektörü istihdamı içindeki payının ise yaklaşık yüzde 17 olduğunu hatırlattı. Kurum, bu oranlar ışığında; İstanbul sanayisine yapılacak her desteğin, Türkiye’ye katlanarak geri döneceğinin altını çizdi.

İstanbul sanayisinin geleceğini yakından ilgilendiren ve 2009 yılında yapılan Çevre Düzeni Planı’nı, bu planda bulunan sanayi alanlarına dair ilkeleri ve ortaya koydukları çabayı paylaşan Kurum, “Ülke genelinde onaylanan çevre düzeni planlarında; sanayi alanlarının yer seçimi de dâhil olmak üzere mekânsal planların yönlendirilmesine ilişkin çalışmaları Bakanlığımız yapıyor. İstanbul Çevre Düzeni Planı incelendiğinde, ana stratejimiz; sanayi sektörünün yapılaşmasının daha sağlıklı hale getirilmesi ve yapısal dönüşümünün sağlanmasıdır. Tabi şunu belirtmekte fayda var. Güçlü şehirler ancak güçlü sanayilerle oluşur. Yani güçlü bir İstanbul istiyorsak, sadece planlamayla yetinemeyiz. Planlamanın yanında, sanayi politikalarının da bu planları ve hedefleri desteklemesi şarttır. Burada konuya bütünsel bakmamız gerekiyor” dedi.

Kurum şöyle devam etti:

“İstanbul’un bir sanayi geleneği ve vizyonu var. Bu vizyon doğrultusunda bazı sanayi sektörlerimizin İstanbul’un merkezi yerlerinden dışarı çıkarılması, çok daha yeni ve modern alanlara taşınması önemli.

Örnek olarak Konya'da, büyükşehir belediyemizle bakanlığımız arasında Yeni Motorlu Küçük Sanayi Sitesi protokolünü imzaladık. Yaklaşık 1 milyar lira değerinde projemizle, Konya sanayisini büyütüyoruz. Konya’da şehir merkezinde bulunan eski sanayi sitesini şehir dışına taşıyoruz, bu sayede hem istihdamı artırıyor hem şehrimizi kentsel dönüşüm anlamında yeni yaşam alanlarına kavuşturuyoruz. Bunun yanında, devir işlemleri tamamlanan İstanbul Arnavutköy Hadımköy’de bulunan 1.5 milyon metrekarelik alanın planlama çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah, satış faaliyetlerine ağustos ayında, inşa faaliyetlerine de ekim ayında başlıyoruz. İstanbul’da şehir içinde sıkışmış sanayi alanlarımızın şehir dışına taşınması noktasında çok büyük bir adımı atmış olacağız. Teknolojik nitelikleriyle, modern yapılaşmasıyla ideal bir projeyi hayata geçirerek diğer illerimize de örnek olacağız.”

İstanbul’un, küresel platformda rekabet üstünlüğü sağlamasını istediklerini belirten Kurum, bunun yolunun da kapsamlı bir dönüşüm yapmaktan geçtiğini söyledi. Kurum hiç kimsenin şüphesinin olmaması gerektiğini ve sanayinin yapısal dönüşümünü doğru yöneteceklerini anlattı. Bu kapsamda; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile 30 Ekim 2018 tarihinde son derece kritik bir inisiyatif aldıklarını ve "Sanayi Yatırım Alanlarının Belirlenmesi ve Geliştirilmesine İlişkin İşbirliği Protokolü"nü imzaladıklarını dile getirdi. Kurum, bu protokolü; kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak için; sanayi yatırımlarının doğru mekânsal stratejilere göre planlanması için yaptıklarını ekledi.

Kurum şöyle devam etti:

“Doğru adımlar atarak, hem milli sanayi stratejilerimiz doğrultusunda hareket ediyoruz, hem de sanayi yatırımlarımızın yönlendirileceği hazine arazilerini tespit ediyoruz. Bu alanlarda yapacağımız yatırım türlerimizi yine belli bir stratejiye göre belirliyoruz. Şu an; sanayi sitelerinin kent içerisinden çıkarılmasına ilişkin belirlenecek rezerv yapı alanlarında dönüşüm uygulamalarımızı yürütüyoruz. Yeni sanayi alanlarının belirlenmesine yönelik çalışmalarımızı da aksatmadan yerine getiriyoruz. Şu ana kadar 26 ilimizde çalışmalarımız başladı, tüm illerimizde bu çalışmaları yapma ve tamamlama konusunda kararlıyız. İstanbul’un Sanayi Kimliğini ve Geleceği’ni en köklü, en etkin ve en verimli şekilde dönüştüreceğiz. Bu noktada İstanbul Sanayi Odamızın da bizlere her konuda destek vereceğine inanıyorum. Şimdiden destekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ardından kürsüye gelen İSO Meclis Üyeleri gündem ile ilgili görüşlerini paylaştı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach