İSO, Ekim Ayı Meclisi'nde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı Konuk Etti

  • Meclis Konuşması
meclis-2018ekim-01

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), Ekim ayı olağan Meclis toplantısı, 24 Ekim 2018 tarihinde “Güçlü Bir Sanayi Ülkesi Olmak Yolunda Yeni Hamlelere Odaklanmak” ana gündemi ile Odakule’de yapıldı. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay’ın yönettiği Meclis toplantısının konuğu Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank oldu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kamunun en önemli görevlerinden birinin, yeni dönemin ruhunu yansıtacak şekilde, bürokratik engelleri en aza indirip, taraflar için kalıcı ve verimli çözüm önerileri getirmek olduğunu belirterek “Proaktif olacağız derken aslında tam da bunu kast ediyorum” dedi. Kalkınma ve refah artışında itici gücün sanayi olması gerektiğine inandığını anlatan Varank, sanayinin gücüne güç katmak ve rekabeti artırmak için, üretimde yapısal dönüşümü gerçekleştirmek zorunda olduklarını kaydetti. Varank, büyük ve güçlü Türkiye hedefine giden yolun buradan geçtiğini ifade etti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank
Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Mustafa Varank

Yapısal dönüşümde üç temel stratejilerini yüksek katma değerli üretim, sanayide verimlilik artışları ve dijital dönüşüm olarak sıralayan Varank, üretim reformunu, “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonuyla hayata geçirerek, kısa-orta ve uzun vadeli adımlarını bu bilinçle atacaklarını söyledi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, meclis toplantısında yaptığı konuşmada ekonomik büyümedeki ivme kaybının belirgin şekilde hızlandığını, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI başta olmak üzere ekonomide tüm öncü göstergelerin üçüncü çeyrekte yüksek enflasyonla birlikte 2009 krizinden bu yana en zayıf büyümenin yaşanacağına işaret ettiğine dikkat çekti.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

Hükümetin ekonomide çarkların yeniden dönmesini sağlamak için aldığı çeşitli önlemler ve attığı adımlarla geçen aylardaki dalgalanmanın ardından son dönemlerde finansal piyasalarda bir dengelenme sürecinin yaşandığına işaret eden Bahçıvan “Finansal piyasalarda bu süreç yaşanırken reel sektör ve sanayimizi ilgilendiren konular gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Finansal dengelenme var, ama reel sektörün dengeleri oturmuş değil” diye konuştu.

İSO Ekim ayı olağan Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından açıldı. Okyay, meclis gündemi ile ilgili özetle şunları söyledi:

İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay
İSO Meclis Başkanı
Zeynep Bodur Okyay

“Her şeyin başı güven ortamı. Önümüzdeki sürecin kolay olmayacağı aşikar. Reel sektördeki bozulma, bankacılık sektöründen gelen sinyaller, daha önce geliyorum diyen küresel likidite sıkıntısı hepimizi etkiledi. Tabii ki bu gelişmelerden yılmamalıyız. Yaşanan likidite sorunu finansal sistemi etkiliyor. Biz burada İSO olarak ülkemizin hedefleri için her türlü desteği, elimizden gelen gayreti yapmaya çalışıyoruz. Gün sanayiye sahip çıkma günüdür. Sanayi bu ülkede ekonominin omurgasıdır. Ancak sanayinin ciddi bir dönüşüme ihtiyacı var. Evet, çok yol katettik ama o kadar çok gelişme oluyor ki buna ayak uydurmak çok güç ancak tüm bunları takip etmek hepimizin görevi.”

Okyay’ın konuşmasının ardından İSO Genel Sekreter Vekili Haktan Akın tarafından İSO’nun faaliyetleri ve projeleri ile ilgili bir sunum yapıldı. Meclis Başkanı Okyay daha sonra Meclis gündemine yönelik konuşmasını yapmak üzere İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. Bahçıvan konuşmasında dünya ve Türkiye’deki güncel ekonomik gelişmelere değinirken, zorlu küresel koşullar altındaki Türkiye’de ekonomik büyümedeki ivme kaybının belirgin şekilde hızlandığını söyledi. Ekonomik aktivitenin öncü göstergesi olan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI’ın eylülde 42,7 ile Mart 2009’dan beri en düşük seviyesine gerilediğini hatırlatan Bahçıvan, PMI’ın üst üste altı aydır 50 eşik değerinin altında kalarak sektördeki zorlu faaliyet koşullarını açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.

Alınan önlemlerin ve atılan bu adımların etkisiyle geçtiğimiz aylardaki dalgalanmanın ardından son dönemlerde finansal piyasalarda bir dengelenme süreci yaşandığına dikkat çeken Bahçıvan, finansal piyasalarda bu süreç yaşanırken reel sektör ve sanayimizi ilgilendiren konular gündemdeki yerini korumaya devam ettiğini vurguladı. Bahçıvan ”Evet, finansal dengelenme var, ama reel sektörün dengeleri oturmuş değil” dedi.

Enerji başta olmak üzere özellikle kamu kaynaklı girdi fiyatlarındaki artışların sanayici üzerindeki maliyet baskısını artırırken, borç-alacak zincirinde kırılmalar yaşandığına, konkordato yoluna başvuranların arttığına, nakit akımları ve teminatlar konusunda yaşanan sorunların ağırlaştığına dikkat çeken Bahçıvan, öte yandan üreticilerin maliyet-fiyat dengesizlikleri yaşadığını, taze kredi bulma ve yeniden yapılandırma konusunda iş dünyası ve bankaların karşı karşıya gelmeye devam ettiğini anlattı.

Faizlerin yüksek seyrini koruduğunu ve kredi büyüme hızının negatif seyrettiğini aktaran Bahçıvan, ticari kredi faizlerinin yüzde 35’leri, tüketici kredi faizlerinin ise yüzde 40’ları aştığını ifade etti. Kredi büyüme hızının özel bankalarda eksi yüzde 13 düzeyinde iken, kamu bankalarında ise yüzde 3,7 ile pozitif ayrıştığına işaret eden Bahçıvan, bu oranların 2009 küresel krizinden bu yana en düşük seviyeler olarak dikkat çektiğini belirtti. Bunun aynı zamanda bankaların kredi verme isteksizliğini de açıkça ortaya koyduğuna dikkat çeken Bahçıvan, bu süreçte sanayinin yanında daha duyarlı bir şekilde durmaya özen gösteren kamu bankalarının hakkını teslim etmek istediğini söyledi.

Bahçıvan, sanayinin birikmiş KDV alacaklarının bir teminat aracı olarak kullanılması gerektiğini düşündüklerini dile getirdi. Bütçeden herhangi bir nakit çıkışı gerektirmeyen bu öneri ile piyasada limit sıkıntısı çeken sanayicinin kendi alacağı olan KDV tutarını yeni teminat olarak kullanabileceğini aktaran Bahçıvan, yine şirketlere özkaynaklarını güçlendirilmesi amacıyla sermaye sağlanması durumunda teşviksel destek sağlanması seçeneğinin de düşünülmesi gerektiğini anlattı.

Türkiye için güçlü bir sanayi ülkesi olması hedeflenirken, ekonomide yeni bir başarı hikayesi planlanırken, sanayinin geleceği tartışılırken; bu hedef, plan ve tartışmaların dünyadaki gelişmelerle uyumlu olmasının büyük bir önem arz ettiğini belirten Bahçıvan, şöyle devam etti:

“21. yüzyıl pek çok alanda olduğu gibi üretim ve sanayi anlayışında da büyük değişimleri beraberinde getiriyor. Bu yüzyılın üretim ve sanayi anlayışı eskisinden gerçekten çok farklı. Ucuz işgücü ve ucuz ham maddeye dayanan eski üretim tarzı, yerini artık temel unsuru bilim ve teknolojiye dayalı yüksek katma değer olan bir sanayiye bırakıyor. Şunu açık bir şekilde ifade etmekte fayda görüyorum: Düşük katma değerli geleneksel bir üretim yapısını sürdürerek artık küresel rekabette yer almak mümkün değil. Rekabet her geçen gün artarken, ne mutlu, sanayicilik yeni nesil bir anlayışla tüm dünyada yeniden değer kazanıyor. Diğer yandan, sürdürülebilir bir ekonomik büyümeye en istikrarlı ve en kaliteli katkıyı sanayinin yapabileceği anlayışı giderek daha fazla kabul görüyor. Bizim de bu anlayış ve kabul doğrultusunda tüm dünyadaki değişime ayak uydurarak, başkalarının ürettiği teknolojiyi tüketen olmaktan hızla çıkıp, kendi yüksek milli teknolojimizi geliştirmemiz gerekiyor.”

Büyük hedeflere sahip, genç nüfusu olan bir Türkiye için çok şikayetçi oldukları orta gelir tuzağını ve düşük büyümeyi artık kabul edilemez gördüklerinin altını çizen Bahçıvan, Türkiye’nin güçlü sanayi ülkesi olma yolunda üretimde niteliği artırma zorunluluğuyla karşı karşıya olduğuna değindi. Bahçıvan, bilim ve teknoloji kaldıracını üretime taşıyarak, düşük büyümenin panzehirleri olarak önerilen; beşeri sermayenin eğitim yoluyla güçlendirilmesi, AR-GE, tüm üretim ve hizmet süreçlerinde teknoloji içeriğinin yükseltilmesi konularına en fazla odaklanmaları gereken unsurlar olması gerektiğini söyledi. Bahçıvan, “Böyle bir odaklanmanın nitelikli üretime kapı aralayacağını bilmem söylememize gerek var mı? Şu konuda sanırım hepimiz mutabıkız: Yüksek katma değerli ürünlerin payının arttığı nitelikli ihracat, olmazsa olmazımızdır. İmalat sanayinin gayrisafi milli hasıla içinde yüzde 18 civarında olan payını tekrar yüzde 25’ler seviyesine çıkarmak öncelikli hedefimizdir. Öte yandan, yüksek teknolojili sanayi ürünlerinin ihracat içindeki payını, bugünkü bulunduğu yüzde 4 seviyesinden çok daha yükseğe çıkartmamız gerekmektedir” dedi. 

Teknoloji ve yüksek katma değerli üretimin bu dönemin yeni hikayesinde odağa yerleşirken bilgi ve becerilerini üretime yansıtabilen nitelikli insanın en temel faktör olarak karşılarına çıktığını vurgulayan Bahçıvan, çağımızda bu hedeflere ulaşmanın ancak ve ancak nitelikli insana yatırım yapmakla mümkün olduğunun altını çizdi. Bahçıvan, üniversite ve meslek lisesi eğitimlerinin nitelikli insan, nitelikli işgücü ihtiyacına cevap verecek şekilde kesinlikle gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bahçıvan, üniversiteler konusunda daha önce yaptıkları bir öneriyi tekrarlayarak ”Türkiye’de artık ‘seçkin üniversiteler ligi’ oluşturulmalı ve gelişmiş ülkelerdeki gibi araştırma ve eğitim üniversiteleri birbirinden ayrılmalıdır. Şu bir gerçek ki; Bunu yapan ülkeler dünyada daha rekabetçi konuma ulaşıyor” sözlerini kullandı.

Sonrasında kürsüye gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, uluslararası rekabet güçlerini ve dünya ihracatından aldıkları payı artırmak için, yüksek katma değerli bir yapıya geçmek zorunda olduklarını söyledi. Varank, yerlileşme, teknoloji üretimi, tasarım ve markalaşmayı bu dönüşümün temel eksenleri olarak gördüklerine dikkat çekti. Sanayinin ithalat bağımlılığını azaltmak üzere, uçtan uça Yerlileşme Programı’nı yakında ilan edecekleri bilgisini veren Varank, amaçlarının yurt içi sanayide orta-yüksek ve yüksek teknolojili üretimin payını uluslararası pazarlara entegre bir biçimde artırmak olduğunu söyledi.

Önümüzdeki dönemde yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin üretileceği endüstri bölgeleri kurulmasına yönelik çalışmalarının süreceğini belirten Varank, sanayicilerin talepleri ve yapısal dönüşüm önceliklerini göz önünde bulundurarak; küresel rekabette “Biz de varız” demeye devam edeceklerini vurguladı.

Sanayiciye uygun finansman modeli üzerinde çalıştıklarını ve en kısa zamanda bu modeli ilgili tarafların görüşüne sunmayı hedeflediklerini anlatan Varank, bu dönüşümü gerçekleştirdiklerinde hem enerji verimliliğinin artacağını hem de sanayicilerin maliyetlerinin düşeceğini ifade etti. Varank, dijital dönüşüm araçlarını somut politika çıktıları üretmek için kullanacaklarını ve adlarına yaraşır biçimde kamuda öncü olacaklarını dile getirdi. 

Önümüzdeki dönemde, gerçek zamanlı etkileşim sayesinde daha akıllı, daha hızlı ve daha verimli iş süreçleri oluşacağından bahseden Bakan Varank, bu sayede de yüksek kalitedeki ürünlerin düşük maliyetlerle üretileceğini anlattı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank sözlerine şöyle devam etti: 

“Türkiye, sanayide dijital dönüşümü gerçekleştirirken, bir taraftan küresel rekabet iddiasını sürdürecek. Ama diğer taraftan da kendi hedeflerimiz, imkân ve kabiliyetlerimiz doğrultusunda ilerleyeceğiz. Başka ülkelerin gittiği yolları kopyalamak yerine, kendi yol haritamızı takip edeceğiz. Her bir yeni teknoloji alanında temel bilimsel çalışmalardan, prototip üretimine kadar fikrimizi, mesaimizi ve sermayemizi olabilecek en üst seviyelere çıkaracak; milli teknoloji hamlemizi bu inançla tasarlayacağız. Bakanlığımız, reel sektörün envanteri olan Girişimci Bilgi Sistemi’ni hizmete sundu. Böylelikle, 3 milyonu aşkın girişimin ekonomik faaliyet bilgilerini veri tabanımızda toplulaştırarak detaylı analizler yapabiliyoruz. Önümüzdeki dönemde GBS ile veri madenciliği ve yapay zekadan da faydalanarak, sanayi ve teknoloji politikalarımıza ilişkin karar alma süreçlerini kolaylaştıracağız. Başka bir deyişle, dijital dönüşüm araçlarını somut politika çıktıları üretmek için kullanacak, adımıza da yaraşır biçimde kamuda öncü olacağız. Bu toplulaştırılmış verileri sektörel boyutta aşamalı olarak, kamuoyunun hizmetine sunup, girişimcilerimizin ve yatırımcılarımızın da faydalanmasını sağlayacağız.”

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede
Sanayi ve Teknoloji Bakan
Yardımcısı Hasan Büyükdede

Bir süre önce Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcılığı görevine getirilen İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, yeni görevinden dolayı İSO Meclisi’ne bir veda konuşması yaptı. Büyükdede konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda kendisi gibi görev alan üç Bakan Yardımcısının da İstanbul’dan olmasının İstanbul için şans olduğunu söyledi. Yoğun temposundan dolayı İSO Meclis Başkanlık Divanı görevine devam etmeyeceğini ancak her konuda sanayicilere hizmet etmeye devam edeceğini kaydeden Büyükdede, kendisinin yerine gelecek arkadaşının bu görevi layıkıyla yerine getireceğini dile getirdi. Yönetmeliklerin hazırlanmasında İSO Üyesi 25 sanayiciden kendi sektörlerinden görüş aldıklarını kaydeden Büyükdede, aldıkları kararları ve çıkardıkları yönetmelikleri birlikte yaptıklarını anlattı.

Konuşmaların ardından kürsüye gelen İSO Meclis Üyeleri, İSO Meclis Çalışma Grupları’nın yaptığı çalışmaları ve sorunlara çözüm önerilerini sunum olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a takdim etti. Ayrıca birçok farklı sektörü temsil eden Meclis üyeleri de kürsüye gelerek güncel konularla ilgili düşüncelerini ve yaşadıkları sıkıntıları Bakan Varank’a aktarma fırsatı buldu.