İSO’nun Ağustos Meclisi’nde “Teknoloji ve Yeni Sanayileşme Perspektifi” Konuşuldu

  • Meclis Konuşması
meclis-agustos2017-01

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Ağustos ayı olağan Meclis toplantısı 23 Ağustos 2017 tarihinde “Küresel Rekabet ve Nitelikli Üretim İçin Bilim ve Teknolojinin Işığında Yeni Bir Sanayileşme Perspektifi” ana gündemi ile Odakule’de gerçekleşti. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından yönetilen toplantının konuğu TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız oldu.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Ağustos Meclisi’nin gündemine ilişkin yaptığı konuşmada, dünya gündeminde yer alan yapay zekanın üretim ekonomisi üzerindeki risklerine dikkat çekti. “Sosyal ve siyasal kurumlarımızla olası olumsuzlukları önleyecek tedbirler düşünüyor muyuz? Robotik teknoloji gelişmeleri, gelecekte sanayi kuruluşlarının istihdam yaratma kapasitesini daha da azaltabilir” diyen Bahçıvan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de zamanın ruhuna uygun olarak bir sanayileşme perspektifi benimsememiz ve bunu bilim, teknoloji ve inovasyon politikalarıyla entegre bir halde kurgulamamız gerekiyor. Dijital devrime dayanan yeni perspektif, kalkınma stratejimizin merkezinde yer almalıdır.” 


TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız

Ağustos meclisinin konuğu TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız da konuşmasında geleneksel sektörlerden vazgeçmeden ancak bu sektörlerin inovatif bir yaklaşımla katma değeri yüksek hale getirilmeleri gerektiğini söyledi. KOBİ’lerin önemine de değinen Altunyaldız, KOBİ’leri bir fidan olarak gördüklerini ve onları bolca sulayarak çınar haline getirmek istediklerini kaydetti.

İstanbul Sanayi Odası Ağustos ayı Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından açıldı. Meclis oturumunu açarken gündemle ilgili konuşan Okyay şunları söyledi:


İSO Meclis Başkanı
Zeynep Bodur Okyay

“Artık hiçbir şey, ülkelerin rekabet güçlerini, teknolojik gelişmişlik kadar belirlemiyor. Küresel katma değer zincirinde daha büyük bir paya sahip olmak ve avantajlardan faydalanmak için ülkemizin rekabet gücünü artırmamız gerekiyor. Teknolojiyi tüketen değil, teknolojiyi üreten bir ülke olmak için atmamız gereken adımlar var. Bu doğrultuda, yasal altyapının inovasyon ve gelecek odaklı olarak yenilenmesine ihtiyaç var. Güvenilir, öngörülebilir ve şeffaf yasalar, inovatif olmak için olmazsa olmazdır ama yeterli değildir. Fiziki altyapıda da gelecek odaklı olmalıyız. Yeni yollar, yeni köprülerle birlikte yeni veri otoyolları yapmalı, fiber altyapıyı geliştirmeliyiz. Başında bulunduğunuz Komisyonun, katılımcı bir anlayışla çıkardığı üretimi destek paketinin bu anlayışla hazırlanması, geleceğe olan güvenimizi artırıyor. Üretim destek paketinin, üretim alanlarının artırılması, AR-GE ve inovasyon ortamının desteklenmesi ve iş yapış şekilleri açısından sanayiye destek sağlayacağına olan inancımız tam. İstanbul Sanayi Odası olarak, sanayimizin önünü açacak her konuda işbirliğine hazır olduğumuzu bir kez daha yinelemek isterim.”

İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, konuşmasının ardından, gündem hakkındaki görüşlerini paylaşması için kürsüye İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı davet etti. Sanayiyi geri plana atan ülkelerin günümüzde sadece pişmanlık yaşamadığını ve ekonomik yapılarını yeniden üretim odaklı hale getirmeye çalıştıklarını söyleyen Bahçıvan, dünya genelinde yeni bir sanayileşme heyecanının başladığına işaret etti.  

Bahçıvan, 21’inci yüzyılın sanayi kavramının eskisinden çok farklı olduğuna işaret ederek eskisi gibi daha ucuz işgücüne, daha ucuz ham maddeye dayanarak küresel rekabet dünyasında ayakta kalmanın mümkün olmadığını ifade etti. Artık temel rekabet unsurunun bilim ve teknoloji olan, çok daha sofistike bir sanayileşme anlayışının mevcut olduğunu kaydeden Bahçıvan, dünyada yeni bir sanayileşme perspektifinin ortaya çıktığını aktardı.

Bahçıvan, konuşmasında küresel rekabetin anahtarının artık bilgi ekonomisine dayalı olmaktan, teknoloji üretmekten geçtiğini ve bu trendin artarak devam edeceğine şüphe olmadığını söyledi. Türkiye olarak kendilerinin de zamanın ruhuna uygun olarak bu doğrultuda bir sanayileşme perspektifi benimsemeleri ve bunu bilim, teknoloji ve inovasyon politikalarıyla entegre bir halde kurgulamaları gerektiğini belirten Bahçıvan, dijital devrime dayanan yeni sanayileşme perspektifinin kalkınma stratejilerinin merkezinde yer alması gerektiğinin altını çizdi.

Yeni sanayileşme perspektifi içinde teknolojinin önemine dikkat çekerken, teknolojide tüketici değil, üretici konumda olmaları gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, tarih boyunca kendi özgün teknolojisini, kendi yerli teknik kapasitesini geliştirebilen ülkelerin her alanda fark yarattığını dile getirdi. Bahçıvan, başkalarının geliştirdiği teknolojiye bağımlı olarak kalkınan bir ülke örneğinin olmadığını kaydetti.

Bahçıvan, İstanbul Sanayi Odası olarak her alanda olduğu gibi bilimsel ve teknolojik ilerleme konusunda da yerli üretimin önemine hep inandıklarını, bundan sonra da inanmaya devam edeceklerini ifade etti. Teknolojik akıl ve gelişmelerin büyük bir hızla ilerlerken, bu gelişmelerin siyasal ve sosyal aklın ilerisinde koşmasının bazı riskleri de beraberinde getirdiğine değinen Bahçıvan, hayallerin ötesinde teknolojilerin hayatlarına girdiğini ve yıkıcı yenilik olarak ifade edilen buluşların her geçen gün başka bir sektörde oyunun kurallarını kökünden değiştirdiğini belirtti.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“Burada kendimize sormamız gereken bir soru var: Teknoloji böyle hızla gelişirken biz sosyal ve siyasal kurumlarımızla bu gelişmeye gerçekten hazır mıyız? Teknolojik gelişmenin günlük yaşamda getireceği değişimleri yeterince tartışıyor muyuz? Olası olumsuz etkilerini önleyecek tedbirler üzerinde düşünüyor muyuz? Maalesef bu sorulara ‘evet’ diye cevap vermemiz mümkün değil. Bir örnekle ifade edecek olursam; dünya nüfusu artmaya devam ederken teknolojik gelişmeler sayesinde daha az işgücüyle daha verimli üretim yapmak mümkün hale geliyor. Özellikle robotik teknoloji gelişmeleri, gelecekte sanayi kuruluşlarının istihdam yaratma kapasitesini daha da azaltabilir. Silikon Vadisi benzeri örnekler çok daha az çalışanla yüksek ekonomik performansı ortaya koyuyor. Ancak madalyonun diğer yüzüne bakacak olursak bu gelişmenin ciddi sosyal eşitsizliklere de neden olduğunu net bir şekilde görüyoruz.”

Olumsuz etkilerini düşünerek teknolojiye karşı çıkmanın söz konusu olamayacağını belirten Bahçıvan, ancak yaklaşan sorunları öngörerek toplumsal yaşamın diğer alanlarında tedbirler alınması gerektiğinin de açık bir gerçek olduğunu söyledi. Bahçıvan, siyasal, kurumsal ve toplumsal aklın teknolojik akıldaki hızlı gelişmeye ayak uydurmaya çalışması gerektiğini ve gelişmelere “insan odaklı” bakıp teknolojik gelişmeyi bu çerçevede izlemesi gerektiğini ifade etti.

2008 küresel finans krizi sürecinde tanık oldukları gibi insan odaklı olmayan finansal gelişmelerin bütün dünyada dengesiz ve sorunlu bir ekonomik yapının oluşmasına neden olduğunu hatırlatan Bahçıvan, önümüzdeki dönemde teknolojinin de benzer bir sorunu tetiklemesi tehlikesi bulunduğunu dile getirdi. Dengesiz gelişen bir teknolojinin beklenen faydayı sağlamaması tehlikesine OECD’nin de son zamanlarda dikkat çektiğini hatırlatan Bahçıvan, OECD’nin “Verimliliğin Geleceği” başlıklı raporuna göre son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmelerin bu gelişmeleri ortaya koyanlar tarafından yeterince paylaşılmadığı için ekonominin bütününe fayda sağlayamadığını belirtti. Bahçıvan, doğru kullanılmadığı takdirde teknoloji ekonomisinin, aynen finans ekonomisi gibi bir balona dönüşerek yeni bir tehdit haline gelebileceği şeklinde konuştu.

Sonrasında kürsüye gelen TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, İSO Meclis Üyelerine gündem ile ilgili bir konuşma yaptı. Küresel gelişmelerden etkilenmemenin ve korunmanın mümkün olmadığını belirten Altunyaldız, onlara karşı hazır olmanın ve onlara yön vermenin önemli olduğunu söyledi. Küresel alanda rekabet edebilmek için tutkulu olmak ve işini aşkla yapmanın önemine değinen Altunyaldız, bunun yanında örneğin dünyanın dört bir tarafında dış kaynak kullanımının küresel bir iş modeli gerçeği olduğunu ve bu modelden yararlanmamız gerektiğini kaydetti.

2000 yılında küresel üretim hacminde gelişmiş ülkelerin payının yüzde 30,7 iken 2015 yılında bu rakamın 41,5’e çıktığı bilgisini veren Altunyaldız, küresel yatırım paylarının da bu süreçte yüzde 7,6’dan 25,6’ya çıktığına ve Türkiye’nin bu süreçten faydalanması gerektiğine işaret etti. Altunyaldız, Boeing örneğini vererek bu firmanın 17 farklı ülkede 900 tedarikçi ile 3 milyon parça ürettiğini dile getirdi. 1980’li yıllarda bir firmanın değerinin yüzde 80’inin fiziki değeri olduğu bilgisini veren Altunyaldız, bugün ise bunun tam tersine döndüğünü, marka, tasarım ve patent gibi soyut değerlerin yüzde 80’ini oluşturduğunu belirtti.

Altunyaldız şöyle devam etti:

“Geleneksel sektörlerden vazgeçecek miyiz? Hayır. Peki bu sektörleri inovatif yaklaşımlarla katma değeri yüksek hale getirebilir miyiz? Evet. Dolayısıyla kilogram başına ihracat değerimizi artırmamız gerekiyor. Türkiye’de şirketlerin ancak yüzde 10’u 10 yıldan fazla yaşıyor. Dünyada ise 300 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmalara rastlıyoruz. Ülkemizde KOBİ’ler ekonominin kılcal damarı ve ana dokusu. Ancak KOBİ’ler fideliktir. Bunları büyütüp çınar ağacı haline getirebilirsek bir şeyleri sağlıklı yapıyoruz demektir. Krizlerde ancak üretenler ayakta kalabilir. Bu nedenle üretmek, ayakta kalmak ve kökleşmek zorundayız. Sanayicimiz bazı yenilikler noktasında çok çekingen. Yeni iş modellerini içselleştirmezseniz yaşam döngünüz kısalacak."

İSO’nun açıkladığı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2016 çalışmasında yer alan firmaların gelişim gösterdiğini, üretimden satışların ve karlılığın arttığını belirten Altunyaldız, buna karşın AR-GE harcamalarının gerilediğini söyledi. Altunyaldız ülke olarak daha çok AR-GE ve inovasyona mecbur olduklarını dile getirdi.  Sanayiciliğin bir tutku işi olduğunu anlatan Altunyaldız, “Sanayicinin işi bir değer ortaya koymaktır. Amacı para kazanmak değildir. Para kazanmak bir sonuçtur. Para kazanılmalı ki yeni yatırımları yapabilelim” şeklinde konuştu.

İSO’nun üniversite-sanayi işbirliği konusundaki çalışmalarını takdirle izlediklerinin altını çizen Altunyaldız, akademik dünyanın yapısı gereği kendilerine gelinmesini bekleyebileceğini, kendilerinin sanayiye çekilmesi gerektiğini anlattı.  Altunyaldız bu konuda bir model oluşturmaları gerektiğini, kendilerinin üniversite-sanayi işbirliğine giden yolu açmak üzere esnek çalışma sisteminin yaygınlaşması adına önemli düzenlemelere imza attıklarını sözlerine ekledi.

Altunyaldız’ın konuşmasının ardından İSO Meclis Üyeleri de kürsüye gelerek gündem hakkındaki fikirlerini paylaştı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach