Çalışma Bakanlığı İle Sanayiciler, Çalışma Dünyasının Önemli Konuları İçin Buluştu

  • Haberler
grup8-calisma-bakanligi-01

İstanbul Sanayi Odası (İSO), çalışma hayatının önemli konularını konuşmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın (ÇSGB) üst düzey bürokratları ile sanayicileri buluşturan bir toplantı düzenledi. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, bakanlıktan, ÇSGB Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar başkanlığında bir heyet katıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinden oluşan heyet ve İSO Meslek Komiteleri firma temsilcilerinin katıldığı “İSO Meslek Komitelerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile ilgili konulara ilişkin görüş ve önerileri” başlıklı toplantıda sanayiciler, çalışma hayatı ile ilgili yaşadıkları zorlukları ve çözüm önerilerini birinci elden Bakanlık yetkililerine aktarma fırsatı buldu. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın yönettiği toplantıya İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, İSO Meclis Başkanlık Divanı Katip Üyesi Kemal Akar da katıldı.

Toplantıda ayrıca 19. Grup Sabun, Deterjan, Kozmetik ve Esans Sanayii Meclis Üyesi Sevda Arıkan sektörlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın faaliyet alanına giren konuları ve yaşanan sorunları aşağıda yer alan başlıklar altında gündeme getirdi.

İstihdam, İşgücüne Katılım ve Mevzuat

  • Geçici İş Göremezlik Ödeneğinde Yaşanan Sorunlar. Geçici iş göremezlik ödeneğinde yaşanan sorunlar çözümlenmelidir. Bu konuda yapılmış yatırımlarını faaliyete geçirmeyi erteleyen birçok firma duyuyoruz. Sorunun kök nedeni işsizlik ödemeleridir.

    İşçi asgari ücrete yakın bir ücreti  6 ila 10 aya varan süre boyunca çalışmadan işsizlik ödeneği  almaktadır.  İşçiye ödenen  bu fon nedeniyle işçi çalışma gönülsüzlüğü içerisinde  bulunmaktadır. ( 600 TL ile 1.100 TL aralığında kişinin son maaşına göre değişiyor)

    İşsizlik fonunun Kalkınma Bakanlığı düzenlemeleri sonucunda Eylül ayı sonunda 100 milyar 144 milyon lira olduğu, fonun büyüyüp katlanarak 2017 yılında 133 milyar TL'ye kadar yükseleceği belirtilmektedir.

    Hali hazırda bulunan işsizlik maaşı sisteminde son dört aylık kazanca bakılmakta ve bu maaşın %40'ı kadar ödeme yapılmaktadır. Fakat maaş asgari ücreti aşamamakta ve işsizlik maaşı alırken ki miktar daha azalmaktadır. Bu sebepten ötürü yapılacak olan düzenlemenin aradaki farkı kapatması beklenmektedir. Verilen maaşların kademeli olarak arttırılması beklenirken maaş üst sınırının 1.500 TL'ye, daha sonra ise 2.000 TL'ye kadar çıkması üzerinde durulmaktadır. Şu an verilen maaşlarda ise damga vergisi düşürüldükten sonra en düşük 653 TL, en yüksek ise 1.307 TL miktarına ulaşılmaktadır.

    İşsizlik maaşı başvuruları artarken düzenlemelerin ardından maaş alımının da kolaylaşabileceği ifade edilmektedir. Fondaki para 100 milyar liradan 133 milyar liraya çıkartılabilir, böylece işsizlik maaşı yükseltilerek, 2 bin lirayı bulabilir. Şu anki sistemde kendi isteği dışında işini kaybedenlere 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış ve son 3 yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olmak şartı ile maaş verilmektedir. Bu konuda ilerleyen günlerde yapılacak olan değişiklerle birlikte prim ödeme süresinin 30 güne düşürülmesi ve 3 yılda 600 gün prim ödeme şartının da 100 güne çekilmesi aynı zamanda kendi kusuru dışında işten çıkarılma şartının kaldırılması beklenmektedir.

    İşsizlik ödeneği her ne kadar iş bulamayan bu sebeple mağduriyet yaşamasının önüne geçmek için düzenlenmiş ise de hali hazırda iş aramayan, iş bulmak için çaba sarf etmeyen, işvereninin ve işyerinin düzenini bozmamaya gayret etmeyen işçiler yaratmaktadır.  Hatta kayıt dışı çalışarak hem işsizlik maaşı hem de ücret alarak haksız kazanç elde edenler de bulunmaktadır. Küçük esnaflarda sigorta yapılmadan çalışıp işsizlik ödeneğim kesilmesin diyerek işe girenler günümüzde bulunmaktadır.  Dolaysıyla işsizlik ödeneğinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
  • Sosyal yardımların amacı dışında sonuç üretmesi hususu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu çerçevesinde çalışabilecek durumda olan vatandaşların sosyal yardımlaşma kapsamında çalışmadan hazır para almalarının onları tembelliğe alıştırması, iş fırsatı çıksa bile çalışmamayı tercih etmeleri gibi olumsuzluklara sebep olabilmektedir.
  • Kadın çalışanları için oluşturulan mevzuatın olumsuz sonuç üretme potansiyeli. Çalışan kadının doğum öncesinde 4 ay, doğum sonrasında da çocuk bir yaşına gelene kadar günde 1,5 saat süt izni ve ayrıca 6 ay ücretsiz izin hakkı vardır. Bunlara ilave olarak, 6 yaşına gelene kadar çalışan kadına esnek çalışma hakkı verilmiştir. Bu durumda işverenler, kadın istihdam ederken iki defa düşünmektedir. Zira özellikle KOBİ’lerde tüm departmanlar kısıtlı kadrolarla çalışmakta ve 1 kişinin bile uzun bir süre işe gelememesi işyerinde işlerin sağlıklı yürütülmesini imkânsız kılmaktadır. İşveren bu süreçte mecburen yeni bir kişiyi istihdam etme zorunda kalmaktadır. Daha sonra işveren iznini bitirip işe dönen çalışanı ya tazminat vererek işten ayırmak ya da ona hayali de olsa yeni bir iş yaratmak zorunda kalmaktadır. Bu da firmaya ciddi  bir mali, idari ve psikolojik bir yük getirmektedir. Kadın çalışanın maliyeti erkeğe göre çok daha yüksektir. Bu sosyal haklar tanınırken, kadınların korunmasından ziyade çalışma maliyeti arttığından kadın istihdamının önüne geçildiği değerlendirilmektedir.

İş Davalarına İlişkin Konular

  • İş davalarında önyargı ve işletmelerin daimi olarak haksız bulunması. Rekabetçi ortamda, işyeri verimliliğinin ve ürün kalitesinin çok önemli olduğu günümüzde  çalışan–işveren barışının devamlılığı için bir problem çıktığında  hukuk sisteminin  her iki taraf için de adil olması gerekmektedir. Hâlbuki birçok firmada  yaşanan olaylar yıllardır göstermektedir ki çok geçerli nedenlerle işine son verilen işçi  bir  dava açtığında bir önyargı ile dava konusu  tamamen  incelenmeden daima  işveren  haksız bulunmakta ve ciddi tazminat cezalarına çarptırılmaktadır. Bu davaların tarafsız ve adil bir şekilde yürütülmesi firmaların işletmelerinde  sağlıklı ve çalışanları ile huzurlu ve verimli bir ortamda maddi ve manevi açıdan sorunsuz üretim yapabilmeleri  için çok önemlidir.

Kıdem, Vergi ve Prim Yükü

  • Yüksek tutarlı tazminat yükü ve suiistimaller. Çok düşük karlılıkla çalışan firmalarımız sermaye ve nakit birikimlerinin çok zorlandığı günümüzde dünyanın hiçbirinde bu kadar yüksek oranda olmayan işçi tazminat yükü altında ezilmektedir. İşten atılan işçinin tazminatından başka, 15 yıl prim ödeyen bir işçiye talebinin ardından firma hemen hak ettiği yüksek orandaki tazminatı vermek zorunda kalmaktadır. Bunun sonunda da hem nakit akışı ciddi şekilde bozulmakta hem de işyeri tecrübeli yetişmiş elemanını kaybetmektedir. Alınan yüksek tutarlı tazminat çalışanın işe devam kararını etkilemekte, yüklü bir para ile o işten ayrılıp başka bir işte çalışmaya başlamaktadır. Dolayısıyla bu uygulama firmaların sürdürülebilirlikleri açısından olumsuz yönde işleyen bir hale gelmiştir.