İSO MESKOM Üyeleri, Gelir İdaresi Başkanlığı Yetkilileri İle Buluştu

  • Haberler
4grup-gelir-idaresi-bulusma-02

İstanbul Sanayi Odası (İSO), vergi konularını görüşmek ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmak üzere Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın üst düzey bürokratları ile sanayicileri buluşturan bir toplantı düzenledi. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, Gelir İdaresi Başkanlığı Başkan Yardımcıları Rıza Çelen ve Mahmut Sütcü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Bekir Bayrakdar, Gelir Yönetimi Daire Başkanı Mehmet Arabacı, Grup Başkanı Fazıl Poyraz, Büyük Mükellefler Dairesi Başkanı Bülent Sarıgül, İstanbul Vergi Dairesi Başkan Yardımcıları Hakkı Sayan ve Rıza Bilgiç katıldı.

Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerinden oluşan heyet ve İSO Meslek Komiteleri firma temsilcilerinin katıldığı “İSO Meslek Komitelerinin Gelir İdaresi Başkanlığı ile ilgili konulara ilişkin görüş ve önerileri” başlıklı toplantıda sanayiciler, yaşadıkları zorlukları ve çözüm önerilerini birinci elden aktarma fırsatı buldu. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın yönettiği toplantıya İSO Meclis Başkanlık Divanı Katip Üyesi Kemal Akar da katıldı. Toplantıda ayrıca 27. Grup Genel Amaçlı Makine Ve Aksam Sanayii Meclis Üyesi Gökhan Turhan sektörlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın faaliyet alanına giren konuları ve yaşanan sorunları aşağıda yer alan başlıklar altında gündeme getirdi.

KDV İle İlgili Sorunlar

84. GTİP kodundaki yerli imalat makinaların satışları KDV den tamamen istisna edilmelidir. KDV Kanunu’nun 13 üncü maddelerindeki istisnalara eklenmesi mümkündür. Bu şekilde tam istisna kapsamında teslime konu olacak makineler için yüklenilen KDV nin iadesi talep edilebilecektir. Makine üreticilerinin makine teslimlerinin tam istisna kapsamına alınması durumunda yerli makine üreticileri ithal edilecek makinelere göre avantajlı hale gelecektir.

KDV’DE ÖZEL ESASLARA (KOD VEYA SAKINCALI MÜKELLEFLER) ALMA VEYA ÇIKARMAYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER YENİDEN ELE ALINMALIDIR.

01 Mayıs 2014 tarihinden geçerli olmak üzere çıkarılan 1 Seri Nolu KDV Uygulama Genel Tebliğinde yapılan önemli düzenlemelerden birisi de Özel Esaslara ilişkin olarak mükellefler lehine yapılan düzenlemelerdir.

Ancak lehe yapılan bu düzenlemeler, sonradan verilen Bakanlık görüşleri ve vergi dairesi uygulamaları ile tam tersine dönmüş ve 01 Mayıs 2014 tarihinden önceki düzenlemeleri de aratır duruma gelmiştir.

Örnek vermek gerekirse sahte belge kullanmaktan dolayı özel esaslara alınan bir mükellef, özel esaslardan çıkmak için yürütmeyi durdurma kararlı olarak açmış olduğu davayı kazandığı halde özel esaslardan çıkamamaktadır. Sonrasında davayı kazanmakta, yine özel esaslardan çıkamamaktadır. Sonuçta vergi mahkemesinde vergi davasını kazandığında ise esastan mı kazandığı yoksa usulden mi kazandığı gibi mevzuatta olmayan uygulamalarla karşılaşılmaktadır. Bu konuda Bakanlığın daha somut ve vergi daireleri tarafından uygulanabilir bir düzenleme yapması gerekmektedir.

ÖTV İle İlgili Sorunlar

ÖTV KAYIP VE KAÇAKLARINI ÖNLEMEK İÇİN YAPILAN DÜZENLEMELER, DÜZGÜN ÇALIŞAN SANAYİCİLERİN İŞLERİNİ AKSATMA NOKTASINA GETİRMEKTEDİR.

Sanayi firmalarımız zaman zaman yurt dışından ÖTV ödeyerek çok düşük miktarlarda madeni yağ getirmektedirler. Madeni yağları getiren firmalar bunları üretimlerinde kullanmaktadırlar. Ancak bu madeni yağlar çok düşük miktarlarda bile getirilse ÖTV mükellefiyeti, arşiv tutma sorumluluğu, Vergi Dairesi değişikliği ile karşı karşıya kalmakta ve düşük miktarlı ithalat için uzun bir prosedüre tabi olmaktadırlar. Madeni yağ ithalatında belli bir sınır getirilmesi ve bu tutarın altında ithalat yapan firmaların arşiv tutma ve Vergi Dairesi değişikliği gibi işlemlere tabi tutulmaması gerekmektedir.

ÜRETİMLERİNDE ÖTV KANUNA EKLİ (I) SAYILI LİSTEDEKİ SARF MALZEMESİ NİTELİĞİNDE YAĞLARI KULLANAN VE BELİRLİ KRİTERLERİ SAĞLAYAN İMALATÇILARIN (BAKANLIKÇA BELİRLENECEK KRİTERLER) KAPASİTE RAPORLARINDA YER ALAN TUTARLARLA SINIRLI OLARAK İSTİSNA TUTULMASI, SANAYİ ÜRETİMİNİ VE İHRACATI OLUMLU ETKİLEYECEĞİ DÜŞÜNÜLMEKTEDİR.

Faaliyet alanları itibariyle bu malları sürekli ithal etmeyen, üretimlerinde hammadde olarak kullanmayan, daha çok sarf amacıyla ithal eden ve sürekli ÖTV mükellefiyeti bulunmayan mükelleflerin de ÖTV mükellefiyeti tesis ettirmesi, beyanname vermesi, söz konusu sarf malzemesinin kullanıldığı veya satıldığı dönemde bu malzemeye ilişkin ÖTV’yi beyan ederek ödemeleri ve ithal etmedikleri dönemler için de 15 günlük periyotlar halinde beyanname vermeleri gerekmektedir.

2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1 sayılı listedeki ürünlerin ÖTV tutarlarının %15 oranında arttırılması imalatçıların üretim maliyetlerinde %30 - %50 ‘ye varan önemli artışlara neden olmuştur. Bu durum ihracat yapan sanayicilerin yurtdışında rekabet gücünün zayıflamasına sebebiyet vermektedir.

Kurumlar Vergisi Uygulamaları İle İlgili Sorunlar

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa 6518 Sayılı Kanun’un 82 nci maddesiyle eklenen "Sınai mülkiyet haklarında istisna" başlıklı 5/B maddesinde, Türkiye'de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşlardan 01.01.2015 tarihinden itibaren elde edilen kazanç ve iratlara yönelik istisna uygulaması düzenlenmiştir.

SINAİ MÜLKİYET İSTİSNASININ KAPSAMI

Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından Türkiye'de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların;

  • Kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve iratların,
  • Devri veya satışı neticesinde elde edilen kazançların,
  • Türkiye'de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları halinde elde edilen kazançların,
  • Türkiye'de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının, %50'si maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi halinde, 01.01.2015 tarihinden itibaren kurumlar vergisinden müstesnadır.

Sınai mülkiyet istisnasında, kiralama, devir ve satış ile pazarlanması durumlarında uygulamada sıkıntı yaşanmamakta olup, üzerinde durulması gereken konu söz konusu patentlerin üretim süreçlerinde kullanılması durumunda satıştan elde edilen kazancın patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının bulunmasında yaşanmaktadır.

Buluşun üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların, patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmı, ayrıştırılmak suretiyle transfer fiyatlandırması esaslarına göre veya mükelleflerin tercih etmeleri halinde, ürettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançlarının patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmını, maliyet unsurlarını dikkate alarak ayrıştırmaları mümkün bulunmaktadır.

Patentli veya faydalı model belgeli buluşunu üretim sürecinde kullanan mükelleflerin ürettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları istisnaya tabi tutmak için bu konuda daha somut bir hesaplama yönteminin ortaya konulması, hem mükellefler hem de idare açısından gereksiz sorunları ve ihtilafları önlemek açısından önem arz etmektedir.

Patentli veya faydalı model belgeli buluşunu üretim sürecinde kullanan mükelleflerin ürettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançların toplam net satışlar içerisindeki payı, patentli veya faydalı model belgeli buluşun katkısı olarak kabul edilebilir. Patentli veya faydalı model belgeli buluşun satış kazancına bu oran uygulandıktan sonra bulunan karın Bakanlıkça tespit edilecek oranı kurumlar vergisinden istisna edilecek sınai mülkiyet istisnası olarak kabul edilebilir. Bu suretle toplam cirosu içerisinde daha fazla patentli veya faydalı model belgeli buluşunu üretim sürecinde kullanan mükellefler teşvik edilmiş olunur.

Doyasıyla patentli veya faydalı model belgeli buluşunu üretim sürecinde kullanan mükelleflerin sınai mülkiyet istisnasına ilişkin hesaplama yaparken yukarıda bahsedilen ve/veya benzeri bir formülle hesaplama yapmaları vergi güvenliği açısından önem arz etmektedir.

İŞYERİ KİRALARINDAN YAPILAN STOPAJ ORANININ %15 ORANINA ÇEKİLMESİ KAYITDIŞI BEYANLARI ENGELLEYECEKTİR.

Bilindiği üzere, GVK nın 94/5-a maddesi gereğince tevkifat yapmak zorunda olanlar 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması durumunda %20 oranında stopaj yapıp muhtasar beyanname vermek zorundadırlar.

Bu nedenle şahıslardan işyeri kiralayanlar aylık kira bedellerinden %20 oranında stopaj yapmak ve beyan etmek zorundadırlar. Şahıslar açısından ise belli tutarın (2015 yılı için 29.000 TL) aşılması durumunda ayrıca gelir vergisi beyannamesi ile beyan söz konusu olmaktadır. Kiralardan yapılan stopaj oranlarının yüksek olması nedeniyle hem kiralayan şirket hem de kiracı anlaşarak kira bedelini düşük göstermekte ve beyan dışı bırakmaktadır. Bu durum kira beyanlarında kayıt dışılığa sebebiyet vermektedir.

Bu yüzden kira beyanlarının gerçek değerleri üzerinden beyan edilmesi ve kayıt dışılığın da önlenebilmesi açısından Kira Stopaj oralarının, Gelir Vergisi Tarifesinin ilk dilimi olan %15 oranına çekilmesinde fayda bulunmaktadır.

MUHTASAR BEYANNAMELERİNİN AYLIK YERİNE ÜÇ AYDA BİR VERİLMESİ İŞLETMELERE EK FİNANSMAN SAĞLAYACAKTIR.

Bilindiği üzere, GVK 98 inci madde gereğince çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar, 94'üncü maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebilmektedir.

Mevcut bu uygulamanın çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha fazla olanlar için de uygulanması mükellefler açısından son derece olumlu olacaktır. Bu sayede finans zorluğu çeken işletmeler ek finans sağlamış olacaklar ve her ay beyanname verme zahmetinden de kurtulmuş olacaklardır.