İSO MESKOM Üyeleri, Gelir İdaresi Başkanlığı Yetkilileri İle Buluştu

  • Haberler
4grup-gelir-idaresi-bulusma-02

İstanbul Sanayi Odası (İSO), vergi konularını görüşmek ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmak üzere Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın üst düzey bürokratları ile sanayicileri buluşturan bir toplantı düzenledi. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, Gelir İdaresi Başkanlığı Başkan Yardımcıları Rıza Çelen ve Mahmut Sütcü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Bekir Bayrakdar, Gelir Yönetimi Daire Başkanı Mehmet Arabacı, Grup Başkanı Fazıl Poyraz, Büyük Mükellefler Dairesi Başkanı Bülent Sarıgül, İstanbul Vergi Dairesi Başkan Yardımcıları Hakkı Sayan ve Rıza Bilgiç katıldı.

Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerinden oluşan heyet ve İSO Meslek Komiteleri firma temsilcilerinin katıldığı “İSO Meslek Komitelerinin Gelir İdaresi Başkanlığı ile ilgili konulara ilişkin görüş ve önerileri” başlıklı toplantıda sanayiciler, yaşadıkları zorlukları ve çözüm önerilerini birinci elden aktarma fırsatı buldu. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın yönettiği toplantıya İSO Meclis Başkanlık Divanı Katip Üyesi Kemal Akar da katıldı. Toplantıda ayrıca 31. Grup Elektrik, Elektronik Ve Bilişim Sanayii Meslek Komitesi Üyesi H. Uran Tiryakioğlu sektörlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın faaliyet alanına giren konuları ve yaşanan sorunları aşağıda yer alan başlıklar altında gündeme getirdi.

KDV İle İlgili Sorunlar

Yatırım Teşvik Belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri KDV’den istisnadır. Ancak makine ve teçhizat dışındaki yatırım kalemleri (inşaat gibi) bu istisnaya tabi değildir. Yatırımların teşviki açısından istisna kapsamının genişletilmesi ile inşaat’ın kısmen ve tamamen istisna kapsamına alınması; KDV sinin mahsup edilebilir olması faydalı olacaktır.

Şirketlerin tahsilatını gerçekleştirmediği KDV’yi peşin olarak Maliye Bakanlığı’na yatırması şirketler açısından finansman zorluğu yaratmaktadır. KDV ödeme zamanlarının da satış vadelerine paralel olarak uzatılması değerlendirilebilir. (3065 Sayılı KDV Kanunu Md 10 “Vergiyi Doğuran Olayın Meydana Gelmesi” hükmü nedeniyle (b) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması fıkrasının değişikliği ile KDV’ nin doğması tahsilata bağlanabilir.)

KDV iade prosedürleri basitleştirilmeli ve hızlandırılmalıdır. (Bu konu hakkında birçok yenilik yapılmasına rağmen, (27.01.2010 tarih ve 53 no’lu sirküler ile devreye giren KDV İadesi Kontrol Raporu –Risk Analizi-) kontrol mekanizmasının hızlanmış gibi görünmesine rağmen hala karmaşık ve zordur.)

KDV Kanunu’nun 21’inci maddesinin (c) bendinde gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenlerin de ithal edilen malın KDV matrahına dahil edileceği belirtilmiştir. Söz konusu gider ve ödemelerin tespit edilmesi ile fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin hesaplanmasındaki yorum farkları sebebiyle anılan maddelerin uygulamasında sorunlar ile karşılaşılmaktadır. Maddenin bu çerçevede gözden geçirilmesi faydalı olacaktır.

Elektronik sektörü yüksek katma değer üreterek ürünlerini ihraç edebilen, ürünlerini, orta – ileri teknoloji makine vs. sektörlerinde kullandırtan jenerik bir sektördür. Yurt dışı firmalar, yüksek ölçekli üretimleri ve kendi ülkelerindeki yerel komponent üretmenin verdiği rekabet avantajını kullanıp Türkiye’de bitmiş ürün satmakta, elektronik sanayinin gelişmesini kısıtlayarak pazar paylarını büyütmektedir.

  1. Yazılım, hammadde ve mal giriş olmadığından KDV girişi de olmayan, şahıs şirketlerinde de yapılan, emek ve bilgi yoğun bir yüksek teknoloji ürünüdür. Üründe %18 KDV ödenmesi son kullanıcıda fiyatı %18 artırmaktadır.
    1. Yazılım tasarımı yapan birinci el firmaların bayilere yazılım satışının KDV oranının %1’e indirilmesi ile Liste 1 kapsamına alınmalıdır.
    2. Yazılım, iş görerek verim artıran, vazgeçilemez ve önemli bir teknolojik araç olduğundan, KDV oranı Liste 2 kapsamında %8 olarak tüketiciye yansıtılmalıdır.
  2. Türk elektronik sanayinin komponentlerinin ağırlığı ithaldir. Elektronik alanında çok kullanılan bu komponentler, dünyada 2-5 arasında global üretici tarafından çok büyük ölçekte üretilir ve Türkiye’de üretilmesi de olanaksızdır. Bu durumda, Sektör için tek çare bu ithal komponentlerin gümrükte ödenen KDV’yi aşağı çekerek yerli sanayiye finansman avantajı getirmek, diğer bir deyimle söz konusu komponentleri liste 2’ye almaktır.
    1. 8471. 70 Bellek birimleri RAM                                   %8 KDV,
    2. 8473 Bilgisayar Aksam ve parça ve aksesuarları (kutular kılıfları ve aksesuarları hariç) Ana kart, HDD                                                      %8 KDV,
    3. 8529.90.65.45 Uydu Alıcısı Tüner                              %8 KDV,
    4. 8529.90.65.50 TV Tüner                                             %8 KDV,
    5. 8529. 90.92.55 OLED Modül                                      %8 KDV,
    6. 8529.90.92.65 OLED Display                                       %8 KDV,
    7. 8529.90.92.65 44 LCD Modül                                     %8 KDV,
    8. 8529.90.92.75 LED Bar                                               %8 KDV,
    9. 8532.21 Tantal kondansatörler                                  %8 KDV,
    10. 8532.22 Elektrolitik kondansatörler                          %8 KDV,
    11. 8532.23-24 Seramik kondansatörler                         %8 KDV,
    12. 8541 Diyotlar                                                               %8 KDV,
    13. 8542 Elektronik Entegre Devreler                            %8 KDV,
    14. 8543.70.90.00.15 Infrared uzaktan kumanda          %8 KDV,
    15. 9013.80.20.00.12 Open Cell (LCD)                             %8 KDV,
    16. 9405.40.39.30 LED Bar                                               %8 KDV

Bu durumda devlet %18 KDV’yi hiç kayıpsız olarak ürün satış anında tahsil etmiş olacak; yerli üreticinin girdileri gümrükleme aşamasındaki (4-6 ay önce) KDV’nin finansmanı ihtiyacı azalarak komple ithal edilen bitmiş yabancı ürünlerin gümrüklemede ödediği %18 KDV’ye karşın biraz rekabet gücü artacaktır.

Leasing:

Geçmişte leasing kullanımı araç kiralama gibi bazı alanlarda sektöründe amacı dışına sapmış, KDV kayıpları yaşanmış, bu nedenle leasing kapsamı çok daraltılarak, birkaç sektöre hitap edecek hale getirilmişti. Ancak leasing özellikle KOBİ’lerin önemli bir yatırım finansman aracıydı. Daralan kapsamı ile artık birçok sektör bu enstrümanı kullanamamaktadır, işletme sermayeleri yatırımlara bağlanacağından yatırım yapmak zor hale gelmiştir. Bankalar leasing departmanlarını kapatmıştır. Bilhassa yüksek ve orta ileri teknoloji üreten firmalarda (Örn: Elektronik sektörü vb.) aşağıdaki önemli yatırım kalemlerinin, 27.12.2011 tarih ve 28155 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2011/2604 sayılı Bakanlar Kurulu kararında değişiklik yapılmasına dair karardaki listeye eklenmesi ile %1 KDV’li finansal kiralamanın önünün açılması sektör açısından çok yararlı olacaktır.

  1. 8471.50.00.90 sunucular
  2. 8471.70.70.90 disk üniteleri
  3. 8479. 50’ye giren otomatik SMD dizgi makinaları
  4. 8517.62.00.90 “BackboneSwitch”leri.

ÖTV İle İlgili Sorunlar

Beyaz eşya ve küçük ev aletleri günümüzde lüks tüketim olmaktan çıkmış, herkes için günlük yaşamın vazgeçilmez aracı haline gelmiştir. Lüks tüketim sınıfına girmeyen beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin ÖTV kapsamından çıkartılması değerlendirilmelidir.

Elektronik sektörü proseslerinde liste 1’de var olan az miktarda ÖTV li solvent kullanmaktadır. Bu solventlerde kötüye kullanımı engellemek için komplike beyanlar ve ağır prosedürler uygulanmaktadır. Mürekkep püskürtmeli yazıcıların temizleme kartuşu bile kapsama girmektedir. Sanayici başına yılda 400 litreye kadar bu tür solüsyonlarda istisna uygulanmalıdır.

Amortisman İle İlgili Sorunlar

Gelişmiş yörelerde %100 yatırım indirimi teşviği kaldırılmış, geçen zaman içinde Amortismana Tabi Sabit Kıymetlerin (ATİK) de amortisman süreleri aşırı uzatılmış, dolayısıyla sanayi yatırımı cazibesini iyice kaybetmiştir. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için amortisman sürelerinin, sınai yatırımlar ile ilgili olan kısımlarının tekrardan kısaltılması gereklidir.

  1. Bina amortismanlarında;
    1. ATİK listesi 1.1.1. belirtilen binalarda 50 yıl bina amortismanı aşırı uzundur. Özellikle fabrika binalarında teknolojik gelişim, verim artırımı, kapasite artırımı çerçevesinde sürekli yenileme, tadilat gerekmektedir. Bu nedenle; sınai işletmelerin kapasite raporlarının geçerli olduğu adresindeki binasının tamamının amortisman süresi 15 yıla indirilmelidir.
    2. ATİK listesi 1.2.1. belirtilen binalarda da faydalı ömür süresi 10 yıla indirilmelidir.
  2. Makine – teçhizat yatırımı, gelişen teknoloji ile daha verimli, daha çok fonksiyon içeren, daha yüksek standartlarda makine modelleri çıkmaktadır. Makinalar ve birçok muhasebe ve kaynak planlama (ERP) yazılımları yerli malıdır. Makine amortisman süresinin kısaltılması hem sanayi yatırımını özendirecek, hem de yerli üreticilerin satış imkanlarını artıracaktır. Bu nedenle;
    1. Bilgisayarların amortisman süresi 2 yıla indirilmelidir,
    2. Yazılımların sürekli teknolojisinin geliştirilmesi, yeni ihtiyaçların yeni yazılım modülleri ile karşılanabilmesi için direkt gider şeklinde yapılabilmelidir,
    3. 3.62. de bulanan Stantlar, birkaç fuar gidiş-gelişinde kullanılamaz hale gelmekte ve parçalanmaktadır. Esasen görsel moda da sık değiştiğinden dolayı faydalı ömür süresi 2 yıla indirilmelidir,
    4. 3.69. Kalıplar ürünlere parça yapmak için kullanılır. Basıldığı ürünün ömrü belirlenen faydalı ömürden daha kısa olması nedeniyle kalıplar belirtilen süreden daha kısa sürede fiziki olarak az yıpransa bile devre dışı bırakılarak hurda haline gelmektedir. Bu nedenden dolayı belirtilen kalıp cinslerinin faydalı ömrü %50 kısaltılmalıdır,
  3. Diğer taraftan sanayinin kullandığı makine teçhizatın içinde bulunan makinalarında faydalı ömrü %20 oranında kısaltılmalıdır. (Örneğin: 3.8.9. HİDROFOR10 yıl olan faydalı ömrün 8 yıla indirilmesi)

AR-GE Teşvikleri

Ar-Ge personeli zaman tespiti kurallarında sorun yaşanmaktadır.  30.09.2016 tarih ve 29843 Sayılı R.G. yayınlanmış olan Seri No:4 Tebliğ Md 2 Yasal Düzenlemeler başlığı altında yapılan düzenlemeyle; Md 3 çalışma saatleri, hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleriyle, dışarıda geçen süreler hakkında pozitif yönde değişiklik olmuştur. Ancak, düzenlemede atıf yapılan 11.09.2016 tarih ve 29798 sayılı R.G. yayınlanan 2016/9091 sayılı Bakanlar Kurulu kararında, dışarıda geçirilen zamanların tam zamanlı süreden sayılması için kısıtlamalar getirmiştir. Bu kısıtlamalarda, özellikle md 3 yüksek lisans ve doktora için dışarıda geçirilen sürelerde sadece ders süreleri alınmış; yolda geçen süreler dahil edilmemiştir. Yolda geçen süreler, ders saatlerinden daha fazla olup, bu sürelerinde eklenmesi önem arz etmektedir.

Bunun yanında, yine aynı Balanlar Kurulu kararının md 1- 5 ana başlıkla dışarıda geçen hangi süreleri tam zaman içinde değerlendirileceğini tanımlamıştır. Fakat, bu sürelerin kullanılmasına rağmen, yapılan masraflar “yol, konaklama, yeme, içme vb. sayılmamaktadır. Masraf konusunun da yine Ar-Ge içinde değerlendirilmesinde fayda vardır.

Damga Vergisi İle İlgili Sorunlar

Damga vergisi sanayi şirketlerine mali yüklerin haricinde bürokrasi de getirmektedir. Sanayi şirketlerinin yapacakları satın alma sözleşmeleri ve satış sözleşmeleri Damga vergisinden muaf tutulması bürokrasi maliyetini de düşürerek sanayi için son derece yararlı olacaktır.

Sadece tek nüshadan damga vergisi alınması ve sadece tutarı değişen ve devam eden sözleşmelerden damga vergisi alınmaması konusunda düzenleme yapılmıştır. Yukarıda bahsi geçen konularda yeni bir değişiklik mevcut değildir. Bu değişiklik özellikle bu dönemde yapılması anlamlı olacaktır.

Faturalama Ve  E-Fatura Uygulaması İle İlgili Sorunlar

BA FORMLARI PROBLEMLERİ DEVAM ETMEKTEDİR

Giderlerin 5000 TL üstü olması durumunda ilgili döneminde bildirimi mecbur tutulmuştur; ancak KDV kanununda hesap dönemi içinde indirilecek KDV olarak kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır. Fakat VUK mükerrer 355. Maddede süresinde verilmeyen bildirimlere ilk 10 gün geçtikten sonra 15 güne kadar cezanın 1/5 ödenmekte, daha sonrasında indirimsiz olarak ceza uygulanmaktadır. Firmaların hesap dönemi içinde gelen gider faturalarını kullanabildiği halde BA formları ilgili döneminde bildirilmek zorunda. BA formlarının da KDV hükümlerine uygun olarak indirilecek KDV olarak beyan edildiği dönemde (takip eden ayın 30 una kadar) bildirilerek cezai duruma düşülmesi engellenmelidir.

E-FATURA PROBLEMLERİ DEVAM ETMEKTEDİR:

VUK mükerrer 242. Maddesi ile uygulamaya giren e-fatura her konusu ile kâğıt ortamındaki fatura ile aynı statüdedir. Ancak, herhangi bir neden ile e-fatura düzenlenmesi gerekirken sehven kâğıt ortamında fatura düzenlenmesi durumunda ilgili faturanın %10'u+ özel usulsüzlük cezası kesilmektedir. E-fatura düzenleyicisinin karşı tarafın e-fatura alıcısı olduğunun tespiti GİB yayını listeden yapılmaktadır. Alıcının bildirimde bulunmamasının suçu düzenleyiciye de yansımaktadır. Bu durumun düzeltilerek konunun sadece muhatabı olana uygulanması adil olacaktır.

E-DEFTER:

Berat konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Özellikle 2017 hesap döneminden itibaren hadlerin aşağı çekilmesi nedeniyle konunun daha da sıkıntılı hale gelmesi beklenmektedir. Bu nedenle, beratlarda belli koşullar dahilinde kaldırılma ve yeniden berat alınması yolu açılmalıdır.

VUK mükerrer 242. Maddesi ile uygulamaya giren e-Fatura kullanıcıları yine e-Defter kullanıcısı da olmak zorundadır. E-Defterin beratı berat alınan ayın 3 ay sonrasına alınmak zorundadır. Fakat herhangi bir nedenle yapılması gereken (KDV, Geçici vergi, Kurumlar/gelir vergi yıllık beyanı vb.) düzeltmeler ancak GİB’e yapılan başvurunun kabulü ile beratın iptali ve düzeltmesi yapılabilmektedir. Düzeltme işlemlerinin yapılabilmesi yine başvurunun dilekçe ile yapılması, ancak başvuru ile birlikte berat işleminin iptalinin GİB tarafından hızlıca yapılarak işlemlerdeki çelişkinin kaldırılması, firmaların zaman kaybını engelleyeceği gibi açıkta kalan bu konu da anlaşılır olacaktır.