Plastik Sektörü Ekonomi Bakanlığı Yetkililerine Sorunlarını Aktardı

  • Haberler
grup45-ekonomi-bakanligi-01

Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şenel başkanlığında geniş bir Ekonomi Bakanlığı heyetinin katılımı ile İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde 23 Mart 2017 tarihinde Swissotel’de gerçekleştirilen toplantıda, sektör temsilcileri, Kimyasal Ürünler ile Plastik ve Kauçuk Ürünlerin İmalatı sektörünün sorunlarını dile getirdi.

İSO Meclis Üyeleri Ömer Karadeniz ve Mustafa Tacir’in sektörleri adına dile getirdiği konular aşağıdaki gibidir:

  • Sektör ihracatımıza çok olumlu etkisi olan dahilde işleme izin belgesinde son dönemlerde belge alımında yaşanılan zorluklar (belge başvurusunun defalarca ve altı net doldurulamayacak nedenlerden ötürü reddedilmesi)  ve Türkiye’de hammadde üretiminin sadece %15’lik kısmını karşılayan hammadde üreticilerinin kendilerinin üretme kapasitesi olmayan ve üretim için ithal edilmesi gereken ürünler için ithalatı zorlaştırıcı yaklaşımları ve bu yaklaşım sonucu dahilde işleme izin belgesi almanın firmalar için zorlaşması, Türk Sanayisini olumsuz yönde etkilediği gibi ihracatımızı da olumsuz yönde etkilemektedir. Dahilde işleme izin belgesi bir ihracat desteğidir ve bu belgenin ihracatçı için bir külfet olmak yerine bir destek aracı olarak devam etmesi gerekmektedir. Ülkemizin en büyük ihtiyacı olan sanayi ve ihracatın önüne çıkan bu tür engeller kaldırılmalıdır.
  • Geri dönüştürülmüş plastik hammadde ithalatta atık kapsamında değerlendirilmekte ve DİİB kapsamında ithaline izin verilmemektedir. Ekonomik girdi mahiyetinde olan ve atık olarak değerlendirilmemesi gereken plastikler özellikleri korunarak mahir ellerde defalarca işlenebilir, geri dönüşebilir. Diğer gelişmiş ülkelerde uygulamada olduğu gibi belli spesifikasyonları karşılayan geri dönüştürülmüş hammadde ithalatına sektör olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Hurda plastikten geri kazanılmış granül ve çapakların, geri kazanım esnasında çevre ve insan sağlığına zararlı hale gelecek bir değişime uğramadığı ve sonuçta bir proses çıktısı olmaları nedeniyle ürün vasfında oldukları göz önünde bulundurularak atık kapsamında değerlendirilmemesi gerekmektedir. 2015/3 sayılı  Çevre Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği kapsamında değerlendirilen 3901 – 3914 GTİP’li  (ikincil kullanım amacıyla hurda plastikten geri kazanılmış granül ve çapaklar) hammaddelerin anılan gerekçelerle söz konusu tebliğ dışına çıkarılması gerekmektedir. Teknolojinin geldiği son durumun göz önünde bulundurulması ve söz konusu malzemelerin ithalatının denetime tabi olmayarak DİİB kapsamında ithalatına ( veya yurt içi alımına) izin verilmesi gerekmektedir.

  • Dahilde İşleme İzin belgelerinde plastik sektöründe üretilen ürünlerden çıkan sakat, takoz, yolluk gibi ürünler tekrar kırılıp üretimde sınıf değiştirmeden kullanılmasına rağmen, Bakanlık nezdinde bu çıktılar ikincil işlem görmüş ürün olarak adlandırılmakta ve vergisinin ödenmesi istenmektedir. Plastik sektöründe üretim sonrası oluşan bu çıktıların sınıf değiştirmeden aynı üretim sürecinde tekrar üretime dahil edilmesine rağmen ikincil işlem olarak değerlendirilmesi yanlış olup, bu çıktılardan ikincil işlem beyanı istenmemelidir. Sonuç olarak bu çıktılar sürece dahil olduğundan birebir ürün olarak çıkmakta ve 100 kg ithal edildiyse tekrar sürece dahil olduklarından 100 kg olarak ihracatı yapılmaktadır.
  • Pazar araştırma desteklerinde sadece kredi kartı ve banka ödemeleri karşılanmakta olup nakit yapılan ödemeler destek dışı bırakılmaktadır. Pazar araştırma desteklerinde nakit ödemeler de, karşılığında fatura almak suretiyle destek kapsamına dahil edilmelidir (Örneğin araç kiralama, otel ödemeleri). Ayrıca, konaklama desteği için, kalınan otelden, otelde kalındığına dair yazı istenmektedir. Bu yazı her otelden alınamamaktadır ve firmalar için ekstra zaman kaybı oluşturmaktadır. Konaklama ile ilgili kalınan otelden alınan fatura da zaten kalan kişinin adı ve diğer detaylar yer almakta olduğundan konaklama teyit yazısı ayrıca firmadan talep edilmemelidir.  Son olarak, pazar araştırma destek ödemeleri firmalara 8-9 ay gibi uzun sürede ödenmektedir. Pazar araştırma destek ödeme süreleri kısaltılmalıdır.
  • Firmalar, 06.03.2017 tarihinden önce farklı ürünleriyle (farklı GTIP’e sahip ürünler) birden fazla URGE’de yer almalarına rağmen, 2010/8 sayılı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’in uygulama usul ve esasları genelgesine 06.03.2017 tarihinde yapılan ek ile “Bir firma aynı anda sadece bir UR-GE projesinde katılımcı olarak yer alabilir” ibaresi eklenmiştir. Sektörümüzde firmaların birden fazla sektörde üretimi olduğundan son getirilen madde, firmaların birden fazla URGE projesinde yer almasına izin vermemektedir. 06.03.2017 tarihinden önce olduğu gibi firmaların farklı ürünleri olması (farklı GTİP’e sahip) halinde birden fazla URGE projesinde yer almalarına izin verilmelidir. Ekonomi Bakanlığı’mız tarafından desteklenmekte olan URGE projeleri ve sektörel heyetler yurtdışı pazarlama konusunda büyük fayda oluşturmaktadır. Ancak firmalara getirilen zorluklar ve destek geri ödemelerinin uzun sürede yapılması firmaların ihracatını olumsuz yönde etkilemektedir. İhracata destek için destek mekanizmasının kolaylaştırılması gerekmektedir. İhracatımızın düşüşte olduğu şu dönemde ihracatı engelleyecek önlemler yerine arttıracak destekler verilmesi gerekmektedir. Yalın üretim, Endüstri 4.0 gibi günümüz rekabetçi koşullarında üretici firmalarımızı yurt dışı rakipleri ile yarıştan koparmayacak dönüşümlerin hızlandırılması için teşvik ve destek mekanizmalarının hızlandırılması ve ihracat için verimli hale getirilmesi gerekmektedir.
  • Özellikle deniz aşırı ülkelerde gerçekleştirilecek Turquality projelerinde tanıtım malzemelerinin nakliye bedellerinin ve tanıtım faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen ulaşım ve konaklama giderlerinin de destek kapsamına alınması ve Turquality programının üçüncü 5 yıllık süre için tekrar uzatılması talep edilmektedir.
  • Navlun bedellerinin yüksek olması sebebiyle ihracatlarımız olumsuz yönde etkilenmektedir. Birçok ülkeye olan ihracatımızda gerek karayolu, gerek denizyolu, gerek demir yolu, gerek havayoluyla ortaya çıkan yüksek navlun bedellerinin önüne geçilebilmesi amacıyla ve ülkemiz sanayicilerinin ihracatçılarının dünya rakipleriyle rekabet edebilmesi için ihracatçıya navlun desteği sağlanmalıdır.
  • AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı ve imzalayacağı Serbest Ticaret Anlaşmalarında Türkiye’nin taraf olmaması ve ihracatlarında indirimli tercihli tarife sisteminden yararlanamaması ihracatçı firmalar için sıkıntı yaratmaktadır. Örneğin AB’nin Lübnan’la imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması olduğundan iki ülke arasındaki ticarette EUR1 düzenlenmektedir, fakat Türkiye ve Lübnan arasında sadece menşe belgesi düzenlenmektedir, bu da Lübnan’a olan ihracatımızda, Lübnan’ın sıfır gümrük vergisi ile ithalat sebebiyle tercihini AB ülkelerinden yapmasına sebep olmakta olup ihracatımızı olumsuz yönde etkilemektedir.
  • AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı veya imzalayacağı Serbest Ticaret Anlaşmalarında Türkiye’nin otomatik olarak taraf olması gerekmektedir.