Sanayi Üretimi Ocak’ta Bir Önceki Aya Göre %1 Artış Gösterdi

Sanayi Üretim Endeksi, Ocak 2019

Açıklanma Tarihi: 14.03.2019

TÜİK tarafından açıklanan Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) Ocak 2019’da önceki yılın aynı ayına göre, takvim etkisinden arındırılmış verilerle %7,3 azalmış, böylece %7,5-8 civarındaki piyasa beklentilerinin hafif altında olmakla birlikte belirgin bir daralma göstermiştir. Böylece 3 aylık ortalama üretim endeksinin yıllık değişim hızı Aralık’ta (aynı zamanda 2018 son çeyrekte) -%7,8 iken Ocak’ta -%8,2’ye gerilemiştir.

Diğer yandan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim endeksi, son 5 ay boyunca kesintisiz düşüş gösterdikten sonra Ocak’ta %1 oranında aylık artış göstererek 22 ayın dip seviyesinden hafifçe toparlanmıştır.

Ocak ayında imalat sanayi üretimi %7,5 yıllık daralma gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle Aralık ayına göre %1,1 artış kaydetmiştir. Madencilik ve taşocakçılığında yıllık %7 daralma olsa da aylık bazda %1,7’lik artış yaşanmıştır. Ocak’ta elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektörü üretimi yıllık bazda %1,7 ile nispeten ılımlı bir küçülme sergilemiş, Aralık ayına göre ise yatay seyretmiştir (%0,1 artış). Madencilikte yıllık üretim daralması Aralık verisine göre daha keskin hale gelirken, imalat ve elektrik-gaz-buhar sektörlerinde hafif yavaşlamıştır.

Ocak ayında ara malları %10,9 ile üretimin yıllık bazda en sert daraldığı mal grubu olmuştur. Sermaye malı üretimi de %8,1 oranında düşüşle yatırımlara ilişkin olumsuz sinyal vermeyi sürdürmüştür. Dayanıksız tüketim malı ve enerji üretimi sırasıyla %3,5 ve %1 oranında küçülürken dayanıklı tüketim malı üretimi sanayinin genelinden pozitif ayrışarak bir önceki yılın aynı ayına göre %0,9 artış kaydetmiştir. Diğer yandan Aralık ayına göre mevsimsellikten arındırılmış verilerle kıyaslandığında tüm bu mal gruplarında artış gözlenmekte olup, ara malları üretiminde aylık %2,2’lik toparlanma dikkat çekmektedir.

2019’un ilk ayında imalat sanayi kapsamında yer alan 24 sektörden 18’inin üretimi 2018’in aynı ayına göre düşüş göstermiştir. Öne çıkan sektörlere bakıldığında ana metal sanayinde %19,3, makine ve teçhizat imalatında %18,3 gibi yüksek düşüşler dikkat çekerken, en önemli ihracatçı sektör olan motorlu kara taşıtlarında üretimin %11,6 azaldığı görülmektedir. Üretim elektrikli teçhizatta %8,3, tekstilde %5,2, kimyasallarda %4,1 ve giyim eşyalarında %1,5 daralmıştır. Buna karşılık, savunma sanayi ürünlerini de içeren diğer ulaşım araçları imalatı %38,5, diğer imalatlar %26,1, temel eczacılık %16,2, rafine petrol ürünleri %9,9 üretim artışıyla manşet üretim endeksini olumlu etkileyen sektörler olmuştur. Mobilya imalatı da %1,6 artış gösterse de dördüncü çeyreğe göre yavaşlama kaydetmiştir.

Diğer yandan, Aralık 2018 ayına göre kıyaslandığında 24 sektörün 16’sının üretim artışı kaydetmiş olması, Ocak ayının olumlu gelişmelerinden biri olarak kayda geçmiştir.

Özetle, 2018 yaz aylarında yaşanan kur şoku ve dördüncü çeyrekteki sert daralmanın ardından sanayi üretimi yıllık bazda küçülmeye devam etmekle birlikte Ocak ayında dipten çıkışın başlamış olabileceğine ilişkin sinyaller vermektedir. Ancak öncü göstergeler daralmanın etkilerinin ilk çeyrekte de yoğun şekilde sürdüğüne işaret etmektedir. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI Şubat’ta 46,4 ile 50 nötr seviyesinin altında kalmakla birlikte son 6 ayın en yüksek değerinde gerçekleşmiştir. Kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi gibi göstergeler de Şubat’ta bir önceki aya göre olumlu gelişme göstermiştir. Kurların nispeten istikrarlı seyri ve kredi büyümesinde kamu bankaları kaynaklı olarak pozitif eğilime geçilmesi de dikkate alınması gereken gelişmelerdir.

Öte yandan Türkiye ekonomisinde kırılganlıkların dengelenmesi ve özellikle reel sektör bilançolarında iyileşme ihtiyacı sürmektedir. Bu durum, küresel ekonomideki yavaşlamanın da etkisiyle büyüme üzerinde risklerin aşağı yönlü olmayı sürdürdüğü anlamına gelmektedir. Tüm bu faktörlere bağlı olarak, ekonominin bir süre daha potansiyelinin altında büyümesi beklenmekte ve büyümenin geleceği açısından yerel seçimler sonrasında uygulanacak politikalar kritik önem taşımaktadır.