Şubat Dış Ticaret Açığı 2,1 Milyar Dolar

Dış Ticaret İstatistikleri, Şubat 2019

Açıklanma Tarihi: 29.03.2019

TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin ihracatı 2019 Şubat’ta yıllık %3,4 artışla 13,6 milyar dolara yükselirken ithalat %16,9 oranında azalarak 15,7 milyar dolara gerilemiştir. Böylece Şubat 2019’da 5,8 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2019’un aynı ayında %63,1 daralarak 2,1 milyar dolara gerilemiştir. Son 12 aylık dönemin toplam dış ticaret açığı Ocak’ta 48,5 milyar dolarken Şubat’ta 44,8 milyar dolar ile yaklaşık son 9 yılın en düşük seviyesine gerilemiştir. Böylece 2019’un ilk 2 ayında toplam ihracat 2018’in aynı dönemine göre %4,7 artarak 26,7 milyar dolara yükselirken ithalat %22,4 düşüşle 31,4 milyar dolara gerilemiştir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle ihracat Ocak’ta aylık bazda %5,7’lik yükselişin arından Şubat’ta %0,2 düşüş göstermiştir. İthalat ise aylık %2,8 artarak artış trendini dördüncü aya taşımış ve son 6 ayın en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir

Şubat’ta enerji açığı yıllık %7,4 oranında düşüşle 2,9 milyar dolara gerilemiştir. Enerji ve altın hariç (çekirdek) ticaret dengesi ise 1,3 milyar dolar fazla vererek üst üste yedinci ay pozitif gerçekleşmiştir. Böylece Ocak’ta 3 milyar dolar açık gösteren 12 aylık kümülatif çekirdek dış ticaret dengesi Şubat’ta 0,1 milyar dolar fazlaya dönüşmüştür. Bu durum son 17 yıllık dönemde ilk kez yaşanmaktadır.

Şubat ayında yıllık ihracat artışına en güçlü pozitif katkılar %154 oranında artış gösteren rafine petrol ürünleri ihracatı ile %26,1 artan mobilya imalatından gelmiştir. %7,6 artış gösteren makine-teçhizat ve %6 yükselen ana metal sanayi ihracatı da ihracat artışına önemli katkı yapan sektörler arasında yer almıştır. Şubat’ta imalat sektörü ihracatı %4 artarken tarım ihracatı %7,1 düşüş göstermiştir. İhracatta en yüksek paya sahip olan motorlu kara taşıtları özellikle AB pazarındaki yavaşlık nedeniyle %10,5 gibi sert bir daralma gösterirken tekstil ihracatındaki %6,4’lük düşüş de toplam ihracat artışını sınırlayan ikinci önemli unsur olmuştur.

Şubat’ta ara mal ithalatı %16,6, sermaye malı imalatı ise %4,6 ile önceki aylara göre sınırlı bir yıllık daralma sergilemiştir. Bu gelişmeler geleceğe ilişkin üretim ve yatırım beklentilerinde zayıflığın hafifleyerek de olsa sürdüğüne işaret ederken tüketim malı ithalatı ise %35,6 ile Ocak ayına göre daha keskin bir yıllık daralma göstermiştir.

Şubat’ta AB ülkelerine yapılan ihracat %1,4 artış göstermiş ve yavaşlamayı sürdürmüştür. Buna karşılık Ortadoğu, Kuzey Afrika ve diğer Asya ekonomilerine yönelik ihracatta sırasıyla %5,5, %21,4 ve %7,5 oranında gerçekleşen güçlü artışlar AB pazarındaki zayıflığı bir ölçüde telafi etmiş gibi görünmektedir. İhracatın daraldığı bölgeler ise %6 ile Kuzey Amerika ve %19,4 ile Avustralya olmuştur, ancak bu bölgeler ihracattaki payının düşüklüğü nedeniyle genel tabloyu fazla etkilememiştir.

2019 Şubat’ta yüksek teknoloji yoğunluklu ürünlerin toplam ihracattaki payı 1 yıl öncesine yatay seyrederek %3,4 olmuştur. Yılın ilk 2 ayında bakıldığında ise 2018’de %3,4 olan oranın 2019’un aynı döneminde %3,3’e gerilediği görülmektedir.

Özetle, son aylarda ithalattaki kısmi toparlanma ve ihracattaki güç kaybetme eğilimine rağmen genel trend olarak dış ticaret dengesinde iyileşme sürmektedir. Türkiye’nin ana ihracat pazarı olan AB ekonomisindeki yavaşlama özellikle bu pazara ağırlıklı ihracat yapan sektörlerin performansını etkilemekte, ithalat ise büyük oranda tüketici talebindeki zayıflığın etkisiyle düşük seyrini korumaktadır. Öte yandan aylık kıyaslamaya bakıldığında ara mal ve sermaye malı ithalatının dipten çıkış trendine girdiği görülmektedir. Bu durum kısmen petrol fiyatlarının yeniden artmaya başlamasından, büyük oranda ise yılın ilk çeyreğinde kamu bankaları öncülüğünde sağlanan kredi genişlemesinin iktisadi faaliyeti teşvik edici etkilerinden kaynaklanmaktadır. Önümüzdeki dönemde büyümenin potansiyelinin altındaki seyrini koruması beklenirken bu durum ticaret dengesinde iyileşmenin 2019’da da süreceği anlamına gelmektedir. Ancak son aylarda küresel talepte gözlenen yavaşlama eğilimi bu iyileşmeyi sınırlayabilecektir.