İSTANBUL SANAYİ ODASI
İstanbul Sanayi Odası
Odamız
Meslek Komitelerimiz
Üyelik
Ekspertiz
Teşvikler
Eğitim ve Gelişim Faaliyetleri
Teknoloji ve Arge
Sanayinin Finansmanı
Çevre
AB ve Dış Ekonomik İlişkiler
Ekonomik Göstergeler
Faydalı Bağlantılar
Kütüphane
Yayınlar
Sanat Galerisi
Duyurular
Bilgi Edinme
Elektronik Hizmetler Sistemi
Seminer Eğitim Sistemi

Meclis Konuşması / İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı /24 Haziran 2009

Sayın Başkan, Meclisimizin değerli üyeleri, kıymetli basın mensupları, Haziran ayı olağan Meclis toplantımıza hoş geldiniz diyor ve sizleri Yönetim Kurulumuz adına saygı ile selamlıyorum.

Sayın Bakanımız, davetimizi kabul ederek toplantımıza katıldığınız için size çok teşekkür ediyoruz ve hoş geldiniz diyoruz. Hoş geldiniz efendim.

Meclisimizin değerli üyeleri, Meclis Başkanlık Divanı ve Yönetim Kurulu olarak Mayıs ayı olağan Meclis toplantımızın gündemini oluşturan Ankara ziyaretlerimizin ilk bölümünü 16 - 17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Sayın Meclis Başkanımızın da belirttiği gibi, ziyaretimizin ilk gününde randevu sırasıyla, önce Sayın Cumhurbaşkanımızla, daha sonra Devlet Bakanlarımız Sayın Cevdet Yılmaz ve Sayın Zafer Çağlayan ile son olarak da TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile görüşme imkanı bulduk. İkinci günümüze, Çevre ve Orman Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu’nu ziyaret ederek başladık ve sonrasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Ömer Dinçer ve son olarak da bugün konuğumuz olan Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Nihat Ergün ile bir araya geldik. Verimli geçtiğine inandığımız görüşmelerimiz çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bakanlarımız ile kriz karşısında sanayimizin durumu, halihazırda alınan tedbirler, ilaveten yapılması gerekenler ve krizi aşma sürecinde kamu ve özel sektöre düşen görevler üzerine karşılıklı görüşlerimizi ve değerlendirmelerimizi paylaştık. İstanbul Sanayi Odası olarak sanayimizin sorunları ve çözümlerine yönelik, tespit ve önerilerimizi ayrıca yazılı olarak da ziyaret ettiğimiz, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Bakanlarımıza ilettik. Ankara ziyaretlerimizin ikinci bölümünü ise, Meclisimizin bugünkü toplantısından sonra yarın, 25 Haziran tarihinde gerçekleştireceğiz.

Sayın Bakanımız, Ankara’daki görüşmemizden kısa bir süre sonra, sizinle Meclisimiz çatısı altında tekrar bir araya gelmekten ayrı bir memnuniyet duyduğumuzu da özellikle ifade etmek istiyorum. Sanayimizin sorunlarını, çözüme yönelik beklentilerimizi, önerilerimizi bir kez daha, geniş bir katılımla değerlendirme imkanı bulmuş olduk. Tekrar hoş geldiniz demek istiyorum.

Sayın Başkan, Meclisimizin değerli üyeleri. Nisan ayı ile birlikte, sanayi üretimindeki kesintisiz küçülmede dokuzuncu ayı geride bırakmış bulunuyoruz. Karşımızdaki bu tablo içinde, umut veren bir husus, küçülme oranlarının giderek azalıyor olmasıdır. Ancak, oranlar azalsa da küçülme sürecinin daha ne kadar devam edeceğini maalesef öngöremiyoruz. 2001 yılında, sanayideki küçülme, 2001 Şubatından 2002 yılı Mart ayına kadar aralıksız 13 ay devam etmişti. 2001 yılında en yüksek küçülme oranı %14 idi. 2009’da ise, Şubat ayında, yaklaşık %24’lük bir küçülme ile karşılaştık. Şubat ayını takiben, bir kırılma noktası olarak, yedi ay aradan sonra ilk defa Mart ayında, üretim, %20,8 ile bir önceki aydan daha düşük oranda küçüldü. Aynı eğilim, Nisan ayında da devam etti ve Nisan’da küçülme oranı %18,5’e geriledi. Mayıs ayı ve sonrasında düşüş oranlarının daha da azalacağı beklentisi içindeyiz.



TÜİK’in her ay yayımladığı aylık sanayi üretim endeksinden aldığımız bu oranlar, içinde bulunduğumuz yılın aylarının, bir önceki yılın, yani 2008’in aynı ayı ile kıyaslanmasını yansıtıyor. Bu verinin yanında, TÜİK, aynı yıl içindeki ayları da bir önceki ay ile kıyaslayarak, sonucu yayımlıyor.

Bu endekste de sanayi üretiminde küçük de olsa nispi bir toparlanma görüyoruz. Buna göre, 2009 yılında ilk defa, Mart ayında üretim Şubat ayına göre %13,5 oranında artmış. Nisan’da da Mart ayına göre artış, bir önceki ayın altında olmasına rağmen %1,4 artış olarak gerçekleşmiş. Oran küçük de olsa, artış gerçekleşmesi yine de sevindirici.



İstihdam cephesinde ise, maalesef durum epeyce olumsuz… TÜİK’in yayımladığı, üç aylık sanayi istihdam endeksi, 2009’un ilk üç ayında sanayi istihdamında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, %10,4, bir önceki üç aya göre de %7 oranında kayıp gösteriyor. Sanayi istihdamında, üç ay içinde %7’lik bir kayıp ortaya çıkması, 2009’un ilk üç ayının üreten kesim için ne kadar zor geçtiğini, kanaatimizce fazla söze gerek kalmadan ortaya koyuyor.

Evet, ilk çeyrek zordu. Ama, biraz önce ayrıntılarını paylaştığımız üzere, göstergeler, yılın ikinci çeyreği itibarıyla, en azından üretimde, kötü gidişte hız kesmenin başladığına işaret ediyor. Ancak, bu hız kesme ve nispi toparlanma eğilimi, oldukça kırılgan ve geri dönüşlere açık görünüyor.

Şimdi, önümüzdeki mesele, iyileşme ivmesini hızlandırmak, toparlanma eğilimini istikrarlı bir hale getirebilmek. Bu noktada sanırım, şu soruyu cevaplamamız gerekiyor: Toparlanma eğilimini hızlandırmak ve kalıcı hale getirmek için ne yapmalıyız? Öncelikli olarak hangi alanlarda tedbirleri devreye sokmalıyız?

Geçtiğimiz günlerde hükümetimiz, önemli bir adım olarak yeni teşvik ve istihdam paketini açıkladı. Bizler de bu paketi memnuniyetle karşıladık ve olumlu bir gelişme olarak değerlendirdik. Özellikle teşviklerin bölgesel ve sektörel olması ve yatırım indirimi uygulamasının “indirimli kurumlar vergisi” şeklinde yeniden uygulamaya konmasını göz önüne aldığımızda, paketin, genel çerçeve itibarıyla, Odamızın önerileri ile örtüştüğünü söyleyebiliriz.

Eksik bulduğumuz taraflar elbette var. Örneğin ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu, büyük ölçekli yatırımların 12 sektörle kısıtlanması yerine, bölge farkı gözetilmeksizin tüm sektörlerde bize göre desteklenmesi gerekirdi. Üretimin vazgeçilmez girdisi olan enerji ile ilgili bir destek unsurunun bulunmaması kanaatimizce yine önemli bir eksik. Organize Sanayi Bölgelerine yönelik özel bir teşvik unsurunun yer almaması gördüğümüz, görebildiğimiz diğer bir eksiklik. Teşviklerden faydalanabilmek için 2010 yılı sonuna kadar yatırıma başlanması zorunlu kılınmış bulunuyor. İçinde bulunduğumuz kriz koşullarının, yatırım kararı ve finansmanını ne kadar zorlaştırdığı düşünüldüğünde bu süre limitinin önemli bir kısıtlama olduğu ortada. Ancak, şunu belirtmeliyiz ki, İstanbul, birinci bölge içinde yer almaktadır. Dolayısıyla, İstanbul’da yeni yatırım yapmayı planlayan sanayici, getirilen teşviklerden en az derecede yararlanabilmektedir. Bu çerçevede, bizler, İstanbul Sanayi Odası olarak sanayimizin büyük bir bölümünü oluşturan ve krizin olumsuz etkilerini şiddetle hisseden İstanbullu sanayicilerimizin mağduriyetini telafi edecek, ilave uygulamaların yer almamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirmekteyiz.

Eksiklere dikkat çekmekteki amacımız, ilgili Sayın Bakanlarımıza da ifade ettiğimiz üzere, yol boyu bu eksiklerin giderilmesine, uygulamanın daha iyi sonuç vermesine katkıda bulunabilmektir. Eksikleri bir tarafa bırakacak olursak, biraz önce de ifade ettiğim gibi, böyle bir paketin açılması önemlidir, olumludur. Teşvikler ve istihdama yönelik getirilen yeniliklerin, bugüne kadar açıklananlar arasında en kapsamlısı olduğu da tartışmasızdır. Moral etkisi de ayrıca çok önemlidir. Yarattığı olumlu psikolojik etki, muhakkak ekonomiyi de olumlu etkileyecektir. Ancak, kabul edileceği üzere, getirilen teşviklerin çoğu orta ve uzun vadede sonuç verecek ve ekonomiye geri dönüşleri zaman alacak türden önlemlerdir.

Ekonomide filizlenmek üzere olan iyiye gidiş ivmesini hızlandırabilmek için doğrudan krizle mücadeleye yönelik önlemlere daha fazla ağırlık verilmesi gerekmektedir. Yatırımların devam etmesi çok önemli ama içinde bulunduğumuz koşullarda mevcut yatırımlar ve mevcut istihdam risk altındadır. Mevcut işletmelerin de mutlaka ve mutlaka desteklenmesi gerekmektedir!

Sayın Başkan, Meclisimizin değerli üyeleri, krize karşı mücadelede kısa vadede sonuç almak açısından iç pazarı harekete geçirecek önlemlerin devreye girmesi gerektiği yönündeki kanaatimizi daha önce de çeşitli vesilelerle ifade etmiştik, dile getirmiştik. Ekonomik göstergeler de, bu kanaatimizi, bu ifadelerimizi destekleyen veriler ortaya koymaktadır. Örneğin, ihracatı ve sanayi üretimini, ayrıntılı ve karşılaştırmalı olarak incelediğimizde şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz:

Yine TÜİK verilerine göre, 2009 yılının ilk dört ayı sonunda ihracatımız dolar bazında %27,9 oranında azalmıştır.



TÜİK ihracatta miktar endeksini de yayımlıyor: İhracatımıza miktar endeksi cephesinden baktığımızda ise, dört ayda miktar olarak azalmanın %10 civarında olduğunu görüyoruz. Dolar bazındaki azalma oranı ile miktar bazındaki azalma oranı arasındaki fark nereden kaynaklanıyor sorusuna sanırım şöyle bir cevap verebiliriz: 2009 yılının ilk dört ayında Türk lirası dolar karşısında geçen yılın aynı dönemine göre, büyük oranda değer kaybetmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, ihracattaki parasal değişiklik, hacim değişikliğinin çok üzerinde seyretmiştir. Diğer taraftan, yılın ilk dört ayında, sanayi üretimindeki değişim ile ihracatın miktar olarak değişimine baktığımız zaman; İmalat sanayi üretimi, 2009’un ilk dört ayında ortalama, %23,4 oranında azalırken, aynı dönemde ihracatın miktar olarak, %10’lar civarında azaldığı görülmektedir. Bu durum, kanaatimizce sanayi üretiminde yılın ilk dört ayındaki düşüşün, ihracattan çok, iç pazardaki büyük talep düşüşünden kaynaklandığına işaret etmektedir. Dolayısıyla, üretimdeki azalmada ana etken iç pazar ise, bir başka ifade ile, hastalığın merkezi iç pazar ise, tedavinin başlayacağı yer de iç pazar olmalıdır. İhracatımız, bizim dışımızda, dünyadaki gelişmelere bağlı olarak iyileşecektir. İç talebi canlandırmakta ise, daha çok hareket alanımızın, elimizde daha çok imkan ve aracın olduğu tartışmasızdır. Nitekim ÖTV ve KDV indirimi uygulaması, bu anlamda çok önemli ve olumlu bir örnek olarak ortaya çıkmaktadır. Üç aylık vergi indirimi uygulanan sektörlerde, üretimde, kapasite kullanım oranında ve ciro ve sipariş oranlarında olumlu gelişmeler kaydedildi. Ayrıca, bu uygulama, Nisan ve Mayıs aylarında, mal ve hizmet üzerinden alınan vergilerde de hızlı bir iyileşmeye neden oldu. Bu anlamda, uygulama kendi kendini finanse etmiştir desek sanırım çok yanlış bir ifade kullanmış olmayız. Bizler KDV ve ÖTV indirimlerinin tüm sektörlere yayılarak devam ettirilmesini arzu ediyorduk. Hükümetimiz, vergi indirimini daraltarak devam kararı aldı. Beklentimize cevap vermese de, en azından, indirim uygulamasının devam etmesi moral boyutuyla önemli. Ancak, ikinci aşamada, indirim oranlarının çok düşük tutulması özellikle otomotiv sektörümüzde ilk dönemdeki cazip uygulamanın rüzgarıyla yükselen satış ivmesinde yeni düşüşler yaşanmasına yol açmıştır. Otomotiv gibi, üretimde ağırlığı yüksek sektörlerimiz öncelikli olmak üzere, iç satışları artırmaya yönelik, ilave destekler mutlaka yine gündeme gelmelidir.

Özel sektör olarak, bizler de iç pazarımızdaki potansiyelin harekete geçirilmesine katkı bulunmanın arayışı içindeyiz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin başlattığı “kriz varsa çare de var” kampanyası bu anlamda önemli bir girişim. Kampanya kapsamında, öncelikle, harcama potansiyeli olduğu halde, kriz ortamı nedeniyle harcama yapmakta tereddüt içinde olanların harekete geçirilmesi hedeflenmiştir. Tüketiciye, harcama yapmanın da sorumluluğumuzun bir parçası olduğu hatırlatılmaktadır. Diğer taraftan üreticilere de, alışverişin tüketici için cazip kılınmasına katkıda bulunulması, fedakarlık yapılması yönünde çağrıda bulunulmaktadır. Hükümetimizden beklentimiz, dar gelir grupları için de ilave harcama potansiyelleri yaratılarak kampanyaya destek verilmesidir.

Sayın Bakanımız, İstanbul Sanayi Odası olarak sık sık altını çizdiğimiz üzere, krize karşı mücadelede, rekabet gücünü artırmada her şeyi devletten beklediğimiz şeklinde bir izlenime yol açmaktan özellikle kaçınıyoruz. Evet, devletin yapması gerekenleri devletten talep ediyoruz ama kendi sorumluluklarımızın da daima farkındayız. Tüm krizler gibi bu krizin de bir gün biteceği ve rekabet yarışının kaldığı yerden devam edeceğini de çok iyi biliyoruz. Bu nedenle hükümetimize, krizle mücadelenin yanında, rekabet gücümüzü geliştirmeye yönelik orta ve uzun vadeli reformları ihmal etmememiz gerektiğini hatırlatırken –ki, yeni teşvik ve istihdam paketi de bu anlamda çok önemli ve çok özel bir adımdır – özel sektörümüze de krize rağmen, rekabete yönelik çalışmalarımıza ara vermeden sürdürmek zorundayız çağrısını yapıyoruz. Odamızın çalışmalarını da bu anlayış çerçevesinde yürütüyoruz. Bizler, sanayimiz için, orta ve uzun vadede en önemli hedefi, katma değeri yüksek bir üretim yapısına geçiş olarak görmekteyiz. 2008 yılında, üretim yapabilmek için, enerji dahil yaklaşık 152 milyar dolarlık ara malı ithal etmek zorunda kaldığımızı, buna karşılık 132 milyar dolarlık ihracat yaptığımızı, yani yaptığımız ihracatın ara malı ithalatımızı karşılamaya yetmediğini, Meclisimizde ve kamuoyu önünde çeşitli vesilelerle ifade ettik. Bu yapıyı değiştirmek için katma değeri artırmamız gerekmektedir. Katma değeri artırmanın yolu ise ar-ge ve teknoloji geliştirme, inovasyon, tasarım ve marka yaratma kapasitemizi geliştirmekten geçmektedir. 2002 yılından bu yana aralıksız devam ettirdiğimiz, “Sürdürülebilir Rekabet Gücü” ana başlıklı Sanayi Kongrelerimizde, yedi yıl boyunca bu konuları, özel sektör cephesine yoğunlaşarak ele aldık. Bu yıl ise yeni bir aşamaya geçerek, ülkemizde inovasyon ve inovasyon alt yapısının gelişmesine katkıda bulunmak üzere, “İSO İnovasyon Ödülleri” uygulamasını başlattık. Diğer inovasyon ödüllerinden farklı olarak, “İSO İnovasyon Ödülleri” kapsamında, ticari başarı ve ürünün yanı sıra; sanayi kuruluşlarında oluşturulan inovasyon ortamı da, “liderlik”, “stratejik planlama”, “bilgi”, “insan kaynağı”, “süreçler” ve “iş sonuçları” ana başlıkları çerçevesinde değerlendirilerek, ödüllendirecektir. “İSO İnovasyon Ödülleri”ne Türkiye’de yerleşik tüm sanayi kuruluşları başvurabilecektir. Bu vesileyle İSO İnovasyon Ödül sisteminin geliştirilmesine emeği geçen İSO KATEK’e ve özellikle de Meclis üyelerimiz Sayın Uran Tiryakioğlu ve Sayın Mehmet Çetin Duruk’a katkılarından dolayı sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Bakanımız, ben bugün konuşmamda ana başlıklarda kalmaya özellikle özen göstermeye çalıştım. Gerek göreve gelmenizi takiben, Odamıza gerçekleştirdiğiniz nezaket ziyaretinde gerekse Ankara’daki görüşmemizde sorunları ayrıntılı bir şekilde ele almıştık. Bugün ayrıca, değerli Meclis üyelerimiz de görüşlerini de muhakkak dile getireceklerdir.

Sözlerimi bitirmeden önce şunu ifade etmek istiyorum ki, Türk özel sektörü son derece dinamiktir, krizlere karşı deyimi yerindeyse adeta aşılanmıştır. Küçük, büyük pek çok krizin içinden çıkıp gelmektedir. Krizlere, zorluklara rağmen, Cumhuriyet döneminde sanayide kat edilen mesafe, her şeye rağmen bir başarı öyküsüdür. 1923-2008 yılları arasında reel olarak, tarım sektörü 10 kat, hizmetler sektörü 70 kat büyürken, sanayi sektörü tam 192 kat büyümüştür. Türkiye’nin bugün geldiği noktaya ulaşmasında en büyük katkı sanayiden gelmiştir ve yine ülkemizin geleceği de, üretimde, sanayide ortaya koyacağı performansa bağlıdır.

Sanayiciler olarak, geçmişteki katkımızdan gurur duyuyor ve gelecekte, daha da iyisini başarmak istiyoruz. Bizler kriz karşısında ayakta kalma, üretim ve istihdamımızı koruma mücadelesini sonuna kadar devam ettireceğiz. Beklentimiz hükümetimiz ve ekonomi yönetiminin bu mücadelemize desteğini daha da artırarak sürdürmesidir.

Sözlerimi bu temenni ile bitirirken bir hususu siz değerli Meclis üyelerimizle paylaşmak istiyorum: Kısaca İKV, açılımı İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Kurulu 18 Haziran 2009 tarihinde yapıldı. Odamızı temsilen Meclis Başkanvekilimiz Sayın Zeynep Bodur Okyay, Meclis üyemiz Sayın Baha Telli ve yine Meclis üyemiz Sayın Adem Yılmaz ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği delegesi olarak Meclis Başkanvekilimiz Sayın Mustafa Özkazanç İKV Yönetim Kurulunda görev yapacaklar. Bu bilgiyi özellikle sizlerle paylaşmayı tercih ettim. Sizlerin huzurunda da değerli arkadaşlarımıza çalışmalarında başarılar dilemek istedim. Sizleri İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulumuz adına bir kez daha saygı ile selamlıyor ve sözlerime burada son veriyorum.

C. Tanıl KÜÇÜK
İSTANBUL SANAYİ ODASI
YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 

  
  Bu site içeriğinin her türlü hakkı İstanbul Sanayi Odası'na aittir. İzinsiz hiçbir yayında kullanılamaz.
Copyright İstanbul Sanayi Odası 2010
Anasayfa - İletişim