İSO Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı, “Sanayi Perspektifinden Türkiye Nüfusu: Dün, Bugün, Yarın” Ana Gündemi ile Düzenlendi

  • Diğer Haberler
mart_meclis_manset_02

İstanbul Sanayi Odası (İSO) mart ayı olağan Meclis toplantısı “Sanayi Perspektifinden Türkiye Nüfusu: Dün, Bugün, Yarın” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda düzenlendi. İSO Meclis Başkan Yardımcısı Yüksel Özyurt’un başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker moderatörlüğünde, İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Şahin, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç, M GEN Teknoloji Danışmanlık Başkanı Ufuk Tarhan ve Egon Zehnder Kıdemli Ortağı Murat Yeşildere’nin katılımıyla bir de panel düzenlendi.

İSO Yönetim Kurulu Üyeleri ve İSO Meclis Üyeleri’nin katıldığı meclis toplantısını basın mensupları da yakından takip etti.

İSO mart ayı Meclis toplantınsın açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, dünya nüfusundaki yıllık artış hızının gerilemesinin ve yaşlanma eğiliminin, Türkiye için de belirgin bir şekilde geçerli olduğuna dikkat çekerek, “Bu yaşlanma sürecini ‘orta gelir tuzağı’ riski altında yaşamamız halinde bizleri önemli dezavantajların beklediği de açık. Kritik bir durumla karşı karşıya olduğumuz aşikâr. Öte yandan robotik teknoloji, yapay zekâ ve dijitalleşme alanındaki gelişmelerin; nüfusla ilgili değerlendirme yaparken mutlaka dikkate alınması gerekiyor” dedi.


İSO Meclis Başkan Yardımcısı
Yüksel Özyurt

İSO mart ayı olağan Meclis Toplantısı’nın açılışı, İSO Meclis Başkan Yardımcısı Yüksel Özyurt tarafından gerçekleştirildi. Özyurt, gündem maddesine ilişkin konuşmasında şunları söyledi:

“Mart ayı Meclis toplantımızda, değerli panelistlerimizle, Sanayi Perspektifinden Türkiye Nüfusu’nu değerlendirirken ihtiyaç duyduğumuz nitelikli insan kaynağı ve bu kaynağı nasıl doğru yönetebileceğimize dair ipuçları da bulabileceğimizi umut ediyorum.

Zira daha önce hiç şahit olmadığımız ve mevcut tecrübelerimizle anlamlandırmakta çok zorlanacağımız dinamik bir tabloya şahitlik ediyoruz. Robotik otomasyon, nesnelerin interneti, bulut bilişim- büyük veri, siber güvenlik, eklemeli üretim, veri analitiği ve bu kapsamda ortaya çıkan yapay zekâ gibi işe dair tüm kabullerimizi etkileyebilecek bağımsız değişkenlerin çokluğu ve gücü bu işi daha ciddi anlamda ele almamızı gerekli kılmaktadır. Bu gelişmeler o kadar hızlı ve güçlü şekilde tezahür etmektedir ki bu sene Davos’ta konuşulan konuların en başında ‘Bir tehdit mi? Yoksa bir fırsat mı?’ ayrımında yapay zekâ gelmektedir. Bu bağlamda nüfus ve yapısı konuşulurken bu tip dinamikler bağlamında da görüşler oluşturulması ülkemiz için özel önem arz etmektedir. Bugünkü paneli bu anlamda da bir fırsat olarak görüyorum.”


İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Yüksel Özyurt, daha sonra gündeme ilişkin konuşmasını gerçekleştirmek üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. 2019’da binde 13,5 olan Türkiye nüfus artışının 2020’de binde 5’e gerilediğini ifade eden İSO Başkanı Bahçıvan, şunları söyledi:

“Yıllık nüfus artış hızımız 2022 yılında da binde 7,1 iken, 2023 yılında çok dramatik bir şekilde binde 1,1’e düştü. Durum ciddi. Özellikle genç nüfustaki eğilimlerin bu açıdan dikkatli incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Artan genç işsizliği ve gelecek kaygıları gençlerimizi aile kurma, çocuk sahibi olma konusunda da daha temkinli olmaya itiyor. Gelecek yıllarda nüfusta yaşlanma eğiliminin belki öngörülenden de hızlı gerçekleşebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu yaşlanma sürecini ‘orta gelir tuzağı’ riski altında yaşamamız halinde bizleri önemli dezavantajların beklediği de açık. Son 5 yılda yaşlı nüfusu yüzde 21,4 artarak 8 milyon 722 bin oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2018 yılında yüzde 8,8 iken, 2023 yılında bu oran yüzde 10,2'ye yükseldi. Kritik bir durumla karşı karşıya olduğumuz aşikâr.”

Dünya nüfusuna bakıldığında; bundan 50 yıl önce dünya nüfusunun yıllık artış hızının yüzde 2 iken günümüzde yüzde 1’in altına kadar gerilediğini kaydeden Bahçıvan, “Nüfus değişimleri toplumun genel tüketim kalıplarını, kamu mali dengelerini, iş gücünün üretkenlik düzeylerini ve büyüme potansiyelini kaçınılmaz olarak etkiliyor” diye konuştu. Dünya nüfusundaki yıllık artış hızının gerilemesinin ve yaşlanma eğiliminin, Türkiye için de belirgin bir şekilde geçerli olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TÜİK verilerine göre, 2000 yılında genç nüfusumuzun toplam nüfusa oranı yüzde 20 iken bu oran 2022 yılı itibarıyla yüzde 15’e düştü. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun ‘Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020 Raporu’na göre, küresel genç işsizlik oranı yüzde 13’ün üzerinde seyrediyor. Türkiye’de ise bu oran Ulusal Genç İstihdam Stratejisi’nde belirtildiği üzere maalesef yüzde 25’in üzerinde. İş gücü piyasasında öne çıkan pozitif gelişme, özellikle kadınlarda iş gücüne katılma ve istihdam oranlarının -halen düşük de olsa- 2024 başında rekor seviyelere çıkması. Öte yandan bu durumun sürdürülebilirliği tartışmalı. Zira gelecek aylarda istihdamın seyri, büyümedeki yavaşlamanın keskinliği ve süresine bağlı olarak şekillenecek. İşsizliğin Türkiye ekonomisinde yeniden kritik sorunlardan biri olması ihtimal dahilinde. Diğer yandan tarım istihdamındaki daralma, sektörün faaliyet koşullarındaki sorunlara ve gıda enflasyonuna ilişkin risklere dikkat çekiyor. Nüfusumuzun sadece yüzde 7’sinin kırsal kesimde yaşadığını düşünürsek tarımsal üretimin geleceğinin tehlike altında olduğu da önemle üzerinde durmamız gereken bir nokta.”

Dünya Ekonomik Forumu’nun geçen yıl yayımladığı ‘İşin Geleceği Raporu’na göre 2027 yılına kadar 83 milyon iş kaybolurken 69 milyon yeni iş yaratılacağını dile getiren Bahçıvan, bu da iş gücü piyasasında toplamda yüzde 2’lik bir daralma olacağına işaret ettiğini söyledi. Robotik teknoloji, yapay zekâ ve dijitalleşme alanındaki gelişmelerin; nüfusla ilgili değerlendirme yaparken mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Bahçıvan, özetle şöyle konuştu:

“Dünya genelinde nüfus artış hızı yavaşlıyor, toplumlarda yaşlı nüfus artıyor ama başta üretim hayatı olmak üzere robotlar da birçok alanda devreye girmeye başlıyor. Özetle; insanlık ‘geçmişte olduğu gibi bugün de bir yerde ihtiyaç varsa; çözüm de mutlaka vardır’ diyor. Kol gücünün yerini geçen yüzyıllarda nasıl makinalar aldıysa önümüzdeki süreci de yapay zekâ ve robotik teknoloji köklü bir şekilde etkileyecek gibi görünüyor.”

Türkiye’den yurtdışına yönelik göç hareketlerinde, giderek yüksek eğitimli, genç ve üretken nüfusumuzun ağırlık kazanmaya başladığını ve ‘beyin göçü’ olarak bilinen sürecin tüm hızıyla devam ettiğini belirten İSO Başkanı Bahçıvan, şunları söyledi:

“Üzülerek ifade etmek isterim ki özellikle Avrupa, bu topraklarda adeta ‘İK Avcılığı’ yapmaktadır. Bu durum, bir türlü önüne geçilemeyen ve yıllardır çözüm bekleyen, büyüme potansiyelimize zarar veren bir olgu. Bu göçü tersine çevirmek konusunda hepimizin üzerine büyük görevler düşüyor. Bu anlamda, insan kaynakları yönetimi anlayışımızı inovatif bir perspektifle yeniden düşünmemiz ve yapılandırmamız gerekiyor. Farklı beklentilerle gelen Z kuşağını da iyi anlamalıyız. Bu kuşağı sadece yargılamakla bir yere varamayız. Onlarla birlikte üretken bir çalışma hayatının nasıl kurgulanacağına daha fazla kafa yormalıyız. Özetle ifade edecek olursam: Yeni neslin beklentilerini ciddiye alarak buna göre dönüşmek hem hizmet sektörü hem de Avrupa’daki iş fırsatları karşısında sanayi istihdamının tercih edilirliğini artırmak için kaçınılmaz.”


İstanbul Üniversitesi İktisat
Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Murat Şeker

Açılış konuşmasının ardından İSO mart ayı Meclis toplantısı, İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker’in moderatörlüğünü üstlendiği panel ile devam etti. Panelin açılışında kısa bir konuşma yapan Şeker, “Türkiye dinamik bir ülke ve demografisi sürekli değişiyor ve bir süredir demografik krizin içerisindeyiz. Hızla yaşlanan bir nüfus var. Doğurganlık azalıyor, demografik fırsat penceresi kapanıyor, aile hanelerinin payı düşüyor ve emeklilik kriziyle karşı karşıyayız. Geçtiğimiz yıl nüfus artışı binde 1,1 seviyesinde gerçekleşti. Ortanca yaş hem Türkiye genelinde hem de İstanbul'da son 8 yılda 5-6 yaş yükseldi. Doğurganlık oranlarında dip noktayı 2050'de görmemiz bekleniyor” dedi.


Hacettepe Üniversitesi Nüfus
Etütleri Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. İsmet Koç

Panelde konuşan Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç, özetle şunları söyledi:

“Nüfus artışı hızlı bir şekilde yükseldiği için nüfusa yeni bireylerin katılması ve iş gücü çağına ulaşmaları ve iş gücüne katılmaları; demografik fırsat penceresinin tanımıdır. Asya ülkeleri bu fırsatı değerlendirip başarı elde ediyorlar. Ancak Türkiye’nin ne yazık ki bu fırsatı iyi kullanamadığını görüyoruz. Türkiye nüfusu 85,4 milyona ulaşmış durumda. Eskiden 100 milyonluk bir nüfus olacağımız söyleniyordu ancak demografik eğilimler bunun mümkün olmadığını gösteriyor. Aksine yakın bir gelecekte, nüfus artışının durması ve ardından düşmesi bekleniyor. Projeksiyonlar, Türkiye'de nüfusun 92 milyon civarına ulaşacağını ve ardından hızla düşeceğini gösteriyor. Nüfus artışının binde 1 civarında olduğunu görüyoruz. Ancak nüfus artış hızının yıldan yıla düşmesini bekliyoruz. Bu bir risk olarak karşımıza çıkacaktır. Çünkü zenginleşmeden yaşlanan toplumlarda bunun bir bedeli oluyor.”


İstanbul Üniversitesi
Rektör Yardımcısı
Prof. Dr. Levent Şahin

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Şahin de şunları söyledi:

“Demografik fırsat penceresinin 2040'lı yıllarda kapanacağı düşünülürse, bu fırsatı hala yakalayabileceğimizi düşünüyorum. Türkiye'de büyük bir iktisadi dönüşüm yaşanıyor. Sanayi, tarım ve hizmet sektörleri bunun sancılarını yaşayacak. Genç işsizlik sorunu yalnızca Türkiye'de değil, bütün dünyada yaşanıyor. Ancak bu sorun yalnızca nüfus politikalarıyla çözülemez. İş gücü, nüfus ve eğitim politikalarının entegre bir şekilde kurgulanması gerekiyor. Üniversite ve sanayi iş birliğinin arzu edilen seviye olmadığını görüyoruz. Ancak bu noktada üniversitelerin yaşadığı bir ikileme değinmek gerekiyor. Üniversiteler entelektüel bilgi birikiminin artırıldığı yerler mi olmalı yoksa eleman yetiştirme zorunluluğu olan yerler mi? Bu sorunu çözen ülkelerde orta öğretim ve üniversite bağının iyi kurgulandığını görüyoruz.”


M GEN Teknoloji Danışmanlık
Başkanı Ufuk Tarhan

Panelin konuşmacılarından M GEN Teknoloji Danışmanlık Başkanı Ufuk Tarhan, şunları söyledi:

“Teknolojiler her şeyin merkezindeki tetikleyici ve dönüştürücü. Dolayısıyla teknolojiye uyum sağlarsak iş hayatına devam edebiliriz. Eğer uyum sağlanmazsa, hattan düşüyoruz. Hayatta kalanlar değişime ayak uyduranlar oluyor. Teknoloji bir fırsat mı yoksa tehdit mi, diye tartışılıyor. Oysa cevap her ikisi de. Bildiğimiz paradigmalar artık çalışmıyor. Dolayısıyla bir paradigma değişimine ihtiyacımız var. Önce bakış açımızı değiştirmeliyiz. Yaşa bağlı tanımlamaları değiştirmeliyiz. Çeşitliliği teşvik etmeliyiz. Yetkinlik gelişimini desteklenmeliyiz. Eğitime ağırlık verilmeliyiz. AR-GE yatırımını artırılmalıyız. 2030 yılı demografik denklem için önemli bir eşik olarak karşımızda duruyor. Teknoloji ile entegre olabilmek ve yeşil dönüşüm konuları çok kritik. Tüm dünya bu konularda derslerini iyi çalışmalı ve her birine çözüm bulmalı. Bilgi seviyesi yükseldikçe önümüzde duran tablonun daha da farkında oluyoruz ve ne yapmamız gerekiyor sorusunu daha hızlı sormamız gerekiyor.”


Egon Zehnder Kıdemli Ortağı
Murat Yeşildere

Egon Zehnder Kıdemli Ortağı Murat Yeşildere de panelde yaptığı konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Günümüzde iş dünyasın açısından en önemli konu yetkinlik olarak öne çıkıyor. Bunu basite indirgeyecek olursak, bir şeyin daha iyi nasıl hale getirmek için makinayı adeta bozup yeniden yapabilmek olarak tanımlayabiliriz. Robotların iş dünyasında insanların yerini almasından korkuluyor ama bence asıl robotlardan ziyade ileri teknolojiyi kullanabilen insanlar diğer insanların yerini alacak. Bu dönüşüm üzerine ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor. Hep yaş grupları açısından bakılıyor ancak konuya cinsiyet grubu açısından bakacak olursak Türkiye'de kadının iş gücüne katılımı 3'te 1 seviyesinde. Sosyal güvenliği olmayan, aile işlerinde çalışan kadınları da göz önüne alırsak, bu oran 5'te 1 seviyesine düşüyor. O zaman neden nüfusumuzdan endişeleniyoruz? Kadınları iş gücüne dahil edersek, iş gücü piyasasında demografik bir sorun kalmıyor. Aynısı gençler ve uzun yaşayanlar için de geçerli.”

Panelin ardından İSO mart ayı olağan Meclis toplantısı, İSO Meclis Üyeleri’nin kürsüye gelerek gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşması ve değerlendirmelerini aktarmasıyla devam etti. Panelistlerin, İSO Meclis Üyeleri’nden gelen soruları da yanıtlamasının ardından toplantı sona erdi.