İklim Değişikliği ve Sanayimiz

Bütün dünyada küresel iklim değişikliğine bağlı doğal afetlerde hızlı bir artış var. Hemen her gün dünyanın her yerinde toplumları, insanları, ekonomileri olumsuz etkileyen doğal afet haberleriyle karşılaşıyoruz.

Yaşanan afetlerin insan hayatı üzerindeki etkileri ise gitgide artıyor. İklim değişikliğine bağlı olarak su krizleri, gıda kıtlığı, sınırlı ekonomik büyüme, göçler ve artan güvenlik riskleri öne çıkmaktadır.

İçinde yaşadığımız doğayı etkileyen, iklim değişikliğinden kaynaklanan belirttiğim risk unsurları ekonomimizi ve sanayimizi de çok yakından ilgilendiriyor. Çok kısa bir süre önce, temmuz ayında İstanbul’da bir hafta arayla iki defa yaşanan ve maddi hasara neden olan yağmur, fırtına, dolu ve sel felaketleri iklim değişikliğinin ciddiyetini bir kere daha hepimize gösterdi. Durum gerçekten her açıdan ele alınması gereken bir önem arz ediyor.

Küresel iklim değişikliği konusuna ayırdığımız Temmuz Meclis Toplantımızda şu gerçek ortaya çıkmıştır: Afet yönetimi denildiğinde çoğu zaman afet yaşandıktan sonra yapılan kurtarma çalışmalarına odaklanıyoruz. Oysa afet yönetimi, riski önceden görüp yönetilebilir seviyeye indirgemek şeklinde anlaşılmalıdır. Riskleri belirlemek noktasında daha öngörülü bir yaklaşıma sahip olmalıyız. Telafi etmek yerine tedbir almayı ön planda tutmalıyız. Çünkü telafi etmenin bedeli her zaman tedbir almaktan çok daha yüksektir.

Öte yandan, iklim değişikliğinin neden olduğu zararın sadece afet sonrasında karşılaşılan faturayla sınırlı olmadığına dair bir bilince sahip olmamız da büyük önem taşıyor. Özellikle vurgulamak isterim ki; daha geniş bir perspektiften bakarak, iklim değişikliğinin sanayimizin sürdürülebilirliğini etkileyen sonuçlar doğurduğunu gözden kaçırmamalıyız.

Üretim hayatımızda sürdürülebilirliği merkeze alırken, verimlilikten ve rekabet gücünden taviz vermeyen temiz üretim anlayışını benimsemeliyiz. İklim değişikliğinin sanayimize etkilerinin ele alındığı Temmuz ayı Meclis Toplantımıza dair detaylı bilgiyi dergimizin bu sayısında bulabilirsiniz.

İstanbul Sanayi Odası olarak bundan sonra da bu konuya önem vermeye devam edeceğiz. Türkiye’de bünyesinde “çevre” adıyla ilk şubeyi kurmuş olan İstanbul Sanayi Odası’nın çevre ve iklim konusunda sahip olduğu bilgi ve tecrübesiyle sanayicilerimize önemli katkı yapacağına yürekten inanıyorum.

Ağustos ayını tarihimizde çok önemli bir yere sahip olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’yla tamamlarken, Eylül ayına mübarek Kurban Bayramı’yla başlangıç yapıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz komutasında kazanılan 30 Ağustos Zaferi’nin 95’inci yılında şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

Mübarek Kurban Bayramı’nın da ülkemiz, tüm insanlık, bizler ve ailelerimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Erdal Bahçıvan
İstanbul Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı