Umutla ve Dayanışma İçinde Birlikte Kazanacağız

Bundan üç ay önce, “en kötüyü” geride bıraktığımızı, ekonomik olarak önemli kazanımlar elde edeceğimiz bir yıla girdiğimizi konuşuyorduk. Ciddi bir ekonomik ivmenin yaşanacağını beklediğimiz dünya ekonomisinde nasıl pozisyon almamız gerektiğinin hesaplarını yapıyorduk. Sanki bütün uçuş izinlerini almış, çok güzel bir havada havalanmak için pistin başına gelmiş ve havalanmak üzere olan bir uçağın yolcularıydık.

Fakat bugün, geçtiğimiz aralık ayının sonlarında ilk olarak Çin’de görülen ve KOVİD-19 adı verilen Koronavirüs ile bütün bildiklerimiz ve ezberlerimiz bozuldu. Gelmiş olduğumuz nokta bambaşka. Koronavirüsün, insanlık tarihinde iz bırakacak bir salgın olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bilim dünyası, bu büyük felaketin hangi noktasında olduğumuzu kestiremiyor. Başında mıyız? Ortasında mı? Sonunda mı? Dünya için tam bir travma bu. Ayrıntılarını ilerleyen sayfalarımızda geniş bir şekilde ele aldığımız gelişmelerin ekonomik boyutuna bakıldığında; Koronavirüsün hiç kimseye fırsat yaratmayan bir trajediye dönüştüğünü çabuk anladık.

Dünya Sağlık Örgütü, yaşananları bir pandemi olarak açıkladıktan hemen sonra dünya borsaları çöktü. Ekonominin, ticaretin, finansın, eğlencenin, üretimin kalbinin attığı Almanya’dan ABD’ye, Fransa’dan İtalya’ya kadar dünya metropollerine uçuşlar yapılmaz oldu. Sokaklar, kafeler boşaldı. Sokaklar ıssızlaştı. Turizm kalmadı. Kısacası tüm dünya ekonomisinin böyle bir salgın karşısındaki kırılganlığı görüldü.

Şu bir gerçek ki sosyal hayatımızdan eğitime, üretimden lojistiğe kadar bundan sonrası hepimiz için çok farklı olacak. Toplumu, toplumun ve bütün olarak canlı hayatın sağlığını ön planda tutan, küresel sorunlar karşısında “önce ben” demek yerine iş birliğiyle global çözümler oluşturmaya yönelen, ekonomik sorunlar karşısında parasal genişleme, düşük faiz, ticaret savaşı, fiyat savaşı gibi kısa vadeli, tek taraflı, sadece günü kurtaran ama uzun vadede kimseye faydası olmayan çözümler yerine daha köklü ve sürdürülebilir çarelere odaklanma değer kazanacak.

İstanbul Sanayi Odası olarak, Koronavirüsle mücadele kapsamında proaktif ve sonuç odaklı yoğun bir çaba sergiliyoruz. Yaptığımız anket aracılığıyla 1000’in üzerinde üyelerimizden gelen görüş ve sorunlara çözüm önerilerini de dikkate alarak, zamandan kazanarak, detaylarda kaybolmadan üç önemli konuda ivedi adımların atılmasının doğru olacağını düşünüyoruz:

  1. Nakit akışı başta olmak üzere finansmanda tıkanma veya sıkışıklık yaşanmamalıdır.
  2. Çok önemli sosyal boyutu da olan istihdam konusunda dikkatli olunmalıdır. Çalışanların mağdur olmaması için kamu başta olmak üzere herkes seferber olmalıdır.
  3. Kamu alacakları, nakit akışı endişesinin yaşandığı bir süreçte gelişmelerin seyrine göre belli bir süre dondurulmalıdır.

Siyasi otoritenin bu zorlu süreçte ekonomiye dair paydaşlarıyla yoğun bir mesai içinde olması memnuniyet vericidir. Öncelikleri hızlı ve doğru saptayıp uygulamaya ivedilikle geçilmelidir. Bu zorlu dönemi de hep birlikte dayanışma halinde aşacağız. Tedbiri elden bırakmadan, umudu koruyarak, yaşama sarılarak yolumuza devam etmeliyiz.

Erdal Bahçıvan
İstanbul Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı