“Çin Ülke Günü”nde Türk Firmaları 8 Trilyon Dolarlık Pazara Davet Edildi

  • Diğer Haberler
cin-ulke-gunu2017-01

İstanbul Sanayi Odası (İSO), farklı ülke pazarlarını tanıma fırsatı sunduğu Ülke Günleri etkinlikleri kapsamında bu kez 11 trilyon dolar GSYH ile dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan ve küresel ekonomiden yaklaşık yüzde 15 pay alan Çin’i mercek altına aldı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde Odakule’de düzenlenen “Çin Ülke Günü ve Türkiye için Fırsatlar” toplantısına, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Abdülkadir Emin Önen ve Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Bo Qian ile birlikte çok sayıda sanayici ve bürokrat katıldı. Toplantıda Çin’in ekonomik durumu, dış ticareti ve pazar yapısı ele alınırken, ülkedeki yatırım ve iş fırsatları da araştırıldı.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Çin’in 2013’te duyurduğu, İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasını hedefleyen Bir Kuşak ve Bir Yol projesinin Türkiye ile Avrupa’nın Anadolu üzerinden Orta Asya’ya ve oradan da Çin’e bağlanmasını hedefleyen Orta Koridor projesiyle bütünleştiğini söyledi. Bahçıvan, kısa bir süre önce hizmete giren Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun bu yeni İpek Yolu’nun bir parçası olarak, Türkiye ile Çin’in ticaret ve yatırım önceliklerinin buluştuğu ortak paydayı gösterdiğini kaydetti.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasının her şeyden önce ticari açıdan son derece önemli olduğuna işaret eden Bahçıvan, böylece Çin ile Avrupa arasında mal sevkiyat süresinin ve maliyetinin ciddi ölçüde düşeceğini dile getirdi. Bahçıvan, önümüzdeki çağı şekillendirecek olan bu büyük altyapı yatırım projelerinin Türkiye ve Çin açısından ekonomik gelişmenin hız kazandığı, yatırımların arttığı, ticaretin önündeki engellerin kaldırıldığı, pazarların birbirine bağlandığı bir kazan-kazan denklemini ifade ettiğinin altını çizdi.

Dış ticaret verilerine göre Türkiye’nin Çin’e ihracatının 2016 yılında yaklaşık 785 milyon dolar olarak gerçekleştiğini, yaklaşık 10 milyar dolar olan ithalatın ise Çin’i Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler listesinde en tepeye taşıdığını aktaran Bahçıvan, ikili ticaret ilişkilerde Çin lehine ciddi bir fazlalık bulunduğunu dile getirdi. Bahçıvan, iki ülke arasındaki ticaretin, iki ülkenin iş insanlarının katkılarıyla, kısa sürede daha dengeli ve sağlıklı bir yapıya kavuşacağına inandıklarını ifade eti.

1.5 trilyon doların üzerinde ithalat potansiyeline sahip olan ve iç tüketime dayalı büyüme sürecine geçme planlarını devreye alan Çin’e olan ihracatın tatmin edici bir düzeye çıkmasını umduklarını kaydeden Bahçıvan, bunu temin etmek için ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasına, gümrükler ve standartlar alanında etkin bir işbirliğinin geliştirilmesine, ticari ilişkilerin artırılmasına gayret gösterildiğini söyledi. Bahçıvan, Çin’in küresel çapta 100 milyar doların üzerindeki doğrudan yabancı yatırımları düşünüldüğünde, yetersiz bir bölümünün Türkiye’ye yöneldiğine işaret etti. 

Çin’den Türkiye’ye yönelen doğrudan yabancı yatırımların artırılmasının hedeflendiğini aktaran Bahçıvan, karşılıklı yatırımların yanı sıra, Çin ile Türkiye’nin Afrika ve Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere üçüncü ülkelerde ortak yatırımlar yapması için de büyük potansiyel bulunduğuna dikkat çekti. Bahçıvan, iki ülkenin iş insanlarının katkılarıyla karşılıklı yatırım, ticaret ve işbirliğinin gelişerek daha yüksek düzeylere ulaşması için çalıştıklarını ifade etti.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“2018 Çin-Türkiye Turizm Yılı vesilesiyle iki ülke halkları arasında turizm yoluyla daha güçlü bir yakınlaşma sağlanabilir. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz. Her yıl yaklaşık 200 milyon Çinli, turizm amaçlı yurt dışına çıkıyor. Geçen yıl Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısı 160 bin civarındaydı. Başta tarihi şehir İstanbul olmak üzere Türkiye’nin güzelliklerini daha çok Çinlinin görmesini arzu ediyoruz. Karşılıklı turizm ve ticari ilişkilerimizin önündeki engellerin aşılması gerektiği inancındayız. Bu konuda özellikle vize sıkıntısının yetkili makamlarca ivedilikle çözüme kavuşturulması büyük önem taşımaktadır.“

Önümüzdeki ay Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi olarak göreve başlayacak olan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Abdülkadir Emin Önen de yaptığı konuşmada 21. yüzyılın iş ve diplomasi kurallarının 20. yüzyıldan kalma geçerliliğini yitirmiş ön kabullerle şekillendiğini söyledi. Dünyanın ekonomik ve siyasi ağırlığının Doğu Asya’ya kaydığını belirten Önen, iş adamlarının, siyasilerin ve devletlerin hesaplarını buna göre yapmaları gerektiğini kaydetti. Uzak Doğu kavramını reddettiğini belirten Önen, iki ülkenin doğu denilen kavramın iki ucunu oluşturduğunu, İstanbul’dan uçakla Pekin’e gitmenin Washington’a gitmekle aynı süre olduğunu aktardı. 


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı
Abdülkadir Emin Önen

Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesinin modern İpek Yolu yaratmak istediğini ve bunun Türkiye olmadan düşünülemeyeceğini belirten Önen, bu projenin iki ülke arasındaki dostluğa katkı sağlayacağını ifade etti. Önen, Türk iş dünyasının Çin’in kendi içindeki karmaşık yapısı, dünya ekonomisindeki yeri, inovasyona katkısı gibi konularda Çin’i yeterince kavrayamadığını dile getirdi.  Mao Zedung’un “Ülkeni kalbinde yaşatırken ufkun dünyada olsun” sözünü hatırlatan Önen, Türk firmalarının bunu benimseyerek markalaşma fırsatını değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. Çin’in düşük maliyete dayalı ihracattan iç pazara yönelik üretim ve yatırımlara ağırlık veren modele geçiş yaptığını vurgulayan Önen, bundan dolayı Çin’e ihracat potansiyelinin arttığını anlattı. Yeni gelişmekte olan orta sınıfın iç pazardaki tüketimin belkemiği olduğunu belirten Önen, Türkiye’den marka olan ürünleri alma talebi göstereceğini söyledi.

Türkiye’deki üreticilerin Çin’deki ekonomik dönüşümü ve orta sınıfın alışkanlıklarını iyi izlemesi gerektiğinin altını çizen Önen, iki ülke arasındaki Çin lehine olan dış ticaret farkının ihracatla kapatılamayacağını, Çinli yatırımcıları Türkiye’ye çekmeleri gerektiğini kaydetti. 2018’in Çin’de Türk turizm yılı ilan edildiğini kaydeden Önen, Çin’in hizmet sektöründe dış ticaret açığı verdiğini, bunda da turizmin önemli payı olduğunu dile getirdi. Türkiye’de daha fazla Çinli turist ağırlamak istediklerini ifade eden Önen, 1 milyon turist hedefleri olduğu şeklinde konuştu. Türkiye ile Çin arasındaki uçuş destinasyonlarının ve frekansının artmasını istediklerini vurgulayan Önen, sadece Çinlilere yönelik bir turizm promosyon çalışması yapmaları gerektiğini aktardı. Önen, Türkiye’nin Çin mahallelerine ihtiyaç duyduğuna işaret ederek bu şekilde daha kolay bir iletişim sağlanabileceğini ekledi.


Çin İstanbul Başkonsolosu
Bo Qian

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Bo Qian da kürsüye gelerek “Çin Ekonomisi ve Türkiye için Fırsatlar” başlıklı bir konuşma yaptı. Qian, 2013 yılında devreye alınan ve yeni İpek Yolu olarak adlandırılan Bir Kuşak Bir Yol projesi hakkında bilgiler verdi. Geçmişte bu yolun barış ve medeniyet yolu olduğunu aktaran Qian, Çin’in bu proje için son dört yılda 60 milyar dolar yatırım yaptığını kaydetti.

Geçtiğimiz günlerde yapılan 19. Çin Komünist Parti Kongresi’nde alınan kararlardan bahseden Qian, beş yılda bir yapılan bu kongrelerde Çin’in benimsediği üzere uzun vadeli stratejilerin belirlendiğini anlattı. Çin genelinde yoksulluk sınırında 50 milyon Çinli olduğu bilgisini veren Qian, 2020 yılına kadar bunu yok etmek yönünde hedef koyduklarını belirtti. Qian 2049 yılına gelindiğinde ise artık Çin’i modern ve gelişmiş bir ülke haline getirmiş olmayı amaçladıklarını ekledi.

Türkiye’de zaman zaman gençlerle bir araya geldiğini ve onlara Çince öğrenmeleri ve Çin kültürünü tanımaları tavsiyesinde bulunduğunu belirten Qian, “Çin, beş yılda 8 trilyon dolardan fazla mal ithal edecek. Dış yatırımları da 750 milyar doları aşacak. Bu, pek çok ülkenin yanında Türkiye ile aramızda büyük bir potansiyel yaratacak. Türkiye büyük bir ülke ve Türk halkı da çok büyük insanlar. Doğru kararlar vermemiz lazım. Şu anda Türk dostlarımızla aynı trendeyiz ve bu trende olmaktan mutluyuz. Bu tren kaçarsa 20-30 yıl kaçar” şeklinde konuştu.

İki ülke arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin çok önemli olduğunu ancak daha önemli olan ayrıntının halkların birbiriyle teması olduğunu belirten Qian, “İki ülke arasında politik güven var. Ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek için ise halkların teması, birbirimizi anlamamız önemli. Birbirimize güvenirsek, her şey hallolur. İki ülke birlikte çalışırlarsa, elde edemeyeceğimiz bir başarı yok” dedi.  

Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı’ndan Türkiye’nin eski Guangzhou Ticaret Ataşesi Hasan Köse de Çin Pazarında İşbirliği ve Yatırım Olanakları başlıklı bir sunum yaptı. Üretim yapan iş insanlarının Çin’i dikkate almak ve Çin’deki gelişmeleri takip etmek zorunda olduğunu belirten Köse, hemen her şeyi üretme kapasitesine sahip bir ülke olduğu için Türkiye’nin Çin ile ciddi bir dış ticaret açığı olduğunu söyledi. Köse, Çin’in daha teknoloji yoğun ürün üretmeye yönelik politikalar geliştirdiği ve çevreye zarar olan sektörlerden çıkmaya başladığı bilgisini verdi.  Çin’deki üretim ve faaliyet maliyetlerinin arttığına dikkat çeken Köse, Çin’in en büyük iki başarısını sektörde kümelenme ve ölçek ekonomisi olarak sıraladı. Türk firmalarının Çin’e yeterince ihracat yapamamasının nedenlerini anlatan Köse, bunları benzer sektörlerde rekabet, Çin’in ithalat kalemlerini üretememek, Çin’i pazar olarak görmemek ve Güneydoğu Asya-Pasifik bölgesinin kendi arasındaki güçlü ticari ilişkiler olarak tanımladı.

Ardından Türk Firmalarının Çin Pazarındaki Deneyimleri başlıklı panel gerçekleşti. İSO Genel Sekreter Vekili Haktan Akın’ın yönettiği panelde DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı da olan Arzum Elektrikli Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret AŞ Başkanı Talip Murat Kolbaşı, Aksa Jeneratör Sanayi AŞ Başkan Yardımcısı Doğan Sarıgül, Industrial and Commercial Bank of China Genel Müdür Yardımcısı Chen Yubao ve Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Ticari Konsolosu Huang Songfeng Çin’de yatırım fırsatları hakkında kendi tecrübeleri ışığında katılımcılara bilgi aktardı. Panelin ardından etkinlik katılımcıları tarafından konuşmacılara yöneltilen sorulara yanıt verildi. Toplantının ardından da Çin Başkonsolosu Bo Qian ve beraberindeki heyet ile İSO Yönetim Kurulu Üyeleri öğlen yemeğinde bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu.