İSO Çevre İhtisas Kurulu’nda, Paris İklim Zirvesi, “Paris Anlaşması” Konuşuldu

  • Diğer Haberler
cevre-ihtisas-kurulu-02

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Ülkemiz İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, 14 Ocak 2016 tarihinde başkanlığını Odamız Yönetimi Kurulu Üyesi M. Ata Ceylan’ın yaptığı Çevre İhtisas Kurulu toplantısına katıldı. Toplantıda ayrıca İSO Meslek Komitesi Üyesi Adem Genç de yer aldı. 

Ata Ceylan “Paris’te gerçekleştirilen BM İklim Zirvesi sonunda, 195 ülkenin üzerinde mutabık kaldığı Paris Anlaşması, Dünyanın geleceği için iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir milat oluşturmaktadır. Sanayiciler için de kritik sonuçlar doğuracak Paris Anlaşması ile fosil yakıt enerjileriyle işleyen İkinci Sanayi Devrimi sona ererken, düşük karbon ekonomisini hedefleyen Üçüncü Sanayi Devrimine geçiş başlayacaktır” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ise, Paris Anlaşması’nın, Kyoto’dan farklı olarak belirli bir küresel sıcaklık hedefi öngördüğünü, müzakereler sonucunda ortaya çıkan kararın; bu artışı yüzyılın sonunda (2100) 2 Santigrat derecenin oldukça altında tutma ve 1,5 Santigrat dereceyi sağlayabilmek için çabaları sürdürmek yönünde olduğunu ifade etti. Birpınar “Paris Anlaşması Kyoto’dan farklı olarak bütün ülkelere sorumluluk yüklüyor. Anlaşma, ülkelerin ‘ortak fakat farklılaştırılmış’ sorumluluklarla kendi kapasitelerine göre belirledikleri planlara göre hareket edebilmesini sağlayacak Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanları (Intended  Nationally  Determined Contribution- INDC) üzerine kurulu.” dedi.

Türkiye’nin, referans senaryoya göre 2030 yılında sera gazı emisyonlarını yüzde 21 oranına kadar azaltacağını beyan edeceğini söyleyen Birpınar “Paris Zirvesi ve müzakerelerinde Türkiye şimdiye kadar hiç olmadığı kadar görünür durumdaydı. Ülkemizin üç kırmızı çizgisi vardı ve bunlar için çok sıkı müzakereler yaptık. Birinci kırmızı çizgimiz, ‘ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler’ ilkesinin muhafaza edilmesiydi. İkinci kırmızı çizgimiz, yeni sözleşmede Çerçeve Sözleşme’nin ülkelerin kategorize edildiği mevcut eklerine referans yapılmaması yönündeydi. Üçüncü kırmızı çizgimiz ise Türkiye’nin finans ve teknoloji desteklerine erişiminin önünün açılabilmesi için yeni anlaşmada ve 21. Taraflar Konferansı kararlarında ülkemizin gelişmekte olan ülkelerle birlikte anılması gerektiğiydi.” dedi.

BM İklim Zirvesi’nde müzakereler ülkemizin “özel koşulları”nın kabul edilmesini, bu sayede finansman alabilmeyi, teknoloji geliştirme ve transfer desteğinden yararlanabilmeyi amaçladı. Son metinde Türkiye’nin özel koşullarını tanıyan bir hüküm olmadı. Birpınar, kapanış oturumunda bu eksikliğin giderilmesi için müzakereler yaptıklarını, gelecek yıl Marakeş’te olacak COP22’ye kadar dönem başkanlığını yürütecek Fransa Dış İşleri Bakanı Fabius’un Türkiye’nin özel durumunun görüşülmesi için Fas’ta yapılacak COP22’ye kadar istişareler yapacağını belirtti.  Birpınar, “Anlaşma devletlere, yerel yönetimlere, özel sektöre önemli bir mesaj aslında: Bundan sonra bütün önemli ekonomik kararlarda iklim etkisini dikkate alın. Paris sonrası, AR-GE çalışmalarının hızlanması, çevresel performansı yüksek yatırımlara yönelimin artacağı; yenilenebilir enerjinin önünün hiç olmadığı kadar açılacağı öngörülüyor” dedi.