İSO, “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016” Araştırmasını Açıkladı

  • Diğer Haberler
iso500-2016-aciklaması-02

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016” araştırması sonuçlarına göre, sanayinin zirvesinde 32 milyar 594 milyon lira üretimden satışları ile Tüpraş yer aldı. Listede ikinci Ford, üçüncü ise Tofaş oldu.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan,
toplantının ardından basın mensuplarının
sorularını yanıtladı.

Sanayi devlerinin üretimden satışları bir önceki yıla göre yüzde 8,8’lik artışla 490 milyar liraya, toplam faaliyet karı yüzde 18,6 artışla 52,4 milyar liraya ve toplam ihracatı da yüzde 3,1 artışla 55,1 milyar dolara yükseldi. Sanayi kuruluşları, elde ettikleri 52 milyar liralık esas faaliyet karının yarısından fazlasını ise finansman gideri olarak kaybetti.

İSO 500’ü düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan: “Türk sanayisi, finansman zorluğu, kur dalgalanmaları, sosyal, siyasal, terör ve jeopolitik olumsuzlukları barındıran bir yılda, ‘başarma’ azim ve kararlılığını korudu. Yüzde 3,9’luk büyüme performansıyla ekonominin en yakın yol arkadaşı, zor günlerin dostu olduğunu gösterdi. Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girmesine en güçlü katkıyı yapacak yegane sektör olan sanayi, üretim ekonomisine dönüş için her türlü desteği almayı hak etti.”

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1968 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirdiği, sektör için en değerli verileri oluşturan ve devler ligini belirleyen “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016” araştırmasının sonuçları açıklandı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan tarafından basın toplantısında açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016 araştırmasına göre, sanayinin zirvesinde 32 milyar 594 milyon lira üretimden satışları ile Tüpraş yer aldı. Listede ikinci sırada 16 milyar 314 milyon liralık üretimden satışları ile Ford bulunurken, üçüncü sırayı ise üretimden satışları 12 milyar 856 milyon lira olan Tofaş elde etti.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan,
İSO Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı

Reel ekonominin mevcut durumunu ve yaşadığı sorunları ortaya çıkarması bakımından önem taşıyan araştırmaya göre, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun üretimden satışları bir önceki yıla göre yüzde 8,8’lik artışla 450.505 milyar liradan 490.043 milyar liraya çıktı. Kuruluşların toplam faaliyet karı bir önceki seneye göre yüzde 18,6 artışla 52,4 milyar TL’ye, faaliyet karlılık oranını da yüzde 8,7’den yüzde 9,4’e yükseldi. Toplam ihracatı üç yıldır üst üste gerileyen 500 Büyük Kuruluşun 2016 yılında ihracatı yeniden ivme kazanarak yüzde 3,1 artışla 55,1 milyar dolar oldu.

İlk 10 içinde beş otomotiv şirketinin yer aldığı araştırmada, listeye 48 yeni sanayi kuruluşu girdi. Bunlardan 27 tanesi geçen yıl İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sıralamasında yer alan şirketlerden, 21 kuruluş ise İSO 1000 dışından olan şirketlerden oluştu. Listenin ilk 50 şirketi, toplam 490 milyar liralık üretimden satışların 241 milyar lirasını gerçekleştirerek 2015 yılında yüzde 48,8 olan payını yüzde 49,2’ye çıkardı.

Sanayi, ekonominin en yakın yol arkadaşı

Araştırma sonuçlarını İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ile birlikte kamuoyuna açıklayan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Türkiye’de yaşanan beklenmedik olumsuz olaylar eğer dünyanın en gelişmiş ülke ekonomilerinde yaşanmış olsaydı, bu ülke ekonomilerinde bizim ekonomimizin yaşadığı tahribattan daha büyüğü yaşanırdı. Oysa Türkiye ekonomisi, Türkiye özel sektörü ve sanayimiz, bütün bu zorluklara rağmen ekonomik aktivitesini, dinamizmini kesmedi” dedi. Sanayi sektörünün ekonominin geneli üzerinde bir performans göstererek ekonomik büyümeye en nitelikli katkıyı sunduğunu ve yüzde 3,9’luk performansıyla büyümeyi sürüklediğini vurgulayan Bahçıvan’ın konuşması şu şekilde gerçekleşti:

“İstanbul Sanayi Odası’nda görevi devraldığımız 2013 yılında, İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun açıklanma zamanı için bir hedef koymuş ve İSO 500’ü, sizlerle en erken zamanda paylaşmak için gayret edeceğimizi söylemiştik. Ne mutlu ki aradan geçen dört yıl içinde bunu başarmış bulunuyoruz. Önce 15 Haziran, geçen yıl da 7 Haziran’da açıkladığımız İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasını, bu yıl hem içerik ve hem de tasarımını zenginleştirerek 5 Haziran’a almayı başardık. Daha önce Temmuz sonlarına doğru açıklanan İSO 500’ü Haziran başında açıklıyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle, bilginin çok değerli olduğu hız çağına uygun bir şekilde kendi rekorumuzu sürekli tazelediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.

Büyük bir özen ve titizlikle hazırladıkları verilerini bizimle paylaşan ve takvimi erkene almamızı kolaylaştıran tüm sanayi şirketlerimize buradan teşekkür etmek istiyorum. Tabii ki bu işin en zor tarafı; şirketlerimizin verilerini topladıktan sonra, bunları bu kadar kısa sürede analiz ederek, bu verileri önümüzde duran rapor haline getirmek… Uzmanlıklarıyla bu zorlu analiz sürecini yöneterek İSO 500’ün ortaya çıkmasını sağlayan Ekonomik Araştırmalar Şubemiz ve danışmanlarımız ile emeği geçen tüm arkadaşlarımızı da kutlamak istiyorum.

İSO 500’ün merakla beklenen temel verilerine geçmeden önce, bu yılki araştırmadan çıkardığımız önemli bazı genel tespitlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle 2016 yılında yaşanan bütün zorluklara rağmen sanayinin ve sanayicimizin kabul edilmesi gereken bir başarısını görüyoruz bu raporda. Elbette raporun içeriğinde sanayimiz açısından bazı olumsuz göstergeler de göreceksiniz. Fakat geçen yıl hem içeride ve hem de dışarıda tarihe geçecek olaylar ve zorluklar yaşadığımızı unutmayalım. Biz İSO olarak bu rapora kümülatif bir bakış attığımızda, genel bir olumsuzluk tablosu içinde bile Türk sanayisinin, 2016 yılında ülkemize ve ekonomimize karşı sorumluluğunu başarıyla yerine getirdiğini ve yılı gururlu bir neticeyle kapatmış olduğunu söyleyebiliyoruz.

Aslında bu yılki veriler sanayinin kendi rüşdünü ispat etmesinin bir vesikası olarak da görülmelidir. Yani Türk sanayisi, finansman zorluğu, kur dalgalanmaları, sosyal, siyasal, terör ve jeopolitik tüm olumsuzlukları barındıran bir yıl içinde, ‘başarma’ azim ve kararlılığını korumuştur.

‘Hangi noktalarda yapmış bunu?’ diye soracak olursanız; Şu yanıtı rahatlıkla verebiliriz: Sanayici hem kar etme noktasında, hem ihracatını artırmakta, hem üretimini sürdürmekte ve hem de yeni istihdam yaratmakta, ülkesine karşı temel sorumluluklarını kapsayan sınavların hepsinden başarıyla geçmiştir.

Bu çaba ve başarı da, sanayi sektörünün üretim ekonomisine dönüş ve ekonomide üretim kültürünün yeniden hakim kılınması için her türlü desteği almayı hak ettiğini ortaya koymaktadır.

Birazdan detaylarına girdiğimizde göreceğimiz gibi, sanayi sektörü kendi ana faaliyetlerinde başarılıdır. Fakat bununla beraber finansman yönetimi, sanayinin son yıllardaki en temel problemi olmaya devam etmektedir. Her ne kadar 2016 yılında biraz düşüş olsa da son dört yılın ortalamasına baktığımız zaman sorunun varlığı ortadadır. Sanayici esas faaliyetinden para kazanırken, ne yazık ki faaliyet karının yarısından daha fazlasının finansman gideri olarak kaybedildiği gerçeği karşımızda durmaktadır. Demek ki finansman noktası rahatlatıldığı zaman, bu kadar zorluklarla mücadele edebilen bir sektörün, daha başka neler yapabileceğinin de ipuçlarını bu raporda görebilmekteyiz.

Şimdi İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmamızın bu söylemlerimizi destekleyen verilerine geçmeden önce Türkiye ekonomisi ile İmalat sanayinin büyüme ilişkisine değinmek istiyorum.

Türkiye ekonomisi 2016 yılının ilk yarısında iyi bir büyüme performansı gösterdi. Ancak yılın ikinci yarısında bu performans yaşanan ekonomi dışı gelişmeler nedeniyle tersine döndü. Yaşanan bu olumsuz gelişmeler nedeniyle ekonomimiz, ilk yarıdaki olumlu büyümeyi sürdüremedi ve Türkiye ekonomisi yıl genelinde yüzde 2,9 büyüme gösterebildi.

Sanayi sektörümüz ise ekonominin geneli üzerinde bir performans gösterdi ve ekonomik büyümeye en nitelikli katkıyı sunarak yüzde 3,9’luk performansıyla büyümeyi sürükleyen sektör oldu. Bu performans, mevcut yaşanan koşullar değerlendirildiğinde, yukarıda da sözünü ettiğim gibi Türk sanayinin esnekliğini ve rekabet gücünü ortaya koyuyor.

Fakat bu azim ve performans, sanayi sektörümüzün uzun yıllara dayanan şu yapısal sorununu görmemizi engellememeli. Bu da Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki imalat sanayi payının gerilemesidir.

Henüz sanayileşmiş ülke statüsüne ulaşamamış olan Türkiye’de, imalat sanayinin milli gelir içindeki payı hızla gerileyerek yüzde 23’lerden yüzde 15-17 aralığına düşmüştür. Son yıllarda uygulanmaya konulan desteklere rağmen bu alanda istenilen ve bu trendi tersine çevirecek güçlü bir ivme yakalanabilmiş değildir. Bunun sağlanabilmesi için Türkiye ekonomisinin yeniden ve katma değeri daha yüksek bir üretim ekonomisine dönmesi gerekmektedir.

Baktığımızda 2015 yılında olduğu gibi geçen yıl da bu alandaki karnemizi iyileştiremediğimizi görüyoruz. İmalat Sanayi Sektörünün GSYH İçindeki Payı 2016’da da yüzde 16,7 olarak aynı seviyede kalmaya devam etti. Bu trendin tersine çevrilebilmesi kaçınılmazdır ve sanayi sektöründe koşulların iyileştirilmesi ihtiyacının sürmekte olduğunu bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Yapmış olduğumuz bu özetin ardından şimdi İSO-Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının sonuçlarına geçmek istiyorum. Bu bağlamda ilk olarak İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine 2016 yılında 48 yeni sanayi kuruluşunun girdiğini söylemek istiyorum. Bunlardan 27 tanesi geçen yıl İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sıralamasında yer alan şirketlerdir. 21 kuruluş ise İSO 1000 dışından, doğrudan 2016 yılı İSO 500 sıralamasına girmiştir.

Şimdi 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun temel göstergelerine geçecek olursak, ilk olarak çalışmamızın sıralama kriteri olan üretimden satışlardan başlayalım. İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2016 yılındaki üretimden satışları bir önceki yıla göre yüzde 8,8’lik bir artışla 450.505 milyar liradan 490.043 milyar liraya çıkmıştır.

Üretimden Satışlarda Ellilik Gruplara Göre Dağılım

Üretimden satışları 50’lik dilimlere bölerek, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sıralamamızdaki ağırlıklarına baktığımızda ise şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza. Listemizin ilk 50 şirketi, toplam 490 milyar liralık üretimden satışların 241 milyar lirasını gerçekleştirerek, 2015 yılında yüzde 48,8 olan payını biraz daha artırmışlar ve yüzde 49,2’ye çıkarmışlardır.

İlk 50’yi takip eden grupların paylarına baktığımızda, gruplar küçüldükçe giderek toplam üretimden satışlardaki ağırlıklarının da azaldığına şahit oluyoruz. Bu çerçevede tabloya baktığımızda ikinci 50’lik dilimin üretimden satışlarının 64 milyar lira ile yüzde 13,1’lik paya sahip olduğunu ve 101-150 arasındaki şirketlerin de 42 milyar lira ile üretimden satışlar içinden yüzde 8,5 pay aldıklarını görüyoruz.

Dördüncü 50’lik dilim olan 151-200 arasındaki sanayi şirketlerimiz ise 32 milyar lira ile yüzde 6,6’lık bir pay sahibi olmuşlar. Son olarak 201-500 şirketi kapsayan 300 şirket de 111 milyar lira ile toplam üretimden satışlar içinden yüzde 22,6 pay almışlardır.

Temel göstergeler tablomuza tekrar dönecek olursak; 500 Büyük Sanayi Kuruluşu, esas faaliyetlerinden elde ettiği karda da 2015 yılında olduğu gibi başarılı bir dönem geçirmiştir. İSO 500’ün toplam faaliyet karı 2015 yılında 44,1 milyar TL iken 2016 yılında yüzde 18,6 artışla 52,4 milyar TL’ye yükselmiştir. Sanayi kuruluşlarımız faaliyet karlılık oranını da yüzde 8,7’den yüzde 9,4’e çıkarmayı başarmışlardır.

Fakat iş dönüp dolaşıp yine finansman giderlerine geliyor. Tabloda da gördüğünüz gibi, gerçek faaliyetlerini başarıyla yürüten sanayi kuruluşları, elde ettikleri 52 milyar liralık esas faaliyet karının yarısından fazlasını finansman gideri olarak kaybetmişlerdir.

Ana tabloya baktığımızda finansman giderleri 2016 yılında yüzde 3,6 oranında artarak 29 milyar TL’ye yükselmiş. Finansman giderlerinin net satışlara oranı ise 0,3 puan düşmüş ve yüzde 5,2 olmuş. Bu da firmaların 2016 yılının ikinci yarısındaki mali sıkışıklığa rağmen, esas faaliyetlerini olduğu gibi finansman maliyetlerini de etkin şekilde yönettiklerini gösteriyor.

Karlılık verilerine bir başka açıdan baktığımızda da 2016 yılında elde edilen karlarda önemi bir artış yaşandığı görülüyor. 2016 yılında İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nda FAVÖK mutlak büyüklüğü 76,1 milyar TL olarak hesaplandı. 2015 yılında bu büyüklük 62 milyar TL olmuştu. Yani FAVÖK büyüklüğü yüzde 22,8 artmış bulunuyor. Dönem kar ve zarar toplamı da 2016 yılında yüzde 33,2 artarak 28, 3 milyar liradan 37,7 milyar liraya yükseldi.

Bu tablo bize, finansman giderlerinin sanayi firmalarının karlılıklarında temel belirleyici olmayı 2016 yılında da sürdürdüğünü biraz daha net şekilde gösteriyor. Fakat bir şeyi daha gösteriyor bu tablo. O da İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2016 yılında finansman maliyetlerini faiz oranlarındaki gerilemenin de etkisiyle biraz daha etkin yönettiğidir. Bunun yanında Türk Lirasının değer kaybının ise finansman giderlerinde beklentilerin altında etki yaptığını görüyoruz. Çünkü finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı 2016’da yüzde 63,4’ten yüzde 55,4’e inmiş bulunuyor. Her ne kadar geçen yıla göre bu parametrede bir düşüş gerçeklemiş olsa da finansman giderlerinin faaliyet karına oranında son 4 yıl ortalamasının yüzde 56 olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Bu noktada, dünyada bu oranın ortalama yüzde 16 olduğunu da hatırlatmak istiyorum.

Özetlemek gerekirse, sanayi firmalarının, döviz kuru dalgalanmalarını ve Türk Lirasındaki değer kaybının finansman giderlerine olumsuz etkisini sınırlamayı başardıklarını söyleyebiliriz. Buna rağmen sanayinin mevcut mali yapısı içinde faiz ve kur dalgalanmalarının, sanayi sektöründe karlılığı ve sermaye birikimini olumsuz etkilemeye devam edeceğini şimdiden söylemek mümkün.

Finansal göstergeler içinde borçlanma ile özkaynakların dağılımını yansıtan kaynak yapısını gösteren bu tablo, sanayi kuruluşlarının finansal yapılarını ortaya koyan en önemli göstergelerin başında geliyor.

Burada son 10 yıldır sürekli olarak özkaynaklar aleyhine bozulan bir denge görüyoruz. 2007 yılında kaynak yapısı içerisinde borçların payı yüzde 45,2 iken 2016 yılında yüzde 61,9’a yükselmiştir. Aynı dönemde özkaynakların payı da yüzde 54,8’den yüzde 38,1’e gerilemiştir. Bu oranlar son 10 yılın en olumsuz borç/özkaynak ilişkisini gösteriyor.

Borçluluk oranları, 65/35 bandında olan dünya ortalamasına yakın olmakla birlikte bu göstergenin verdiği bir önemli mesaj da şudur: Sanayi kuruluşlarının büyük zahmetlerle ve adeta damla damla topladıkları karlarının önemli bir bölümünün finansman giderlerine gitmesinden dolayı iç kaynaklarını büyümede kullanamamaktadırlar. Yetersiz ve eriyen özkaynaklar nedeniyle büyümek için yeni yatırımların daha çok borçlanmaya dayalı olarak yapılması, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun görece olarak daha sağlıksız bir finansman çarkının içinde olduğunu gösteriyor.

Burada İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun mali borçlarına da değinmek istiyorum. İSO 500’ün borç yükünün her geçen yıl biraz daha arttığını açık bir şekilde görmekteyiz. 2014 yılında 140 milyar lira olan İSO 500’ün mali borçlarının 2015 yılında yüzde 25,1 oranında artarak 175 milyar liraya ve 2016 yılında da yüzde 18,8’lik artışla 207 milyar liraya yükselmiş olması oldukça dikkat çekicidir. Söz konusu dönemde İSO 500’ün üretimden satışları ortalama yüzde 7-8 artarken, mali borçlarda yüzde 20’leri aşan bir artış gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum.

Sanayi kuruluşlarımızın borçlanmasındaki vade yapısına bakacak olursak; son 10 yıldır sürmekte olan görece iyileşmenin 2016 yılında da devam ettiğini görüyoruz.

Yıllar itibarı ile baktığımızda sanayi sektörümüzdeki kısa vadeli borçlardaki azalmanın orta ve uzun vadeye dönüyor olması olumlu olarak değerlendirilebilir. Bu oranın geçen yıl da bir nebze gerileyerek yüzde 39,4’ten yüzde 37,8 olmasına sevindirici bir gelişme olarak bakabiliriz.

Yine de borçlanmanın vade yapısının kalitesinde dünyaya göre biraz negatif şekilde ayrıştığımızı da kabul etmeliyiz. Çünkü kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlara oranı dünya genelinde yüzde 25’ler seviyesinde olmasına karşın bu oran İSO 500’de yüzde 38’ler seviyesinde.

Yeri gelmişken bir bilgiyi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün sanayicimiz açısından en önemli sorunlardan biri hem yatırımlar ve hem de işletme sermayesi açısından yeni kaynaklara ulaşamamaktır. Ulaşılabilen kaynaklar ise maalesef son derece maliyetlidir.

Kaynakların bu kadar kıt ve pahalı olduğu bir ortamda, tüm sanayimizde olduğu gibi İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun üzerindeki devreden KDV yükünün her geçen yıl daha da arttığını özellikle dikkatinize sunmak istiyorum. İSO 500’ün 2014 yılında 4,3 milyar lira olan devreden KDV’si, yüzde 12,6’lık bir artışla 2015 yılında 4,8 milyar liraya çıkmışken, bu rakam 2016 yılında çok daha fazla yükselerek yüzde 23,6 ile 6 milyar liraya kadar fırlamıştır. Yani sanayici, finansmanda bu kadar zorlanırken, kalkıp devlete 6 milyar lira borç vermiştir.

Bu noktada şunu ifade etmeden geçemeyeceğim. KDV, bugün artık uygulanış esası olarak sanayinin-sanayicinin kıt kaynaklarından kamuya adeta bir işletme sermayesi transfer yükü getirmektedir. Bugünlerde Maliye Bakanlığımızın Mevcut KDV sisteminin değiştirilmesi çalışmalarını heyecanla izlerken, bu konuda da bir çözüm üretileceği ümidini taşıdığımızı özellikle vurgulamak istiyorum.

Sanayicinin yatırım şevkinin hangi seviyede olduğunu, arttığını ya da azaldığını veya stabil seyrettiğini mi anlamak istiyorsunuz? İşte önünüze alıp bakmanız gereken ilk tablolardan biri bu. Ve burada 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun duran ve dönen varlıklar ilişkisini görüyorsunuz.

Bu tabloda yatırımlar açısından yüksek bir motivasyonunu varlığını söyleyebilmemiz için duran varlıkların toplam varlıklar içindeki payının daha yüksek olması gerekmektedir. Son yıllarda küçük adımlarla da olsa gözlemlediğimiz ve 2015 yılında da devam eden duran varlıklar lehine iyileşmenin, 2016 yılında 1 puan kadar gerilediğini görüyoruz.

Tabii ki toplam aktifler içinde yüksek dönen varlıklar işletme sermayesi yönetimi açısından olumludur. Ancak diğer yandan duran varlıkların payındaki gerileme firmaların sabit kıymet yatırımlarının, bir başka deyişle üretken makine ve teçhizat yatırımlarının zayıfladığını göstermektedir. İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun duran varlıklarının 2015 yılında yüzde 46,3’e yükseldikten sonra 2016 yılında yeniden yüzde 45,3’e inmesi, 2016 yılındaki olumsuz yatırım koşullarının duran varlık yatırımlarını sınırladığını göstermesi açısından önemlidir.

İSO 500’ün vergi öncesi kar eden kuruluş sayıları son üç yıldır belirgin bir şekilde düşüyor. 2016 yılında da İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun içinde vergi öncesi kar eden kuruluş sayısı 400’den 392’ye indi. 2016 yılında zarar eden kuruluş sayısı ise 108 oldu. Bu sayı, önceki yıl 100’dü. 2016 yılında özellikle mali göstergelerde ortaya çıkan oynaklıkların, firmaların karlılıklarını farklı şekillerde etkilediğini ortaya koyuyor.

Faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (EBITDA) eden firma sayıları ise 2016 yılında 484’e yükseldi ve ölçülmeye başlandığı son dört yıl içindeki en yüksek sayıya ulaştı. Zarar eden firma sayısı ise 16’ya geriledi. Bu da bize firmaların çekirdek işlerine ve faaliyetlerine daha çok önem vererek faiz, amortisman ve vergi öncesi kar performanslarını yükselttiğini gösteriyor.

Bugün artık dünyada nesnelerin internetini, sanayi 4.0’ı konuşuyoruz. Bu yüksek teknoloji demek, katma değer demek ve nihayetinde şirketlerin Türkiye’de ve dünyada rekabet avantajı yakalaması ve ekonomimizin büyümesine çok daha fazla katkı sağlaması demek...

İSO 500’ün teknoloji yoğunluklarına ve bu çerçevede yarattıkları katma değer dağılımına baktığımızda bu alanda daha alacağımız çok yol olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıdan İSO 500’ün verilerine baktığımızda 2016 yılında teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payı yüzde 39,3 ile hala orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin aldığını görüyoruz. Düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 2016 yılında 1,5 puan azalarak yüzde 37,4 olmuş. Orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise 2015 yılında yüzde 18,9 iken 2016 yılında yüzde 19,5’e yükselmiş. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı da 2015 yılında yüzde 3,2 iken çok küçük bir artışla 2016 yılında yüzde 3,7 olmuş. 2016 yılında orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payı son yılların ortalaması olan yüzde 21,7’nin üzerinde yüzde 23,2’ye çıkmıştır.

İSO 500 verilerine göre 2016 yılı itibarıyla 474 imalat sanayi firmasından 192’si düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerde faaliyet gösteriyor. Orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerde 149 firma varken, orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerdeki firma sayısının da 121 olduğu görülüyor. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerde faaliyet gösteren firma sayısı ise 2016 yılında sadece 12 olarak ortaya çıkıyor

Bu verilerden hareketle Türkiye’de sanayinin yüksek katma değerli ve yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlere dönüşüm ihtiyacının sürmekte olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sonuçları ölçüm yapılan son dört yıldır bu konuda henüz yeterli ilerleme sağlanamadığını gösteriyor.

Burada, biz sanayicilerin hep birlikte oturup düşünmemiz, kendimize ciddi bir eleştirel pay çıkarmamız gereken bir tablo ile karşı karşıya bulunuyoruz. Çünkü özellikle AR-GE için verilen onca teşvik ve desteğe, motive edici yaklaşımlara rağmen 2016 yılında 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun anket verilerinden, AR-GE harcamalarında yüzde 16,3’lük bir azalma olduğunu görüyoruz. 2016 yılında İSO 500’ün AR-GE harcamaları 3,4 milyar liradan 2,8 milyar liraya inmiştir. AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı ise 2015 yılında yüzde 0,74 iken, 2016 yılında yüzde 0,57’ye gerilemiştir. Aynı dönemde AR-GE yapan şirket sayısı da 243’ten 239’a düşmüştür.

Bütün bu veriler, AR-GE yatırımları konusunda verilen destek ve teşviklere sanayicilerimizden yeteri kadar yanıt alınamadığını göstermektedir. Sanayiciye AR-GE yatırımları ile ilgili olarak daha fazla sorumluluk düşmektedir.

Sanayi sektörü halen istihdam ve nitelikli insan kaynakları için önemli alanların başında gelmeye devam etmektedir. Bu çerçevede İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun çalışan sayısındaki gelişmeler ile çalışanlara ödenen maaş ve ücretlerdeki artışlar önemli bir göstergedir.

İSO 500’ün bu alandaki verilerini incelediğimizde sanayicilerin 2016 yılında yaşanan tüm olumsuzluk ve sıkıntılara rağmen istihdamlarını yüzde 2,2 ile yaklaşık 15 bin civarında arttırdıklarını, ödenen maaş ve ücretlerde de yüzde 15,7 oranında artış gerçekleştirdiklerini görüyoruz. Burada da sanayi sektörünün her türlü şartta öncü bir sektör olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

İSO 500 içindeki yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı 2009 yılından bu yana azalma eğiliminde. İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu içinde yer alan yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı 2000’li yıllarda artış göstermiş ve 2009 yılında 153 kuruluşa kadar ulaşmıştı. Bu yıldan itibaren ise yabancı sermaye paylı kuruluşlar sayısında bir gerileme olduğunu görüyoruz. 2013 yılında 137’ye gerileyen İSO 500’deki yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı 2016 yılında da 123’e inmiştir.

…Ve şimdi ‘Sanayi Devlerinin Sıralaması’na geliyoruz. ‘500 Büyük’ sıralamasının tamamını sizlere dağıtılan kitaplarda görebilirsiniz. Burada her yıl olduğu gibi ilk 10 şirketimizi sizlerle paylaşacağım.

Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nu üretimden satışlar kriteriyle sıraladığımızda birincinin 2016 yılında da değişmediğini ve Tüpraş’ın 32 milyar 594 milyon lira ile Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu olduğunu görüyoruz. İkinci sırada da bir değişiklik yok ve 16 milyar 314 milyon liralık üretimden satışlarıyla Ford bu sıradaki yerini koruyor. Tofaş ise geçen yıl beşincilikteydi ve bu yıl 12 milyar 856 milyon liraya çıkardığı üretimden satışlarıyla üçüncülük sırasını elde etti.

Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi kuruluşunun ilk üçü böyle sıralanırken, dördüncülükte 2015 yılında olduğu gibi yine Oyak-Renault, 11 milyar 466 milyonluk üretimden satışlarıyla yer alıyor. Onu 11 milyar 245 milyon ile üçüncülükten beşinciliğe inen Arçelik izliyor.

Arçelik’in ardından bu yılın en önemli atağını yapan Toyota geliyor. Geçen yıl sıralamada 15’incilikte yer alan Toyota, 2016 yılındaki 10 milyar 570 milyon liralık üretimden satışlarıyla altıncı sarıya yerleşti. Onu, yedinci sırada 7 milyar 349 milyon liralık üretimden satışlarıyla ilk 10 büyük şirket arasındaki tek kamu şirketi olan EÜAŞ- Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü izliyor. Hyundai Assan 7 milyar 58 milyon liralık üretimden satışları ile sekizincilikte yer alıyor.

Bu yıl dokuzunculukta 6 milyar 545 milyon liralık üretimden satışlarıyla İçdaş Çelik ve onuncu sırada da 6 milyar 497 milyon liralık üretimden satışlarıyla da İskenderun Demir ve Çelik yer aldı.

Son yıllarda Türkiye sanayisinin ve ihracatının en güçlü lokomotifi özelliğindeki otomotiv sektörünün içeride ve dışarıdaki başarısını İSO 500 listesinde de görüyoruz. İlk 10 şirket içerisindeki 5 kuruluşun otomotiv sektörü temsilcilerinden olması bunu gösteriyor.

İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun toplam ihracatı üç yıldır üst üste geriliyordu. 2016 yılında ise yeniden artmış olmasının memnuniyet verici olduğunu söylemek istiyorum. İSO 500’ün ihracatı 2016 yılında yüzde 3,1 artarak 55,1 milyar dolara yükselmiştir. Bu artışın Türkiye’nin toplam ihracatındaki gerilemeye rağmen gerçekleşmiş olduğunu hatırlatmak isterim. Bu performansa bağlı olarak İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2016 yılında Türkiye ihracatının yüzde 38,7’sini gerçekleştirmiş olduğunu görüyoruz. Bu oran son yıllardaki ortalamalara yakın gerçekleşmiştir.

Bu bağlamda İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışmasındaki en ihracatçı sanayi kuruluşlarına baktığımızda karşılaştığımız tablo da şu şekilde:

500 Büyük listesinin en ihracatçı şirketleri sıralamasında ilk sıra 3 milyar 958 milyon dolarlık ihracatı ile Ford’un. Ford’u 3 milyar 247 milyon dolar ile Tofaş izliyor. Hemen ardından da 2 milyar 834 milyon dolar ile Oyak-Renault geliyor.

Bütün bu verileri ve kitapta yer aldığı halde zaman nedeniyle değinemediğimiz 500 Büyük Sanayi Kuruluşu verilerini değerlendirirken, şu gerçeği göz ardı edemeyiz; Tabii ki dünyada ve Türkiye’de bu kadar üst üste yaşanan, çoğu da maalesef beklenmedik boyutta gelişen olayların ekonomimizde bir tahribat yaratmamış olması beklenemezdi. Ama ben bütün bu olumsuz tabloya rağmen altını çizerek şunu söylemek istiyorum: Yaşanan bu beklenmedik olumsuz olaylar, eğer dünyanın en gelişmiş ülke ekonomilerinde yaşanmış olsaydı; bu ülke ekonomilerinde bizim ekonomimizin yaşadığı tahribattan daha büyüğü yaşanırdı.

Oysa Türkiye ekonomisi, Türkiye özel sektörü ve sanayimiz, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu raporumuzun ortaya koyduğu verilerin de gösterdiği gibi;, bütün bu zorluklara rağmen ekonomik aktivitesini, dinamizmini kesmemiştir. Sanayi sektörümüz eski dönemlerden kalmış olan o güçlüklerle savaşma direncini, 2016’da da fazlasıyla ortaya koymuştur. Devletine, milletine, ülkesine güvenme noktasında öncülük görevini yerine getirmiştir. Ekonomik dinamizmini bütün bu olumsuz şartlara rağmen yürütmeyi başarmıştır. Burada bir kez daha ve gururla hatırlatma gereği duyuyorum. Sanayi sektörümüz Türkiye genel büyümesinin üzerinde yüzde 3,9 büyümüştür.

Sanayimiz böyle bir dönemde göstermiş olduğu performansla, her zaman olduğu gibi ekonominin en yakın yol arkadaşı, zor günlerin dostu olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Türkiye’yi orta gelir tuzağına girmekten kurtaracak, nitelikli ve sürdürülebilir büyümeyi yaratacak, ekonomimizi dış rekabette bir üst lige çıkaracak ve nihayetinde Türkiye’nin dünyadaki en büyük 10 ekonomi arasına girmesine en güçlü katkıyı yapacak yegane sektörün, sanayi sektörü olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Sözlerime son vermeden önce geçen yıl burada sizlere Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının kendi içinde çok daha farklı bilgiler ve sonuçlar içerdiğini ve bunların hepsini burada kıymetli vaktinizi alarak analiz etmeye zamanın yetmeyeceğini söylemiştim. Bu nedenle geçmiş yıllardaki araştırmalarımızı da önümüze koyarak, danışmanlarımızla birlikte yeni bir seri başlatmayı düşündüğümüzü açıklamıştım. Yani İSO 500’ün çeşitli açılardan spesifik check-up’larını yapacağımızı bildirmiştim.

İşte bu check-up’lardan ikisini geçtiğimiz aylarda yaptık ve ‘Sanayi Firmalarında Orta Ölçek Tuzağı’ ile ‘1000 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun Sermaye Maliyeti Analizi’ isimli tematik raporları yayınladık. Bu yıl da buna benzer bir takım çalışmaları yaparak sizlerle paylaşmayı planlıyoruz. Yine bu yıl 500 Büyük ile ilgili yeni bir uygulamamızı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Artık bu tarihi ve arşiv değeri çok yüksek araştırmamıza, özel olarak hazırladığımız, www.iso500.org.tr adresindeki web sitemizden de ulaşabilirsiniz.”