Bahçıvan 12. Etiket Bayramında Konuştu: “Üretim Toplumu Olmayanlar Ayakta Kalamaz”

  • Etkinlikler
etiket-bayrami-02

Etiket Sanayicileri Derneği’nin (ESD) 16. kuruluş yıldönümünün kutlandığı "12. Etiket Bayramı”na onur konuğu olarak katılan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ”Türkiye’nin büyümesini sürdürebilmesi için yeni bir sanayi yol haritasına ihtiyacı var” dedi.

ESD Başkanı Aydın Okay ev sahipliğinde gerçekleşen, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Sultan Tepe ve İSO Meclis Üyesi Fatma Saral’ın da katıldığı ve şirketlerin açtıkları stantlarla iş birliği görüşmeleri yaptığı etkinliğe 70 civarında yerli ve yabancı şirket katıldı.

12. Etiket Bayramı’nda konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan katılımcılarda çok pozitif bir enerji gözlemlediğini ve ESD’nin ülke bazlı bir kuruluş olmaktan çıkıp FINAT üyesi olmasının hatta üst düzey bir yöneticisini burada ağırlamasının çok önemli olduğunu söyledi. Türkiye’ye döviz getirisi ve katma değer sağlayan Türk etiket sanayinin 2000 yılından bu yana 8 kat büyüdüğünü kaydeden Bahçıvan, Türk sanayisinde birçok alanda görülmeyen bu başarısının çok değerli bir gösterge olduğunu ifade etti.

İSO Yönetimi olarak göreve geldiklerinde ilk tespitlerinin sanayideki ihtisas konularının gündeme az gelmesi ve bu konudaki sektörel derneklerle ilişkilerin daha da güçlendirilmesi gereği olduğunu belirten Bahçıvan, günümüzde birçok sektörün kendi alt sektör çalışmalarını kendi dernekleri üzerinden gerçekleştirebildiklerine dikkat çekti. İSO Başkanı Bahçıvan bu derneklerle bire bir çözüm noktalarından hareketle bir makro harita hazırladıklarını ve üretim ve sanayi algısının farklı bir noktaya taşınması için çaba göstermeye başladıklarının altını çizdi.

Bahçıvan, “Son yıllarda sanayi toplumu olmaktan çıkma konusunda endişelerimiz var. 2004 yılında sanayinin GSYH içindeki payı yüzde 25 iken bugün 15’lere geriledi. Bu veri artık üretim toplumu olmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Ne yazık ki son yıllarda üretimden itibar kazanan bir toplum olmak yerine tüketimden itibar kazanmaya çalışan bir toplum noktasına gitmekten endişe ediyoruz. Tabii ki dünyayı izleyelim, teknolojiyi takip edelim ama üretime ne katıyoruz buna da bakalım. Ne kadar ham maddeniz olsa da üretim toplumu olamıyorsanız ayakta kalamazsınız” dedi.

Bugün olduğu gibi gelecekte de sanayileşmiş ülkelerinin daha avantajlı olacaklarını hatırlatan İSO Başkanı Bahçıvan son dönemde Türkiye’de yeni bir sanayi yol haritasının oluşması konusunda ilgili taraflar arasında mutabakat sağlandığını ama uygulamada aynı mutabakatın sağlanıp sağlanamayacağını zamanın göstereceğini belirtti. Bahçıvan sözlerine şöyle devam etti:

“Hükümetin açıklamalarından da gördük ki yeni bir sanayi yol haritasının olması gerekiyor. Türkiye sanayisinin yanında İstanbul sanayisinin de algı noktasında belli bir rota değişimine ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Ne yazık ki sanayisiz bir İstanbul hedefi yönünde bir düşünce olduğunu hissediyoruz. İstanbul’un bir ticaret, bir finans merkezi olması güzel, her biri İstanbul’a değer katacaktır. Fakat bunun yanında İstanbul’un birikimiyle bir sanayi şehir olduğunu unutmamalıyız. Türkiye sanayisinin yüzde elliye yakın kısmı burada, ‘buradan gidin’ demek gerçekçilikle bağdaşmıyor.”

Geçtiğimiz aylarda açıkladıkları İstanbul Sanayi Strateji Belgesi’nde sanayisiz bir İstanbul vizyonunun imkansız olduğunu ortaya koyduklarını hatırlatan Erdal Bahçıvan, sanayinin tedarikçi yapısının değişip yüksek katma değerli bir sanayiye dönüşmesinin İstanbul’suz mümkün olmadığını vurguladı. Bahçıvan üniversite, istihdam gücü ve pazarın İstanbul’da olduğunu belirterek özellikle insan kaynağı noktasında yaşanan sorunlardan bahsetti. İSO Başkanı, “Gençlerimizi sanayi ile buluşturma noktasında ciddi sorunlarımız var. Meslek liselerinin ana hedefinden uzaklaşmış olması nedeniyle ara eleman unsuru en önemli sorunumuz. Gençler ne yazık ki daha basit görünen hizmet sektörüne kayıyor. Büyük ihtimalle seçimlerden sonra açıklanacak olan meslek liselerinin yönetiminin OSB’lere bırakılması çok ciddi bir çalışmadır. Bu noktada önerilerinizle bizi beslemenizi bekliyoruz. Üniversite sanayi iş birliği çok önemli. Çalışma programımızın çok önemli maddelerinden biri de bu. Bunun için Üniversite Sanayi İşbirliği Platformunu kurduk. Ancak buna bir metodoloji bulmalıyız ve bunun arayışı içindeyiz” şeklinde konuştu.

Sanayicinin bir diğer sorununun sanayinin İstanbul’daki yerleşimi olduğunu kaydeden Erdal Bahçıvan OSB Geliştirme Komisyonu’nu kurduklarını ve patenti yatırımcıda olan sanayiciye fabrika kurup uzun süreli kiralama yöntemi üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bahçıvan sanayicinin fabrikasına yapacağı yatırımın büyük kısmının araziye harcandığının altını çizdi.

Finansman konusunun da sanayiciler için çok önemli olduğuna dikkat çeken İSO Başkanı, sanayicinin çay kaşığıyla topladığı gelirleri finansman giderleri nedeniyle bankalara kaptırdığını söyledi. Bahçıvan “İSO’da finansman konusunda ciddi eğitim çalışmaları yapıyoruz. Buna katılmanızı ve değerlendirmenizi öneriyorum zira finansmanı çok fazla ciddiye almıyoruz. Oysa şirketimizdeki en büyük kaynağı buraya harcamalıyız. İnovasyonu sadece şekilsel olarak değerlendiriyoruz. Oysa işletme inovasyonu da çok önemlidir. Finans inovasyonu yapmalıyız, bu konuda şirketlerimizi geliştirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan yabancı sermayenin artık Türkiye’yi bir yatırım ülkesi olarak görmesinin zamanının geldiğini dile getirdi. Türkiye’nin artık sadece ihracat yapılacak bir ülke olmadığını belirten Bahçıvan yabancı yatırımcıya “Bu coğrafyada kazandınız ve artık bunu bir yatırıma dönüştürmelisiniz” çağrısında bulundu.


FINAT Başkanı Jakop Landberg

Etkinliğe katılan kendinden Yapışkanlı Etiket Endüstrisi Uluslararası Birliği (FINAT) Başkanı Jakop Landberg FINAT hakkında bilgi verdi. FINAT’ın Türkiye’deki etiket sanayicileriyle çok iyi ilişkiler kurduğunu belirten Landberg Türkiye’de 25 üyeleri olduğunu ve daha çok üye olmasını istediklerini söyledi. Etiket sanayicileri için pek çok sanayi ve istatistik desteği sağladıklarını kaydeden Jakop Landberg “Etiket sektörünün daha fazla sanayileştirilmesi için çaba gösteriyoruz. Sektörümüzü önümüzdeki nesiller için cazip kılmaya çalışıyoruz. Yeni kuşaklar kuracağımız yapı içinde deneyimli üreticiler ile bir araya gelip bunların deneyiminden yararlanabilir” dedi. Sektörün 30 yıldır büyüdüğünü vurgulayan Landberg 6 milyar metrekarelik bir üretim miktarına ulaştıklarını ve Türkiye’nin kendinden yapışkanlı etiket sektöründe Avrupa ülkelerine göre çok daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekti.


ESD Başkanı Aydın Okay

Etkinlikte konuşan ESD Başkanı Aydın Okay, aynı zamanda Ambalaj Sanayicileri Dernekleri Federasyonu şemsiyesi altında bulunan 7 dernek ile güç birliği oluşturduklarını söyledi. 9 üye ile kurulan ESD’nin bugün 115 üyeye ulaştığını kaydeden Okay, Türkiye’de etiketin yüzde 80’ini ESD üyelerinin ürettiğini ve Türk etiket sanayinin bugün dünyanın önde gelen üretim gücüne sahip bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi. 2000 yılında kişi başına etiket tüketiminin yarım metre olduğu bilgisini veren ESD Başkanı Okay, bu rakamın 2010’da 2,5 metrekare, bugün ise 4 metre kareye ulaştığını aktardı. Avrupa’nın kişi başı tüketiminin 15 metrekare olduğunu dile getiren Okay, Türkiye’nin 4 kat büyüme potansiyeli olduğunu ve üretimin yüzde 15’inin ihraç edildiğini bildirdi. Matbaa ve plastik gibi farklı sektörlerden yatırımcıların da etiket sektörüne döndüğünü hatırlatan Aydın Okay bu yatırımların sektörde atıl kapasiteye neden olduğunu ama gelecekte bunun bir dengeye oturacağını ifade etti.

Kalite açısından dünya çapında alınan ödüllerin Türk etiket sanayinin iyi bir seviyede olduğunun göstergesi olduğunu kaydeden Okay, eğitime yaptıkları yatırımlardan bahsetti. Aydın Okay “Yaptığımız yarışmaları çok önemsiyoruz özellikle liselerimizi bu konuda teşvik ediyoruz. Bunlar bizim geleceğimiz. Liselerden ve üniversitelerden çok değerli eserler çıktı. Baskı öncesi ve baskı elemanlarını okullardan yetiştirmek istiyoruz. Bu nedenle meslek liseleri ve üniversitelerle ilişkilerimizi çok iyi tutuyoruz. Bu yıl başında lise ve üniversite üyelerinden oluşan bir eğitim konseyi oluşturduk. Bu konsey üç ayda bir toplanacak ve bu konuda ne gerekiyorsa yapacağız. Ayrıca önümüzdeki dönemde bir araştırma-geliştirme laboratuvarı da kuracağız” şeklinde konuştu.