İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, “İstanbul Dostları”nın Sahur Programına Katıldı

  • Etkinlikler
baskan-sahur-02

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Başkanlığını aynı zamanda İMES Başkanı da olan İSO Meclis Üyesi Kemal Akar'ın yaptığı "İstanbul Dostları Derneği’nin sahur programına konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Ali Ulvi Orhan ve İSO Başkanlık Divanı Katip Üyesi Serdar Urfalılar ve pek çok Meclis ve Meslek Komitesi Üyesi de katıldı.

Gecede konuşan Kemal Akar, Türkiye ekonomisinde seksenli yıllarda başlayan iktisadi dönüşüm ile bugün ihracatın ciddi bir noktaya geldiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin krizler karşısında ciddi bir güvenli liman konumunda olduğunu kaydeden Akar, dünyanın teknoloji döneminde olduğunu ve teknolojide geri kalmış ülkelerin rekabette yerinin olmadığını ifade etti.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ise birlikte olamadıkları dostlarını burada gördüklerini belirterek Ramazan’ın güzelliğinin bu olduğunu söyledi. İngiltere’nin AB’den çıkma kararını değerlendiren Bahçıvan, dünyanın ve kamuoyu anketlerinin bu gelişme karşısında şok olduğuna değinerek İngiltere’nin bu yolculukta “yokuz“ mesajı gönderdiğini dile getirdi. Kamuoyu anketlerinin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada da böyle yanılabileceğini kaydeden Bahçıvan, daha önce böyle bir kararın örneği olmadığı için neleri etkileyeceğinin belli olmadığına işaret etti. Bahçıvan, İngiltere’nin nasıl bir hukuksal zeminde çıkacağını ve nasıl bir ticaret ilişkisi kuracağının çok tartışılacağını dile getirdi.  İngiltere’nin geleceğinde rol alacak gençlerin “kalalım” derken yaşlı nüfusun “çıkalım” dediğini hatırlatan Bahçıvan, sonucu genç ve yaşlı nüfusun hayata bakış açısını ortaya koyan bir karar olarak nitelendirdi.

Eskiden “Türkiye nereye gidiyor?” dendiğini bugün ise “Dünya nereye gidiyor?” sorusunun daha çok sorulduğunu belirten Bahçıvan, bunun nedeninin bir türlü kapatılamayan gelir dengesindeki uçurum olduğunu söyledi. Bir yanda 100 dolarla yaşayan insanlar varken 10 bin kilometre ötede 40 bin dolarla yaşayan bir kesim olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, bu standarda ulaşmak isteyen insanların mülteci akınına neden olduğunu ve pek çok acı yaşandığını söyledi.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“Bizi biz yapan bir reel ekonomi gerçeği vardır. Arz, talep, stok ve fiyat; bu faktörlerden bir ekonomi oluşur. Şimdi bunun üzerinde bir de dengesiz bir finans ekonomisi oluştu. Finansçıların oluşturduğu tablo, reel ekonominin gerçeklerine uymuyor. Reel ekonominin dünyadaki büyüklüğü 70 trilyon dolar iken finans kesiminin oluşturduğu ekonomi ise 700 trilyon dolar. Çok ölçülü sapmalarla reel ekonomide fiyat oluşur. Fakat bugün finansçıların oluşturduğu bir fiyat var. Bir süre sonra bu finans yapısı reel ekonominin hayatına kredi olarak giriyor. Geçenlerde İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nu açıkladık ve gördük. Sanayici kendi faaliyetinden kazandığı paranın yüzde 67'sini finansman gideri olarak geri veriyor. Ondan sonra sizin eriyen kaynaklarınız yüzünden şirketler gelip size ortak olmak istiyor. Bu ölçüde kontrolsüz bir finansman sisteminin dünya tarafından çözülememesi durumunda, dünyada huzura kavuşmak mümkün değil.”

Merkez bankalarının eksi faiz verdiğini ve o paranın bir türlü reel ekonomiye giremediğini dile getiren Bahçıvan bu sorunun aklı selim ile çözülebileceğini kaydetti. Bu kadar ölçüsüz bir finansman hareketliliğinin dünyada bir tehdide dönüştüğünü belirten Bahçıvan dünyanın buna bir çare bulmak zorunda olduğunu dile getirdi.


İstanbul Dostları Derneği Başkanı
Kemal Akar

Türkiye ekonomisine ve sanayisine de değinen Bahçıvan Türkiye’nin 2016’nın ilk çeyreğinde iyi bir büyüme sergilediğini söyledi. Ancak bunun bardağın dolu tarafı olduğuna işaret eden Bahçıvan, son 15 yılda sanayinin payının gayrisafi yurtiçi hasılada yüzde 15’leri geçemediğini vurguladı. Bu oranı mutlaka artırmaları gerektiğini belirten Bahçıvan, İSO yönetimine geldiklerinden bu yana yaptıkları uyarılarla birlikte üretim ekonomisinin hem önceki hem de bugünkü hükümet tarafından önemsendiğine dikkat çekti. Başbakan Binali Yıldırım’ın turkuaz halı söylemini sahiplendiklerini dile getiren Bahçıvan, sanayiciler olarak bu halı üzerinde yürümek istediklerini ifade etti. Yatırım teşvikleri ve Eximbank kredileri noktasında önemli adımlar atıldığını kaydeden Bahçıvan, sanayinin bu finansman yapısıyla ve sadece özel bankalardan alacağı krediler ile faaliyet yapması ve kar etmesinin mümkün olmadığına işaret etti. Kamu kaynaklarından oluşan bir kaynak yaratılması gerektiğine dikkat çeken Bahçıvan, gelişmiş ülkelerin hepsinde böyle bir kamu kaynağı olduğunu söyledi.

Bu modele yeni nesil kalkınma bankacılığı dediklerini ancak kalkınma bankası modelinin geçmiş modeliyle kötü bir dönem geçirdiğini aktaran Bahçıvan, bugünün koşularında yeniden yapılandırılması noktasında teşvik edici olmaları gerektiğini dile getirdi. Eximbank konusunda past performans kriterinin mutlaka getirilmesi gerektiğini ve teminat miktarının yarısı kadar kredi kullandırılması gerektiğini belirten Bahçıvan, son aylarda kısırlaşmış banka kaynaklarına alternatif olarak Eximbank kaynaklarının can suyu olabileceğini söyledi. Artık başarılı ihracatçıların ödüllendirme mantığından geçmesi gerektiğine değinen Bahçıvan, kredi garanti fonlarının kullanılması gerektiğini, bu tür uygulamalarla bu yılın düşen performansının biraz daha yukarı taşınabileceğini ifade etti.

Teşvik konusunda karşılığı alınamayan demode modellerden vazgeçilmesi gerektiğine işaret eden Bahçıvan, finansman performansına göre, bir terzi modeli gibi, denetlenebilir ve bire bir firmaya göre teşvik sistemine gidilmesi gerektiğini söyledi. Turquality’nin en güzel örnek olduğunu ve teşvikte de bu modelin uygulanabileceğini dile getiren Bahçıvan, üretimin ön plana alındığı yeni hükümet döneminde kendi sorumluluklarını yerine getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“Finans üzerinde hep duruyoruz, bizim en önemli zaafımız. Fakat iğneyi kendimize batırmalıyız. Üretimde, satışta, pazarlamada çok dikkatliyiz, hassasız. Fakat finansal okur yazarlıkta kendimize fazla güveniyoruz. Biz küçük bir gücüz. Karşımızdaki gücün taktiklerini bilet bir takım danışmanları hayatımıza sokmamız gerekiyor. Çünkü bizim gıdım gıdım topladıklarımızı o dünya gelip bizden kazanla alıyor. O dünyayı daha iyi yönetebilecek finansçıları hayatımıza mutlaka sokmamız gerekiyor. Mutlak suretle bu konuda profesyonel katkı almalıyız. İç denetimdeki taassubumuzu da eleştirmek istiyorum. Nasıl kendimize check-up yaptırıyorsak şirketimize de aynı yaklaşımı uygulamalıyız. İnsan kaynakları konusunda da klasik personel işleyişin dışına çıkmamız lazım. İşbirliğinden hala çok uzağız. Ekosistemi daha çok güçlendirip birbirimize fayda sağlayabileceğimiz konularda özellikle bilgi açma noktasında çekincelerimiz sürüyor.  Bilgileri açmaktan, birlikte değerlendirmeye çok açık olmamız lazım. Hayat paylaştıkça güzel.” Toplantının sonunda İSO Başkanı Bahçıvan, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.