İSO Yönetim Kurulu ve Meclis Başkanlık Divanı Üyeleri Maliye Bakanı Ağbal’ı Ziyaret Etti

  • Etkinlikler
iso-ankara-ziyareti-02_v2

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu ve Meclis Başkanlık Divanı Üyeleri, Ankara’da bir dizi görüşme gerçekleştirdi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan başkanlığındaki heyet ilk olarak Maliye Bakanı Naci Ağbal’ı ziyaret etti. Maliye Bakanlığı Müsteşarı Seyit Ahmet Baş ve Gelir İdaresi Başkanı Ahmet Ertürk’ün de yer aldığı görüşmeye İSO heyetinden İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, İSO Yönetim Kurulu Üyeleri Nahit Kemalbay, Sultan Tepe, Nurhan Kaya ve İSO Meclis Başkanlık Divanı Katip Üyesi Serdar Urfalılar katıldı.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, sanayinin ve sanayicinin içinden geçtiği süreci İSO heyetinden dikkatle dinledi. Bakan Ağbal, yüzde 3-4’lük bir büyümeye razı oldukları gibi bir algının olmaması gerektiğini söyledi. Kendileri için en önemli konunun özel sektör yatırımlarının harekete geçmesi olduğunu kaydeden Ağbal, söz konusu yatırımları artırmak için büyük gayret gösterdiklerini ifade etti.

Bakan Ağbal, İSO heyetinden bu yönde gelen düşünceleri duyunca bu adımları daha da hızlandırmaları gerektiğini düşündüğünü belirtti. Vergi sistemini basit, anlaşılır, öngörülebilir, mükellef haklarını ön plana çıkaran ve kayıtdışı ekonomiyi önleyen yapısal reformlarla güçlendireceklerinin altını çizen Ağbal, sanayi üzerinde üretim maliyetini düşürecek çalışmaları yapacaklarını bildirdi.

Maliye Bakanı Ağbal, sanayi sektörünü her alanda destekleyeceklerini kaydetti.

Ziyarette konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise hükümet programlarında teşhis ve tedavi yöntemlerinde mutabık olunduğundan dolayı çok memnun olduklarını söyledi. Bahçıvan, bakanlıklarla adeta bir iş ortağı gibi işbirliği içinde çalışmaktan memnuniyet duyduklarını ekledi. Önümüzdeki 2-3 yılda çok önemli fırsatların olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, cari açık ve finansal istikrar konusunda yapılan çalışmaların dünyaya örnek olduğunu ifade etti. Emtia fiyatlarının ve petrol fiyatlarının getirdiği avantajlar ile siyasal istikrar döneminin bir fırsat dönemini doğurduğuna dikkat çeken Bahçıvan, bu dönemi mega projelerle geçirebileceğimizi dile getirdi.

Dünyanın bir durgunlukta olduğunu ve satın alma noktasında çok büyük fırsatların olduğuna işaret eden Bahçıvan, en büyük sorunlarının finansman olduğuna dikkat çekti. Yaşanan kaynak sorununa değinen Bahçıvan, kalkınma bankası türü bir yapıyla Türkiye’yi dünya liginde şampiyonluğa taşıyacak mega projelere imza atabileceklerini söyledi. Bahçıvan, örneğin ithalatı 20 milyar dolar azaltan ve ihracatı 10 milyar dolar artıran projelerle 30 milyar dolarlık bir kazanım sağlanacağını kaydetti. Dünyada paranın gidecek yer aradığını ve Türkiye’nin bu konuda bir yatırım ülkesi olabileceğini belirten Bahçıvan, büyük yatırımların realize olması halinde hammadde fiyatlarının verdiği fırsatın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bunların yapılması halinde kalkınmayı altın harflerle tarihe yazabileceklerinin altını çizen Bahçıvan, yatırım atağına geçilmesi gerektiğini kaydetti. Bahçıvan şöyle devam etti:

“Dünyadaki gelişmiş ülkelerin hepsi kalkınma bankaları ile bunu başarmıştır. Almanya, Fransa, Japonya, Güney Kore… bütün bu ülkelerin kalkınma stratejilerinin temelinde kendi kalkınma bankaları bulunuyor. Bizim kalkınma bankamız daha aktif olmalı, mesela Eximbank küçük bir vizyon değişikliği ile İstanbul’a taşındı ve bambaşka bir noktaya geldi. Bugün yüzde 13-14 tasarrufun olduğu bir noktada bankaların da eli kolu bağlı durumda. Son dönemde milli bankalarımız önemli adımlar atıyor ama kaynak noktasındaki sorunlar onlar için de geçerli.”

Bahçıvan, kamu destekli, vizyoner, yatırımcıya destek olacak bir Türkiye fonu kurulmasını önerdiklerini söyleyerek bu önerinin finansal istikrar ve bütçe disiplininden ödün vermek olarak algılanmaması gerektiğine işaret etti. Bahçıvan, bu fonun bütçe dengesinde 1-2 puanlık sıkıntı yaratsa bile sanayi yatırımlarının desteklenmesi açısından çok önemli olduğunu belirtti.

Bahçıvan, sanayicilerin iş yapma enerjisi ve becerisinin vergilendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek damga vergisinin bu konudaki en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. İç piyasaya yönelik kredilerde taşınan faiz yüküne ilave olarak alınan BSMV’nin kredi maliyetini daha da artırdığını kaydeden Bahçıvan, reel sektörün ödediği BSMV’nin gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Artık dönemi kapanmış olan peşin vergi uygulamasının makul bir geçiş süresi ile kaldırılması gerektiğine işaret eden Bahçıvan, peşin vergi ödemesi ve KDV alacakları ile işletme sermayelerinin bir bölümünü devlete verdiklerini ifade etti.

Sanayicinin teminat mektupları ile ciddi sorunlar yaşadığını vurgulayan Bahçıvan, bugün elektrik dağıtım şirketinin dahi sanayiciden teminat mektubu istediği bilgisini verdi. Doğal gaz, gümrük, bankalar ve pek çok diğer konu için istenen teminatın sanayicilere iç finansman sorunu yaşattığını belirtti. Bahçıvan bu uygulamanın alacak sigortasının ülkemizde yeterince uygulanmadığını gösterdiğini kaydetti. Bireysel emeklilik sistemi’nin (BES) hükümetin son yıllardaki en başarılı uygulamalarından biri olduğunu ifade eden Bahçıvan, BES primlerinin yüzde 25’inin devletçe karşılanmasının bu uygulamanın süratle yaygınlaşmasını sağladığı örneğini vererek benzer uygulamanın alacak sigortaları için de yapılabileceğini söyledi. Prim yükünün yüzde 25’inin 2 yıl devletçe karşılanmasının alacak sigortasının yayınlaşmasına katkıda bulunacağını belirten Bahçıvan, son günlerde yaygınlaşan siber saldırılar için de sigorta uygulamasının yaygınlaşması gerektiğini söyledi. Bahçıvan, gayrımenkul sorununa da değinerek sanayicinin parasının büyük kısmını araziye yatırdığını ve fabrika yaptığında elinde işletme için kaynak kalmadığını ifade etti. Bahçıvan, bu konuda ortaya konan çözümlerin fikir babası olan Bakan’ın çalışmalarını heyecanla izlediklerini ve sonuç beklediklerini söyledi. Bahçıvan Bakanlık ile sanayiciler olarak sektörel konularda çok güzel bir köprü kurduklarını sözlerine ekledi.

İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay da konuşmasında sanayiciler olarak emin ellerde olduklarını düşündüklerini söyledi. Yeni dönemde sanayinin sorunlarına pozitif ayrımcılık beklediklerini kaydeden Okyay, en önemli sorunun sanayinin yeteri kadar desteklenmemesi olduğunu iletti. Türkiye’nin insan kaynağı ve altyapısı düşünüldüğünde sanayi sektörünün geliştirilmesi ve büyütülmesi gerektiğine dikkat çeken Okyay, çok iyi niyetli uygulamalara rağmen konjonktürin kendilerini endişelendirdiğini ve katma değer artırıcı yatırımlara gidilmesi gerektiğini ifade etti. İSO olarak devletin önemli kurumları ile çok iyi ilişkiler içinde olduklarına değinen Okyay, sanayinin ileri taşınması için önemli adımların atılması gerektiğini vurguladı.

İSO Meclis Başkanı Okyay, yenilikçi sektörlerde pek çok sorun olduğunu ve özellikle kapasitenin çok düşük olduğunu ve kararların çok yavaş alındığını söyledi. Kapasite kullanımı düşük olduğu için geri dönüşün geç olduğuna değinen Okyay, pek çok sektörde benzer sorunu yaşadıklarını belirtti. Sanayicinin önünü görmesi gerektiğine işaret eden Okyay, devletle bu anlamda işbirliğine ihtiyaçları olduğunu dile getirdi. Türk firmalarının rekabet ettiği firmaların Türkiye’den çok daha avantajlı şekilde kredi kullandığını ifade eden Okyay, zor yatırımların devletin desteği ile yapılması gerektiğini kaydetti. Eximbank’ın oldukça kritik olduğuna dikkat çeken Okyay, kapasitesi yeterli olmayan sektörlerin bu anlamda mutlaka teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.