İSO’nun 2. Savunma Sanayi Buluşmaları Yoğun Bir Katılımla Gerçekleştirildi

  • Etkinlikler
haber-resmi

Türk sanayisinin köklü temsilcisi İstanbul Sanayi Odası (İSO), stratejik önemi ve teknolojik gelişime etkisiyle Türkiye’nin küresel gücünü belirleyen başlıca faktörlerden olan savunma sanayinin “milli ve yerli” yapısına katkısını sürdürüyor. İSO, savunma sanayi temsilcilerini bir araya getirdiği “Savunma Sanayi Buluşmaları”nın ikincisini T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı ve Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği (SAHA İstanbul) iş birliğiyle İstanbul’da gerçekleştirdi. Etkinliğe aynı zamanda İSO Meclis Üyesi de olan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan, İSO Yönetim Kurulu Üyeleri Kemal Akar, Cemal Keleş ve Mustafa Tacir de katıldı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımı ile gerçekleşen buluşmaya, savunma sanayisinden çok sayıda iş insanı da katıldı. Etkinlik kapsamında 14 ana firma ile gerçekleştirilen “ikili görüşme bölümü” ile İstanbul sanayi firmalarının sürece önemli katkı sunması sağlandı.


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank

Toplantıda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2019’da savunma ve havacılık sanayi ihracatının bir önceki seneye göre yüzde 35 artışla 2.7 milyar dolara ulaştığını belirterek “Sektörde 50 bine yakın emekçi çalışıyor. Son 5 senede 400'ün üzerinde yerli patent başvurusu yapıldı. Bu farkındalık açısından çok iyi bir işaret” dedi. Kendi öz sermayesiyle yatırım yapan işletmeleri destekleyecek mekanizmalar için çalıştıklarını belirten Varank, SAHA İstanbul’a da değindiği konuşmasında “430 üyesi ile Türkiye’nin en büyük kümelenmesi olan SAHA İstanbul, Türkiye’de üretilemeyen sistem ve alt sistemlerin geliştirilmesi konusunda savunma sanayine önemli katkılar sağlıyor. Kamu, özel sektör ve üniversite ekosistemini başarıyla hayat geçiren SAHA İstanbul bugün içerde ve dışarda savunma sanayinin en önemli oyuncularından biri haline geldi” dedi.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, etkinliğin ev sahibi olarak yaptığı açılış konuşmasında “Son dönemde geliştirilen projelerle savunmada sanayinde yerlilik oranı yüzde 20’lerden yüzde 70’lere çıktı. Sektörü yalnızca silah, mühimmat ve askeri araç üretimi olarak düşünmeyelim. Belki de en önemli özelliği; diğer sektörler üzerinde bir çarpan etkisine sahip olması. Hem yarattığı üretim talebi hem de teknolojik geri beslemeler yoluyla makine, kimya, tekstil, otomotiv, bilişim, inşaat, gemi endüstrisi gibi birçok sanayi alt sektörüne de önemli katkıları oluyor” dedi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan konuşmasında savunma sanayiinin bütün dünyada son dönemde en çok konuşulan konulardan biri haline geldiğini söyledi. Artık bu alanda yeni model arayışları, yeni işbirlikleri ve yeni nesil tedarik stratejilerinin birçok ülkenin gündemini oluşturduğunu belirten Bahçıvan, öte yandan, savunmaya yönelik yapılan harcamaların da dünya çapında güçlü bir artış gösterme eğiliminde olduğunu kaydetti.


İSO Başkanı Bahçıvan, çok değil, bundan 15 yıl önce yüzde 80 oranında dışa bağımlı olan savunma sanayi sektörünün, bugün KOBİ’lerimizin, araştırma kuruluşlarımızın, üniversitelerimizin ortak akıl ve vizyonu ile adeta bir ortak üretim seferberliği bilinciyle çalıştığını anlattı.

Savunma sanayi ve havacılık sektörü ciromuzun 2018 sonu itibarıyla 8.8 milyar dolara; ihracatımızın 2.2 milyar dolara; sektördeki AR-GE harcamalarımızın da 1.5 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Bahçıvan, dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasına dört firmanın girmiş olmasının kendilerini heyecanlandırdığını ve işbirliği için iştahlandırdığını dile getirdi.


Bu başarı hikâyesinde en önemli noktanın savunma sanayisinde yerlilik oranının son yıllardaki projeler ile yüzde 20’lerden yüzde 70’lere çıkması olduğunu ifade eden Bahçıvan, ortaya konulan özgün, yerli ve milli projelerin ülke savunmasında büyük rol üstlendiğine işaret etti.

Savunma sanayisini yalnızca silah, mühimmat ve askeri araç üretimi olarak düşünmemeleri gerektiğinin altına çizen Bahçıvan, bu sektörü, savunma ile ilgili ihtiyaçların karşılanması için yürütülen ticari faaliyetler; savunma sistemlerine yönelik AR-GE faaliyetleri; inşaat faaliyetleri, gıda, giyim, sağlık, lojistik gibi çok daha geniş alanı kapsayan bir organizma olarak düşünmeleri gerektiğini kaydetti.


Savunma sanayisinin diğer sektörler üzerinde bir çarpan etkisi olduğunu hatırlatan Bahçıvan, “Bu sektörün hem yarattığı üretim talebi, hem de teknolojik geri beslemeler yoluyla makine, kimya, tekstil, otomotiv, bilişim, inşaat, gemi endüstrisi gibi birçok sanayi alt sektörüne de önemli katkıları olmaktadır” dedi.

Her ülkenin savunma sanayisinin, o ülkenin teknolojik kapasitesiyle her zaman yoğun bir ilişkisi olduğunu belirten Bahçıvan, askeri endüstri ile sivil endüstri arasındaki değer yaratan ilişkinin son yıllarda güçlendiğini görmekten memnuniyet duyduklarını söyledi.

Savunma sanayisinin teknoloji ihtiyacının sağlanması noktasında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın yeni bir vizyona sahip olduğuna değinen Bahçıvan, “Teknoloji Transferi” anlayışının yerine “Teknolojiyi Ortak Geliştirme” anlayışının ön plana çıktığını dile getirdi. Bahçıvan, bu vizyonun tüm paydaşları; teknolojiyi transfer eden, edilgen ve bağımlı bir konumdan çıkarmayı hedeflediğini ifade etti.


Bahçıvan şöyle devam etti:

“Bu kapsamda 27 kurucu üyenin girişimleri ile 2015 yılı Mart ayında kurulan ve savunma, havacılık ve uzay sektörünün gelişmesine ve yerli üretimin payının artırılmasına katkıda bulunmayı hedefleyen SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi’nin; 65.000 sanayici firmamızı kapsayan çalışmalarını, ortak bir sinerji yakalanması hedefi doğrultusunda çok önemli buluyoruz. Etkinliğimizdeki işbirlikleri için başta Bakan Yardımcımız Sayın Hasan Büyükdede olmak üzere SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk Bayraktar ve tüm üyelerine teşekkür etmek istiyorum.”


Etkinlikteki konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra savunma sanayilerinin yurt dışından hibeyle gelen ya da doğrudan satın alınan sistemler üzerine kurgulandığını ve bu durumun milli savunma sanayisinin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi. Kıbrıs Barış Harekatı’nın dışarıya bağımlı olmanın zorluklarını derinden hissetmelerine neden olduğunu anlatan Varank, ambargoyla birlikte, savunma sanayii alanında kurulan şirketlerinin önce montaj faaliyetleri yürütmeye başladığını dile getirdi. Böylece bazı bileşenlerin üretimiyle, sistem seviyesinde montaj ve test kabiliyetlerini geliştirmiş olduklarını kaydeden Varank, zaman içinde bu kabiliyetleri ileriye taşıyacak adımların atıldığını ifade etti.


Asıl büyük sıçramayı Cumhurbaşkanı’nın kendilerine çizmiş olduğu vizyon sayesinde gerçekleştirdiklerini vurgulayan Varank, hedeflerinin uluslararası savunma sanayi üreticilerine sadece taşeronluk yapmak değil, tam bağımsız Türk savunma sanayini oluşturmak olduğuna dikkat çekti. 18 sene önce yüzde 80 oranında dışa bağımlı olan savunma sanayisinin bugün ekosistemde yer alan tüm aktörlerin katkılarıyla milli bir yapıya dönüştüğünün altını çizen Varank, 2019 yılında savunma ve havacılık sanayi ihracatının bir önceki seneye göre yüzde 35 artarak 2 milyar 740 milyon dolara ulaştığını dile getirdi.

Malzeme olsun, alt sistem olsun, teknoloji olsun artık her türlü çalışmayı kendilerinin yürütebildiğini ve bununla ilgili insan kaynağını yetiştirebildiklerini belirten Varank, kümelenme konusunda ciddi bir başarı olduğunu ve Türkiye’nin en büyük kümelenmesi olan SAHA İstanbul’un beş yılda hızla büyüyerek 430 üyesiyle savunma sanayisinde öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı.


Kamu, özel sektör ve üniversite ekosistemini başarıyla hayat geçiren SAHA İstanbul’un bugün savunma ve havacılık sanayinin önemli oyunculardan biri olduğunu belirten Varank, sektörün gelişimine, yerlileşmesine katkı sağlayan pek çok başarılı projenin buradan çıkmaya devam edeceğini ifade etti.

Türkiye’nin geleceğin savaş uçağı, uzun menzilli hava savunma sistemleri, uydu ve uydu fırlatma sistemleri gibi alanlarda ürün geliştirme faaliyetlerini sürdürdüğünü açıklayan Varank, “Bakınız bu alanlarda çalışan ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Daha önce bunları hayal bile edemezken, şimdi küresel şirketlerle rekabet edebilecek ürünler geliştiriyoruz. Tabi savunma sanayini, sanayinin diğer alanlarından ayıran stratejik bir önemi de var. Bu alanda kullanılan teknolojiler, bilimin sınır noktalarında olduğundan, diğer sektörlerdeki gelişmelere de öncülük ediyor. Savunmada attığınız yenilikçi bir adım; elektronikten kontrol sistemlerine, aviyonik gelişmelerden metalürjiye, petrokimyadan yazılıma kadar çoğu sektörün lokomotifi olabiliyor” dedi.


Varank şöyle devam etti:

“Türkiye'nin otomobiliyle hepimiz gurur duyduk değil mi? İşte ülkemizin güzide savunma sanayi şirketlerinden yetişmiş mühendisler, şu an otomobilin matematik modellemeleri ve dayanıklılık testleri üzerine çalışıyor. Savunma alanında biriktirdikleri tecrübelerle, otomotiv sektöründe geleceği tasarlıyorlar. Dolayısıyla varmaya çalıştığım nokta şu: Savunma sanayinin çok önemli bir çarpan etkisi var. Bu etkiyi değerli kılansa, yüksek katma değerli alanlarda bizi küresel rekabette daha üst sıralara taşıması. İşte buradan hareketle, Bakanlık olarak sektördeki tedarikçileri hem nitelik hem de nicelik açısından geliştirmek için kaynaklarımızı en iyi şekilde kullanıyoruz.”


Savunma, uzay ve havacılık teknolojilerinin, katma değerli üretim ve Ar-Ge öncülüğünde büyüme adına muazzam fırsatlar sunduğunu belirten Varank, bu alanda fikir üreten, ürün geliştiren ve tam bağımsızlığımıza katkıda bulunmaya kendini adamış tüm girişimcilere kapılarının ardına kadar açık olduğunu söyledi.

Türkiye'nin potansiyeline ve sanayicilerin yapabileceklerine çok büyük bir güven duyduklarını vurgulayan Varank, kamu ve özel sektördeki tüm paydaşlarıyla yakın işbirliği içinde çalışmaya devam edeceklerini, geliştirdiklerini ürün ve teknolojilerle, pek çok ülkenin gıptayla takip ettiği yeniliklere de imza atacaklarını kaydetti.


Savunma sanayisi başta olmak üzere Türkiye tüm alanlarda yenilikçi bir dönüşümün içinde olduğunun altını çizen Varank, bu dönüşümü daha da hızlandıracak herkesin fikrine, bilgisine, özgün bakış açısına ihtiyaçları olduğunu belirtti. Varank, Milli Teknoloji Hamlesi’ni topyekun bir seferberlik ruhuyla hayata geçireceklerini sözlerine ekledi. Varank, konuşmasının ardından SAHA İstanbul ve TÜBİTAK Tüsside tarafından gerçekleştirilen Mini MBA Yönetici Gelişim Programı'nı başarıyla tamamlayanlara sertifikalarını verdi.


T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi
Başkan Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkan Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi ise Başkanlık olarak milli teknoloji ve yerli üretim konularını önemsediklerini belirtti. Teknolojiyi kendi aklınızla üretmeniz gerektiğini söyleyen Tüfekçi, yerli üretimi destekleyeceklerini ama taşeron ya da işçilik değil yüksek teknoloji ve katma değer hedefleri olduklarını anlattı. Tüfekçi, TSK’yı modernize etme görevinin milli savunma sanayini geliştirerek yerine getirilebileceğini dile getirdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi’ni çok önemsediklerine dikkat çeken Tüfekçi, kalıcı ve kurumsal bir sistem oluşturmak istediklerini kaydetti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile imzaladıkları protokol ile sanayicilerin yetenek envanterini oluşturmayı hedeflediklerini belirten Tüfekçi, Bakanlığın elinde bulunan geniş yelpazeli veri tabanını kullanmak istediklerini anlattı.


Kendilerinin belirlediği anahtar kelimenin ürün kütüphanesi olduğunu açıklayan Tüfekçi, yüzde 70’lerde bulunan yerlilik oranını 80 ve 90’lara ulaştırmanın yolunun teknolojik üretimden geçtiğini söyledi. Tüfekçi, ağaçları tek tek saymak yerine ormana odaklanacaklarını dile getirdi. Endüstriyel yetkinlik ve değerlendirme sistemini hayata geçirdiklerini ifade eden Tüfekçi, özellikle hava araçlarında yüksek nitelikler istendiğini ve alt yüklenicilerden de bunun beklendiğini anlattı. Tüfekçi, İstanbul sanayisini çok önemsediklerini ve SAHA İstanbul’un yarattığı kümelenmenin de sektörde farkındalık yarattığını ekledi.

Konuşmaların sonunda Bakan Varank, SAHA İstanbul ve TÜBİTAK Tüsside tarafından gerçekleştirilen Mini MBA Yönetici Gelişim Programı'nı başarıyla tamamlayanlara sertifikalarını da verdi. Program kapsamında, “Savunma Sanayinde Yerli ve Milli Üretim Arayışları” başlıklı panel de gerçekleştirildi. SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi ve Altınay Havacılık Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay’ın moderatörlüğünde gerçekleşene panelde, TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Müdürü Gürcan Okumuş, Kale Savunma Genel Müdürü Latif Cengiz, Aselsan Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Güçlü ve Havelsan Genel Müdür Yardımcısı Savaş Yanık görüşlerini paylaştı.


SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi ve
Altınay Havacılık Yönetim Kurulu Başkanı
Hakan Altınay

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi ve Altınay Havacılık Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, aynı davada birleşmeyi beraber kazanıp beraber kaybetmeyi herkesin düşünmesi gerektiğini söyledi. Yerli ve milli kavramının önemine değinen Altınay, “Son 20 yılda yapmak istediğimiz bu iki kelimeyi birleştirmekti. Aslında hem üretmek hem de teknolojiyi ürüne dönüştürüp üretmek konusunda çok önemli çok yol kat ettik ama sanayileşme orunu yaşıyoruz. Teknoloji ekosistemi oluşturmalıyız” dedi.


SAGE Müdürü Gürcan Okumuş

TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) Müdürü Gürcan Okumuş, TÜBİTAK SAGE hakkında bilgi verdi ve Savunma sanayisinin gizli kahramanı olduğunu söyledi. TÜBİTAK SAGE’nin savunma sanayisinde Türkiye’yi bağımsız kılma vizyonuyla çalıştığını belirten Okumuş, yerli ve milli olan ürünleri hakkında bilgi verdi. Savunma sanayisindeki ürünlerin yerli ve milli sanayi tarafından seri olarak üretilmesinin temel felsefeleri olduğuna değinen Okumuş, ürünün tamamen yerli ve milli olarak üretilmesi için bir döngüyü kurmak amacında olduklarını dile getirdi.


STM Genel Müdürü Murat İkinci

STM Genel Müdürü Murat İkinci konuşmasına STM hakkında bilgi vererek başladı. İkinci “Temas kuracağımız kurumlarla bu tür etkinliklerle bir araya gelmeye çok önem veriyoruz. Dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasında Türkiye’deki beş şirketten biriyiz. Milgem projesinde özellikle STM’nin de katkısı çok fazla. Biz eğer bir konuda büyümek istiyorsanız ve bunu sadece kendiniz üstlenirseniz büyüyemiyorsunuz. Ancak önemli partnerlerimize ürün tedariklerinde yerli katkılar alarak firmalarla ortak çalışılırsa dünyada bir yere gelebiliyorsunuz. Şu an STM önemli ihracatçılardan bir tanesi. Savunma sektöründe yüzde 20’ye yüzde 80 oranında KOBİ’lerin katkısı olduğunu görürüz. KOBİ’lerin önemli mühendislik çalışmalarına destek vermek hepimizin görevi” dedi.


Kale Havacılık Genel Müdürü
Latif Cengiz

Kale Havacılık Genel Müdürü Latif Cengiz ise küresel anlamda savunma ve havacılık sektörünün çok büyük gelişim içerisinde olduğunu söyledi. Küresel paydaşların içerisinde olmak için yerli ve milli alanın önemine değinen Cengiz, küresel paydaşlardan çok fazla şey öğrendiklerini ifade etti. Bu bilgileri yerli ve milli üretim için kullandıklarını anlatan Cengiz, milli piyade tüfeğinin dizayn ve üretim sürecinin içerisinde bulunduklarını kaydetti.


ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı
Mehmet Fatih Güçlü

ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Güçlü ise “Yerli ve milli ekosistemi yaşamanın sorumluluğunun hepimizin üzerimizde olduğunu söylemek isterim. Bugüne kadar 400 milyon TL’lik finansmanı aracılığınızla sağladık, bedelsiz olarak mesleki destek eğitimleri verdik. Yerel üreticilerle bir araya gelerek 1000’den fazla firma ile görüştük. Pek çok firma ile stratejik işbirliği anlaşmaları yaptık. Butik alanda faaliyet gösteren firmalarla belli kriterleri sağladıkları taktirde işbirliği yapıyoruz. Biz her anlamda savunma sanayi konusunu kendimize misyon edindik. Tersine beyin göçü programını başlattık. Mühendis arkadaşlarımız geri dönüp çalışmaya başladılar” şeklinde konuştu.


Havelsan Komuta Kontrol ve
Savunma Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı
Savaş Yanık

Havelsan Komuta Kontrol ve Savunma Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Savaş Yanık ise “Yerlileştirmenin ve millileştirmenin istikbali için savunma sanayisinin yerli ve milli olması gerekiyor. Savunma sanayisinde üretilen bir ürün başka alanlarda da kullanılabilir ve bu da ülkemiz açısından çok faydalı olur. Biz tamamen millileştirme için kurulmuş bir şirketiz. Kurumsal olarak belirlenen teknoloji alanlarında çalışmalar yapıyoruz. Savunma sanayisindeki ilk inovasyon merkezimizi açtık” dedi.

Sabah yapılan oturumun ardından 2. Savunma Sanayisi Buluşmaları kapsamında 200’ün üzerinde firma, 14 ana savunma sanayisi firması ile binin üzerinde ikili görüşme gerçekleştirdi.