İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyeleri, Malatyalı İş Adamları Tarafından Çok Sıcak Karşılandı

  • Etkinlikler
malatya-mtso-02

İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ortak Meclis toplantısı İstanbullu ve Malatyalı sanayicilerin katılımıyla gerçekleşti. İki Meclis başkanının, İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay ve MTSO Meclis Başkanı Sami Payza’nın, birlikte yönettiği toplantıya Malatya Valisi Süleyman Kamçı ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır da katıldı.


İSO Meclis Başkanı
Zeynep Bodur Okyay

Ortak Meclis toplantısında konuşan İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Malatya’da çok sıcak bir misafirperverlikle ağırladıklarını belirterek, “Malatya’nın gelişimini yakından takip ediyorum. Bu değişim ve gelişim, her geçen yıl beni etkiliyor. Gerek şehircilik gerek yatırımların çeşitlendirmesi bizi son derece umutlandırıyor. Malatya’yı tarım ve tekstil ağırlıklı diye biliyoruz, halbuki sanayi çeşitliliği artıyor ve derinleşiyor. Bu özelliği ile Malatya, bu bölgenin çekim merkezi haline geliyor, potansiyeliyle yatırımları kendine çekiyor. İstanbul Türkiye’nin merkezi. Biz Meclis olarak her iki ildeki potansiyeli keşfetmek ve harekete geçirmek için aranızdayız” dedi.

Malatya’nın kendisine birçok şeyi çağrıştırdığı ve bunlardan ilkinin Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal olduğunu belirten İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Turgut Özal’ın Türkiye’nin vizyonunun genişlemesinde en önemli simge olduğunu ifade etti.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

Erdal Bahçıvan konuşmasına şöyle devam etti:

“İstanbul’da yaşayan birisi olarak Malatyalılardan kopuk yaşamak mümkün değil. Gençlik yıllarımızda, hayatımızın her döneminde, pek çok Malatyalı dostumuz, iş ve okul arkadaşımız hayatımızın içinde oldu. Şu anda da İstanbul Sanayi Odası Meclisi’nde çok değerli Malatyalı hemşehrilerimizle, sanayicilerimizle birlikte çalışmanın gururunu, mutluluğunu yaşamaktayız. Malatyalıların, girişimcilik yönünü, İstanbul gibi rekabetin fevkalade zor, ekmeğin aslanın ağzında olduğu bir ilde, elde ettikleri başarılarla ispatladıklarını düşünüyorum.

Tabii bu kadar kıymetli sanayicimizin ve birikimin Malatya yerine İstanbul’da bulunuyor olması sadece Malatya’ya has bir sorun değil. Göç denen sosyal ve ekonomik olgu ne yazık ki Türkiyemizin 30, 40, 50 yıldır temel problemi. Ne yazık ki akıl, sermaye, girişimcilik ve heyecan birikimi bir süre sonra kendi topraklarından koparak İstanbul’a göçüyor. Eğitim konusundaki eksiklikler, sosyal imkanların yetersizliği, ailevi ve sosyal olumsuzluklar bunun bir parça nedeni. Ama bir noktaya geliyoruz ki artık bu göç, sınırlarını aşan ve o fırsatları da tıkayan bir boyuta ulaşıyor. Şu anda bizim İstanbul’da yaşadığımız bu. İstanbul düne kadar herkes için bir fırsat, bir imkân şehriyken artık içinde bulunduğumuz dönemde imkanların tıkanması ve birçok nedenden dolayı rekabet gücümüzün zorlanması nedeniyle yalnız Malatyalılar için değil, Anadolu’nun birçok vilayetinden gelenler için zorlayıcı bir kent olmaya başlamış vaziyette.

Oysa Malatya’da her şeyden evvel trafik stresini hissetmiyor, huzuru, rahatlığı hissediyoruz. Mutluluk katsayısının fazla olması parayla pulla ölçülemeyecek kadar önemli bir rekabet gücü. Örneğin, biz İstanbul’da işe gelip dönerken 4-5 saati trafikte harcıyoruz ve öyle çalışanlarımız var ki belki de haftada bir gün evladını ancak görebiliyor. Demek ki kendini cazibe merkezi haline getiren İstanbul, bir noktadan sonra tekrar bir dönüş noktasında kapılarını açmak zorunda. Malatya, bu kadar birikimi gönderdikten sonra alacaklı olarak en önemli illerin başında geliyor. Herhalde Malatya’nın İstanbul’dan bu borcunu tahsil etmesinin zamanı geldi.

Anadolu şehirlerimizdeki en önemli eksiklik, şehirlerimizin bir hikayesinin, bir vizyonunun olamaması. Biz Türkiye’de nedense bir şehir stratejisi kuramıyoruz. Şehirdeki politikalar her yeni gelen valimizin veya belediye başkanımızın vizyonuna göre belirleniyor, fakat çok kısa bir süre sonra bir siyaset ya da görev değişikliğinde o heyecanın, hevesin, şevkin düştüğünü ve yapılan birçok değerli yatırımın ve kaynağın heba edildiğini görüyoruz. Uzun vadeli bir şehir hikayesinin olmamasının sıkıntısını Anadolu’nun birçok vilayetinde görüyoruz. Malatya da bunlardan biraz nasibini almış gibi gözüküyor.”

Üniversite-sanayi iş birliğinin önemine vurgu yapan Erdal Bahçıvan, 40 yılı aşkın bir geçmişi olan İnönü Üniversitesi’nin bölgedeki etkisinden bahsederek üniversitenin 35 bin öğrencisi olduğuna dikkat çekti. Bahçıvan, özetle şunları söyledi:

“Biz İstanbul’da İSO Yönetim Kurulu ve Meclisimiz olarak üniversite-sanayi iş birliğini en önemli gündem maddemiz yaptık. Çünkü artık inanıyoruz ki bilgi olmadan sanayinin katma değer ve farklılık üretmesi, inovasyon yönünde bir hareket geliştirmesi mümkün değil. Artık bu bardağı bir dolara da bin dolara da satabiliyoruz. O bir dolarla bin dolar arasındaki tek fark da bilgi. Bilgiyi ortaya koyan da bilim ve üniversitelerimizin gücü. Üniversitelerimizin günlük hayatla ilgili birikiminin çok daha güçlü olması gerekiyor. Üniversiteler kendi tarafında kapıları kapatmış, özel sektör ve sanayiyle aralarında bir duvar var. Biz de özel sektör olarak her şeyin en iyisini ben bilirim, ustabaşım, patron bilir mantığıyla bilime uzak durup kapıyı kapatmışız. İki taraf da bir diğerine ne gerek var anlayışıyla bugüne kadar gelmiş. Bunu mutlaka aşmamız lazım. Bu konuda çok güzel ve olumlu gelişmeler de var. Artık bilimin bilim için değil; sanayi, üretim, ekonomi ve ülkemiz için olması noktasında çok ciddi bir akıl değişikliğini üniversitelerimizi yöneten rektörlerimizde ve bilim insanlarımızda da görmekteyiz. Üniversite-sanayi iş birliği açısından bizim ciddi bir bilgi birikimimiz olduğunu bilmenizi isterim. Giderek de bunu güçlendirmekteyiz. Bir metodoloji oluşturmaya çalışıyoruz ve bunu sonuna kadar da bunu kovalayacağız. Bu konuda kardeş odamıza yapabileceğimiz naçizane katkılarımız olabilir. Malatya İnönü Üniversitesi’nin temel hedefi Malatya’nın gelişimine katkıda bulunmak olmalı.

İnsan, eğitim, ileri teknoloji, yüksek katma değer, hayata bakış açısı, yönetim anlayışı odaklı, bütünsel kalkınma modeline inanıyoruz. İSO’nun Sanayi Kongreleri farklı bir metodoloji içinde gerçekleşiyor. Bu seneki kongremizin de ana temasını ‘insan’ olarak belirledik. Tüm çalışmalarımızı Odalarımızı da işin içine katarak yapacağız. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası olarak sizi de bu çalışmalara dahil etmek isteriz. Ortak fikirleri geliştirirsek zannediyorum ki kongremizde ortaya çıkacak ve Türkiye’ye de yön gösterecek yol haritasına ciddi anlamda katkı sağlayacaktır.

Malatya hakikaten Türkiye’nin en karanlık dönemlerinde dahi kendini korumayı başarmış, kardeşlik, birlik ve beraberlik olarak örnek bir ilimiz. Çok şükür bugün de aynı. Etrafımızdaki coğrafyaya baktığımızda en önemli sermayemiz, birlikte yaşama kültürümüz. Bu kadar farklı kültürü, etnik grubu bir arada tutabilme gücü. Bu sermayemizi herkese örnek olacak şekilde korumak için hepimize çok daha fazla sorumluluklar düşüyor. Dünyada karıştırılmak istenen noktaların başındayız. Bu konuda da inşallah el ele, güç birliğiyle bu zorlukları aşabilecek bir Türkiye örneğini, bir Malatya örneğini tüm dünyaya gösterebileceğiz. Huzurun, istikrarın olmadığı bir ortam hiç kimseye bereket ve hayır getirmiyor. Onun için bu malzememizi çok sağlam tutmamız gerekiyor.

Gençlik zamanlarımızda Malatya gecelerinde ve düğünlerinde söylenen meşhur bir Malatya türküsü vardı: ‘Malatya, Malatya, bulunmaz eşin, gönülleri coşturur ayla güneşin...’ Sözleri doğru, değil mi? Onun için ayıyla, güneşiyle Malatya hakikaten gönülleri coşturuyor. Ama ben bu gönül coşkusunun yanına bir de ‘gönülleri buluşturur’ ekliyorum.”


Malatya Ticaret ve Sanayi Odası
Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç

Malatya’nın sanayi ile çok geç tanıştığını ifade eden MTSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç ise şöyle konuştu:

“Malatya, 1990’a kadar tarım ağırlıklı bir kentti. Sonra sanayileşme ile birlikte, şehrimizde sanayiden de söz etmeye başladık. Malatya jeopolitik konumu itibarıyla doğunun batısı, batının doğusu. Yani bir geçiş noktası, huzur ve istikrar kenti. Yatırımcı için en önemli konu, o ilde huzur, güven ve istikrarın olması. Malatya bu güven ortamını oluşturan bir kentimiz. Burada ekonomisinin en önemli ayağı kayısı. Kayısı Malatya’nın milli ürünü ve bir dünya markası. Malatya’yı dünyaya tanıtan stratejik bir ürün. Geçen yıl don afeti oldu ve kayısı yüzde 95 ürün kaybı ile ciddi bir yara aldı. Yeni rekoltede karamsar değiliz. Yaş kayısının yüzde 30’unu tüketmemiz lazım. Kuru kayısının fiyat istikrarını böyle sağlayabiliriz.

Tekstil ve tekstil yan ürünlerinde 200 milyon dolar civarı ihracat var. Tekstil, Malatya için vazgeçilmez bir sektör. Ayrıca sağlık sektöründe, Malatya hasta kabul eden bir kent durumunda ve oran olarak Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Karaciğer naklinde Avrupa’da bir, dünyada ikinci sıradayız. Yeni açılacak medikal sektörlerle atılım yapılacağına inanıyoruz.

1. ve 2. OSB’de yaklaşık 274 firma ve 22 bin istihdam var. 3. OSB tamamlandığında, 2023’te, 500 işletme, 50 bin istihdam ve 2 milyar dolar ihracat hedefliyoruz. Mermer ihtisas OSB kurduk. Çalışmalar bu yıl bitti. Bu yıl sonu, arsa tahsisi gerçekleştirilecek. Mermer işletmeleri de burada ekonomimize katkı sağlayacak. Bölgenin en huzurlu kentine İstanbullu sanayicilerin yatırım yapmalarını talep ediyoruz. İSO ile kardeşlik protokolü imzalayacağız”


Malatya Büyükşehir Belediye
Başkanı Ahmet Çakır

Malatya tarih ve kültür şehri olduğunu belirten Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, “MÖ 5 bin, 7 bin yıllarına ait bulguların olması ve Hititler, Asurlular, Selçuklular gibi birçok medeniyete beşiklik etmesi nedeniyle Malatya, ‘Dar-ül Rifa’ olarak adlandırılıyordu” dedi. Ahmet Çakır şöyle konuştu:

"Cumhuriyet Dönemi’nde Türkiye’ye yön veren liderler çıkarmış. Göç alıp göç veren bir konumdayız. Bizim temel felsefemiz Malatya göç alan bir şehir olmalı ama göç veren bir il olmamalı. İlimiz bir üst lige geçmekte zorlanıyor. Yerelde kalkınmanın yakalanması gerekiyor. Büyükşehir Belediyeleri tüm il kapsamına alındı. Bu ilk adımdı. Bizim temel amacımız yasanın içerisinin doldurulması ve yetkilerin verilmesi. Çözüm sürecinden sonra yerelin güçlendirilmesi yolunda adımlar atılabilir. Sağlık, trafik, elektrik dağıtımı yerel yönetime devredilebilir. Bu seçimden sonraki süreçte daha güçlü bir yapılanma ile kalıcı adımların atılacağını düşünüyorum. Bir bölgede alınacak karar diğerine uymayabilir. Bunlar sağlanırsa bölgenin geleceğine yönelik kararlar alabiliriz. Malatya gelişen bir il. Sağlıkta, eğitimde de iyi bir noktada. Bu gelişim sadece kayısıda kalmamalı.


İSO Meclis Başkanı
Zeynep Bodur Okyay ve
MTSO Meclis Başkanı Sami Payza

Kayısı, şehrin ekonomisinin yüzde 20’sinde kalmalı. Sanayinin gelişmesi noktasında bu gibi toplantılar çok yararlı. Malatya istikrarlı bir il. Geçmişe baktığımız zaman suç oranlarının düşüklüğü ve toplumsal olaylardan uzak kalması nedeniyle iş adamlarını çekecektir. Konuklarımız da ileride burayla ilgili olumlu düşünceleri olacaktır kanaatindeyim.”


İSO Meclis Üyesi Rıdvan Mertöz

Malatyalı İSO Meclis Üyesi Rıdvan Mertöz, Malatya’ya yatırım yapılmasının öneminden bahsederek, “Malatya gezimiz öğleden sonra tesis ziyaretleri ile devam edecek. İstanbul’da yaşayan ve Meclis Üyeliği yapmış arkadaşlarımızın Malatya’daki yatırımlarını ziyaret etmeyi planladık. OSB’miz merkeze 15 dakika uzaklıkta, ulaşım çok kolay. Malatyamız İstanbul’a zaten çok yakın. İkinci bir şapkam var. İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçı Birliği’nin başkanıyım. İhracatçı Birliği’nde katma değerli ürünler ihraç etmek istiyoruz. İhracatın 2023 hedefini tutturması için katma değerli ürünler öne çıkıyor. Bu, hem hükümet hem Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) stratejisi durumuna geldi” dedi.

Konuşmaların ardından iki Oda arasında İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ve MTSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç tarafından “Kardeş Oda Protokolü” imzalandı. Ardından iki Oda arasında karşılıklı plaket takdim edildi.