Malatya'da Basınla Buluşan Bahçıvan: "Girişimci Torunların, Dedelerinin Memleketlerine Dönme Zamanı Geldi”

  • Etkinlikler
malatya-basin-toplantisi-02

2015'in ilk meclis gezisini Malatya'ya yapan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Üyeleri Malatyalı sanayici ve iş adamları tarafından sıcak bir atmosferde karşılandı. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ve İSO Yönetim Kurulu Üyeleri ile meclis üyelerinden oluşan toplam 82 kişilik bir heyetle Malatya’ya gelen İstanbullu sanayiciler, Malatya Ticaret ve Sanayi Odasıyla ortak meclis toplantısında bir araya geldi.

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Meclis Başkanı Sami Payza ile MTSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç'un ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya Malatya Valisi Süleyman Kamçı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır ve çok sayıda Malatyalı iş adamı katıldı. Gezi boyunca İSO Meclis’nin Malatyalı üyeleri Ahmet Çalık, Rıdvan Mertöz, Mustafa Necati Tecdelioğlu, İsmail Hakkı Kısacık ve Mehmet Demezoğlu organizasyonun gerçekleşmesine, yaptıkları organizasyon ve verdikleri davetlerle katkı sundu.

Gezinin ikinci gününde İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile MTSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, Malatya’nın yetiştirdiği en etkin iş insanlarından biri olan Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ile birlikte, geziye eşlik eden medya mensupları ile sohbet etti.

Malatya’nin Yeşilyurt ilçesindeki en gözde mesire yeri olan Gündüzbey Susesi tesislerinde yapılan kahvaltıda gerçekleşen sohbette Erdal Bahçıvan, Hasan Hüseyin Erkoç ve Ahmet Çalık basın mensuplarının sorularını yanıtladı.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

Erdal Bahçıvan, her yıl 2-3 gezi yaparak Anadolu’nun farklı şehirlerini gezdiklerini söyledi. İSO Meclisi’nde pek çok Malatyalı olduğunu aktaran Bahçıvan, onların da katkılarıyla böyle bir Malatya gezisi fikrinin ortaya çıktığını ifade etti. İSO Başkanı Bahçıvan, bu seyahatlerin daha çok artmasını temenni ettiklerini belirterek grup olarak yapılan seyahatlerde Anadolu’nun gelişmişliğini daha iyi gözlemleyebildiklerini anlattı. Bahçıvan her gittikleri şehrin sanayicilere umut verdiğini aktardı.

Malatya’dan göç etmiş bir dedenin torununun vaktinin yarısını Malatya’da geçirecek boyutta bir ters göçün olduğuna dikkat çeken İSO Başkanı Erdal Bahçıvan Malatya’nın potansiyelinin çok az bir kısmını kullanabildiğini belirtti. Bahçıvan, İstanbullu sanayicinin en büyük sorununun yatırım yapacak arsa maliyeti olduğunu ve İstanbul’da arsa maliyetine Malatya’da bir fabrika kurulabileceğini ifade etti. Bahçıvan “Buralar huzurlu olduğu müddetçe İstanbul huzurlu, İstanbul huzurlu olduğu müddetçe Türkiye huzurlu olur. Onun için projemizi, gelecek hikâyemizi Anadolu’yu ihmal ederek elde etmemiz mümkün değil” dedi.

Üniversite-sanayi iş birliği konusuna çok çalıştıklarını ve bu projeye inandıklarını belirten Bahçıvan hem sanayi tarafının hem de üniversite tarafının bu konuyu çok ihmal ettiğine dikkat çekti. Üniversite ve sanayilerin birlikte çalışma modeline çok emek verdiklerini ifade eden Bahçıvan, kardeş Odalarla ve bölge üniversiteleriyle değer ve birikim paylaşımı sayesinde daha çok kaynaşacaklarını belirtti.

İSO’nun ve MTSO’nun imzaladığı iş birliği ve kardeşlik protokolüne de değinen Erdal Bahçıvan, birkaç ay içinde MTSO’dan gelecek yetkililerin İSO’ya gelerek bu modeli nasıl çalıştığı hakkında bilgi alacağını ve böylece işin biraz daha pratiğe dökülebileceğini söyledi. İnönü Üniversitesi’nin Anadolu’nun en değerli üniversitelerinden biri olduğunu ifade eden Bahçıvan, üniversitenin iş adamları ile el ele vererek bilgiyi imkana dönüştürmek ve ekonomiye sağladığı katkıyı daha da anlamlı bir hale getirecek önemli işler yapabileceğinin altını çizdi.

Finansal istikrar konusuna da önemle değinen İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, finansal istikrarın Türkiye’nin en önemli güvencesi ve silahı olduğunu belirterek sanayinin de elindeki en önemli koz olduğunu söyledi. Finansal istikrar konusundaki ufak bir bozulmanın en çok reel sektör üzerinde olumsuz etki bıraktığına dikkat çeken Bahçıvan, bundan dolayı finansal istikrarın en çok korunması ve üzerinde titizlikle durulması gereken temel nokta olduğunu vurguladı. İlk çeyrekte Türkiye’nin son yılların en önemli finansal istikrarsızlık dönemiyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan İSO Başkanı Bahçıvan, Türkiye’nin dövize olan hassasiyetinin diğer konulara oranla daha fazla olduğunu ifade etti. Sokaktaki vatandaşın da sanayicinin de çalışanın da döviz hassasiyeti olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, dövizdeki kırılganlığın insanların uzun vadeli yatırım düşüncelerini ciddi anlamda etkilediğini ve seçim yılında bunun etkisinin daha da negatif olduğunu ifade etti. Finans sektörünün küresel yapısına da değinen Bahçıvan, finansın üretimle çok daha güçlü bir iş birliği içinde olduğu bir kapitalizm anlayışının dünya ekonomisinin geleceği ve sürdürülebilir bir huzur ve barış için gerekli olduğunu söyledi.

Türkiye’nin geçmiş 10 yıllık başarı hikayesinin temelinde finansal istikrar konusunda elde edilen başarı olduğunu hatırlatan İSO Başkanı Bahçıvan, Türkiye’nin girişimci ruhuyla diğer pek çok ülkeden daha iyi büyüme refleksi olduğunu söyledi. Türkiye’nin bundan sonra büyümenin rakamlarını değil, kalitesini konuşması gerektiğini söyleyen Erdal Bahçıvan tüketimden, ithalattan, sanayi dışı sektörlerden yüzde 7-6’lık bir büyüme yerine sanayi, üretim, yatırım ağırlıklı bir 3,5-4 büyümenin Türkiye’nin çok daha hayrına olacağını ifade etti. Bahçıvan “Büyümenin altını dolduran kalite faktörüyle Türkiye’nin büyüme rakamlarını analiz etmemiz gerekiyor. Çünkü dünyada da artık böyle bir gidişat başladı. Artık bir gerçek ki dünya, Çin de dahil, 7-8’lik büyümeleri pek konuşamayacak. Daha makul bir büyüme dönemine giren bir dünya ekonomisi var. Böyle bir süreçte Türkiye’nin de sürdürülebilir, cari açık üretmeyen, kaliteli ve istikrarlı bir büyümeyi hedeflemesi gerekiyor. Bunun da tabii temel faktörü sanayiden, yatırımdan ve kaliteli bir iş gücünden beslenen, üretime mümkün olduğu kadar kayan bir büyüme modeli olmalı. Doğru politikalarla beslendiği zaman Türkiye coğrafyasının böyle bir büyüme modelini yakalamasını hiç de zor görmüyorum. Türkiye’nin bu dinamiği, potansiyeli fazlasıyla var” şeklinde konuştu. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan şöyle devam etti:

“Türk girişimcisi çok kısa zamanda umudunu hemen tazeleyebiliyor. Otomotiv, Türkiye’nin bu zor döneminde bir anda en gözde sektörü olmayı başardı. Tekstilde umut verici işaretler var. Avrupa’nın birazcık toparlamaya başlaması Türkiye’ye bir anda kaldıraç etkisi veriyor. Onun için bir doğru model, bir doğru heyecan Türk reel sektörü müteşebbisini ciddi anlamda atağa kaldırabilecek fırsat veriyor. Türkiye ne zorlukları aştı. Bizim en önemli birikimimiz zorluklara karşı bağışıklığımız ve zorluklarla mücadele etme gücümüz. Dünyada herhalde bu kadar zorluklara göğüs gerebilmiş müteşebbis gücü, müteşebbis tecrübesi ve birikimi olan başka bir ülke yoktur. Onun için yaşadıklarımızın hepsini toparladığımız zaman ben Türkiye’nin her türlü zorluğu aşabilecek birikimi olduğunu düşünüyorum.”

Kalkınma bankaları hakkında da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, bu konunun hükümet ve diğer partilerin programlarında olmasının sevindirici olduğunu aktardı. Teşhiste herkesin mutabık olduğunu söyleyen Bahçıvan, tedavi yönteminde de mutabık olmalarını diledi. Dünyada sanayileşmiş ülkelerin tamamında kendi kaynaklarıyla beslenen güçlü kalkınma bankaları olduğunu hatırlatan Bahçıvan, Türk sanayisinin şu an en önemli sorununun uzun vadeli fonlama konusunda yaşanan olumsuzluklar olduğunu vurguladı. Türkiye’nin kendi TL kaynaklarından yeterli kaynak elde edemediğinde yurt dışı tasarrufları kredi olarak çektiğini söyleyen Bahçıvan, bunun da bilançolar üzerindeki yüklü miktarda döviz kredisinin nedeni olduğunu aktardı. Dünyadaki örneklerde kalkınma bankalarının özel sektör eliyle oluşmadığına dikkat çeken İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, bu yapıların uzun vadeli stratejiler oluşturularak devletin fonlamasıyla oluştuğunu kaydetti. Türkiye’nin bu nedenden dolayı kalkınma bankasını kurduğunu ama daha sonra yüksek enflasyonun bu bankanın yeteri kadar güçlü olmasının önüne geçtiğini ifade eden Bahçıvan, turizmle birleştirilen bankanın bugün atıl hale geldiğini söyledi.

Kalkınma bankasının klasik uzun vadeli kredi vermek yerine yeni finansman alternatiflerini de içeren ortak olmak, uzun vadeli tahvil yöntemiyle destek olmak gibi farklı alanlarda da çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Erdal Bahçıvan, böylece oluşacak kaldıraç etkisiyle bankanın 1 koyduğu modele onunla beraber 3-4 koyabilecek farklı özel bankalar olacağını ifade etti. Bahçıvan “Çok şükür şu an Türkiye hazinesinin bütçesi sevindirici ölçüde pozitif bir boyutta. Bütçe dengemiz hakikaten son yılların en iyi noktasında. Biz bu bütçenin belli bir kısmının artık sanayi için uzun vadeli, stratejik, katma değer ve ileri teknoloji üretecek sanayi kollarına fon olarak kullandırılmasını öneriyoruz. Hatta kalkınma bankasının işin içine sadece para vererek değil, yönetim kurulunda da aktif görev alarak, işin yönetimini de sağlayacak boyutta girmesini öneriyoruz. Bu modelin başarılı olması halinde ben Türkiye sanayisinin çok önemli bir ihtiyacının giderileceğini ve gerçek anlamda bir sanayi hikayesi yazılma noktasındaki en önemli eksik unsurun giderileceğini düşünüyorum” dedi.

Otomotiv sanayisinde yaşanan işçi eylemleri hakkında gelen soruyu yanıtlayan İSO Başkanı Bahçıvan söz konusu olayın Türkiye’de çok nadir yaşanan bir konu olduğunu söyledi. Bahçıvan, sendikaların kendi iç sorunlarından kaynaklanan bu sorunun çözülme aşamasına geldiğini belirtti. Türkiye’deki sendikal anlayışın kendini çağın gerçeklerine ve gereklerine uyması gerektiğini ifade eden Bahçıvan, klasik yöntemlerle hiçbir sosyal yapının ve sosyal örgütlenmenin yoluna devam edemeyeceğini belirtti. Bahçıvan, yaşanan gelişmelerin çağın daha farklı yöntem ve farklılıklar istediğinin altını çizerek Türk sanayisinin lokomotifi konumundaki otomotiv sanayisinin bu süreci yara almadan atlatacağına inandığını ifade etti.


MTSO Başkanı
Hasan Hüseyin Erkoç

MTSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, yaptığı konuşmada İSO’nun Malatya ziyaretinin sadece Malatya için değil, Anadolu için bir ışık olduğunu söyledi. Malatya’nın yeni gelişen ve gelişme azmini her geçen gün artıran bir kent olduğunu belirten Erkoç, 1990’lı yıllara kadar tarım ağırlıklı bir kent olan Malatya’nın merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile birlikte gelişmeye başladığını ifade etti. Malatya’nın 2023 vizyonunda 2 milyar dolar ihracat yapmak olduğunu kaydeden MTSO Başkanı Erkoç, OSB’lerde 500 işletmede 50 bin istihdamı hedeflediklerini de ifade etti.

Malatya’nın jeopolitik konumuna dikkat çeken Erkoç, kentin doğu ve batı arasında bir geçiş konumunda olduğunu kaydetti. Hasan Hüseyin Erkoç, yatırımcıyı çekebilmek için o bölgede huzur olması gerektiğini hatırlatarak Malatya’da huzur, güven ve istikrar olduğunu ifade etti. Erkoç, 5-10 yıl öncesine kadar 5 yıldızlı oteli olmayan Malatya’nın bugün 5 yıldızlı otelleriyle, sosyal altyapısıyla, peyzajıyla, kültür merkezleriyle, bölgede öne çıkan üniversitesiyle yaşanabilir kent olduğunu söyledi.

Kayısının dünya raf fiyatının 3.5 milyar dolar olduğunu söyleyen Erkoç, Türkiye’nin elde ettiği dövizin 350-400 milyon dolar olduğunu kaydetti. Malatya olarak kayısının fiyat istikrarını korumaları gerektiğini aktaran Erkoç, kuru kayısı üretiminin yüzde 80’ini üreten bir şehrin fiyatı belirmede söz sahibi olma konusunda sorunlar olduğunu belirtti.

Malatya’yı geleceğe taşıyacak stratejik sektörler bulunduğunu anlatan Erkoç, sağlık sektörü konusunda Malatya’nın dışarıdan hasta kabul eden bir kent konumunda olduğunu vurguladı. Erkoç, Turgut Özal Tıp Merkezi’nin Malatya’da olmasının çok önemli olduğunu, karaciğer naklinde dünyada ikinci Avrupa’da birinci sırada yer aldığını kaydetti. Malatya’nın 10 bin kişiye düşen doktor sayısında Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Erkoç, sağlık sektörünün Malatya’yı geleceğe taşıyacağını söyledi. Bir diğer stratejik sektörün de demir-çelik olduğunu kaydeden Erkoç, Hekimali ilçesinde çok zengin demir yatakları olduğunu ve iki firmanın orada yatırımı olduğunu ifade etti.

Teşvik konusuna da değinen MTSO Başkanı Erkoç, illerde öne çıkan sektörlerin en üst birimde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Erkoç “Örneğin Malatya’da tekstil iyi bir noktaya gelmişse, Malatya dördüncü bölgede tekstilde olmamalı, altıncı bölgenin avantajlarını kullanmalı. Bir başka örnek, Elazığ, komşu ilimiz mermerde öne çıkmışsa o sektöre teşvik varsa yine o mermer sektörü en üst dilimde değerlendirilmeli. Yani bölgede öne çıkan sektörlerin teşvikteki en üst birimden değerlendirilmesi yatırımcıyı rahatlatacak. Yatırımcı başka hayaller peşinde koşmayacak, başka yerler hayal etmeyecek artık. Bu noktada bölgemizin ve ilimizin sıkıntısı var. Özellikle tekstil konusunda” dedi.

Asgari ücret konusundaki soruya önceliğin asgari ücret değil, kalifiye eleman sorunlar olması gerektiğini kaydeden Erkoç, Almanya’da yüzde 72 olan meslek liselerindeki oranının Türkiye’de yüzde 40’lar civarında olduğunu belirtti. İş dünyasının rekabet şansını yakalayabilmek için kalifiye elemana ihtiyaç duyduğunun altını çizen Erkoç, önümüzdeki dönemde bu konunun daha çok tartışılması gerektiğini söyledi.


Çalık Holding
Yönetim Kurulu Başkanı
Ahmet Çalık

Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Malatya’da doğduğunu ve çocukluğunun burada geçtiğini ifade etti. Malatya’nın sanayileşmede potansiyelini tam olarak kullanamadığını kaydeden Çalık, ciddi istihdama ihtiyaçları olduğunu belirtti.

İki Oda’nın da üyesi olduğunu ve İSO’nun Malatya gezisinin çok isabetli olduğunu söyleyen Çalık, “İstanbul Sanayi Odası’nın da tecrübelerinden faydalanacağız. Ben de Malatyalı bir sanayici, bir yatırımcı olarak Malatya’da yatırım yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yatırımlarımıza devam edeceğiz. İstanbul’dan gelen diğer sanayici arkadaşlarımızı da Malatya’da yatırım yapmaya davet ediyoruz. Zannediyorum buradaki heyet içinde de Malatya’da yeni yatırım yapacak sanayiciler olacaktır” şeklinde konuştu.

Malatya’daki sanayici geçmişinden de bahseden Ahmet Çalık, “Bizim yatırımcılığınız benimle başlamadı. Benim ailem 1930’larda bu kasabada el tezgahıyla çalışmaya başlıyor. 1950’de elektrik gelince elektrikli makinelere geçiyorlar. 1970’lerde Türkiye çapında büyük sanayi tesisleri kuruyorlar. Ama ben de iş hayatına girdikten sonraki ilk sanayi yatırımım Malatya’da dün gezdiğiniz GAP Tekstil fabrikasıdır. Bizim organize sanayinin ilk yatırımcısı olarak arazi miktarımız genişti. Bir yatırımcı, arazi olmadığı için yatırım yapamayacağını ifade etmiş. Bizim de arazi miktarımız geniş olduğu için gönüllü olarak, 200 dönüm araziyi o yatırımcımıza verdik, o da yatırım yaptı. Ve ardından 6 yatırımcıyı da beraberinde getirdi” dedi.

Tekstilin Türkiye için en önemli sektör olduğunu belirten Ahmet Çalık, sektörün ileride şekil değiştireceğini kaydetti. Çalık, Almanya, İtalya, Amerika ve Japonya’da tekstil üretildiğini söyledi ve katma değerli ürünler üreterek bu dönüşümü sağlamaları gerektiğini anlattı.

Gezinin ikinci gününde İSO heyeti, Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan başkanlığında İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik’i de ziyaret ederek, sanayiciler olarak İstanbul’da oluşturdukları Üniversite-Sanayi İşbirliği Platformu hakkında bilgi verdi ve bu konudaki birikimlerini ve elde edecekleri çıktıları, hem Malatyalı iş insanları ile hem de İnönü Üniversite ile paylaşmak istediklerini dile getirdi. Ardından İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, İSO Meclis Üyesi İsmail Hakkı Kısacık ve İSO Başkanlık Danışmanı Sabahattin Şen’in de bulunduğu İSO Heyeti, İnönü Üniversitesi güneş enerji santralini gezerek Rektör Çelik’ten bilgi aldı.