CFO Summit'te Konuşan Bahçıvan: "Dünya, üretimin topluma yapacağı katkıyı unuttu"

  • Etkinlikler
cfo-summit-02

Türkiye finans dünyasının önde gelen yetkilileri CFO Summit 2016’da buluştu. 18 Şubat 2016 tarihinde İstanbul Conrad Hotel’de gerçekleştirilen buluşmada, Türkiye'nin finans ve ekonomi alanında en önemli karar alıcıları ve düşünce önderleri bir araya geldi. İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın da katıldığı etkinlikte Fortune Türkiye ve Data Expert işbirliğinde yürütülen "Türkiye'nin En Etkin 50 Finans Lideri | En Güçlü 50 CFO" araştırmasının sonuçları da açıklandı.

Zirvenin açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan konuşmasına Ankara’da gerçekleşen terör saldırısını kınayarak başladı. Bahçıvan,  günümüzün giderek zorlaşan küresel rekabet ortamında, etrafımızın risklerle çevrili olduğunu ve sadece finansal riskler değil; finansal olmasa bile etkileri yüksek olan risklerle de karşı karşıya olduklarını söyledi. Bahçıvan finansal kararların artık şirketlerin varlığı ve geleceği için hayati bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek CFO’ların şirketlerin yolunu aydınlatan “sis farı” olarak tanımlanmasının son derece yerinde ve isabetli olduğunu belirtti.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

Konuşmasında yeniden öne çıkmaya başlayan “üretim ekonomisi” ve “üretim kültürü”ne değinen Bahçıvan, üretim ekonomisi ve üretim kültürünün dünya genelinde yaklaşık 30 yıllık bir ihmalin ardından tekrar önem kazanmaya başladığına dikkat çekti. Odağında insanın olmadığı, ekonomik gelişme yerine ekonomik büyümenin tercih edildiği, refahın adil paylaşılmadığı geçmiş dönemin küresel ekonomiye yön verenler tarafından sağlıklı bir şekilde analiz edilmediğini vurgulayan Bahçıvan, aceleye dayalı kararlar eşliğinde piyasaya paralar saçan kurtarma paketleriyle krizden kolay çıkılacağının zannedildiğini, oysa bugün gelinen noktada küresel ekonomik krizin üzerinden sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen dünya ekonomisinde sağlıklı ve dengeli bir büyüme sürecine girilemediğini ifade etti. Küresel finans piyasalarında dalgalanmalar halen sürdüğünü belirten Bahçıvan kriz sonrası sadece para politikaları üzerine yoğunlaşılarak üretim kültürünün giderek zayıflatıldığını ancak iyileşmenin gecikmesindeki en önemli nedenin bu olduğunu kaydetti.

Bahçıvan, 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizin başlangıç noktasının finansal piyasalarda oluşan aşırı borçluluk ve mali kurumların yüklendikleri aşırı riskler olduğunu belirterek finansal sistemlerin o dönemde üretimi ve reel kesimi finanse etmekten gittikçe uzaklaştığını, para ve sermaye piyasası işlemleri ile tüketimin finansmanında yoğunlaşmaya başladıklarını hatırlattı. Geride kalan dünyadaki en önemli sorunun ise üretim dünyasıyla finans dünyası arasındaki kopukluk olduğunu ifade eden Bahçıvan, iki dünyanın da hâlâ, üretim ekonomisini destekleyecek bir anlayışla bir araya gelemediğini ve bugün de aynı filmi izlemeye devam edildiğini söyledi ve ekledi: “Finansal kurumlar ucuz ve bol likidite ile yine riskli alanlara yatırıma yönelmekte, reel kesime kaynak aktarmakta ise isteksiz davranmaktadır. “

Küresel ekonomide yaşanan sorunların kalıcı çözümünün yeniden üretim kültürüne dönmek ve finansal kapitalizme olan bağımlılığın azaltılmasından geçtiğini ifade eden İSO Başkanı Bahçıvan, dünyanın finansal kapitalizmin sıkıntılarını ve yarattığı sorunları tartışmaya harcadığı vakit nedeniyle; üretimin, huzurlu, adil ve dengeli bir toplum oluşturmaya yapacağı katkıyı unuttuğunu vurguladı. Bahçıvan bu unutkanlığın da bir sonucu olarak, paradan para kazanmanın yarattığı kolaycılığın, üretim kültürünü yıpratmaya devam ettiğini kaydetti. Bahçıvan şöyle devam etti:

“Biz İstanbul Sanayi Odası olarak, insanın mutluluğunu esas alan ve ekonomide kalıcı iyileşmeyi sağlayacak en önemli adımların şunlar olduğuna inanıyoruz: Tüm ülkelerin üretim kültürünü yeniden benimsemesi, küresel ölçekte dengeli bir üretim dağılımının yeniden tesis edilmesi ve finansal piyasaların üretime kaynak aktarma işlevine geri dönmesidir. Bu önemli adımlara, Sanayi Kongrelerimizde de iki yıldır ifade ettiğimiz gibi ‘Bütünsel Kalkınma’nın eşlik etmesi gerektiğini burada özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye mutlaka sanayileşmeyle bütünsel kalkınmasını sağlamaya önem verirken, kendi üretim ve ürün teknolojisine sahip olarak nitelikli büyüme ve üretime dayalı ‘sanayileşmiş ülke’ statüsüne ulaşmalıdır. İstanbul Sanayi Odası olarak, rekabet edebilirliği ve verimliliği yükselterek sanayimizi; ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünler üreten,  dünya ekonomisinden daha fazla pay alan, nitelikli insan kaynağına sahip,  çevreye, insana ve topluma duyarlı bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz. Ülkemiz 28,5 yaş ortalamasıyla AB’deki en genç nüfusa sahiptir. Bu demografik fırsat penceresini kaliteli bir eğitim yoluyla sanayimiz, ekonomimiz ve ülkemizin geleceği için çok iyi değerlendirmeliyiz. Özellikle mesleki eğitimin niteliğini artırma ve yaygınlaştırma konusunda daha fazla vakit kaybetmeden gerekli adımlar mutlaka atılmalıdır.”


TÜSİAD Başkanı
Cansen Başaran Symes

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes da yaptığı konuşmada CFO’ların şirketler için giderek önemini artırdığını söyledi. Çin ekonomisindeki gelişmeler, negatif faizler ve ABD’de beliren resesyon ihtimali gibi gelişmelerin oldukça endişe verici olduğunu belirten Symes bu gibi konulara hazırlıklı olmanın mümkün olmadığını ve yeterince esnek ve kolay adapte olabilenlerin ayakta kaldığını ifade etti. Symes, Ernst&Young’un araştırmasına göre CFO’ların en büyük risk olarak giderek karmaşıklaşan regülasyonların, paydaş ilişkilerinin yönetiminin ve yeni ve bilinmeyen risklerin olduğunu belirtti. Önümüzdeki 20 yılda su kaynaklarının tükenmesi, iklim değişikliği, göç ve işsizliğin tehdit olarak öne çıktığına değinen Symes, fırsatlar olarak da paylaşım ekonomisi, 3D print, büyük veri ve genetik alanlarını saydı.


IMF Türkiye Daimi Temsilcisi
Srikant Seshadri

IMF Türkiye Daimi Temsilcisi Srikant Seshadri ise konuşmasında dünya ekonomisindeki gelişmelere ve Türkiye’nin bu gelişmelerdeki yerine değindi. Seshadri, küresel ekonomide iyileşme tahminleri yapıldığını ancak buna karşın beklenen büyümenin bir türlü gerçekleşemediğini söyledi. Dünyada Çin’deki ekonomik düşüşün beklenenden sert olmasının küresel ekonomi üzerinde baskıyı artırdığını belirten Seshadri, buna karşın Amerikan ekonomisindeki toparlanma, AB’nin büyümesi ve petrol fiyatlarındaki düşüşün küresel ekonomi için olumlu haberler olduğunu ifade etti. Türkiye’nin sağlam bir ekonomisi olduğuna dikkat çeken Seshadri, büyümenin kalite ve kompozisyonunun geliştirilmesi gerektiğini ve enflasyon maliyetinin rekabet gücünü azalttığına dikkat çekti.