İSO’nun TTIP Müzakereleri Konferansı AB Bakanı Bozkır’ın Katılımıyla Yapıldı

  • Etkinlikler
ttip-seminer-02

İstanbul Sanayi Odası (İSO), dünyada sayıları giderek artan bölgesel serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye başta olmak üzere ülke ekonomileri için taşıdığı öneme dikkat çekmek üzere  “Yeni Nesil Ekonomik Diplomasi: Dünyada Artan Bölgesel Serbest Ticaret Anlaşmaları ve TTIP Müzakereleri Konferansı”nı düzenledi.

Konferans, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın ve Dünya Ticaret Örgütü’nün 2005-2013 döneminde Genel Direktörü olan Pascal Lamy’nin konuk konuşmacı olarak katılımlarıyla gerçekleşti. Odakule Meclis salonunda 13 Şubat tarihinde düzenlenen konferansa başta İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, Yönetim Kurulu Üyeleri Bekir Yelken, Ali Eren ve Nahit Kemalbay’ın yanı sıra İSO Meclis üyeleri ve iş dünyası ile medya temsilcileri yoğun katılım gösterdi.

Konferansın açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, günümüzde bölgesel serbest ticaret anlaşmalarının giderek arttığını, dünyada 1994 yılına kadar geçen 46 yılda sadece 124 anlaşma kaydedilirken, bu rakamın son 20 yılda 500’e yaklaştığını vurguladı. Bu anlaşmaların kısa vadeli, dar siyasi çıkarlara mahkum edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Bahçıvan, “Barışçıl bir dünya ve toplum için herkesin refahını düşünen, tüm toplumları kucaklayan bir anlayışın giderek yaygınlaşan bölgesel serbest ticaret anlaşmalarında mutlaka dikkate alınması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.

Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır yaptığı konuşmada “TTIP’ye taraf olmamak, Türkiye’nin sanayi ve iletişim devrimini kaçırması ile aynı çerçevede düşünülecek bir eksiklik olacaktır. Türkiye’nin mutlaka taraf olması gerekli. Etkisi sadece birkaç milyar dolarlık zarar olmayacak, ekonomi ve ticarette yaşama gücünün çok zor olacağı bir dönemle karşı karşıya olacağız” dedi. 

Bakan Bozkır Türkiye’nin önünde TTIP’nin olası zararlarına karşı iki yöntem olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:


Avrupa Birliği Bakanı
Volkan Bozkır

“Gümrük Birliği’nin güncellenmesine bu yıl başlanacak. Tarım, hizmetler ve kamu alımı gibi konular henüz Gümrük Birliği’ne dahil değil. Güncelleme ile 150 milyar dolar olan AB ile ticaret hacmimizin 300 milyar dolara çıkma potansiyeli var. ABD-AB arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 700 milyar dolar olduğu düşünülürse, 300 milyar doların ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar. Bu noktada TTIP’ye karşı iki yöntemimiz var; ilki Gümrük Birliği güncellemesinde şu maddenin mutlaka koydurulması; AB eğer üçüncü ülkelerle anlaşma imzalarsa, Türkiye de otomatikman imzalamış sayılacak. Bunun TTIP imzalanmadan önce yapılmasını istiyoruz. Eğer bunu TTIP öncesinde imzalarsak, TTIP hükümlerinin Türkiye için de geçerli olacağı sonucu ortaya çıkacak. Aksi takdirde ABD ile Türkiye arasında bir STA imzalanana kadar, AB ile ABD arasındaki Transatlantik’in her yıl bize her yıl zarar eklediği bir durum ortaya çıkacak. Biz bunu kaldıramayız. O noktada Gümrük Birliği’nin dondurulması ya da TTIP kısmının dondurulması gerekebilir.

Diğer yöntem ise şu; eğer Gümrük Birliği güncellemesi TTIP öncesi olmazsa, TTIP’ye bir madde eklenmesini istiyoruz. O da ‘TTIP, Gümrük Birliği’ne üye ülkelere de uygulanır’ şeklinde olacak. İş dünyasının bu tablo içinde olması önemlidir. El birliği ile bu sorunların üstesinden geleceğiz.

Gümrük Birliği kapsamı genişletilmeli


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan konuşmasında dünyada en fazla serbest ticaret anlaşmasını AB ülkelerinin imzaladığına değindi, Türkiye’nin bu önemli gelişmeyi Gümrük Birliği için müzakereler yürütülürken öngörememiş olmasıyla ağır bir bedel ödediğine dikkat çekti. Gümrük Birliği nedeniyle AB’nin imzaladığı her anlaşmanın Türkiye’nin de imzalama zorunluluğuna vurgu yapan Bahçıvan, şöyle konuştu:

“Tam üyelik süreci tamamlanmadan önce Gümrük Birliği’ne katılmış olan Türkiye’nin bu durumuna benzer AB üyesi hiçbir ülke bulunmamaktadır. Gümrük Birliği konusunda çok ciddi bir ödün vermiş olmasına rağmen, Türkiye’nin tam üyeliğinin belirsizliğe mahkûm edilmiş olması ülkemize yapılmış büyük bir haksızlıktır. Yirminci yılındaki Gümrük Birliği’nin kapsamının değişen ticari koşullara uygun olarak genişletilmesi gerektiğine inanıyoruz. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı”nın (TTIP) ivme kazandığı bir süreçte bu öneri son derece önemlidir. Bu nedenle, Gümrük Birliği’nde yapılacak revizyonla birlikte, Türkiye’nin üçüncü ülkelerle ticaretinde mağduriyet yaşamaması için her türlü tedbirin alınması gerektiğini burada özellikle ifade etmek istiyorum. TTIP’ye taraf olamazsak, bunun ülkemize yıllık maliyeti 5 milyar doları bulacak.” 

TTIP dünya ticaretini yeniden şekillendirecek

AB ve ABD ekonomilerinin dünya ekonomisinin yüzde 40’ını, dünya ticaretinin ise üçte birini oluşturduğunu söyleyen Bahçıvan, “O halde, bu işbirliği sadece Türkiye’yi, biz sanayicileri ve iş dünyasını değil, tüm ülkeleri doğrudan ya da dolaylı etkileyerek dünya ticaretini yeniden şekillendirecektir. Dünya ticaretini derinden etkileme gücüne sahip bu anlaşma, gümrük vergilerinin sıfırlanması, hizmetler ticaretinin serbestleştirilmesi, yatırım alanında işbirliğinin yanı sıra iki taraf arasında standartların uyumlaştırılması, iş yapmayı zorlaştıran engellerin kaldırılması yönünde işbirliklerini de öngörmektedir” dedi.

AB ile tam üyelik müzakerelerinin yeniden canlanmış olmasının da sevindirici olduğunu kaydeden Bahçıvan, “Tam üyeliğin uzun soluklu bir mücadeleyi gerektirdiğini dikkate aldığımızda, her iki tarafın da sabırlı olmasında büyük fayda olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik çalışmalarda her zaman öncü, etkin ve katılımcı bir sivil toplum örgütü olan İstanbul Sanayi Odası, Türkiye’nin üyeliğinin hem ülkemiz hem de AB için yararlı olacağına inandı, inanmaya da devam edecektir” şeklinde konuştu.


Eski Dünya Ticaret Örgütü
Genel Direktörü Pascal Lamy

Eski Dünya Ticaret Örgütü Genel Direktörü Pascal Lamy ise AB ve Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin “mükemmel” olmadığını belirterek, “AB ile çalışmayan iki sektör olan tarım ve hizmetler konusunun mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bununla birlikte AB ve Türkiye arasındaki temel sorun, ‘gelecekte Türkiye’nin iç pazara katılıp katılmayacağı’ konusudur” diye konuştu.  

AB ve ABD arasında müzakereleri süren TTIP’nin ise Türkiye için büyük bir sorun teşkil etmeyeceğini vurgulayan Lamy, şunları söyledi:


Centre for European Policy
Studies, Jacques Pelkmans

“TTIP, AB ve ABD arasında yüzde 20 oranında korumacılık içeriyor. Yüzde 80’lik büyük kısmı ise ihtiyat yani tedbir ile ilgili konular. Kısaca TTIP, AB ve ABD’nin aynı standartlara sahip olmasını sağlayacak. Bu aslında Türkiye için güzel bir haber. Bu noktada Türkiye’nin ihtiyatla ilgili problemlerine bakmak lazım. Türkiye’nin ihtiyatla ilgili problemleri bugünden farklı olmayacak. Türkiye’nin AB ihtiyat standartlarına uyması gerekecek. Yani en basitinden tavuk ihraç edecekseniz, tavukla ilgili maddeye, oyuncak ihraç edilecekse oyuncak güvenliği standartlarına uymanız gerecek. AB standartları için bildiğim kadarıyla zaten Türkiye’ye danışmıyor. TTIP’nin ortaya çıkaracağı düzenlemeler, iki kıtanın aynı ihtiyat düzeyi ve aynı idari seviyeyi uygulaması anlamına gelecek. Bu da Türkiye için iyi bir haber. Diğer yandan bu anlaşma olacak mı bilmiyoruz. AB Komisyonu’nun resmi duruşunu bilmiyorum ama olursa kısa değil uzun bir zaman diliminde olacak. AB-ABD arasındaki bu iş beş yılda bitmez. İki yılda düzenlenecek diyenler çılgındır. Ayrıca TTIP konusunda Türkiye yalnız değil. İsviçre, Norveç, Kanada, Meksika da sizler gibi aynı soruları soruyor.”


TEPAV Ticaret Araştırmalar
Merkezi Direktörü Bozkurt Aran

TEPAV Ticaret Araştırmalar Merkezi Direktörü Bozkurt Aran moderatörlüğünde “TTIP Müzakerelerinin Dünyadaki Bölgesel Serbest Ticaret Anlaşmaları Ağındaki Konumu” başlıklı bir panel yapıldı. Centre for European Policy Studies’ten Jacques Pelkmans panelde yaptığı konuşmada Türkiye’nin TTIP anlaşmasına kağıt üzerinde üçüncü taraf olarak göründüğünü ama gerçekte böyle olmadığını söyledi. Pelkmans TTIP’nin Türkiye için avantaj olduğunu zira Türkiye’nin mevzuatının büyük ölçüde AB mevzuatı ile uyumlu olduğunu aktardı.


Renmin Üniversitesi, Wang Wen

Pekin’de bulunan Renmin Üniversitesi’nden Wang Wen ise Çin’in içinde TTIP ve TPP anlaşmalarına karşı bir tedirginlik olduğunu söyledi. Dünyanın en büyük üreticilerinden ve 130 ülkenin en önemli ticaret ortağı olan Çin’in anlaşmalardan dışlanmasının olumsuz karşılandığını kaydetti. TTIP ve TPP’nin kapsayıcı değil dışlayıcı olduğunu, gelişmiş ülkelere yaradığını ancak tüm dünyaya yararlı olmadığını; böylece iki yeni dünya yaratılarak anlaşma dışı ülkelerin dışlandığını ifade etti. 


TEPAV, Sait Akman

TEPAV’dan Sait Akman ise dışlayıcı yapısı nedeniyle TTIP’nin üçüncü ülkelerin pazar payını kaybetmesine neden olacağını söyledi. Gümrük Birliği müzakerelerine değinen Akman, AB ile Türkiye’nin koordinasyonunun sağlanmasının diğer tüm konulardan önemli olduğuna işaret etti. Türkiye TTIP müzakere regülasyonlarını kendi sanayisini geliştirmek, inovasyon ve ekonomik dönüşüm için kabul etmesi gerektiğini ifade etti.

Catalyst TTIP Attach TTIP & TPP’s Risks From China’s Perspectivs Attach TTIP & Turkey Aligning Naturally Attach