Bahçıvan: “İSO, Savunma Sanayiinde Kamu-Özel İşbirliği İçin Doğru Bir Adres”

  • Meclis Konuşması
meclis-mayis2017-02

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Mayıs ayı olağan Meclis toplantısı, “Savunma Sanayimizde Yeni Vizyon Arayışları, Sektördeki Son Gelişmeler ile Yeni İş Birliği İmkanlarının Sanayimiz Açısından Önemi” ana gündemi ile 31 Mayıs 2017 tarihinde İSOV Mesleki Eğitim Kompleksi’nde yapıldı. İSO Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Gülle tarafından yönetilen İSO Meclisi’ne Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir konuk oldu.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

Toplantıda yaptığı konuşmada yerli ve kaliteli ürüne ihtiyaç duyan Türk savunma sanayisi için kamu-özel sektör işbirliğinin önemine dikkat çeken İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “İSO, işbirliği geliştirilmesinde ‘ara yüz’ olacak en yetkin kurumlardan biri. 18 bini aşkın üyesiyle sonuç odaklı işbirlikleri için doğru adres” dedi.

İSO Başkanı Bahçıvan: “Ateş çemberini andıran bir coğrafyanın ortasında bulunan Türkiye’nin güvenliği her şeyden önce gelmeli. Bağımsız bir milli savunma konsepti için, sanayii ve teknoloji altyapısının yerli ve milli kaynaklardan karşılanması, hayati bir koşul.”

Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir de İSO Meclisi’nde yaptığı konuşmada sanayiyi tabana yaymak için KOBİ’leri desteklemenin önemine değindi. KOBİ’lerin kalifikasyonunu artırmak ve yetkinliklerini geliştirmek için başlattıkları program ile denetçi havuzu oluşturduklarını dile getiren Demir böylece KOBİ’leri desteklediklerini anlattı.

İstanbul Sanayi Odası Mayıs ayı Meclis toplantısı İSO Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Gülle tarafından açıldı. Meclis oturumunu açarken gündeme ilişkin yaptığı konuşmada İsmail Gülle şunları söyledi:


İSO Meclis Başkan Yardımcısı
İsmail Gülle

“Günümüzde dünyada geliştirilen sanayi projelerinde otonom sistemler, nanoteknoloji, enerji depolama, uzay, insansız araçlar ve siber harp gibi ileri teknoloji alanları ve savunma uygulamaları öne çıkıyor. Bu konuda AR-GE ihtiyacı artıyor. Jeopolitik olarak en öneli konumlarından biri olan Türkiye’de modern savunma sanayiinin önemi ortada. Savunma Sanayi Müsteşarlığımızın 1985 yılında kuruluşu sonrası 90’ların başına kadar hazır alım ağırlıklı tedarik modeli benimsendi. Sonrasında ortak üretim modeli ve 2000’li yılların başından itibaren yurt içi geliştirme projeleri ile tasarımlara yöneldik. Savunma sanayimiz ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamayı sürdürürken uluslararası pazarlarda da ağırlığını artırıyor. Tank, top, tüfek, insansız hava aracı ve gemilere yönelik Türk sanayi ürünü olan projeler bizleri gururlandırıyor. Bu gurur verici gelişmelere rağmen yerlileşme oranımız üst düzey ülkeler oranında değil. Bu konuda daha fazla yol alabilmemiz için insan kaynağının geliştirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda Savunma Sanayi Müsteşarlığımız öncülüğünde yerlileştirmeye önem verilmesi memnuniyet verici. Bu konuda sanayi firmalarına da önemli görev düşüyor. Firmalarımızın kurumsal yapıya bürünmelerini sağlamalı ve verimlilik ile ölçek sorunlarını gidermeliyiz. Kümelenme konusu büyük önem taşıyor. Bu kapsamda 27 kurucu üye ile 2015 Mart ayında kurulan ve savunma ve havacılık alanında yerlileşme oranını artırmayı hedefleyen SAHA İstanbul’un (Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği) yürüttüğü, Edirne’den Tekirdağ’a, İzmit’te Yalova ve Adapazarı’na kadar 65 bin firmanın kümelenme çalışmaları oldukça önemli.”

İSO Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Gülle, konuşmasının ardından kürsüye İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı davet etti. Bahçıvan konuşmasında, savunma sanayiinin bütün dünyada son dönemde en çok konuşulan konulardan biri haline geldiğini söyledi. Bu alanda yeni model arayışlarının, yeni işbirliklerinin ve yeni nesil tedarik stratejilerinin birçok ülkenin gündemini oluşturduğunu belirten Bahçıvan, öte yandan, savunmaya yönelik yapılan harcamaların dünya çapında artış gösterme eğiliminde olduğunu kaydetti. 

“Küresel Havacılık Uzay Endüstrisi ve Savunma Sanayi 2017 Görünümü” raporuna göre dünyada savunma harcamalarının yıllık 1 trilyon 760 milyar doları bulduğu bilgisini veren Bahçıvan, raporda geçtiğimiz yıllarda daralan sektörün içinde bulunduğumuz yıldan itibaren yükselişe geçeceğinin ve 2017 için yüzde 2 oranında büyüme sağlayacağının öngörüldüğünü iletti.

Böyle bir küresel konjonktür içinde; Türkiye’nin sahip olduğu jeostratejik konumun güvenlik ve savunma konularını kendileri için çok daha önemli kıldığına işaret eden Bahçıvan, ateş çemberini andıran bir coğrafyada olduklarını ve dünyadaki sıcak çatışma bölgelerinin büyük bir bölümünün yakın ve komşu coğrafyalarında yer aldığını ifade etti. Bahçıvan, istikrarsızlıkların süreklilik kazandığı bir coğrafyanın ortasında bulunan Türkiye’nin güvenliğinin her şeyden önce gelmesi gerektiğini ve bu konuda ne kadar çaba harcansa az olacağını vurguladı.

Türkiye’nin savunma sanayiinin son yıllarda ortaya koyduğu yüksek performanslı gelişmenin takdire şayan olduğunun altını çizen Bahçıvan, savunma ve havacılık sektörü cirosunun 5 milyar dolara; ihracatının son beş yılda ikiye katlanarak 1,7 milyar dolara; sektördeki AR-GE harcamalarının da 900 milyon dolara yükseldiğini memnuniyetle izlediklerini söyledi. Bu başarı hikayesinde en önemli noktanın savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 60’ları bulmuş olması olduğuna dikkat çeken Bahçıvan şöyle dedi:

“Bu, yüzdeyle ifade edilen sıradan bir başarı değildir. Her şeyden önce bağımsız bir milli savunma konsepti için, bu savunmanın arka planında yer alan sanayii ve teknoloji altyapısının yerli ve milli kaynaklardan karşılanması, hayati bir koşuldur. Böyle bir anlayış eşliğinde, kendi kendine yeterli bir savunma sektörümüz, ülkemizin bölgesel ve küresel çıkarlarının en iyi şekilde korunmasında anahtar role sahiptir. Yerli savunma sanayimizin gelişmesinin önemine dikkat çekerken; savunma sanayiine geniş bir bakış açısıyla bakmamız gerektiğini de ifade etmek istiyorum. Savunma sanayiini yalnızca silah, mühimmat ve askeri araç üretimi olarak düşünmememiz gerekir. Bu sektörü, savunma ile ilgili ihtiyaçların karşılanması için yürütülen ticari faaliyetler; savunma sistemlerine yönelik AR-GE faaliyetleri; bina inşaat faaliyetleri; gıda, giyim, sağlık, lojistik gibi çok daha geniş alanı kapsayan bir organizma olarak düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.”

Yerli savunma sanayiinin gelişmesinin Türkiye’nin ekonomisine ve sanayisine de büyük katkılar sağladığına değinen Bahçıvan, savunma sektöründe ithalata olan bağımlılık azaldıkça cari açığın da azaldığını dile getirdi. Bahçıvan, yüksek teknoloji ve yüksek katma değerli savunma sanayii ürünlerinin ihracatındaki artışın, arzu ettikleri nitelikli ihracat yapısına doğru atılmış büyük bir adım olduğunu vurguladı.

Bahçıvan konuyla ilgili olarak şöyle konuştu:

“Savunma sanayii diğer sektörler üzerinde bir çarpan etkisine sahiptir. Bu sektörün hem yarattığı üretim talebi, hem de teknolojik geri beslemeler yoluyla makine, kimya, tekstil, otomotiv, bilişim teknolojileri, inşaat, gemi endüstrisi gibi birçok sanayi alt sektörüne de önemli katkıları olmaktadır. Her ülkenin savunma sanayisinin, o ülkenin teknolojik kapasitesiyle her zaman yoğun bir ilişkisi olmuştur. Bilişimden teknik tekstil ürünlerine, otomotivden hazır gıdalara kadar çeşitli sivil alanlarda kullanılan birçok ürün ilk olarak askeri kullanım için geliştirilmiştir. Savunma sanayimiz yerli ve kaliteli ürüne ihtiyaç duyarken sanayicilerimiz de bu alandaki fırsat ve imkânlardan istifade etmek istiyor. İşte bu alandaki imkânları sanayicilerimizin iyi değerlendirebilmesi için doğru ve etkili bir yönlendirmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu bağlamda, savunma sanayii bürokrasimiz ile özel sektörümüzün en sağlıklı ve verimli şekilde bir araya gelmesi büyük bir önem taşıyor. Üretken ve sonuç odaklı bir işbirliği mekanizmasının oluşturulması noktasında ‘ara yüz’ niteliği taşıyan kurumların da önemli bir rol oynayacağını özellikle belirtmek istiyorum.”

Türkiye’nin en köklü ve en büyük sanayi odası olan İstanbul Sanayi Odası’nın savunma sanayii alanında işbirliklerinin geliştirilmesi noktasında bu “ara yüz” işlevini görebilecek en yetkin kurumlardan biri olduğuna değinen Bahçıvan, İSO’nun 18 bini aşkın üyesiyle sonuç odaklı işbirlikleri geliştirmek noktasında doğru bir adres olduğunu kaydetti. Bahçıvan, bu adresin savunma sanayiinin bütün aktörleri tarafından da daha etkili bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ilave etti.

Bahçıvan, şöyle devam etti:

“Sahip olduğu nitelikli insan gücü, sayısı 40’ı geçen üniversiteleriyle, Türkiye’de en çok AR-GE merkezinin bulunduğu şehir olma özelliğiyle İstanbul’un savunma sanayii alanında da önümüzdeki yıllarda büyük bir role kavuşacağına inanıyoruz. Bu inancı vurgularken, İSO olarak bu alana yönelik çabalarımızı daha da artırma kararlılığında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bugünkü toplantımız geleceğe yönelik atacağımız yeni adımlar konusunda bizlere heyecan ve destek veriyor. Bu toplantımızın Savunma Sanayii Müsteşarlığımız ile İstanbul Sanayi Odası arasında işbirliğini daha da güçlendirerek yeni bir sinerji yaratacağına yürekten inanıyorum.”


Savunma Sanayi Müsteşarı
Prof. Dr. İsmail Demir

İSO Başkanı Bahçıvan’ın ardından kürsüye Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir geldi ve İSO Meclis Üyelerine yönelik bir konuşma yaptı. Demir, konuşmasına 1979 yılında İSO’ya başvurarak Ford’da yaptığı stajdan bahsederek başladı. Güçlü ülkelere bakıldığında güçlü ordulara sahip olduklarını ve bunun da arkasında gelişmiş savunma sanayisi olduğunu belirten Demir, Türkiye’de de bu alanda önemli gelişmeler olduğunu ve son 15 yılda dışa bağımlılık oranının yüzde 80’lerden yüzde 40’lara düştüğünü söyledi. 2016 yılında 5.9 milyar dolar üretim yapan sektörün 1.7 milyar dolar ihracat yaptığını kaydeden Demir, son üç yılda ihracatını hızlı artırmasa da 2002 yılında 250 milyon dolardan 1.7 milyar dolara yükselmesinin sevindirici olduğunu dile getirdi.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı bünyesinde 500 proje olduğunu ve bunların 303 tanesinin sözleşme imzalandığını ve bunun 130 milyar TL büyüklüğünde olduğu bilgisini veren Demir, yıllık 1.3 milyar dolar AR-GE harcaması ile Türkiye’de teknolojiye en çok kaynak ayıran sektörün savunma sanayisi olduğunu ifade etti. Yurt dışından hazır proje alımı ile büyük mesafe kaydedildiğini ancak bu modelin terkedildiğini belirten Demir, yurt içi geliştirmeye ağırlık verdiklerini ve sonraki adımın da teknoloji geliştirme olacağını vurguladı. Demir, 15 yıldır yaşanan bu gelişmelerin stratejik plan ve yol haritası çerçevesinde hayata geçirildiğine dikkat çekti.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak yaptıkları projelerden bahseden Demir, “Sektörü dinliyoruz” çalışması ile projelerde yer alan firmalardan karşılaştıkları sorunları ve çözüm önerilerini öğrendiklerini söyledi. Demir, bu çalışma sonucunda alt teknolojilere yönelik AR-GE ve sözleşmelerin dengeli yürütülmesi gibi çalışmaları başlattıklarını dile getirdi. Sanayiyi tabana yaymak için KOBİ’leri desteklemenin önemine değinen Demir, KOBİ’lerin kalifikasyonunu artırmak ve yetkinliklerini geliştirmek için başlattıkları program ile denetçi havuzu oluşturduklarını ve böylece KOBİ’leri desteklediklerini anlattı. Demir, projeler kapsamında firmalardan teknoloji geliştirme, ihracat ve alt yükleniciler konusunda taahhütler istedikleri bilgisini verdi.

Demir, destekledikleri projelerde firmalara teknoloji geliştirme zorunluluğu getirdiklerini ve bunun finansmanını kendilerinin karşıladığını belirterek böylece firmalara dolaylı yoldan kaynak aktardıklarını anlattı. Türkiye’nin dünyanın ilk 100 savunma sanayii şirketleri arasına giren firmalara sahip olduğunu belirten Demir, büyüklüğün hantallığa neden olabileceğini bu yüzden dinamik küçük firmaları desteklediklerini ifade etti. ULAK haberleşme şirketi kurduklarını ve 4.5 G sonrası internet teknolojileri trenini kaçırmamak için bu yönde firmaları desteklediklerini dile getiren Demir, çip ve yarı iletken konularının kritik unsurlar olduğunu ve bu konularda da milliliği amaçladıklarını aktardı.

Gelişmiş bir savunma sanayiinin iç taleple yetinemeyeceğini ve ihracatın önemli bir kalem olduğunu belirten Demir, mevcut ihracatın arzu edilen noktanın uzağında olduğunu kaydetti. Bu yıl beş fuara milli katılım sağladıklarını kaydeden Demir, katılımcı firmalara sponsor olduklarını dile getirdi.

Göreve geldiğinde savunma sanayiinin Ankara odaklı bir yapılanması olmasına şaşırdığını dile getiren Demir, İstanbul’u bilen birisi olarak İstanbul şirketlerinin kabiliyetlerinin kullanılmamasının ülke adına kayıp olduğunun altını çizdi. Demir, yeterli bir envanter oluşturulmamış olmasının kayıplara neden olduğuna değinerek güncel ve kolayca devreye sokulabilecek akıllı sistemleri kullanmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Daha sonra kürsüye İSO Meclis Üyeleri gelerek gündeme ilişkin düşüncelerini paylaştılar. Savunma Sanayii Müsteşarı da İSO Meclis Üyelerinden gelen sorulara yanıt verdi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach