İSO Başkanı Bahçıvan: “Ekonomik İstikrar Uzun Soluk ve Kararlılık Gerektiriyor”

  • Meclis Konuşması
meclis-aralik2019-01

İstanbul Sanayi Odası (İSO), Aralık ayı olağan Meclis toplantısı, 26 Aralık 2018 tarihinde  “2019’a Girerken Küresel Ekonomik Beklentiler ve Türkiye Ekonomisi” ana gündemi ile Odakule’de yapıldı. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay’ın yönettiği Meclis toplantısına İSO Danışmanı Ekonomist Can Dr. Fuat Gürlesel konuk konuşmacı olarak katıldı. Toplantının ana gündem maddesine geçilmeden önce İSO’nun 2019 bütçesi görüşüldü ve İSO Yönetim Kurulu’nun sunduğu 2019 bütçesi, İSO Meclis Üyeleri tarafından kabul edildi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclisin gündemine ilişkin yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin geçtiğimiz aylarda çok ciddi bir finansal stres döneminden geçtiğine dikkat çekerek “Son dönemlerde tanık olduğumuz finansal dengelenmeyi reel sektörde bir dengelenme de takip etmeli. Kamu bankalarına ilaveten birkaç özel banka dışındakilerin ‘oyuna ara verdim’ deme lüksü yok. Özellikle 2019 yılının ilk yarısında mevcut risk ve belirsizlikler nedeniyle çok dikkatli olunmalı. Ekonomik istikrarın sağlanması, çok boyutlu, uzun soluklu ve kararlılık gerektiren bir süreç” dedi. 

İSO Aralık ayı olağan Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından açıldı. Okyay, Meclis gündemi ile ilgili konuşmasında özetle şöyle konuştu:

İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay
İSO Meclis Başkanı
Zeynep Bodur Okyay

“Ekonomi açısından baktığımızda hiç de güzel hatırlamayacağımız bir yılı geride bırakıyoruz. Yılın ikinci yarısında başlayan kur atağı ve girdiğimiz türbülans, hepimizi ziyadesiyle yordu. Sonuç olarak yılı kimsenin öngöremediği kadar yüksek bir faiz, yüksek enflasyon ve düşük büyüme ile tamamlıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada ekonomi, fedakarlıkla elde ettiğimiz bazı kazanımlarda geri düştüğümüz bir yeni dengeye oturmuş görünüyor. Bu açıdan bakınca, 2019 yılı da bizim açımızdan çok rahat geçmeyecek çünkü küresel ekonomide işlerin daha iyiye gitmeyeceğine dair bir beklenti giderek güç kazanıyor. Amerika’nın korumacılığı derinleştirme tavrı, Çin’de çarkların yavaşlamaya başlaması, Avrupa Birliği’nde Brexit başta olmak üzere belirsizliklerin devam etmesi ve birliğin lokomotifi olan Almanya’nın hızının kesilmesi, bu negatif algıyı besleyen gelişmeler. Şartlar ne olursa olsun, biz bu zorlukların üstesinden gelip yolumuza devam etmeyi daima başardık. Dün böyleydi, bugün ve yarın da böyle olacak. Bizim ülkemize ve sanayicimize inancımız tam. Yeter ki herkes aynı gemide olduğumuzu unutmadan iyi niyetle çalışsın, yeter ki karşı karşıya kaldığımız yükler adil paylaştırılsın. İnşallah 2019 yılı güzellikleri paylaştığımız bir yıl olur.”

İSO Meclis Başkanı Okyay daha sonra Meclis gündemi ile ilgili konuşmasını yapmak üzere İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. Bahçıvan, son yıllarda dünyanın hemen her bölgesinde; ezberleri bozan bir belirsizlik ortamının hâkim olduğunu söyledi. Bahçıvan, 2019’un giderek artan jeopolitik gerilimler, toplumsal olaylar, ticaret savaşları ve siber saldırılar gibi yeni nesil riskleri ve ekonomik belirsizlikleri 2018 yılından miras aldığını kaydetti.

Sanayicilerin, 2019’u karamsar ve edilgen bir konumda karşılamak gibi bir lüksü olamayacağını vurgulayan Bahçıvan, böyle bir tutumun sanayicinin doğasına, halet-i ruhiyesine de aykırı olduğunu belirtti. Bahçıvan, sanayicinin uzun vadeli düşünen, geleceğe iyimser bakan, taşın altına elini koyarak risk alan, toplumun refahını, aş, iş üretmeyi kendisine öncelikli görev edinmiş bir ekonomik aktör olduğuna işaret etti.

Dünyanın ve Türkiye’nin zorluklarla dolu bir süreçten geçtiğini belirten Bahçıvan, bu süreçte sanayicileri sergilediği iyimser tutum, yaptığı fedakârlık ve sönmeyen yatırım arzusu nedeniyle kahraman olarak değerlendirenlerin hakkaniyetle hareket ederek çok doğru bir tanımlama yaptığını kaydetti. Bahçıvan, esnek, akışkan, “katı olan her şeyin buharlaştığı”, ezberlerin bozulduğu, işe yaramadığı bir dünyada, İSO olarak kendilerini farklı ve zihinsel açıdan zengin kılan çok sesliliklerini koruyarak, hep birlikte bundan sonra da yollarına bu şekilde devam etme kararlılığına sahip olduklarını anlattı.

2018’e başlarken herkesin oldukça iyimser beklentilere sahip olduğunu hatırlatan Bahçıvan, o dönem tüm dünyada eş zamanlı ve güçlü bir büyüme gözlenirken küresel ticaretin canlandığını, işsizlik azalırken gelişmiş ülkelerde uzun bir aradan sonra enflasyonun kıpırdanma gösterdiğini ifade etti. Bahçıvan, uzun bir bocalama döneminin ardından nihayet kalıcı büyümenin başladığı yönünde bir konsensüsün o dönemde hakim olduğuna değindi.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“Kuşkusuz bu iyimser beklentilere rağmen kimi endişeler de yok değildi. Bu endişeler arasında küresel finansal koşulların sıkılaşması, dünyanın çok daha borçlu hale gelmesi, artan küresel eşitsizlikler, Çin ekonomisinin yavaşlaması, Brexit vb. birçok başlık öne çıkıyordu. Nitekim zaman geçtikçe de küresel ekonomide bahar havasının geride kaldığını, manzaranın daha sisli hale geldiğine tanık olduk. Zira bu süreçte bazı riskler artarken, bazıları ise gerçeğe dönüştü. Henüz yılın ortaları gelmeden ekonomik güvenin sınırlanmasıyla ticaret ve yatırımlarda ivme kaybı gözlenmeye başladı. Yılın sonlarına doğru ise çok daha belirgin bir yavaşlama dikkat çekti. Piyasalar tarafında ise Amerika'dan Çin'e dünyanın önde gelen borsaları, 2018 yılının tüm kazanımlarını silecek biçimde değer kaybetti. 2008 küresel krizinden sonra geçen 10 yılda, toplam 12 trilyon dolarlık mali kurtarma paketleri bugün gelinen nokta itibariyle soruna maalesef kalıcı bir çözüm getirebilmiş değil. Öyle ki geride kalan 10 yılda; sert bir resesyon, ardından uzun süreli zayıf bir toparlanma döneminden sonra, 2019'a girerken dünya ekonomisinin geleceğine ilişkin tartışmalar giderek artıyor. Bu tartışmalar, bir sonraki krizin ne zaman ve nasıl yaşanacağı ve buna karşı ne tür önlemler alınabileceği konularında yoğunlaşıyor. Bütün bunlar, günümüzde bir yıldan kısa bir sürede ekonomi gündeminin ne kadar hızlı değişebildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bugün küresel ekonomide fırtına bulutlarının yoğunlaştığı, geleceğe yönelik beklentilerin zayıfladığı bir dönemden geçiyoruz.”

Bahçıvan, dünya ekonomisinin yeni yıla çok daha temkinli girdiğini söyledi. En büyük endişenin gerek merkez bankalarının gerekse hükümetlerin olası bir yeni küresel durgunluğa karşı çok daha savunmasız yakalanma olasılığı olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, hükümetlerin artık daha borçlu olduğunu ve kriz sonrasında 5-6 puan faiz indirebilen merkez bankalarının artık böyle bir hareket alanı olmadığını ifade eti. Bahçıvan, yeni bir parasal genişleme dalgasının hem çok riskli hem de ne işe yarayacağının belirsiz olduğuna değindi.

2019’un büyüme açısından daha zor bir yıl olacağını belirten Bahçıvan, Yeni Ekonomi Programı’nda yüzde 2,3 ile önceki yıllara göre oldukça düşük bir büyüme oranı öngörüldüğüne işaret etti. Ekonomik büyüme performansının önemli sac ayaklarından biri özel sektör yatırımlarında son dönemlerde ciddi düşüşler olduğu bilgisini veren Bahçıvan, kısa dönemde yatırımlarda belirgin bir toparlanmanın zor göründüğüne dikkat çekti. Bahçıvan, bu nedenle 2019’u, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik potansiyelini güçlendirecek, ihracat becerisini geliştirecek, dinamizmini artıracak reformlara odaklanma yılı olarak değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti.

2019’da uluslararası taraftan gelecek haberlerin kendileri için çok önemli olduğunun altını çizen Bahçıvan, enflasyon ve kurun da en çok dikkat etmemiz gereken iki husus olduğunu söyledi. Her ne kadar kasım ayında enflasyon beklentilerin üzerinde düşüş gösterse de bu düşüşte kurdaki geri çekilme ve bazı sektörlerdeki vergi indirimlerinin belirleyici rol oynadığını anlatan Bahçıvan, bu önlemlerin ekonomiye hareketlilik getirmesinin yanı sıra enflasyonda yıl sonu hedeflerine yaklaşılması açısından faydalı olduğunu belirtti.

Bahçıvan, “Türkiye geçtiğimiz aylarda çok ciddi bir finansal stres döneminden geçti. Son dönemlerde tanık olduğumuz finansal dengelenmeyi reel sektörde bir dengelenmenin takip etmesi gerekiyor. Ancak bu noktaya henüz gelinebilmiş değil. Kamu bankalarına ilaveten birkaç özel banka bu süreçte gerçekten reel ekonomi için sorumlu ve duyarlı davranmaya gayret ediyor. Bunların dışındakilerin ‘ben oyuna ara verdim’ deme lüksü yok. Ülkemizin nimetlerini paylaşırken bankalarımız paydaş gibi davranırken, sıra külfetlere geldiğinde paydaşlığı unutmalarını hiç doğru bulmadığımızı burada bir kere daha özellikle ifade etmek istiyorum. Özellikle yılın ilk yarısı, mevcut risk ve belirsizlikler nedeniyle çok dikkatli olunması gereken bir dönem. Bu zorlu dönemden güçlenerek çıkabilmek için atılacak adımların zamanlamasına ve dozajına her zamankinden fazla dikkat etmeli, uygulanan politikalarda sabırlı ve kararlı tutumu sürdürmeliyiz. Zira hepimizin bildiği üzere ekonomik istikrarın sağlanması, çok boyutlu, uzun soluklu ve kararlılık gerektiren bir süreç’ dedi.

İSO Danışmanı Ekonomist Can Fuat Gürlesel
İSO Danışmanı Ekonomist
Can Fuat Gürlesel

Sonrasında kürsüye İSO Danışmanı Ekonomist Dr. Can Fuat Gürlesel, ekonomik büyümenin hızlandığı son iki yılın ardından 2019’da yumuşak iniş beklediklerini söyledi. Küresel büyüme beklentilerinin yüzde 3,2’lerden yüzde 3’e gerilediğini belirten Gürlesel, bu büyümeye gelişmiş ülkelerin 2,1, gelişmekte olan ülkelerin ise yüzde 4,4 katkı sunabileceğini anlattı. Gürlesel, dünya mal ticaretindeki büyümenin süreceğini ancak büyüme hızının yavaşlayacağını kaydetti. Korumacılık eğilimleri nedeniyle ihracat siparişlerinde küçülme yaşanabileceğini anlatan Gürlesel, dünya sanayisinin de global PMI endeksine göre yavaşlama gözüktüğünü dile getirdi. Gürlesel sanayi malı ihracat fiyatında da korumacılık eğilimleri ve emtia fiyatlarının zayıflaması ile aşağı doğru eğilim olduğunu dile getirdi.

Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın para politikalarının önümüzdeki dönemde çok belirleyici olduğuna işaret eden Gürlesel, Fed’in faiz artışlarına sınırlı ölçüde devam edeceğini ve bilanço küçültmeye devam edeceğini, Avrupa Merkez Bankası’nın ise parasal genişlemeye son vereceğini dile getirdi. Petrol fiyatlarının 2-3 ay öncesine kadar 50 dolarlarda tutunmaya çalıştığını hatırlatan Gürlesel, 2019 yılında da bu seviyede kalmasını beklediklerini ifade etti.

Dünya ekonomisine yönelik riskleri sıralayan Gürlesel bunları Trump ve kararları, küresel mali piyasalarda dalgalanmalar, ticari korumacılık, Brexit ve gelecek belirsizliği, başta Suriye olmak üzere jeopolitik riskler ve İran’a yaptırımlar olarak açıkladı. Gürlesel, genel olarak 2019 yılının büyümenin devam ettiği ancak hızının kesildiği bir yıl olarak tahmin ettiklerini açıkladı.

Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendiren Gürlesel, uygulanan ekonomi politikalarıyla cari açık ve dış ticaret açığının sürdürülebilir, faiz ve enflasyonun da makul seviyelere getirilmek istendiğini söyledi. Kamu bütçesinde mali disiplinin öngörüldüğünü ancak genişletici bir bütçe olduğunu anlatan Gürlesel, “Bankacılık ve finansmanda sorunlar devam ediyor. Taze kaynağa ihtiyacımız var ama bankalar kasım sendikasyon kredilerini yenileyemedi. Reel sektöre yönelik krediler durma noktasında. Bu süreç ekonomide dengelenme sürecine olumlu katkı sunamaz ve sürdürülebilir değil” dedi.

Sonrasında kürsüye gelen İSO Meclis Üyeleri görüşlerini paylaşırken sordukları sorulara Can Fuat Gürlesel tarafından yanıt verildi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach