İSO Mart Ayı Meclisi’nde “4’üncü Sanayi Devrimi ve Akıllı Fabrikalar” Konuşuldu

  • Meclis Konuşması
meclis-mart2017-02

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Mart ayı olağan Meclis toplantısı, “Yeni Teknolojik Gelişmeler Işığında 4. Sanayi Devrimi ve Akıllı Fabrikaların Sanayimizin Geleceği Açısından Önemi” ana gündemi ile 22 Mart 2017 tarihinde İSOV Mesleki Eğitim Kompleksi’nde yapıldı. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından yönetilen İSO’nun Mart ayı Meclisi’nde iki konuk vardı. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Başkanı Cengiz Ultav ve İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Temeltaş, sanayinin ve üretimin son yıllardaki en önemli konularından biri olan 4’üncü Sanayi Devrimi ve akıllı fabrikalar hakkında Meclis Üyelerine ayrıntılı sunumlar yaptı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, 4’üncü Sanayi Devrimi ile yaygınlaşan akıllı fabrikalarda çok işlevli robotların yükleme ve boşaltma dahil pek çok alanda kullanıldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Türkiye’nin bu yarıştan geri kalmaması bir zorunluluk. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı ile sanayimizin teknolojik gelişimi adına pek çok projede işbirliği yapmak arzusundayız.”

İSO Başkanı Bahçıvan, “Türkiye’de eğitim süresi ortalama 6,5 yıl. Bu tabloda 4’üncü Sanayi Devrimi’nin ihtiyaç duyduğu kalifiye işgücünü oluşturmak mümkün görünmüyor. Nitelikli işgücünü yetiştiremezsek, üretkenlik ve yenilik konusunda gelişme sağlayamayız” dedi.

Bahçıvan “AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı dün olduğu gibi bugün de çok fazladır, gelecekte de öyle olacaktır. Bazı AB ülkeleriyle ilişkilerimizin sorunsuz sürdürülmesi noktasında, muhataplarımızın sağduyulu, soğukkanlı ve empati kuran bir yaklaşım içinde olması gerekiyor” diye konuştu.

İstanbul Sanayi Odası Mart ayı Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından açıldı. Okyay yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“2025 yılına kadar üretimin yüzde 80’i ila yüzde 100’ünün nesnelerin interneti olarak adlandırdığımız, makinelerin sensörler aracılığıyla birbiriyle konuştuğu süreçler ile yapılacağı tahmin ediliyor. Yani, bundan 8 yıl sonra fabrikalar, yalnızca bir diz üstü bilgisayarla yönetebilecek duruma gelecek. Verimliliği artıran, esnek üretim temelinde işleyen bu fabrikalar sayesinde şirketlerin gücü artacak ve ‘geleceğin rekabetini’ bu fabrikalar belirleyecek. Önümüzdeki beş yıl içinde, istihdam piyasasında bugün önemli addedilen becerilerin üçte birinin değişeceği tahmin ediliyor. Fabrikalarda ağır parçaların kaldırılması veya hassasiyet isteyen parça montajları, önemli ölçüde robotlar tarafından yapılmaya başlanacak. Basit tekrarlı bazı işler yok olacak.


İSO Meclis Başkanı
Zeynep Bodur Okyay

Buna karşılık otomasyonun artışı ile insan gücündeki yetkinlik gereksinimleri değişecek. Hepsinden önce, insan kaynağını daha başarılı ve rekabetçi hale getirebilmek için artan bir hızla gelişen teknolojileri öğrenmeye yönelik yaşam boyu eğitimin güçlendirilmesi gerekecek. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmeye vakit geçirmeden, en temelden başlamamız gerekiyor. Kod yazma ilkokulların müfredatına acilen girmeli. Güney Kore'nin bu sayede sağladığı başarılar önümüzde duruyor. Başta Amerika olmak üzere birçok ülke, kodlama eğitimi konusunda büyük adımlar attı. Bu konu, Türkiye’de de artık bir devlet politikası haline gelmeli.”

İSO Meclis Başkanı Okyay, konuşmasının ardından kürsüye Meclis ana gündemine ilişkin konuşmasını yapmak üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı davet etti. Bahçıvan, son dönemde bazı Avrupa ülkelerinde, Türkiye aleyhine haksız ve olumsuz bir tavrın sergilendiğini gördüklerini söyledi. Bunun son örneklerinin geçtiğimiz haftalarda Hollanda ve Almanya’dan gelen yersiz açıklama ve davranışlar olduğunu belirten Bahçıvan, “Bu ülkelerdeki bazı siyasetçilerin ve bazı yayın kuruluşlarının, ülkemizi ve insanlarımızı ötekileştiren, Avrupa’da yaşayan yaklaşık beş milyon soydaşımızı eşit görmeyen bir dil kullandığına tanık olduk. Böyle bir yaklaşımı asla kabul etmediğimizi burada özellikle belirtmek istiyorum” dedi.

Söz konusu olumsuz tavrın ardında Avrupa’da son dönemlerde yükselen popülizm dalgasının yattığına işaret eden Bahçıvan, 2017’nin birçok Avrupa ülkesi için seçim yılı olduğunu ve seçimlerin öncesinde aşırı ve popülist söylemlerin artacağının tahmin edildiğini kaydetti. Bahçıvan, “Avrupalı dostlarımız, kendi iç politik çıkarları uğruna Türkiye'yi istismar ettikçe, telafisi çok zor olacak kırılganlıklar yaşayacağız” şeklinde konuştu.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerle olan ticari ve ekonomik ilişkilerinin yüksek hacme sahip olduğunu ve bütün tarafların bu ilişkilerden kazanç sağladığını dile getiren Bahçıvan, “Şu gerçek hiç unutulmamalı: Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı dün olduğu gibi bugün de çok fazladır, gelecekte de öyle olacaktır. Bazı Avrupa Birliği ülkeleriyle ilişkilerimizin sorunsuz sürdürülmesi noktasında, muhataplarımızın sağduyulu, soğukkanlı ve empati kuran bir yaklaşım içinde olması gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Bahçıvan, ana gündem maddesine ilişkin olarak da 4’üncü Sanayi Devrimi ile üretim süreçlerinin ve ürünlerin daha “akıllı” hale geldiğini gösterdiğini belirtti. Üretim sürecindeki değişime dikkat çeken Bahçıvan, fabrikaların bu değişimin odağında olduğunu özellikle ifade etti. Tıpkı cep telefonlarının giderek akıllanması gibi fabrikaların da akıllandığını vurgulayan Bahçıvan, Türkiye’de ilk örnekleri görülen, gelişmiş ülkelerde ise hızla yaygınlaşan “Akıllı Fabrika”nın, bir kavram olarak literatürde de yerini aldığını kaydetti ve sözlerine şöyle devam etti:

“Akıllı fabrika; öncelikle talep üzerine, isteğe bağlı, yüksek kaliteli, özelleştirilmiş ürün ve hizmetler üretmeyi hedefliyor. Bunu yaparken de verimlilik, hız ve esneklik öncelikli konu başlığı olarak öne çıkıyor. Dünya ekonomilerine ciddi yansımaları olacak bu büyük teknolojik dönüşümü tüm Türkiye ve biz sanayiciler daha yakından takip etmek zorundayız. Büyük hedeflere sahip, genç ve dinamik nüfusuyla büyük potansiyeli olan ülkemiz adına bu yarıştan geri kalmamak adeta bir zorunluluk.”

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın Türk sanayisinin dijital dönüşümünü kolaylaştırmanın yanı sıra bu dönüşüme yönelik iş gücünün temin edilmesi için eğitim görevini de üstlenmiş durumda olduğunu belirten Bahçıvan, Vakıf ile İstanbul Sanayi Odası arasında sanayinin teknolojik gelişimi adına pek çok projede işbirliği yapmak arzusunda olduklarının altını çizdi.

4’üncü Sanayi Devrimi’nin, iş anlayışında ciddi ve köklü bir değişim getirdiğine değinen Bahçıvan, “İşgücü açısından da yepyeni bir anlayış şekilleniyor. Özellikle nitelikli işgücü tanımı güncel gelişmeler eşliğinde değişiyor. Ülkemizde eğitim süresi ortalama 6,5 yıl olarak hesaplanıyor. Bu tablo karşısında, 4’üncü sanayi devriminin ihtiyaç duyduğu kalifiye işgücünü oluşturmak maalesef mümkün görünmüyor. Şu çok açık ve net: Sanayi 4.0’ın gerektirdiği teknolojiyi kullanacak nitelikli işgücünü yetiştiremezsek; üretkenlik ve yenilik konusunda gelişme sağlayamayız” şeklinde konuştu.


Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı
Başkanı Cengiz Ultav

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ardından Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Başkanı Cengiz Ultav kürsüye gelerek kariyeri, yaptığı çalışmalar ve TTGV hakkında Meclis Üyelerine bilgiler verdi. Ultav, bir fikri ve yaratıcı kabiliyetleri olan gençlere yatırım yapmanın önemine değindi. Türkiye’nin dinamik bir zenginliği olduğunu belirten Ultav, sonraki 20 yılın sanayiciler için çok önemli olduğunu söyledi. Önümüzdeki dönemin somutluklar dönemi olarak adlandırıldığını belirten Ultav, Y ve Z neslinin talepleri doğrultusunda üretim yapmanın zorunlu hale geldiğini belirtti.

Bir dönem sanayicilere, hizmet sektörünün üretmeye oranla daha karlı olduğu yönünde tavsiyelerin yoğunlaşmış olduğunu hatırlatan Ultav, artık yeniden üretimin öneminin arttığını kaydetti. Stanford Üniversitesi’nde katıldığı bir eğitimden bahseden Ultav, gelen öğrencinin diplomasının nereden olduğundan ziyade yapay zeka, büyük veri analizi ve makine öğrenmesi konusunda uzmanlaşanların öne çıktığına değindi. Ultav, geleceğin sanayi ve imalat sektöründe artık geleneksel üretim yaklaşımlarının terkedileceğini çünkü somutluklar dönemine girdiğimizi söyledi ve bunun anlamının da “yeniden üretmek, farklı üretmek” olduğunun altını çizdi.

Bu yeni sürecin firmaların yapısını da dönüştürdüğünü belirten Ultav, hiyerarşik yapılardan yatay ve hücresel bir yapıya evrimleşmenin kaçınılmaz olduğunu söyledi. İnsanların açık sistemler sayesinde bir havuz içerisinde ürettiğini ve paylaştığını hatırlatan Ultav, eşit bir platformda katma değere çevrilebilen bir iş mekanizması kurulduğunun altını çizdi. TTGV olarak gençliğin müthiş bir potansiyeli olduğunu ifade eden Ultav, yeni dönemde Türkiye’nin verimliliği en hızlı yerine getiren ülke olma noktasında sarf edilen eforun bir parçası olmak istediklerini dile getirdi.


İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi
Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Hakan Temeltaş

Daha sonra İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Temeltaş, kürsüye geldi. Temeltaş, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını robotik sistemler üzerine yaptığını ve Endüstri 4.0 konusu üzerinde yoğunlaştığını anlattı. 4’üncü Sanayi Devrimi’ni sanayiden ticarete tüm sektör ve ekonomilerdeki gelişen bilişim ve iletişim teknolojilerini kullanan bir dijitalleşme süreci olarak tanımlayan Temeltaş, bunun üç sac ayağını ise dijitalleşme, akıllı fabrikalar, etkileşim olarak tanımladı.

Önümüzdeki dönemde müşteri odaklı üretim konusundaki çalışmaların hızlanacağını kaydeden Temeltaş, her müşteriye ayrı üretim hattı yerine aynı üretim hattında herkesin ihtiyacına cevap verebilme anlayışının yaygınlaşacağını kaydetti. Günümüzde oldukça yüksek sayıda verinin üretildiğini belirten Temeltaş, analitikleri kullanmanın önemine değindi. TÜBİTAK’ın araştırmasına göre en çok katma değer sağlayacağı değerlendirilen üç teknolojiyi otomasyon ve kontrol sistemleri, ileri robotik sistemler ve eklemeli imalat olarak sayan Temeltaş, katma değerin en yüksek olacağı değerlendirilen üç sektörün ise makine ve ekipman, bilgisayarlar, elektronik ve optik ürünler ile otomotiv ve beyaz eşya yan sanayi olduğunu dile getirdi.

Geleceğin fabrikalarında montaj işlemlerinin merkezi olarak kontrol edilmeyeceğini anlatan Temeltaş, insansız fabrikaların kurgulandığını ve robot sistemlerinin insanlarla çalışabilecek şekilde geliştirildiğini ifade etti. Günümüzde mühendislik formatının değiştiğine de işaret eden Temeltaş, “Dünyada çok sayıda bilgi var. Bilgi ve bilim gizli değil ama teknoloji gizli. Bilgilerden yeni bilgiler çıkarmayı başaran ve bunları analiz edebilen mühendis yararlı mühendis olarak tanımlanıyor” dedi.

Konuşmaların ardından Meclis Üyeleri ana gündem maddesi hakkında görüşlerini paylaştı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach