Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya Reel Sektörle İlk kez İSO Meclisi’nde Buluştu

  • Meclis Konuşması
meclis-eylul2016-02

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin Eylül ayı olağan toplantısı, “Üretimi ve Reel Kesimi Destekleyen Bir Finans Vizyonunun, Yeni Ekonomi Hikâyesi ve Sanayimiz Açısından Önemi” ana gündemi ile 28 Eylül 2016 tarihinde Odakule Meclis Salonu’nda yapıldı. Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği ve İSO Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Gülle tarafından yönetilen Eylül Meclisi’nin konuğu Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya oldu. Murat Çetinkaya Nisan ayında göreve gelmesinden bu yana reel sektöre ilk kez İstanbul Sanayi Odası Meclisi’nde hitap etti.


Merkez Bankası Başkanı
Murat Çetinkaya

İSO Meclisi’nde yaptığı konuşmada Çetinkaya, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak, reel sektör ve finansal sektör etkileşimlerini daha iyi anlama ve iletişimlerini güçlendirme çabası içinde olacaklarını söyledi. Çetinkaya, önümüzdeki dönemde gerek küresel gerek yerel ölçekte etraflıca çalışılması gereken konulardan birinin de finansal kesim ile reel sektör etkileşimi olması gerektiğini dile getirdi. Çetinkaya, finansal aracılığın verimli üretimi destekleyecek ve aktarım mekanizmasını güçlendirecek şekilde kurgulanmasının büyük önem taşıdığına işaret etti.

Çetinkaya fiyat istikrarının önemine de değinerek “Fiyat istikrarının sağlandığı bir ekonomide yerli para cinsinden yurt içi tasarruflar daha uzun vadelerde gerçekleşerek vade uyumsuzluğunu ve finansal oynaklığı azaltır. Ayrıca, yerli paranın satın alma gücüne olan güvenin tesis edilmesi dolarizasyon eğilimini azaltır ve tasarrufların kayıtlı sisteme yönelmesini hızlandırabilir. Bütün bu faktörler sağlıklı ve sürdürülebilir finansman kaynaklarının sağlanması açısından önemlidir” şeklinde konuştu.


Soldan sağa: Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Murat Uysal, İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede

Meclis gündemine ilişkin konuşmasında İSO Başkanı Bahçıvan finans dünyasıyla reel sektör arasında üretimi destekleyecek yakınlaşmanın halen kurulamadığına dikkat çekerek “Üretim odaklı yeni ekonomi hikayemizde üzerine titrememiz gereken sektör sanayi olmalı. Sürdürülebilir büyüme için özel sektör yatırım finansmanına uygun maliyetle erişebilmeli” dedi.

Bahçıvan “Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesine rağmen kredi hacminin artmaması düşündürücüdür. Tüm bankaların faiz oranlarını düşürmelerini bekliyoruz. Bankalar ayrıca 5-10 yıl vadeli tahvil ihracına teşvik edilmeli. Merkez Bankası'nın Kalkınma Bankası'nın uzun vadeli kredilerine de re-finansman sağlaması, sanayi için büyük katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.


İSO Meclis Başkan Yardımcısı
İsmail Gülle

İstanbul Sanayi Odası Eylül ayı Meclis olağan toplantısı İSO Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Gülle tarafından açıldı. Gülle gündemdeki gelişmelere yönelik özetle şöyle konuştu:

“Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, geçtiğimiz Cuma günü Türkiye’nin kredi notunu ‘Yatırım yapılabilir’ seviyenin altına düşürdü. Ancak kararın hemen ardından Hazine tarafından gerçekleştirilen borçlanma ihalesinde, öngörülen miktarın 4 katı kadar talep geldi ve maliyetler beklentilerin altında kaldı. Sadece bu bile, söz konusu kararın siyasi nedenlere dayandığını ve ülkemiz ekonomik gerçekleriyle bağdaşmadığını açıkça ortaya koymuştur. Önümüzdeki dönemde küresel ekonomi üzerindeki kimi önemli risklerin yakından izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.  Bunların başında ABD’deki seçimler, Brexit gibi siyasi risklerin yanı sıra terör olayları, mülteci krizi, ülkeler arası işbirliği ve koordinasyon yetersizliği geliyor. Yine ekonomik alanda Fed, Avrupa bankacılık sistemi ve Çin ekonomisi kaynaklı riskler önümüzdeki yıla da damga vuracak gibi gözüküyor. Bu zorlu küresel koşullar altında ülkemiz üretmeye, istihdam sağlamaya ve küresel rekabet ortamında yol almaya çalışıyor. Bu noktada ülkemizin küresel kriz sonrasında ara vermeksizin büyüme başarısı yakalamış olması, bizleri elbette memnun etmektedir.”

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Gülle, daha sonra kürsüye Meclis ana gündemine ilişkin konuşmasını yapmak üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı davet etti. Bahçıvan konuşmasında Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın göreve başlamasının ardından reel kesimle ilk büyük ve doğrudan buluşmasının İSO Meclisi olduğunu belirterek toplantının özel bir anlam ve önem taşıdığını söyledi. Bahçıvan, S&P ve ardından Moody’s’in Türkiye’nin kredi notuna yönelik objektif kriterlere dayanmayan, rasyonalitesi olmayan, makroekonomik gerçeklerimizle bağdaşmayan son kararlarının, bu kuruluşların itibarlarını yıprattığını dile getirdi.


İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan

Türkiye’nin kararlılıkla yoluna devam edeceğini kaydeden Bahçıvan, hükümetin yapısal reformları gerçekleştirme konusunda tereddüte düşmeyeceğini ve Merkez Bankası ile ekonomi yönetiminin alacağı önlemlerin kredi notu indiriminin olumsuz etkilerini sınırlayacağını ifade etti. Bahçıvan, üretim hayatı ve reel kesim için son yıllarda dikkat çektikleri Türkiye’nin yeni finans vizyonunun bugün burada, Türkiye’nin en büyük ve en güçlü sanayi odasının çatısı altında ele alınacak olmasının sanayiciler için büyük bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Son küresel krize giden süreçte, finans dünyasıyla reel ekonomi arasındaki mesafe açılırken, finans dünyası; uluslararası para ve sermaye piyasalarında kısa vadeli kazançlar sağlamaya yöneldiğine dikkat çeken Bahçıvan, tek çözümün üretim ekonomisine dayalı bir yaklaşımın yeniden ön plana çıkması olduğunun altını çizdi. Üretim ekonomisine hak ettiği yeri yeniden kazandırmak için birinci koşulun finans ayağının sağlam olması gerektiğine işaret eden Bahçıvan, küresel boyuttaki bütün çabalara rağmen finans dünyasıyla reel sektör arasında üretimi destekleyecek yakınlaşmanın maalesef kurulamadığını söyledi.

Büyümeye en büyük desteği imalat sanayinin verdiğini hatırlatan Bahçıvan, üretim odaklı yeni ekonomi hikayesinde üzerine titrenilmesi gereken sektörün sanayi olduğunu söyledi. Bahçıvan, ülke olarak ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi için, özel sektörün yatırım finansmanına uygun maliyetle erişebilmesi gerektiğini dile getirdi.

Merkez Bankası’nın son dönemdeki temkinli ve istikrarlı faiz indirim politikasının üretim ekonomisine geçişin desteklenmesi açısından teşvik edici bir boyuta sahip olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, tüm bankaların da piyasa dengelerini gözeten bir hassasiyetle yapılan bu indirimleri takip ederek faiz oranlarını düşürmelerini beklediklerini vurguladı. Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesine rağmen kredi hacminin artmamasının düşündürücü olduğunu belirten Bahçıvan, bankaların kredi vermekte çekimser davranınca kredilerin de zayıf seyrettiğini dile getirdi.

Zorunlu karşılık oranlarındaki indirimlerin de ekonomik aktörlerin borçlanma maliyetlerini düşürerek ekonomik aktiviteyi olumlu etkilediğine işaret eden Bahçıvan, bu indirimlerin bankaların kredi olarak açabileceği likidite miktarının artmasına yardımcı olurken, sanayi kuruluşlarının da bu olanaktan azami ölçüde faydalanmasına imkân sağlanmasının en büyük dilekleri olduğunu ekledi. Bahçıvan, iş ve sanayi dünyasının 15 Temmuz’dan beri ekonomiye ve Hükümete destek olmak konusunda duyarlılık göstererek, sorumlu davranarak elini taşın altına koyduğunu, bütün aktörlerin de bu hassasiyeti gösterirken finans kesiminin de aynı duyarlılığı göstermesi gerektiğini söyledi.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“Yapısal reformlar içinde ilk defa İstanbul Sanayi Odası’nın gündeme getirdiği yeni nesil Kalkınma Bankacılığı konusunda Hükümet tarafından son dönemde atılan adımlar bizlere heyecan veriyor. Kalkınma Bankacılığı konusunda yeni arayışlar konuşulurken, bu konuda Merkez Bankamız da önemli bir rol oynayabilir. Önümüzde iyi bir örnek var: Eximbank. İhracatı desteklemek için Merkez Bankası ile Eximbank arasında re-finansman  ilişkisi son yıllarda başarı ile uygulanmaktadır. Merkez Bankası, Eximbank aracılığıyla reeskont kredilerine yönelik kaynak sağlanıyor. Son dönemde büyük takdirle söz ettiğimiz Eximbank’ın başarılı uygulamalarının arkasında Merkez Bankası’nın da desteği olduğunu biliyoruz. Benzer bir model izlenerek, Merkez Bankası'nın Kalkınma Bankası'nın uzun vadeli kredilerine de re-finansman sağlaması, sanayi için büyük katkı sağlayacaktır. Bunun örnekleri dünyada var. Kore’de merkez bankasının kalkınma bankasını tahvil alımı yoluyla desteklediğini görüyoruz. Aynısı neden bizde de olmasın?”

Bankacılık sisteminin uzun vadeli fon yaratamadığını belirten Bahçıvan, sistemin uzun vadeli fon yaratabilmesi için mutlaka bir çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Bahçıvan, “Örneğin, bankalar 5-10 yıl vadeli tahvil ihracına teşvik edilmelidir. Son zamanlarda uygulama başarısını takdirle izlediğimiz BES birikimleri başta olmak üzere uzun vadeli kurumsal tasarruflar, bu tahvillere yatırım yapmalıdır. Bankalar da uzun vadeli tahvil ihracı ile elde ettiği kaynakları, sanayinin uzun vadeli finansman ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanmalıdır. Bu mekanizmanın özendirilmesi için vergi ve karşılıklar gibi unsurlar da etkin şekilde uygulanmalıdır” şeklinde konuştu. 

Merkez Bankası’nın para politikası araçlarının dozunu ayarlarken üretim ekonomisini destekleyecek boyutu göz önünde bulundurması gerektiğine işaret eden Bahçıvan, son dönemde yapılan gerek faiz ve zorunlu karşılık indirimleri, gerekse krediler ve kredi kartlarına yönelik düzenlemelerin, tüketici kredilerini desteklerken ticari kredileri aynı şekilde desteklemediğini ifade etti. Tüketimin yanı sıra üretimin ve yatırımların önünü açacak şekilde reel sektöre kaynak aktarılmasının ekonominin canlandırılması için elzem olduğunu kaydeden Bahçıvan, bu konuda inovatif çözümler üretmeleri gerektiğini ve para politikası araçlarında düz bir bakış açısı yerine, üretimi ödüllendirici seçici bir bakış açısına sahip olabilmeleri gerektiğini belirtti. Bahçıvan, örneğin üretime dönük bir krediye uygulanacak karşılık oranlarının bir katsayıyla ödüllendirilebileceğini dile getirdi. 

Merkez Bankası’nın birincil görevi olan fiyat istikrarının korunmasının sanayicilerin önünü görebilmesi için büyük bir önem taşıdığını ifade eden Bahçıvan, Merkez Bankası’nın büyümeyi destekleyici politikalarını yürütürken enflasyon görünümünü bozmamaya özen göstermesini takdire şayan olarak yorumladı.

Bahçıvan şöyle devam etti:

“Merkez Bankamızın son dönemde üzerinde durduğu bir konu da iletişim politikasıdır. Dünya ekonomisinde öngörülebilirliğin çok sınırlı olduğu bir dönemde, özellikle reel sektörün önünü görebildiği bir ortamı yaratmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu noktada Merkez Bankamızın iletişim politikasını güçlendirmeye yönelik adımları mutluluk vermektedir. Sayın Başkan’ım, bu toplantıya katılımınızı Merkez Bankamız ile reel sektör arasındaki etkileşimin güçlenmesi açısından da somut bir adım olarak görüyoruz. İmalat sanayinin geleceği açısından kurumlarımız arasında sürdürülebilir bir diyalog her zaman var olmalıdır. Bu anlayıştan hareketle İSO ve Merkez Bankamız belli aralıklarla bir araya gelecek çalışma grupları oluşturmalıdır. Bu diyalog zemini, görüş alış verişinin ötesine taşınmalı; iki kurumun sahip olduğu sağlıklı ve zengin veri tabanlarını değerlendirerek yapısal ve sektörel reform önerileri geliştirmelidir. Böyle bir çalışmanın birçok ülkeye örnek olacağına da inanıyorum.”

Daha sonra kürsüye Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya davet edildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak, reel sektör ve finansal sektör etkileşimlerini daha iyi anlama ve iletişimlerini güçlendirme çabası içinde olacaklarını söyleyen Çetinkaya, bu toplantıyı da bu çerçeveyi somutlaştırma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirdiğini belirtti.

Küresel krizi takiben son sekiz yıl içinde merkez bankalarının tarihsel olarak çok önemli roller üstlendiğini belirten Çetinkaya, sahip olunan bütün parasal araçlar kullanılarak ekonomiyi destekleme yönünde önemli çabalar gösterildiğini ve hala da gösterilmeye devam edildiğini kaydetti. Parasal genişlemenin tek başına istikrarlı büyümeyi sağlayamayacağı artık görülmeye başlandığını dile getiren Çetinkaya, ekonomide güven faktörünün, sağlıklı işleyen finansman kanallarının ve gelir dağılımı gibi unsurların, yatırımlar ve dengeli büyüme açısından orta ve uzun vadede çok daha önemli rol oynadığının bir kez daha yaşanarak öğrenilmiş olduğuna işaret etti. Çetinkaya, iktisat politikalarında farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği konusunda küresel ölçekte güçlü bir kanaat oluşmaya başladığını ancak bunun nasıl yapılacağına dair henüz bir uzlaşmanın ortaya çıkmadığını dile getirdi.

Küresel iktisadi konjonktürün ekonomiyi temelde üç kanaldan etkilediğini ifade eden Çetinkaya bunların dış talep, sermaye akımları ve emtia ve ithalat fiyatları olduğunu kaydetti. Bu üç kanalın özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyüme, enflasyon ve cari denge dinamikleri açısından zaman zaman belirleyici olabileceğine işaret eden Çetinkaya, son yıllarda global likidite şartları ve düşük emtia fiyatlarının Türkiye için nispeten destekleyici olduğunu; buna rağmen zayıf küresel talebin, ihracat ve iktisadi faaliyeti sınırlamaya devam ettiğini söyledi.


Merkez Bankası Başkanı
Murat Çetinkaya,
İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan

Son dönemde finansal koşullarda konjonktürel anlamda kayda değer bir sıkılık ortaya çıktığına değinen Çetinkaya, mevduat ve kredi faizlerinin seviyesi ile kredi standartlarına bakıldığında bu sıkılığın devam ettiğini ifade etti. Ücret ve komisyonlar dâhil edildiğinde özellikle küçük ve orta ölçekli firmalar için finansman maliyetlerinin halen yüksek seviyelerde seyrettiğini belirten Çetinkaya, finansmanın vade ve teminat gibi diğer şartlarında da sıkılaşma gözlendiğini dile getirdi.

Önümüzdeki dönemde gerek küresel gerek yerel ölçekte etraflıca çalışılması gereken konulardan birinin de finansal kesim ile reel sektör etkileşimi olması gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, finansal aracılığın verimli üretimi destekleyecek ve aktarım mekanizmasını güçlendirecek şekilde kurgulanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Bu perspektiften bakıldığında, finansal aracılığın yapısal boyutu ile ilgili üç temel konuya önem verdiklerini belirten Çetinkaya “Bunlardan birincisi finansal aracılığın toplumun her kesimine ulaşması ve dengeli dağılması, ikincisi finansmanın makul koşul ve fiyatlamalarda sağlanması, üçüncüsü ise üretimi ve verimliliği desteklemesi. Sonuç olarak, bizim açımızdan finansal sektör ve reel kesim etkileşimi anlamında kredi piyasasının niteliksel gelişimi oldukça önemli yer tutuyor” şeklinde konuştu.

Konuşmasında fiyat istikrarının önemine de değinen Çetinkaya “Fiyat istikrarının sağlandığı bir ekonomide yerli para cinsinden yurt içi tasarruflar daha uzun vadelerde gerçekleşerek vade uyumsuzluğunu ve finansal oynaklığı azaltır. Ayrıca, yerli paranın satın alma gücüne olan güvenin tesis edilmesi dolarizasyon eğilimini azaltır ve tasarrufların kayıtlı sisteme yönelmesini hızlandırabilir. Bütün bu faktörler sağlıklı ve sürdürülebilir finansman kaynaklarının sağlanması açısından önemlidir” dedi.

Çetinkaya, fiyat istikrarına ulaşmak amacıyla, bir yandan sahip oldukları araçları etkin bir şekilde kullanırken diğer yandan fiyat istikrarı ile ilişkili yapısal ve stratejik alanlarda paydaşlarla işbirliği yaparak toplumsal farkındalığı artırmaya gayret ettiklerini söyledi. Bu yolda bütün ilgili aktörlerin ortak bir çaba göstermesinin önemine dikkat çektiklerini dile getiren Çetinkaya, yeniden yapılandırılmasına karar verilen Gıda Komitesi’nin çalışmalarının bütüncül ve ortak çaba konusunda değerli bir örnek teşkil ettiğini kaydetti. Gıda fiyatlarının genel fiyat istikrarı üzerindeki olumsuz etkisini sınırlamak amacıyla oluşturulan söz konusu Komite kapsamında bu güne kadar önemli kazanımlar elde edildiğine dikkat çeken Çetinkaya, kamuoyu nezdinde enflasyona dair yapısal konularla ilgili olarak önemli bir farkındalık oluşturulduğunu ve kurumlar arası iletişim kanalları açılarak geniş tabanlı bir teknik işbirliği tesis edildiğini dile getirdi.

Reel sektörle etkileşim anlamında son yıllarda oldukça somut adımlar atmaya başladıklarını dile getiren Çetinkaya, Merkez Bankası olarak, ekonomiye dair güncel gelişmeleri takip etmek ve reel sektörle iletişim ağlarını güçlendirmek amacıyla, düzenli aralıklarla farklı şehirlerdeki firmaları ziyaret ettiklerini ifade etti. Çetinkaya, İstanbul Sanayi Odası üyesi olan birçok firma ile de oldukça verimli görüşmeler yaptıklarını ekledi. Çetinkaya “Bu ziyaretlerde Bankamızın yönetici ve uzmanları ekonominin nabzını tutmak amacıyla bir yandan firmaların faaliyet ve beklentilerine dair değerlendirmelerini raporlarken, diğer yandan da sektörel olarak yapısal sorunların tespit edilmesi için de çaba gösteriyor. Çalışmadan çıkan sonuçlar bizim için Türkiye ekonomisine dair önemli bir bilgi kaynağı oluşturuyor. Örneğin bu tür görüşmeler, yakın dönemde yurt içinde yaşanan gelişmelerin ekonomiye yansımalarını değerlendirmek, reel sektörün yatırım, üretim, ihracat, istihdam, borçlanma kararlarına ilişkin zamanlı bilgi sahibi olmak veya firmalar kesimini ilgilendiren herhangi bir düzenlemenin etkilerini anlamak açısından oldukça faydalı oluyor. Bir sonraki aşamada, bu görüşmelerden elde ettiğimiz bilgi ve çıkarımları doğrudan karar alıcılarla ve kamuoyu ile paylaşarak bu tespitlerin daha somut politikalara dönüştürülmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.”

Çetinkaya, İstanbul Sanayi Odası’nın, ürettiği halka açık veriler ve raporlar aracılığıyla da iktisadi analizlerine önemli katkı sunduğunu dile getiren Çetinkaya, ilk 500 ve ikinci 500 büyük sanayi kuruluşuna dair yayımlanan araştırmaların hem firma borçluluğuna hem de borç kompozisyonuna dair önemli bilgiler içerdiğinin altını çizdi. Söz konusu bilgilerin firmaların borçluluk trendinin yanı sıra yabancı para borçlarının payına ve vade yapısına dair faydalı çıkarımlar yapmalarına olanak tanıdığını ifade eden Çetinkaya, son yıllarda, firmaların borçlanmalarında giderek daha uzun vadeye ve Türk lirasına kaydığını, bu eğilimin devam etmesinin ve firmalarımızın daha çok özkaynak kullanmasının finansal istikrar açısından önem arz ettiğini vurguladı.

Toplantı daha sonra kürsüye gelen Meclis Üyelerinin gündeme ilişkin konuşmaları ve Merkez Bankası Başkanı’na yönelttikleri sorularla devam etti. Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’nın sorulara verdiği yanıtlarla toplantı son buldu.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach