Bakan Müezzinoğlu: “Şeffaf ve Güvenilir Bir Kıdem Tazminatı Fonu Hayata Geçirilecek”

  • Meclis Konuşması
meclis-kasim2016-02

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Kasım ayı olağan Meclis toplantısı, “Çalışma Hayatına Yönelik Reformların ve Yeni Model Arayışlarının Sürdürülebilir Bir Ekonomik Büyüme ile Sanayimiz ve Ekonomimiz Açısından Önemi” ana gündemi ile 23 Kasım 2016 tarihinde Odakule Meclis Salonu’nda gerçekleşti. İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede tarafından yönetilen Kasım Meclisi’ne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu konuk oldu.


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Mehmet Müezzinoğlu

Bakan Müezzinoğlu, İSO Meclis Üyelerine seslenirken özellikle çalışma dünyasındaki sorunların çözümü noktasında birlikte komisyonlar kurarak çözüm arayışında olmak gerektiğini dile getirdi. İSO ile bu konuyla ilgili çalışma komisyonu kurmaya hazır olduklarını söyledi. Bu dönemde en önemli reform konularından birinin kıdem tazminatı ile ilgili olacağını vurgulayan Bakan Müezzinoğlu, “İşçimizin 1 gün bile olsa hakkının korunduğu, hakkının bir havuzda toplandığı ve onun da hesaplayabildiği ve yarın öbür gün istifade edebileceği şeffaf ve sürdürülebilir bir fon, temel reformlarımızdan biri olacak” dedi. İşçi ve işveren arasında arabuluculuk müessesesi bulunması gerektiğine değinen Bakan Müezzinoğlu “Böylece taraflar arasındaki uyuşmazlıkların mahkemelere taşınmadan çözülmesini sağlayabiliriz” dedi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan gündeme ilişkin yaptığı konuşmada öncelikle çalışma dünyası ile ilgili konulara değindi. Kıdem tazminatı ve kadın iş gücünün artması hakkındaki önerilerini dile getiren Bahçıvan, Türkiye’nin kendine özgü geleneksel bir özelliği üzerinde durarak “Babaanneler ve anneanneler ülkemizde adeta doğal bir kreş görevi görüyor. Bu kapsamda torunlarına bakan aile büyüklerinin maddi açıdan bir sosyal yardım programıyla desteklenmesi çözüme katkı yapacak” dedi.


İSO Başkanı Erdal Bahçıvan

Bahçıvan, konuşmasında istihdamın giderek sanayiden uzaklaşması konusuna da değindi ve şunları söyledi:

“İstihdamın sadece yüzde 19’u sanayi sektöründe çalışırken, çalışanlar hizmetler ve kamu sektörünü tercih ediyor. Refah toplumuna ulaşmanın yolunun üretim ekonomisinden geçtiğinden hareketle, istihdam maliyetleri rekabetçi seviyelere çekilmeli, esnek çalışma modellerinin önü açılmalı, yüksek katma değerli üretimi gerçekleştirecek sanayi işçiliğini cazip kılacak önlemler alınmalı.”

İstanbul Sanayi Odası Kasım ayı Meclis olağan toplantısı İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede tarafından açıldı. Büyükdede, geçtiğimiz günlerde Siirt’teki maden kazasında hayatını kaybeden işçiler için başsağlığı dileklerini sundu. Büyükdede, Meclis gündem maddesine ilişkin şöyle konuştu:


İSO Meclis Başkan Yardımcısı
Hasan Büyükdede

“Sanayicilerimiz hem ürettiği katma değerle ekonomik kalkınmada büyük bir görev üstlenirken öte yandan doğrudan ve dolaylı istihdam ile işsizliğin azaltılması ve işgücü kalitesinin artırılması konusunda önemli bir görev ve sorumluluk üstlenmektedir. Özel sektörümüz, sanayicilerimiz ihtiyaç duyduğu insan kaynağını bulmakta zorlandıkları gibi çalışan işveren münasebetlerinde hukuk sistemindeki çarpıklıklardan, eğitim yetersizliğinden, iş müfettişlerinin keyfi uygulamalarından, iş güvenliği ve iş sağlığı mevzuatından gelen eksikliklerden, kanunsuz grevlerden, kadın işçi çalıştırma yükümlülüğünün getirdiği yeni taleplerden ve de aynı üretim düzeyinde olduğumuz bazı ülkelerle rekabet edemeyeceğimiz ücret yapılarından dolayı ciddi sıkıntılar çekilmektedir. Bugünkü toplantı gibi yaptığımız çalışmalarla sanayici, bakanlık ve bürokrasi arasındaki geliştirilecek çözüm önerileriyle iş dünyamızın ihtiyaçlarının giderileceğine inanıyoruz.”

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Büyükdede, daha sonra kürsüye Meclis ana gündemine ilişkin konuşmasını yapmak üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı davet etti. Bahçıvan, konuşmasına dünyada son dönemde yaşanan gelişmelerle başladı. Avrupa ve Amerika’da yükselen popülist dalgayı, nedenleriyle birlikte iyi analiz etmeleri gerektiğini belirten Bahçıvan, küreselleşme sürecinde üretim ekonomisinden uzaklaşan bu ülkelerde çok sayıda insanın ekonomik refah ve hayat kalitelerindeki düşüşten şikayetçi olduğunu söyledi.

Üretken olmayan bir ekonominin neden olduğu sorunların faturasını göçmenlere ve yabancılara kesmek isteyen siyasi eğilimlerin güç kazanmasının çok tehlikeli riskler barındırdığını kaydeden Bahçıvan, önyargıların yükseldiği, ticaretin azaldığı, ekonomilerin içine kapandığı bir dünyanın, mevcut sorunları daha da karmaşık hale getireceğini vurguladı.

İnsanlığın son yıllarda daha adil bir dünya kurmanın arayışı içinde olduğuna işaret eden Bahçıvan, son çeyrek yüzyılda kuralsız bir küreselleşme sürecinin, finansal kapitali odağına alarak toplumları üretimden, reel ekonomiden, gerçek refahtan koparttığını dile getirdi. Bahçıvan, bu süreçte, insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin ortaya çıktığını belirterek küresel ekonomik krizlerin temelinde yatan bu eşitsizliğin Nobel ödüllü çalışmalara konu olsa da dünya çapında çoğu hükümet programlarında maalesef aynı ölçüde yer almadığına işaret etti.

2008 küresel ekonomik krizinden sonra dünyada gelir uçurumları artarken, sorunu çözmeye yönelik somut adımların atılamadığını ve eski reçeteyle soruna çözüm arandığını dile getiren Bahçıvan, bunun sonucu olarak küresel krizin üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, global ölçekte halen işsizlik sorununun aşılamadığını hatırlattı.

Bahçıvan, “Dünya kabuk değiştiriyor. Her alanda ezberler bozulurken yakın dönemin en belirgin özelliğinin ‘aşırılık’ olacağı düşünülüyor. Küreselleşmeye karşı yükselen dalga, beraberinde siyasi ve ekonomik alanlarda ciddi belirsizlikler getiriyor. Küresel ticaret düzeni, finansal sistem, uluslararası işbirlikleri gibi birçok alanda yakın geleceği tahmin etmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Ekonomi ve iş yaşamı da bu sancılı belirsizlik ve değişim sürecinden etkileniyor. Birçok ülkede, son 30 yılın kuralsız küreselleşme sürecinde erozyona uğrayan sosyal devlet anlayışının yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. O halde çalışma hayatında bütün tarafları tatmin edecek, çalışma barışına ve sosyal barışa hizmet eden reformlara her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç duyulmakta ve önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Dünyada, bu konuya bencilce ve sadece kendi optiğinden bakan bir anlayışın miadını doldurduğunun altını çizen Bahçıvan, bunun yerine artık daha geniş kesimlerin refahını artırmaya yönelik paylaşımcı bir yaklaşımın ön plana çıktığını kaydederek pastayı büyütmenin ve daha adil paylaşmanın yolunun çalışanıyla, işvereniyle, sendikalarıyla bütün paydaşların işbirliği kurmasından geçtiğini vurguladı.

Bahçıvan, daha sonra Meclis’in ana gündem maddesi ile ilgili görüşlerini dile getirdi. Bahçıvan, kıdem tazminatının ilgili ve yetkili tüm sosyal tarafların katılımıyla, etraflıca tartışılarak bir an önce yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Mevcut kıdem tazminatı sisteminin hem işçiyi hem de işvereni fazlasıyla mağdur eden bir yapı olduğunu belirten Bahçıvan, bugün mevcut sistem içinde kıdem tazminatı alabilen işçi oranının yüzde 15’in altında olduğunu hatırlattı. Kıdem tazminatı ile ilgili getirilecek olan yeni düzenlemenin çalışanların bu mağduriyetini ortadan kaldırması gerektiğini dile getiren Bahçıvan, mevcut yapıda işverenin üzerinde olan sorumluluğun bağımsız bir fona devredilmesinin en uygun çözüm olacağını ifade etti.

Bugün işçinin 20-25 seneyi bulan birikimini işverene emanet ettiği bir sistemin ekonomi dünyasında büyük bir zaaf oluşturduğuna dikkat çeken Bahçıvan, tamamen tasarruf mantığı içinde ve kendini daha da büyüten, tamamıyla işverenden bağımsız fonda saklanan, belli dönemlerde çekilebilme hakkı olan bir sistem oluşturulmasını önerdi.  

Bahçıvan, “Biz bugün bu haliyle çalışanların Türkiye’deki mevcut kıdem tazminatı sisteminde mağdur olduğuna inanıyoruz. İşverenlerin de bunu kendi gider kalemlerinde görebilecekleri bir unsur haline getirmesi en azından bu konudaki tartışmaların önüne set çekecektir. Bu sistem oluşturulduktan sonra bugünkü BES modeli bir anlayışla bu fon yönetilebilir. Bu anlayışla oluşturulacak yeni yapı ve fon aynı zamanda Türkiye’nin en önemli ekonomik sorunlarından biri olan tasarruf açığına da bir katkı yaratacaktır” dedi.

İstihdamın sanayiden uzaklaşmasına da dikkat çeken Bahçıvan, son açıklanan TÜİK verilerine göre, istihdam edilenlerin sadece yüzde 19’unun sanayi sektöründe çalıştığını ve bu oranın azalma eğilimini sürdürdüğünü ifade etti. Bahçıvan, bu azalmanın en önemli nedenlerinin çalışanların sanayiye yönelmek yerine hizmetler ve kamu sektörünü tercih etmeleri olduğunu kaydetti.  

Türkiye’nin kalkınmasının ve refah toplumuna ulaşabilmenin yolunun üretim ekonomisinden geçtiğini belirten Bahçıvan, bu noktada sanayi sektöründe çalışmanın daha cazip hale getirilmesi gerektiğine işaret etti. Bahçıvan, bunun için istihdam maliyetlerinin rekabetçi seviyelere çekilmesi, esnek çalışma modellerinin önünün açılarak işgücü piyasasının esnekliğinin sağlanması ve yüksek katma değerli üretimi gerçekleştirecek sanayi işçiliğini cazip kılacak önlemlerin alınması gerektiğini dile getirdi.

Konuşmasında kadınların işgücüne katılımına da değinen Bahçıvan, Türkiye olarak kadın işgücünü daha aktif kullanmaları gerektiğini söyledi. Bu konuda Türkiye’nin OECD ortalamasının gerisinde olduğunu hatırlatan Bahçıvan, hükümet tarafından kadın istihdamına yönelik adımları desteklediklerini ancak bu yöndeki politikaların işverenleri kadınları istihdam etmekten caydırmaması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin kendine özgü bir özelliğine de dikkat çeken Bahçıvan, kadınlar iş yaşamına daha çok katılırken babaanneler ve anneannelerin çocuklara daha çok baktığını söyledi. Bahçıvan, babaanneler ve anneannelerin adeta doğal bir kreş görevi gördüğünü ve bu kapsamda torunlarına bakan aile büyüklerinin maddi açıdan bir sosyal yardım programıyla desteklenmesinin, önemli bir sorunun çözümüne katkı yapacağının altını çizdi.

Bahçıvan sözlerini şöyle noktaladı:

“Bütün bunlarla birlikte toplumsal güvenlik kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan iş sağlığı ve güvenliği konusuna değinmeden geçemeyeceğim. Çalışanlarımızın can güvenliğine ve sağlığına öncelik vermenin de, devletin ve işverenlerimizin başlıca görevi olması gerektiğine şüphe yoktur. Bu konuda, gerek işveren ve çalışanlara yönelik yükümlülükler gerekse bunların etkisini artırıcı eğitimler kritik önem arz etmektedir. Ancak her ihtilafta işvereni sorunlu tutma anlayışının değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”


Erdal Bahçıvan, Mehmet Müezzinoğlu

Daha sonra kürsüye Meclis oturumunu yöneten Hasan Büyükdede tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu davet edildi. Türkiye’nin yakın döneminden bugüne siyasal ve ekonomik alandaki süreçlerine değinen Müezzinoğlu, 36 milyar dolar ihracattan 158 milyar dolarlara giden süreci hep birlikte yaşadıklarını hatırlattı. Müezzinoğlu, son dönemde yaşanan olağanüstü olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin hedeflerinden vazgeçmediğini söyledi ve “Türkiye’nin ve bu büyük milletin hak ettiği şey bu büyük hedeflere ulaşmasıdır” dedi. Bundan sonraki süreçte gayret ve samimiyet içerisinde reform çabalarını sürdüreceklerinden bahseden Müezzinoğlu, İSO’nun bütünsel kalkınma modeline atıfta bulunarak nitelikli ve vasıflı bir işgücü piyasası oluşturmalarının önemine değindi.

Bugün Türkiye’nin daha çok üreten bir ülke haline geldiğini belirten Müezzinoğlu, girişimcilik ve eğitim programları ile iş ve meslek danışmanlığı gibi konuları çalışma hayatına verdikleri destekler olarak sıraladı. Müezzinoğlu, alım garantileri sağlayarak sanayiciye destek olacaklarını ve bunu yaparken sanayinin rekabet gücünü ve AR-GE kapasitesini artıracaklarını dile getirdi.

İstihdam konusunun hükümet olarak en çok üzerinde durdukları konu olduğuna değinen Müezzinoğlu, işsizlik oranının yüzde 11,3’e geldiğini ve bu oranın genç işsizlerde daha da yüksek olduğunu ifade etti. Kadın istihdamını artırmak istediklerini belirten Müezzinoğlu, bunun için güçlü büyümeye ihtiyaç duyduklarını kaydetti.

Müezzinoğlu, sosyal güvenlik reformunun ikinci faslı için sanayicilerin öneri ve taleplerini birlikte planlayarak çalışmalar yapabileceklerini söyledi.  İşçi ve işveren arasındaki mahkeme sorunlarına değinen Müezzinoğlu kriterleri belirlenmiş güçlü arabuluculuk mekanizması ile mahkemelerin bu konudaki yükünü azaltarak hızlı sonuç almanın önünü açacaklarını vurguladı. Her çalışanın hakkını arayabilmesi gerektiğine ancak bunun adaletsizlik ve fırsatçılığa yol açmaması gerektiğine işaret eden Müezzinoğlu, Bakanlık olarak esas rollerinin adil hakemlik olduğunu ifade etti.

İş sağlığı ve iş güvenliği konusunda en önemli sorunun bu konuların kültüre dönüşememesi olduğuna değinen Müezzinoğlu karşılıklı sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. İş güvenliği konusunda işçilerin daha talepkar, bilinçli ve duyarlı olması gerektiğinin altını çizen Müezzinoğlu bu konuda kültürel olarak toplumun zaafiyeti olduğunu ifade etti. Bu zaafiyetin ceza keserek önlenemeyeceğini belirten Müezzinoğlu, eğitim ve kamu spotları yoluyla bu bilinci artıracaklarını kaydetti.

Asgari ücret konusunda işverenin üzerindeki yükü görmezden gelmediklerini ve yükün çoğunu üstlendiklerini belirten Müezzinoğlu, bütçe istikrarını bozmayacak tedbirleri almaya devam edeceklerini vurguladı. Nitelikli yabancı eleman istihdamı konusunda kuracakları elektronik müracaat sistemi ile 15 günlük sürede başvuru sürecinin tamamlanacağı bilgisini veren Müezzinoğlu, 2017 yılının olumsuzluklarla geçen 2016’dan daha iyi olacağını beklediklerini söyledi.

Müezzinoğlu, kıdem tazminatı konusunda ise şöyle konuştu:

“Kıdem tazminatı sorunu işverenin ve işçinin en önemli sorunudur. Bu sistemde kim kazandı kim kaybetti belli değil. İşveren için belirsizliğin minimum olması lazım. Mevcut kıdem tazminatı sisteminden en çok mağdur olan yine işçiler oluyor. Sendikalarımız sadece sendikal kitleyi düşünerek biraz katı davranıyor. Önceki Bakanımız Süleyman Soylu’nun yaptırdığı çalışmaya göre sadece yüzde 16’lık bir işçi kesimi kıdem tazminatından faydalanabiliyor. İşçimizin 1 gün bile olsa hakkının korunduğu, hakkının bir havuzda toplandığı ve onun da hesaplayabildiği ve yarın öbür gün istifade edebileceği şeffaf ve sürdürülebilir bir fon, temel reformlarımızdan biri olacak. İSO Başkanı Bahçıvan’ın işçinin alın terini koruyan sistemi burada dile getirmiş olması çok önemli.”

Daha sonra gündeme ilişkin Meclis Üyelerine de söz verildi. Kürsüye çıkarak çalışma dünyası ile ilgili gündemlerindeki ve bizzat yaşadıkları konuları dile getiren Meclis Üyelerinin soruları tekrar kürsüye gelen Bakan Müezzinoğlu tarafından yanıtlandı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'ın Konuşma Metni Attach