İSO 52. Grup Meslek Komitesi’nin Katkılarıyla Hazırlanan Beyaz Eşya Sektör Raporu’nun Lansmanı Yapıldı

  • Diğer Haberler
beyaz_esya_manset_01

İstanbul Sanayi Odası (İSO), imalat sanayi sektörlerinin rekabet gücünü artırmaya katkı sağlamak, Türkiye’nin sektörel strateji oluşturma kapasitesini geliştirmek ve kurumsal iş birliklerini güçlendirmek amacıyla yürüttüğü sektör raporu çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda, İSO 52. Grup Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sanayii Meslek Komitesi’nin katkı ve katılımlarıyla “Küresel Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sektöründe Türkiye’nin Konumu, İhracat Dinamikleri ve Gelecek Senaryoları” başlıklı hazırlanan sektör raporunun lansmanı Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’unda gerçekleştirildi.

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya İSO 52. Grup Meslek Komitesi’ne mensup sektörde faaliyet gösteren firmalar ile sektörel dernek ve kuruluş temsilcileri yer aldı. Hazırlanan rapor çerçevesinde beyaz eşya ve ev aletleri sektörünün mevcut durumu değerlendirildi toplantıda İstanbul Üniversitesi, Türkiye Risk Raporu Direktörü, GRC Management Kurucusu ve aynı zamanda raporun hazırlayıcısı Prof. Dr. Davut Pehlivanlı moderatörlüğünde İSO 52. Grup Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sanayii Meslek Komitesi Başkanı, Küçük Ev Aletleri Sanayici ve İhracatçıları Derneği (KESİD) Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer ve Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) İthalat İhracat Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Canan Ergün Tavukçu’nun konuşmacı olarak yer aldığı bir panel düzenlendi.


İSO Meclis Başkan Yardımcısı
Sadık Ayhan Saruhan

Toplantının açılışında konuşan İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan, şunları söyledi:

“Sektörümüz, Avrupa’nın bir numaralı üretim üssü ve küresel ölçekte en büyük ikinci ihracatçı unvanıyla ülkemizin gurur kaynağıdır. Ayrıca yarattığı katma değer, sağladığı istihdam ve dış ticaret fazlası ile ülkemizin lokomotif endüstrileri arasında bulunmaktadır. Ancak veriler bize, bu güçlü konumun korunması için alarm zillerinin çaldığını göstermektedir. 2020’de %75 olan ihracatın üretime oranı, 2024’te %70’e gerilemiştir. Özellikle 2015 sonrasında Almanya ve İngiltere gibi ihracatımızın güçlü olduğu ülkelerde pazar kayıpları yaşanmaktadır. 2022–2024 döneminde üst üste üç yıl ihracat düşüşü gözlenmiştir.

Son üç yıldır süregelen ihracat daralmasına 2025 yılında iç pazardaki gerilemenin de eklenmesi, sektörü oldukça kırılgan bir konuma getirmiştir. Sektörümüz bugün; küresel talep daralması, hammadde ve enerji maliyetlerindeki artış, işçilik maliyetlerindeki yükselme ve AB’nin yeşil dönüşüm regülasyonları gibi çok katmanlı bir baskı altındadır. Çin’in ölçek ekonomisi ve Polonya gibi rakiplerin yükselen pazar payı arayışları, bizleri yeni bir atılım yapmaya zorlamaktadır. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermektedir: Güçlü olmak yeterli değildir; rekabetçi kalmak zorundayız.”

Açılış konuşmasının ardından etkinlik düzenlen panel ile devam etti. İstanbul Üniversitesi, Türkiye Risk Raporu Direktörü, GRC Management Kurucusu Prof. Dr. Davut Pehlivanlı, panelin açılışında yaptığı girizgahta şunları söyledi:

“2015 yılından bu yana özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında kayıplar yaşadık. İç pazar bu kayıpları telafi edecek seviyede değil. Son 5 yılda küresel ölçekte ciddi bir talep daralması söz konusu. Pandemi sonrası oluşan ivme yerini gerilemeye bıraktı ve bu durum bütün sektörleri olduğu gibi bizi de etkiledi. Bunun yanında plastik, metal, sac, enerji ve işçilik gibi temel girdi maliyetlerinde rakip ülkelerden ayrıştık. Bu da doğrudan ürün fiyatına ve rekabet gücümüze yansıdı. Rekabetçilik sadece satış fiyatıyla açıklanamaz; arka planda inovasyon, AR-GE ve marka gücü gibi orta ve uzun vadeli unsurlar da belirleyici. 2030 vizyonu doğrultusunda pazar kayıplarımızın nedenlerini kök neden analiziyle ele almamız ve stratejik adımlarımızı buna göre şekillendirmemiz gerekiyor.”

İSO 52. Grup Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sanayii Meslek Komitesi Başkanı ve KESİD Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, panelde şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz bu raporu hazırlarken aslında temel çıkış noktamız öngörülemezlik oldu. Bugün bu salonda kim gerçekten öngörülü bir bütçe yapabildiğini, planını uzun vadeli kurabildiğini rahatlıkla söyleyebilir? Enerji maliyetleri artık öngörülemez bir kalem haline geldi. Dalgalanmalar nedeniyle yaptığımız planları üç ayda bir, hatta aylık revize etmek zorunda kalıyoruz. Eskiden işçilik maliyetleri bizim için bir avantajdı; yanlış anlaşılmasın, ucuza çalıştırmaktan bahsetmiyorum. Ancak bugün geldiğimiz noktada, enflasyon oranında yaptığınız artışlar üç-altı ay sonra yetersiz kalıyor. Nitelikli çalışanı kaybetmemek için ilave artışlar ve sosyal destekler sağlamak zorunda kalıyoruz. Oysa biz kendi ustasını, teknik elemanını kendi içinde yetiştiren bir sektörüz ve bu ciddi bir yatırım gerektiriyor. Tüm bu unsurlar üst üste geldiğinde rekabetçiliğimizi doğrudan etkileyen bir maliyet baskısı oluşuyor.”

TÜRKBESD İthalat İhracat Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Canan Ergün Tavukçu da panelde şu şekilde konuştu:

“İçinde bulunduğumuz tabloyu yalnızca klasik piyasa rekabetiyle açıklayamayız. 2022–2025 arasında sektörde yüzde 22’lik bir daralma yaşandı; bu da yaklaşık 5,6 milyon adetlik bir kayba karşılık geliyor ve pazar büyüklüğü 2017 seviyelerine geriledi. Özellikle Avrupa pazarında Çin kaynaklı çok ciddi bir rekabet baskısı var. Çin’in 292 milyon adetlik üretim kapasitesine karşılık iç talebi 118 milyon seviyesinde kalıyor ve aradaki büyük kapasite fazlası ihracata yöneliyor. Avrupa Birliği ve ABD verileri de bunu gösteriyor; Çin’in ihracatı artarken Türkiye’nin ihracatında daralma yaşandı. Üstelik Çin’in sübvansiyonlar, düşük hammaddeye erişim ve finansman avantajları bulunuyor. Bunun yanında Türkiye’de işçilik maliyetleri Orta ve Doğu Avrupa’ya kıyasla belirgin şekilde yükseldi. Çelik başta olmak üzere girdilerde uygulanan antidamping ve ilave vergiler de maliyetleri ciddi biçimde artırıyor. Tüm bu unsurlar üst üste geldiğinde, küresel konjonktürdeki dalgalanmalarla birlikte sanayimizin rekabet gücü üzerinde ciddi bir baskı oluşuyor.”

Panelistlerin yaptığı değerlendirmelerin ardından etkinlik katılımcılardan gelen soruların yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.