Fiyat İstikrarı ve Sanayimiz…

2021’in sonlarına yaklaştığımız bugünlerde enflasyon-kur-faiz tartışmaları ekonomi gündeminin ilk sıralarını oluşturuyor. Hepimiz bu göstergelerdeki değişimleri anlık olarak takip etmeye çalışıyor, hayatımız üzerindeki etkilerini yakından hissediyoruz. Daha da önemlisi, bu değişimler geleceğe yönelik öngörü yapmamızı zorlaştırıyor.

Son günlerde birbirimize en çok sorduğumuz sorular şunlar: Yıllardır üzerinde adeta titrediğimiz finansal istikrarı, fiyat istikrarını yoksa kayıp mı ediyoruz? 1970’li yıllarda başlayan ve 1980, 1990’lıyıllarda ekonomimizin üzerine adeta bir kabus gibi çöken yüksek enflasyonlu günlere geri mi dönüyoruz?

İşte bu ayki meclis toplantımızı bu nedenle “İstikrarlı, Nitelikli ve Sürdürülebilir Bir Ekonomik Büyüme İçin Fiyat İstikrarı ve Güvenin Önemi” gündemi ile yaptık. Bu önemli konuyu sanayicilerimizle uzun uzadıya konuştuk, tartıştık ve ülkemiz için en iyinin ne olacağı konusunda fikir alışverişinde bulunduk.

Ayrıntılarını ilerleyen sayfalarımızda okuyacağınız bu konuda, Meclisimizde yaptığım konuşmanın çok kısa özetini burada da paylaşmak istiyorum.

Bugün enflasyon-kur-faiz göstergelerindeki değişimler nedeniyle geleceğe yönelik öngörü yapmak sadece sanayinin sorunu değil, tüm ekonomik aktörler için bir açmaz olmaya aday konu haline gelmiş bulunuyor. Sürekli fiyat istikrarı ve finansal istikrara vurgu yapmamızın nedeni, enflasyonist bir büyüme yapısının nitelikli ve sürdürülebilir olamayacağının farkında olmamız.

Son 20 yıldır elde ettiğimiz kazanımların en kıymetlisi finansal istikrar ve bu iklimin yaratmayı başardığı düşük enflasyondur. Bundan asla vazgeçilmemesi gerektiğini düşünüyorum. İsterse bunun bedeli yüksek büyümeden fedakarlık olsun… 1970’li, 80’li, 90’lıyılların yüksek enflasyon dönemlerini yaşamış bir sanayici olarak şuna tüm kalbimle inanıyorum ki, büyüme pahasına enflasyon görüşü ülkemizin yararına değil, asla kabul etmemeliyiz.

Değeri düşen TL karşılığında oluşacak bir ihracat artışı ve buna bağlı bir büyüme anlayışı uzun vadeli ve sürdürülebilir olamaz. Burada şunu özellikle vurgulamak isterim. 2021 Türkiye’sinde eski önemlerin “yap devalüasyonu, artır ihracatı!” zihniyetiyle yaşayan, finansal istikrardan uzaklaşıp devalüasyonlardan medet uman sanayici-ihracatçı olmak istemiyoruz. Bunu söylemeyi, sanayimizin bugününden ziyade geleceği adına üstlenmemiz geren bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Elbette sanayicilerin temel beklentisi düşük faiz ortamında yatırımlarını yapmak, üretmek. Fakat hepimiz bunu ne kadar arzu etsek de serbest piyasa koşullarında gerçekleşen fiyatlamalar var. Belirsizliği ortadan kaldırmadığınız, güven ve öngörülebilirliği artıramadığınız sürece düşük faizlerin olumlu etkileri kısa süreli olacak, orta vadede finansal istikrar riskleri artacaktır.

Özetle; odağında ekonomik rasyonalitenin olduğu akılcı, gerçekçi ve uygulanabilir politikalar orta ve uzun vadede herkesin yararınadır.

Ekim ayının son günlerinde Cumhuriyetimizin 98. Kuruluş yıl dönümünü kutlarken ülke ve toplum olarak, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını da barış, dostluk ve kardeşlik ruhuyla yarınlarımıza güvenle bakmanın azim ve kararlığında kutlayacağımıza yürekten inanıyorum. Bu inanç eşliğinde Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları bizlere vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

Erdal Bahçıvan
İstanbul Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Başkanı