Etkinlikler
SelectUSA Roadshow to Türkiye, Türk İş Dünyasını ABD Yatırım Fırsatlarıyla Buluşturdu
- 03.02.2026
- Etkinlikler

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ticaret Bakanlığı’nın ülkede yatırım yapmak isteyen şirketlere yönelik resmi yatırım destek ve networking programı olan SelectUSA kapsamında İstanbul Sanayi Odası (İSO), DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi ve ABD İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle SelectUSA Roadshow to Türkiye etkinliği Odakule’de düzenlendi.
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ev sahipliğinde, Türk iş dünyası açısından ABD pazarını daha yakından tanıma, yatırım fırsatlarını doğrudan muhataplarıyla değerlendirme ve uzun vadeli ortaklıklar kurma açısından önem arz eden bir platform özelliği taşıyan etkinliğe ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally katıldı.
Ölçek, sektör ve yatırım türlerine göre ABD’deki genel teşvik sistemine yönelik bilgilerin paylaşıldığı etkinlikte SelectUSA temsilcilerinin yanı sıra Iowa, Mississippi, Ohio, Pennsylvania, South Carolina, Virginia ve West Virginia olmak üzere yedi eyaletin kalkınma ofisleri tarafından yatırım ve iş yapma ortamına ilişkin güncel bilgiler verildi. Türk Yatırımcılar Gözünden ABD’de Yatırım Fırsatları Paneli ve ABD’de Hizmet Sağlayıcılar Panelleri ile de ABD'de yatırım yapmış ve çeşitli teşvik programlarından faydalanmış olan başarılı Türk firmalarının tecrübelerini aktardığı etkinlikte, ikili görüşmelerle Türk firmalarına ABD’ye açılma süreçlerinde, hukuk, finans, muhasebe, iş geliştirme, inşaat ve lokasyon seçimi konularında bilgiler de verildi.

İSO Yönetim Kurulu Üyeleri ile İSO Meclis ve Meslek Komiteleri Üyeleri’nin de yer aldığı etkinlikte DEİK ABD İş Konseyi Üyeleri ve ABD Eyalet Kalkınma Kuruluşlarının temsilcileri de bulundu. Ölçek, sektör ve yatırım türlerine göre ABD’deki genel teşvik sistemine yönelik bilgilerin paylaşıldığı etkinlikte sabah ve öğle oturumu olmak üzere “Türk Yatırımcılar Gözünden ABD’de Yatırım Fırsatları” ve “ABD Hizmet Sağlayıcılar” başlıklı paneller düzenlendi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye ve ABD’nin gerek dünyanın içinden geçtiği koşullar gerekse potansiyel vadeden ikili ticareti; birbirini tamamlayıcı, diğer bir ifadeyle “terzi usulü” tasarlanmış bir ortaklık zemini için muazzam bir fırsat teşkil ediyor. Bu fırsatı heba etme lüksümüz olmadığına göre, sektörler bazında titiz bir hazırlık süreci başlatarak, yürütülecek müzakerelerle iki ülkenin de kazançlı çıkacağı bir iş birliği modelini rahatlıkla oluşturabiliriz. Türkiye ve ABD, yatırımlar açısından birbirlerini tamamlayıcı birer ortak konumunda bulunuyor. Bu avantajı üçüncü ülkelere yönelik fırsata dönüştürmek için Türkiye ile ABD arasında karşılıklı yatırımlar çok önemli. Özellikle yüksek teknoloji ve dijitalleşme, otomotiv, beyaz eşya, tekstil-hazır giyim, elektrik-elektronik ve enerji alanlarında ortak projeler geliştirmek iki ülkenin çıkarına olacak” dedi.
Iowa, Mississippi, Ohio, Pennsylvania, South Carolina, Virginia ve West Virginia olmak üzere yedi eyaletin kalkınma ofisleri tarafından yatırım ve iş yapma ortamına ilişkin güncel bilgilerin aktarıldığı etkinliğin açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, SelectUSA Roadshow to Türkiye etkinliğinde oluşacak etkileşimin, yakın zamanda somut yatırım kararlarına ve kalıcı ortaklıklara dönüşeceğine inandıklarını söyledi. Bahçıvan, “Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz öngörülebilirlik ve kurumsal kolaylaştırıcılık ilkeleriyle güven veren bir yatırım ortamının kapılarını aralıyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinin, yalnızca ticaret hacmini artırmaya değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik ortaklıklar kurmaya odaklanması gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bu yaklaşım, iki ülkenin hem ekonomik büyümesini hem de küresel rekabet gücünü artıracaktır. Yakın dönemde iki ülke arasında gerçekleştirilen görüşmeler de bu yönde önemli bir mesaj vermiştir. Liderler düzeyindeki diyalog, stratejik ortaklık zeminini güçlendirme ve özellikle de yatırım ile ticaret alanlarında yeni bir ivme yaratma iradesini açıkça ortaya koymuştur. Gerek dünyanın içinden geçtiği koşullar gerekse potansiyel vadeden ikili ticaretimiz; birbirini tamamlayıcı, diğer bir ifadeyle ‘terzi usulü’ tasarlanmış bir ortaklık zemini için muazzam bir fırsat teşkil ediyor. Bu fırsatı heba etme lüksümüz olmadığına göre, sektörler bazında titiz bir hazırlık süreci başlatarak, yürütülecek müzakerelerle iki ülkenin de kazançlı çıkacağı bir iş birliği modelini rahatlıkla oluşturabileceğimiz kanaatindeyim. Bugün ABD, dünyanın en büyük ekonomisi ve önemli bir teknolojik güce sahip. Türkiye ise gelişmiş sanayi altyapısı, girişimcilik kültürü ve coğrafi konumu ile bölgesinin en büyük üretim üssü durumunda. İki ülke, bu yönleriyle yatırımlar açısından birbirlerini tamamlayıcı birer ortak konumunda bulunuyor. Bu avantajı üçüncü ülkelere yönelik fırsata dönüştürmek için Türkiye ile ABD arasında karşılıklı yatırımların çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.”

Konuşmasında “Özellikle yüksek teknoloji ve dijitalleşme, otomotiv, beyaz eşya, tekstil-hazır giyim, elektrik-elektronik ve enerji alanlarında ortak projeler geliştirmek iki ülkenin çıkarına olacaktır” diyen Bahçıvan, özetle şunları söyledi:
“Özellikle enerji güvenliği ve çeşitliliği, günümüzde yalnızca ekonomik değil; stratejik bir başlık haline gelmiş durumda. Nitekim hükümetlerimiz arasında imzalanan sıvılaştırılmış doğal gaz ve nükleer iş birliği anlaşmaları Türkiye’nin enerji arzındaki çeşitliliği artıracak hem ülkemizin hem de bölgemizin tedarik güvenliğini güçlendirecektir” vurgusunda bulundu. İki ülke arasında önemli potansiyele sahip e-ticarete de değinen Bahçıvan, şunları söyledi: “ABD, küresel ölçekte e-ticaret hacmi bakımından lider ülkeler arasında yer almaktadır. İki ülke arasındaki iş birliği bağlamında; ABD menşeli küresel pazaryerlerinin Türkiye’ye 100 milyon doların üzerinde yatırımla lojistik merkezleri kurması, ülkemizin stratejik bir pazar olarak değerlendirildiğini açıkça göstermektedir. Öte yandan ABD pazarı, hacmi ve potansiyeli sebebiyle e-ticarette Türk sanayicisi ve girişimcisi için öncelikli hedefler arasında yer almaya devam ediyor. Nitekim ABD, coğrafi uzaklığına rağmen firmalarımızın e-ticaret platformları aracılığıyla hatırı sayılır miktarda sipariş aldığı ülkeler arasında yer alıyor. Bu da ABD’li tüketicilerin Türk ürünlerine gösterdiği ilginin açık bir göstergesi olarak önümüzde duruyor.”

ABD İstanbul Başkonsolosu
Michael Lally
ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally de etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada şöyle konuştu:
Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye derin ve kalıcı bir ekonomik ilişkiye sahiptir. Mal ve hizmetlerde karşılıklı ticaret harcımız yıllık 42 milyar doları aşmış durumda ve Amerikan şirketleri Türkiye'deki en büyük ve en istikrarlı yabancı yatırımcılar arasında yer almaya devam ediyor. Bu esnada Türk firmaları küresel ölçekte giderek daha rekabetçi hala geliyor ve ABD'de operasyonlarını, üretimlerini ve ortaklarını genişletmeyi hedefliyor. Liderler düzeyinde ABD ile Türkiye arasındaki ikili ticaretin 100 milyar dolara ulaşması gibi ideal bir hedef koyuldu. Bu hedefe ulaşmak için yatırımlarının artırılması, tedarik zincirleri entegrasyonunun güçlendirmesi ve her iki taraftaki şirketlerin rekabet edip büyüyebileceği şeffaf piyasa odaklı politikalara vurgunun sürmesi gerekecek. İşte tam da bu noktada SelectUSA kritik bir rol oynuyor.

SelectUSA, ABD hükümetinin en büyük yatırım teşvik platformu olarak açık bir önceliğimizi, yani ABD’nin doğrudan yabancı yatırımın en büyük adresi olduğunu ortaya koymaktadır. Amerika, endüstriyel büyüme için ölçekleme, inovasyon, hukuki güvence, sermaye erişimi, enerji güvenliği ve dünyanın en üretken iş gücü gibi benzersiz avantajlar sunar. Doğrudan yabancı yatırım, ABD imalat sektörünü güçlendirir ve ortak ekonomik liderliğimizi pekiştirir. Türkiye’den, bilhassa bu salondaki imalat uzmanlarından ABD’ye yapılan yatırımlar, iki ülke arasındaki stratejik ekonomik ortaklığı daha da derinleştiriyor.”

SelectUSA Kıdemli Yatırım Danışmanı Stephanie Rothman, SelectUSA
Yapılan açılış konuşmalarının ardından, SelectUSA Kıdemli Yatırım Danışmanı Stephanie Rothman, SelectUSA hakkında kısa bir sunum yaptı. Rothman, yaptığı sunumda özetle şu hususlara değindi:
“Son birkaç yılda ABD ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerde istikrarlı bir artış söz konusu ve bu gerçekten çok sevindirici. Bunun, Türk yatırımcılarla yaptığımız görüşmelere ve burada SelectUSA Yatırım Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz verimli sohbetlere de yansıdığını düşünüyorum. Yaklaşık son 10 yılda Türkiye’den ABD’ye yapılan açıklanmış yeşil alan (greenfield) yatırımlarına baktığımızda, her iki tarafta da birçok ortak ve örtüşen sektör bulunuyor. Özellikle metaller, elektronik bileşenler, plastikler ve enerji, Türkiye’den ABD’ye yapılan yatırımların başlıca alanları arasında yer alıyor. Bu yatırımlar, ABD hükümetinin öncelikli sektörleriyle büyük ölçüde örtüşüyor ve bu da bizi SelectUSA’nın kim olduğuna ve ne yaptığına doğal bir şekilde getiriyor.
SelectUSA, Amerika Birleşik Devletleri’ne yatırım yapmak ve faaliyetlerini genişletmek isteyen dünyanın dört bir yanından yabancı şirketleri desteklemektedir. Yeşil alan yatırımlarına odaklanıyor ve iki ana paydaşla çalışıyoruz: sizler gibi yabancı yatırımcılar ve ekonomik kalkınma kuruluşu (EDO) ortaklarımız. Kuruluşumuzdan bu yana SelectUSA, 390 milyar doların üzerinde yatırımın hayata geçirilmesine katkı sağlamış ve ABD genelinde 265 binden fazla istihdamın oluşmasına destek olmuştur. Peki şirketlere nasıl destek oluyoruz? Bunu üç temel başlık üzerinden gerçekleştiriyoruz: uygulanabilir bilgi sunmak, bağlantılar için bir platform oluşturmak ve federal sistemi anlamanıza yardımcı olmak. Bu süreçte yalnız çalışmıyoruz; Türkiye’deki ABD Konsolosluğu ve Büyükelçiliği ekipleriyle çok yakın iş birliği içinde çalışıyoruz.”

Yapılan sunumun ardından etkinlik, “Türk Yatırımcılar Gözünden ABD’de Yatırım Fırsatları” başlıklı panel ile devam etti. Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar Başkanı ve TAİK SelectUSA Çalışma Grubu Başkanı Burak Orhun’un moderatörülüğü yaptığı panelde Borusan Holding Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, Ado Industries/CS Global Group Uygulayıcı Genel Müdürü Jade Yeşim Şencebe ve Mega Metal Genel Müdürü Yiğit Çetindağ konuşmacı olarak yer aldı.
Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar Başkanı ve TAİK SelectUSA Çalışma Grubu Başkanı Burak Orhun, panelin açılışında yaptığı girizgahta şunları söyledi:
“Açılış konuşmalarında hem Erdal Başkan hem de ABD İstanbul Başkonsolosu önemli konulara değindiler. İki ülke liderleri arasında, ticaret hacminin 100 milyar dolara ulaştırılması gibi çok önemli ve iddialı bir hedef bulunuyor. Bu hedefe ulaşmanın en temel yollarından biri de karşılıklı yatırımlar. Bu alanda yatırım yapmış çok değerli panelistlerimiz var; birazdan kendilerine değineceğiz. Bugüne kadar yapılan yatırımlar da az önceki sunumda gösterildi. Türk-Amerikan İş Konseyi, kurulduğu kırk yıldan bu yana bu konuda çok yoğun çalışmalar yürütüyor.
Bugüne kadar yaklaşık 130 projenin toplamda 12 milyar dolarlık bir yatırım hacmine ulaştığını görüyoruz. Ancak Amerika gibi büyük bir ekonomi düşünüldüğünde, bu rakamlar henüz yeterli değil. Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara ulaşabilmesi için bu yatırımların daha da artması gerekiyor. Tabii bu yatırımları artırırken ABD’yi tek bir ülke gibi düşünmemek gerekiyor. Her eyaletin kendine özgü dinamikleri, farklı ekonomik ve rekabetçi avantajları, farklı yatırım modelleri bulunuyor.”
Borusan Holding Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, panelde yaptığı konuşmada şöyle konuştu:
“2010 yılında Amerika pazarını ilk kez değerlendirdiğimizde, o dönemde de üretimimizin yaklaşık yüzde 20–30’unu zaten Amerika’ya ihraç ediyorduk. Yani Amerika, bizim için sıfırdan girilen bir pazar değildi. Bence Amerika’yı niş ya da ikincil bir pazar olarak değil, ana hedef pazarlarımızdan biri olarak konumlandırmamız, oradaki fırsatları daha erken görmemizi sağladı. O günkü yapımıza baktığımızda, üretiminin büyük bölümünü Türkiye’deki inşaat sektörüne yönelik, daha standart tip borular üreten bir firmaydık.
Ancak hedefimiz; otomotiv ve enerji gibi daha katma değerli, müşteri ve hizmet seviyesi beklentisi daha yüksek sektörlere yönelmekti. Bu alanlar, aynı zamanda Borusan’ın sanayi DNA’sına ve rekabet avantajlarına da daha uygun segmentlerdi. Bu nedenle bu alanları stratejik büyüme alanlarımız olarak belirledik. Amerika pazarını yakından takip etmemiz sayesinde, ülkenin enerji sektöründeki dönüşümünü oldukça erken ve zamanında yakalayabildik. O dönemde Amerika, kaya gazı teknolojileriyle petrol ve doğal gaz sektöründe ciddi bir açılım yapmış ve önemli bir rekabet avantajı elde etmişti. Biz de bu trendi zamanında fark ettik.”

Ado Industries/CS Global Group Uygulayıcı Genel Müdürü Jade Yeşim Şencebe, panel oturumunda şunları söyledi:
“Ado Madencilik bugün Amerika’da kurulmuş, “incorporated” bir şirket konumunda. Ancak bu noktaya gelmeden önce, distribütörler üzerinden Amerika’da nasıl var olabiliriz, müşteriye nasıl ulaşabiliriz, fizibilite çalışmalarını nasıl yapabiliriz sorularının peşinden gittik. Amerika mineral açısından çok farklı bir yapıya sahip. Bizim ürünümüz, Amerika’nın doğal karakteristiğine çok uygun bir ürün değildi. Buna rağmen, globalde ve özellikle sondaj sektöründe zaten bilinen, güçlü bir markaydık. Amerika’da ister istemez bir start-up gibi başlıyorsunuz. Ancak buna rağmen güçlü bir distribütör ağı kurduk ve ABD’de ana distribütör konumuna geldik. Şirket yapılanmamız Florida’da kuruldu.
Bu süreç bize şunu net bir şekilde gösterdi: Amerika’da iş yapmak istiyorsanız, önce orada gerçekten var olduğunuzu ve güvenilir olduğunuzu göstermeniz gerekiyor. Çünkü son kullanıcı, sizin oradaki sürekliliğinize ve ürünü sürdürülebilir şekilde tedarik edip edemeyeceğinize bakıyor. Biz bu güveni önce operasyonel anlamda verdik. Amerika’da 500’e yakın distribütörle anlaşmalar yaptık ve bu şekilde yola çıktık. Sonrasında da gördük ki en kritik konu, o ürünü gerçekten oraya getirmek ve orada sahiplenmek.”
Mega Metal Genel Müdürü Yiğit Çetindağ, panelde yaptığı konuşmada şu konulara değindi:
“Amerika pazarı, teknolojik ürünlerin ön planda olduğu ve teknolojinin çok hızlı geliştiği bir pazar. Bizim faaliyet gösterdiğimiz ürün grubunda, Amerika son derece stratejik bir konumda. Yaklaşık yirmi yıl boyunca Amerika’da birçok farklı iş ortağıyla çalışma fırsatı bulduk. Son yıllarda ise özellikle pandemiyle tetiklenen hem tedarik zincirlerindeki ve hem de dünya genelindeki regülasyonlarda yaşanan değişiklikler, bizi Amerika pazarına daha güçlü bir şekilde yönlendirdi. Özellikle 2020 yılından itibaren yatırım için davet alıyorduk ve bu daveti daha net hissetmeye başladık ve biz de bu süreci dikkatle değerlendirdik.
Ancak pazarın gerçekten içinde olmak büyük bir fark yaratıyor. Çünkü siz buradan yalnızca ihracatçı konumunda olduğunuzda, okyanusun diğer tarafında yer alan bir tedarikçi oluyorsunuz. Belirli bariyerleri aşmanız zorlaşıyor ve çoğu zaman müşteriler için ikinci alternatif tedarikçi olarak görülüyorsunuz. Pazarda fiziksel olarak var olmadığınız sürece bu algıyı değiştirmek kolay olmuyor. Bu durum bizim için stratejik bir kırılma noktası oldu. Temel motivasyonumuz, müşterinin ayak izini takip etmek ve onların tedarik zincirinin doğal bir parçası hâline gelmekti. Tedarik süreçlerindeki kırılganlığı azaltmak, müşterilerimize daha güvenli ve sürdürülebilir bir yapı sunduğumuzu hissettirmek bizim için en önemli hedeflerden biri oldu.”
Etkinliğin öğlen oturumunda da ABD pazarında faaliyet göstermek isteyen firmalara yönelik iki ayrı ABD Hizmet Sağlayıcılar Paneli düzenlendi. Panellerde; yatırım, hukuk, finans, vergi, lokasyon seçimi ve inşaat süreçlerine ilişkin kritik başlıklar ele alındı. ABD Ankara Büyükelçiliği Ticaret Ataşe Yardımcısı Yaprak Çakılcıoğlu’nun yönettiği panelde; Ada Business Strategies, Ozisik PLLC, VakıfBank New York Şubesi ve Manay CPA temsilcileri yer aldı. Panelde, ABD’de iş kurma ve yatırım süreçlerinde karşılaşılan hukuki, finansal ve vergisel konular katılımcılarla paylaşıldı.
Günün ikinci oturumu olan “ABD Hizmet Sağlayıcılar Paneli – 2” ise ABD İstanbul Başkonsolosluğu Ticaret Ataşe Yardımcısı Perim Akgüner moderatörlüğünde düzenlendi. Panelde Docra, Global Location Strategies ve Evans General Contractors temsilcileri, ABD’de lokasyon seçimi, yatırım planlaması ve inşaat süreçlerine ilişkin deneyimlerini aktardı.
ABD eyaletlerinin yatırım ortamlarını tanıtmaya yönelik Ekonomik Kalkınma Kuruluşları Kısa Tanıtım Sunumları gerçekleştirildi. Kürsüden yapılan sunumlarda; Iowa, Mississippi, Ohio–Pennsylvania, South Carolina, Virginia ve West Virginia eyaletlerinin ekonomik yapıları, yatırım imkânları ve sundukları teşvikler katılımcılarla paylaşıldı.
Sunumlarda, eyaletlerin öne çıkan sektörleri, iş gücü yapıları, lojistik avantajları ve yabancı yatırımcılara sağlanan destek mekanizmaları hakkında bilgilendirme yapıldı. ABD pazarına açılmayı hedefleyen firmalar için farklı eyaletlerin sunduğu fırsatlar karşılaştırmalı olarak ele alındı.
Programın devamında, Ekonomik Kalkınma Kuruluşları, ABD merkezli hizmet sağlayıcılar ve potansiyel yatırımcı firmalar arasında ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde katılımcılar, yatırım projelerine ilişkin doğrudan temas kurma, iş birliği olanaklarını değerlendirme ve ABD pazarına giriş stratejilerini detaylandırma imkânı buldu.