Etkinlikler
Yapay Zekanın İş Gücü Piyasasına Etkileri ve İnsan Kaynağında Yeni Yeterlilikler İhtiyacı, Odakule’de Yapılan Panellerde Konuşuldu
- 14.01.2026
- Etkinlikler

İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve Kapadokya Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Yapay Zekânın İşgücü Piyasasına Etkileri ve İnsan Kaynağında Yeni Yeterlilikler İhtiyacı” toplantısında Türkiye sanayisinin, iş gücünün ve toplumun geleceği ele alındı.
İSO Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı, toplantıya Milli Eğitim Eski Bakanı ve TÜRKPA Eğitim, Kültür, Sosyal ve İnsani Meseleler Komisyonu Üyesi Mahmut Özer, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Beyoğlu Kaymakamı A. Atakan Atasoy ve Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar katıldı.
İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş, İSO Yönetim Kurulu Üyeleri Kemal Akar, Vehbi Canpolat, Hüseyin Çetin ve Dr. Faruk Sarı’nın da yer aldığı etkinliği akademisyenler ve sanayiciler ilgiyle takip etti. Etkinlikte, sabah ve öğleden sonra olmak üzere, “Yapay Zekânın İş Gücü Piyasasına Etkileri: Fırsatlar ve Riskler” ve “Yapay Zekâ ile İşgücü Piyasasında Ortaya Çıkan Yeni Beceri İhtiyacı” konu başlıklı paneller de düzenlendi.

Milli Eğitim Eski Bakanı ve
TÜRKPA Eğitim, Kültür,
Sosyal ve İnsani Meseleler
Komisyonu Üyesi Mahmut Özer
Milli Eğitim Eski Bakanı ve TÜRKPA Eğitim, Kültür, Sosyal ve İnsani Meseleler Komisyonu Üyesi Mahmut Özer, yaptığı konuşmada “Yapay zekâ okur yazarlığı için ülke olarak çaba sarf etmemiz gerekiyor. En çok çalışanları etkileyecek olan yapay zekâ, iş gücü piyasasında neleri değiştiriyor? Sahici tehdit var mı? Ülkemiz yapay zekayı nasıl algılıyor ve bu konuda neler yapıyor? Yapay zekâ çağında iş pozisyonlarını korumak için hayat boyu öğrenme, seçenek değil artık zorunluluk” dedi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da yaptığı açılış konuşmasında, “Yapay zekâ çağında rekabet makineler arasında değil, bireylerini bu çağa doğru hazırlayan toplumlar arasında yaşanacak. Bu bağlamda yapay zekâ ve ileri teknolojilerle ilgili tartışmalar, artık; “Gelecekte ne olacak?” sorusundan çok, “Bu dönüşüme ne kadar hazırız?” sorusu etrafında şekilleniyor. Yapay zekanın doğru hazırlanıldığında ve doğru kullanıldığında yüksek katma değerli bir fırsat alanı olduğuna inanıyorum” dedi.
Etkinliğin açılışında kısa bir konuşma yapan Milli Eğitim Eski Bakanı ve TÜRKPA Eğitim, Kültür, Sosyal ve İnsani Meseleler Komisyonu Üyesi Mahmut Özer, şunları söyledi:
“Yapay zekâ okur yazarlığı için ülke olarak çaba sarf etmemiz gerekiyor. En çok çalışanları etkileyecek olan yapay zekâ, iş gücü piyasasında neleri değiştiriyor? Sahici tehdit var mı? Ülkemiz yapay zekayı nasıl algılıyor ve bu konuda neler yapıyor? Tüm alanlarda, işverenler de dahil olmak üzere ciddi manada okur yazarlığa ihtiyaç var. Yapay zekâ çağında iş pozisyonlarını korumak için hayat boyu öğrenme, seçenek değil artık zorunluluk. Diploma kaderini belirliyor ama yapay zekâ ile bazı iş alanları daralırken, bazıları da açılıyor. Dolayısıyla kısa eğitimlerle öğrenmeye devam etmek gerekiyor.
Hayat boyu öğrenme artık toplumlar için bir seçenek değil, bir zorunluluk. Yani sürekli öğrenme, sürekli adapte olma, sürekli güncelleme. Özellikle orta beceri ve alt becerideki çalışanlarımız için, iş pozisyonlarını koruyabilmek için kendilerini sürekli güncellemeleri artık en önemli sorumluluklardan biri. Bu kıymetli mesleki yetenekler konusunda kurum başkanımızın söz edeceği çok şey var. Türkiye'de maalesef diplomalar insanların kaderini belirliyor. Yani hangi diplomayı aldıysa, ömrünün sonuna kadar o alanda istihdam edilme imkanları oluyor. Ancak yapay zekâ çağında, ekonomik değişimlerle birlikte bazı alanlar daralırken bazı alanlar ise açılmaya başlıyor. Kısa vadeli, kısa süreli eğitimlerle beceri transferine imkân veren ve iş gücü piyasası tarafından talep edilen yeni bir ekonomiye ihtiyacımız var. Bugün çok kıymetli panelistlerimizle birlikte yapay zekanın iş gücü piyasasındaki etkilerini ve yeni ortaya çıkacak becerilerin hem dünya genelinde hem de Türkiye özelinde nasıl şekilleneceğini tartışacağız.”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan konuşmasında yapay zekanın yalnızca bir yazılım, otomasyon aracı ya da verimlilik unsuru olmadığını, iş yapma biçimlerini, karar alma süreçlerini, kurumsal yapıları ve meslek tanımlarını dönüştürmekle kalmayıp aynı zamanda bireylerin iletişim biçimlerini ve sosyal ilişkilerini de derinden etkilediğini söyledi. Bahçıvan, şunları söyledi:
“Bu nedenle yapay zekâyı yalnızca; “ne kazandırır?” sorusuyla değil; “neyi dönüştürür, nasıl uyum sağlarız?” sorularıyla ele almak durumundayız. Yapay zekânın iş gücünü dönüştürücü etkisine uyum sağlayabilmek için uygulanabilecek yöntemlerin başında hayat boyu öğrenme geliyor. Yeni beceriler elde etmenin yanı sıra gelişen koşullar karşısında sürekli güncel kalabilmeyi de sağlayan hayat boyu öğrenmeyi hem şirketlerin hem de bireylerin yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirmeleri gerek. Bu kapsamda, Odamız bünyesinde kurduğumuz İSO Akademi ile uygulamakta olduğumuz eğitim modeli, hayat boyu öğrenme anlayışının sanayimizdeki kurumsal karşılığı olarak önemli bir rol üstleniyor. Buradaki temel yaklaşımımız çok net; bugünün dünyasında rekabet gücü, sahip olunan diplomadan çok, sürekli güncellenen bilgiye, gelişen becerilere ve değişimi yönetebilme yetkinliğine dayanıyor.”

İSO Akademi çatısı altında yürüttükleri çalışmalarda; dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri okuryazarlığı, liderlik, stratejik düşünme ve yönetişim gibi alanları, sanayinin gerçek ihtiyaçlarıyla örtüşecek şekilde ele aldıklarına işaret eden Bahçıvan, şöyle konuştu:
“Yapay zekâ çağında rekabet; makineler arasında değil, bireylerini bu çağa doğru hazırlayan toplumlar arasında yaşanacak. Bu bağlamda yapay zekâ ve ileri teknolojilerle ilgili tartışmalar, artık; “Gelecekte ne olacak?” sorusundan çok, “Bu dönüşüme ne kadar hazırız?” sorusu etrafında şekilleniyor. Yapay zekanın doğru hazırlanıldığında ve doğru kullanıldığında yüksek katma değerli bir fırsat alanı olduğuna inanıyorum. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde devrim niteliğinde ilerlemelerin yaşandığı bir süreçte, firmaların orta vadede yapacakları yatırımlarda başta yapay zekâ olmak üzere teknolojiyi önceleyecekleri net bir şekilde anlaşılıyor.”
İş dünyasının genelinde olduğu gibi sanayinin başarısı için de en önemli unsurların başında nitelikli iş gücünün geldiğine değinen Bahçıvan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Nitelikli iş gücü için olmaz olmazımız ise iyi bir eğitim sistemi. İSO olarak bu gerçekten hareketle mesleki eğitimden, hayat boyu öğrenmeye ve üniversite-sanayi iş birliğine kadar birçok alanda farklı eğitim projelerini hayata geçiriyoruz. Bunların en önemlilerinden biri Milli Eğitim Bakan Yardımcılığı ve Bakanlığı döneminde Mahmut Özer Bakanımız ile hayata geçirdiğimiz İSO Mesleki Eğitim Projesi-İSO MEİP’dir. Öğrenciyi üretimle, öğretmeni sektörle, okulu sanayiyle aynı masa etrafında buluşturan bir ortak yönetim modeli olan İSO MEİP, mesleki eğitimi yalnızca bir okul süreci olmaktan çıkarıp istihdamla doğrudan ilişkili bir ekosistem haline getirdi” dedi.

Geçen yılsonunda yapılan ve küresel ölçekte 1.350 CEO’yu kapsayan araştırma, CEO’ların yüzde 71’inin yapay zekayı öncelikli yatırım alanı olarak gördüğünü, yüzde 69’unun ise bütçelerinin yüzde 10 ila 20’sini bu teknolojiye ayırdığını ortaya koyduğunu hatırlatan Bahçıvan, özetle şu ifadeleri kullandı:
“Bununla birlikte, teknolojik gelişmelerin toplum ve sanayi düzeyinde etkili ve sürdürülebilir olması, ancak insan sermayesinin de bu dönüşüme entegre edilmesiyle mümkün. İşte tam da bu nedenle önde gelen tüm ülkeler, beşerî kaynaklarını yeni koşullara ve ihtiyaçlara göre hazırlayacak rekabetçi bir eğitim sistemi arayışı içindeler. Biz de ülke olarak, tüm bu teknolojik gelişmeleri ve değişen çalışma biçimlerini dikkate alarak ülkemizin gelecek 25-30 yıllık iş gücü planlamasını vakit geçirmeden yapmalı, tüm eğitim sistemimizi buna göre kurgulamalıyız. Bu doğrultuda; temel eğitimden mesleki eğitime, üniversiteden lisans üstü eğitime kadar hayat boyu öğrenme yaklaşımını da içeren kapsamlı bir reform ihtiyacı kendisini hissettiriyor.”

Kapadokya Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Hasan Ali Karasar
Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar da yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“Yapay zekâ alanında sanayi tarafında başka bir gerçeklik karşımızda. Firmalarımızı yönetenler aslında çok iyi niyetli bir şekilde mümkün olduğunca teknolojiye kapılarını açmaya gayret ediyorlar ama aynı zamanda en zor şey organizasyon kültürlerini değiştirmek, insan kaynakları politikalarını, kariyer planlama modellerini de en baştan yeniden düşünmek zorundalar. Bugün dünyada da ülkemizde de pek çok aslında büyük sanayi şirketinin yirminci yüzünün ilk yarısındaki kurallarla yoluna devam ettiğini unutmamamız lazım. Bugün mühendisliklerde artık sadece teknik yeterlik değil, birkaç tane önemli yeterlik bekliyoruz. Bunların en başında veri okur yazarlığı, özellikle büyük veriyle nasıl baş edebileceğimizi bilmez gerekiyor. İkinci olarak süreç tasarımı konusunda yeni süreçleri tasarlamak ve uygulamak konusunda yetkinlikler bekliyoruz. Elbette etik duyarlılık, siber güvenlik farkındalığı ve en önemli bekledikleriniz.
Bugün mühendisliklerden artık sadece teknik yeterlikler değil, birkaç önemli yeterlik de bekliyoruz. Bunların en başında veri okuryazarlığı, özellikle büyük veriyle nasıl baş edebileceğimizi bilmek yer alıyor. Bunun dışında, süreç tasarımı konusunda yeni süreçleri tasarlamak ve uygulamak konusunda yetkinlikler bekliyoruz. Elbette etik duyarlılık, siber güvenlik farkındalığı ve en önemlisi diğer beklentiler de yer almakta. Aynı şekilde, insan kaynakları profesyonellerinin de artık bu alanda çok iyi örnekleri olan bir yetkinlik setine sahip olmaları gerekiyor. Yapay zekâ destekli işe alım, performans analizi ve yetenek yönetim sistemlerini anlayabilen profesyonellere ihtiyaç duyuluyor. İşte bu nedenle, bugünkü toplantıyı son derece kıymetli buluyoruz.”

Yapılan açılış konuşmalarının ardından etkinlik, “Yapay Zekânın İş Gücü Piyasasına Etkileri: Fırsatlar ve Riskler” başlıklı 1’inci panel oturumuyla devam etti. Yapay Zekâ Stratejisti ve Aionire Kurucusu Barış Karakullukçu’nun moderatörlüğünü yaptığı panelde, Beko Veri ve Yapay Zekâ Direktörü Sevgi Çakmak, Ziraat Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Bayram Tuzcu, Eczacıbaşı Holding Bilgi ve İletişim Sistemleri Grup Başkanı Hilmi Koçak ve SabancıDX Genel Müdürü Mehmet Fırat konuşmacı olarak yer aldı.
Beko Veri ve Yapay Zekâ Direktörü Sevgi Çakmak, panelde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Dünya sürekli bir dönüşüm içinde. Ve bu dönüşüm yalnızca teknolojide değil; düşünme biçimlerimizde, çalışma alışkanlıklarımızda ve değer üretme yöntemlerimizde yaşanıyor. Bugün iş yapmanın sürekli yeni biçimlerini keşfediyoruz. Bu noktada yapay zekâ odaklı çözümler, sadece bir araç değil; iş yapış biçimimizi kökten dönüştüren bir kaldıraç hâline gelmiş durumda. Geçmişte belirli bir verimlilik seviyesine ulaşmak yıllar alırken, bugün bu eşik çok daha kısa sürede aşılabiliyor. Bu da bireylerin çok daha erken aşamada değer üretmeye başlamasını sağlıyor. Sonuçta yalnızca hız değil; kişisel performans da ciddi biçimde güçleniyor. Bu dönüşüm yalnızca bireysel düzeyde kalmıyor. Şirketler de yapay zekâ destekli süreçleri kullanarak operasyonlarını daha verimli hâle getiriyor. Karar alma hızlanıyor, hata payı azalıyor, kaynak kullanımı daha akıllı bir noktaya taşınıyor. Bu kapsamda satın alma davranışları da değişiyor. Bireylerin hayatlarındaki öncelikler, beklentiler ve alışkanlıklar dönüşüyor. Ve bu değişim, şirketlerin davranışlarını da doğrudan etkiliyor. Son dönemde büyük şirketlerin çok sayıda çalışanla yollarını ayırdığını gördük.”
Ziraat Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Bayram Tuzcu, yaptığı konuşmada şöyle konuştu:
“Bugün yapay zekâyı konuşurken, onu sanki hayatımıza yeni girmiş bir kavram gibi ele alıyoruz. Oysa makine öğrenmesi, risk analizi ve veri temelli karar mekanizmaları uzun süredir iş yapış biçimlerimizin bir parçasıydı. Farklı olan ise son dönemdeki gelişmelerle birlikte bu teknolojilerin erişimi, hızı ve etki alanı dramatik biçimde genişlemesi. Artık yapay zekâ yalnızca belirli ekiplerin ya da teknik uzmanların kullandığı bir araç değil. Biz kendi organizasyonumuzda, 500’ün üzerinde tasarımcının günlük iş akışlarında yapay zekâdan aktif olarak destek aldığını görüyoruz. Bu, yalnızca bir teknoloji kullanımı değil; üretme, düşünme ve değer yaratma biçiminin dönüşümü anlamına geliyor. Burada asıl kritik nokta, yapay zekânın insanın yerini alması değil; insanın beceri setini genişletmesi. Biz yapay zekâyı, çalışanlarımızın yetkinliklerini derinleştiren, karar kalitesini artıran ve ortaya koydukları çıktının katma değerini yükselten bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz.”
Eczacıbaşı Holding Bilgi ve İletişim Sistemleri Grup Başkanı Hilmi Koçak, panelde özetle şu konulara değindi:
Bugün iş alanında pozisyon sayısında bir artış beklentisi var. Ama bu artışı yalnızca “daha çok insan” üzerinden değil, verimliliği nasıl tanımladığımız üzerinden okumamız gerekiyor. Çünkü verimliliğin bireysel ve kurumsal olmak üzere iki ayrı boyutu var. Ve bunlar aynı şey değil ama birbirlerini besliyorlar. Kurumsal verimlilik çoğunlukla teknoloji ve süreçten geliyor. Sistemleri iyileştirirsiniz, akışı hızlandırırsınız, maliyeti düşürürsünüz. Ama esas verimlilik, işi yapay zekâyı merkeze alarak baştan tasarladığınızda ortaya çıkıyor. Eğer bireysel verimliliği esas alarak tasarlarsanız, insanın iş yapma biçimi dönüşüyor. Bugün bizim yapmaya çalıştığımız şey, bu ikisini birbirinden ayırmadan, birlikte ele almak. Yapay zekâ artık bir teknoloji konusu olmaktan çıktı. Bu bir yetenek stratejisi dönüşümü haline geldi. Ve bu dönüşüm üniversiteden sonra başlayan bir süreç değil; tabiri caizse beşikten başlıyor. Artık yapay zekâ deneme aşamasında değil. Entegrasyon aşamasında. Ve bu entegrasyon, önümüzdeki dönemde hızlanarak artacak.”

SabancıDX Genel Müdürü Mehmet Fırat da şu yorumlarda bulundu:
“Bugün içinde bulunduğumuz dönüşüm sürecinde şunu net biçimde söylemek gerekiyor: Bu yolculuk ne yalnızca yetkinlikle ne sadece yetenekle ne de tek başına teknolojiyle yürütülebilir. Üçünü birlikte ve doğru biçimde ele almak zorundayız. Çünkü yapay zekâ ile yaptığımız en küçük iyileştirme bile, iş süreçlerinde verimliliği katlanarak artırıyor. Küçük dokunuşlar, beklenmedik ölçekte değer üretiyor. Enerji tarafına baktığımızda ise tablo daha da karmaşıklaşıyor. Bir yandan yeşil enerjiye geçmemiz gerekiyor; diğer yandan bu enerjinin doğası gereği yönetimi zor oluyor. Güneşin ne zaman ve ne kadar üretim yapacağı belli değil, rüzgâr da aynı şekilde. Depolama ise hâlâ en büyük zorluklardan biri. İşte tam bu noktada, bu karmaşık denklemi yönetmenin en rasyonel yolu yapay zekâdan geçiyor. Planlama, tahminleme ve optimizasyon ancak bu araçlarla mümkün hale geliyor. Türkiye açısından baktığımızda ise yetenek gelişimi kritik bir eşikte duruyor.”
Öğle arasının ardından etkinlik, Yapay Zekâ ile İşgücü Piyasasında Ortaya Çıkan Yeni Beceri İhtiyacı” paneli ile devam etti. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü, AITR Eş Başkanı, Girişimci Prof.Dr. Altan Çakır’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Aşkın Tören, Kariyer.net Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Barış Karadenizli, Borusan Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, MEF Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Özlük, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Veysel Bozkurt konuşmacı olarak yer aldı.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Veysel Bozkurt, panelde özetle şunları söyledi:
“Endüstri Devrimi’nden bu yana böylesine büyük bir kırılmayı hiç yaşamadık. Bugünkü eğitim sistemimiz hâlâ Endüstri Devrimi’nin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş durumda. Standartlaştırılmış, seri üretim mantığıyla insan yetiştirmeye odaklanan bir yapıdan söz ediyoruz. Son kırk yılda, post-endüstriyel dönemin getirdiği esneklik, değişime uyum ve çok yönlülük gibi kavramları sisteme eklemeye çalıştık. Ama üniversitelerimiz hâlâ büyük ölçüde endüstri çağının mantığıyla mezun veriyor ve günümüzün ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bugün geldiğimiz noktada, yapay zekâ birçok alanda en yetenekli uzmanlardan bile daha iyi performans gösterebiliyor. Üstelik bu sadece başlangıç. Teknik işler, analiz gerektiren görevler, hatta uzmanlık isteyen pek çok alan giderek yapay zekâ tarafından daha iyi yapılabilir hâle geliyor.”
MEF Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Özlük, şu huşulara dikkat çekti:
“Üniversitelerin uzun süredir ciddi bir reforma ihtiyacı vardı. Bunu hepimiz biliyorduk. Ama görmezden geliyorduk. Yapay zekâ, ertelediğimiz bu gerçekleri artık saklanamaz hâle getirdi. Bizi bir anlamda kışkırttı. Bugün yapay zekâ sayesinde fark ettiğimiz şey şu: Sorun yalnızca teknoloji değil; sorun, üniversitelerin hâlâ geçmişin dünyası için insan yetiştiriyor olması. Akademi uzun yıllardır, sanayi devrimi mantığıyla tasarlanmış bir eğitim modelini küçük rötuşlarla sürdürmeye çalıştı. Yapay zekâ tam da bu noktada devreye girdi. Ve şunu açıkça gösterdi: Teknik bilgi artık tek başına ayırt edici değil. Hatta bazı alanlarda, yapay zekâ en yetkin uzmanlardan bile daha iyi sonuçlar üretebiliyor.”
Borusan Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ da paneldeki konuşmasında şöyle konuştu:
“Yeni becerileri hayatımıza sokmak tek başına yeterli değil. Asıl kritik olan, bu becerileri iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline getirebilmek. Çünkü bizi bekleyen dönüşüm, belirli alanlarla sınırlı değil; bütün sektörleri kapsayan, derin ve yapısal bir dönüşümden söz ediyoruz. Elbette bazı sektörlerde bu değişimin çok daha hızlı yaşandığını da gözlemliyoruz. Bu tablo karşısında gelişim planlamasını ve yetenek–beceri planlamasını yeniden ele almak zorundayız. Yaptığımız değerlendirmelerde, özellikle yapay zekâ odağında, üç ana ihtiyaç grubunun öne çıktığını görüyoruz. Birincisi; liderlik boyutu. Yapay zekâ dönüşümü kendiliğinden yayılacak bir süreç değil. Bu dönüşümü tetikleyecek, yön verecek ve sahiplenilecek liderlik yol haritalarının net biçimde tanımlanması gerekiyor.”
Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Aşkın Tören, özetle şunları söyledi:
“Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak ele alamayız. Bu, aynı zamanda çok bir iş gücü meselesi. Bugün dünyada yaşadığımız şey sessiz bir dönüşüm değil; ekonomik yapıdan toplumsal ilişkilere, çevresel etkilerden çalışma biçimlerine kadar her alanda hissedilen gürültülü bir sarsıntı. Önümüzde çok belirgin bir beceri değişimi var. Yapay zekâ bu değişimi hızlandırıyor. Türkiye’ye baktığımızda ise güçlü bir potansiyel görüyoruz. Genç nüfusumuz, teknolojiye yatkınlığımız ve üretim kabiliyetimiz önemli avantajlar sunuyor. Ancak küresel piyasalarda geçerli olan iş becerileriyle, mevcut iş gücü piyasamız arasında hâlâ bir uyumsuzluk bulunuyor. Doğru politikalarla bu tabloyu tersine çevirmek ve rekabet avantajı yaratmak mümkün. Ancak şunun da farkındayız: Yapay zekâ ve insan iş birliği doğru kurgulandığında umut veriyor, ihmal edildiğinde ise eşitsizlik üretiyor. Bizim sorumluluğumuz, bu fırsat penceresinin kaçırılmamasını sağlamak.”
Kariyer.net Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Barış Karadenizli, panelde şunları söyledi:
“Bugün şunu çok net görüyoruz: İşverenler çalışan arıyor ama bulmakta zorlanıyor. Bu yalnızca bir yetenek açığı meselesi değil; bu, yapısal bir kırılma. Zaten başlı başına zorlayıcı olan bilişim sektörü personel konusu, artık bambaşka bir boyuta ulaşmış durumda. Çünkü rekabet yalnızca ürünle, fiyatla ya da hızla ilgili değil. Rekabetin merkezinde artık şu soru var: Elinizdeki veriyi nasıl yönetiyorsunuz? Veriyi kim daha iyi okuyor, kim daha iyi anlamlandırıyor ve kim daha hızlı aksiyona dönüştürüyor? Bu çerçevede üç ana eksen görüyoruz. Birincisi, mimariyle ilgilenenler. Veri bilimi, bulut tabanlı sistemler, altyapı kurguları… Yani sistemin omurgasını kuran, uzun vadeli ölçeklenebilirliği ve güvenliği düşünen ekipler. Bu alan kritik; çünkü yanlış bir mimari, ne kadar iyi fikir olursa olsun sizi geriye çekebilir.”