İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, “Görevimi Huzurla Devrediyorum Ancak Türkiye’nin Üretim Davasına Olan İnancımı Devretmiyorum Türkiye’nin Geleceği Üretimdedir”

  • Meclis Konuşması
eylul_meclis_manset_01

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin eylül ayı olağan toplantısı “Marka değeri güçlü, daha vizyoner bir İSO için dünya, bölge, Türkiye ve üretim hayatı üzerine düşünceler, değerlendirmeler” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı 2022/2026 çalışma döneminin bu son meclis toplantısında İSO Meclis Üyeleri gündeme yönelik değerlendirmelerini paylaştı.

T.C. Beyoğlu Kaymakamı A. Atakan Atasoy, İSO Yönetim Kurulu Üyeleri ve İSO Meclis Üyeleri’nin yer aldığı Meclis toplantısını basın mensupları da ilgiyle takip etti.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, görev dönemleri boyunca üretimin gücünü korumayı, sanayicinin rekabetçiliğini geliştirmeyi ve İSO’nun sanayinin güçlü sesi olmasını temel öncelik olarak gördüklerini vurguladı. Enflasyon, yüksek maliyetler ve sıkı finansal koşullar karşısında sanayinin üretim gücünün korunması gerektiğini söyledi. Bahçıvan, “Görevimi huzurla devrediyorum ancak Türkiye’nin üretim davasına olan inancımı devretmiyorum. Türkiye’nin geleceği üretimdedir. Sanayisine sahip çıkan bir Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir engel yoktur” dedi.


İSO Meclis Başkan Yardımcısı
Sadık Ayhan Saruhan

İSO eylül ayı Meclis toplantısı, İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan tarafından açıldı. Saruhan, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bizler çok iyi biliyoruz ki: Ticaret ailelerin, sanayi ise toplumların refahını artırır. Güçlü bir sanayi; yalnızca fabrikaların büyümesi değil; daha fazla istihdam, daha yüksek gelir ve daha güçlü bir toplumsal refah demektir. Bu nedenle sanayileşme bilincinin sadece bizler tarafından değil, toplumun tamamı tarafından anlaşılması gerekir. İstanbul Sanayi Odası bu bilincin topluma kazandırılması için büyük bir gayret göstermektedir. Bu anlayışla, geride bıraktığımız 4 yıl boyunca durmaksızın çalıştık. Türk sanayisinin önünün açılması için; bakanlarımızla, bürokratlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla ve akademisyenlerimizle yan yana, omuz omuza çok sayıda ortak çalışma yürüttük. Çünkü Sanayicinin önünü açmanın Türkiye'nin önünü açmak olduğuna inanıyoruz. Elbette finansmana erişimden nitelikli insan kaynağına, enerji maliyetlerinden mevzuata kadar pek çok yapısal sorunumuz mevcut.

Ancak sanayi, uzun vadeli düşünmeyi gerektirir. Bugün atılan bir adımın sonucunu yıllar sonra alırsınız. Bu yüzden günü kurtaran değil, geleceği kuran politikalara ihtiyacımız var. En büyük önceliğimiz, üyelerimizi Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına yönlendirmek, Teknopark ve Ar-Ge merkezleriyle güçlü bağlar kurmalarını teşvik etmek olmalıdır. Unutmamalıyız ki, üyelerimizin kendi iç yenilikçi kapasitelerini geliştiremediğimiz sürece, en gelişmiş teknoloji transfer politikaları bile bu merkezlerden beklenen verimi alamayacaktır. Dolayısıyla, İstanbul Sanayi Odası olarak artık yeni fikirler ve söylemler üretmenin ötesine geçerek sahada somut adımlar atmak zorundayız. Süreç içerisinde yürüttüğümüz ETP (Endüstriyel Tasarım Prototipleme Projesi) ve nitelikli okul, mezun ve istihdamı hedeflediğimiz ve sadece öğrencilerin değil eğiticilerin de niteliklerinin arttırılmasının amaçlandığı İSO MEİP (Mesleki Eğitim İşbirliği Projesi) gibi güçlü adımları atmalı ve nitelikli insan kaynağımızı güçlendirecek İSO Akademi’ye benzer yeni ve vizyoner somut projeleri hızla hayata geçirmeliyiz.”

Ana gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşmasının ardından İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan, gündeme dair konuşmasının ardından açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti.


İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul Sanayi Odasının tüm sanayiciler için kıymetli bir yuva ve değerli bir marka olduğuna söyledi, “Biz sanayicilerin hayatında anlamlı yeri olan bu kurumu her açıdan güçlü kılmak öncelikli hedefimiz. Çok net bir şekilde ifade edecek olursam; sanayimize sahip çıkmanın, sanayimizin sorunlarını çözmenin yolu güçlü bir İSO’dan geçiyor. Siz değerli meclis üyelerimizin de kıymetli görüş ve önerileriyle İstanbul Sanayi Odası’nın gücüne güç katma çabalarına herkes destek olmalıdır” dedi.

Bu yılın son çeyreğine girerken, Orta Doğu Savaşı, Rusya-Ukrayna Savaşı, Rusya ve Almanya arasındaki gerilim, derinleşen tedarik sorunları, yükselen maliyetler, sıkılaşan finansal koşullar gibi gibi yaşanan pek çok gelişmenin dünya ekonomisinin yeniden bir stres testinden geçmekte olduğunu gösterdiğini belirten Bahçıvan, şu ifadeleri kullandı:

 “Tüm dünya gibi ülkemiz de -savaş bölgelerine olan yakınlığının da etkisiyle- jeopolitik çalkantıların etkilerini birçok kanaldan hissediyor. En önemli etkilerden biri, hiç şüphesiz ekonomik büyüme tarafında görülüyor. 2026 yılında büyümenin yüzde 3’ün hafif üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Büyüme yavaşlarken, sanayi sektörünün genel ekonomiden negatif ayrıştığını ve sektörlerimiz için zorlu koşulların artarak devam ettiğini de unutmamak gerekiyor. Enflasyon ise en önemli makro kırılganlığımız olmaya devam ediyor. Ve ne yazık ki, savaş bu alandaki faturayı daha da artırmış durumda.”

Açıklanan OVP’de sanayiyi önceleyen yaklaşımın geçmiş dönemlere göre daha güçlü biçimde yer aldığını da vurgulayan Bahçıvan, sözlerini şu şekilde sürdürüdü:

 “Ankara’da sanayiyi pozitif ayrıştırmaya ve önümüzdeki üç yıllık dönemde sanayinin rekabet gücünü koruyacak farklı modelleri devreye almaya yönelik güçlü bir iradenin oluştuğunu gözlemliyoruz. Bunun ilk adımlarını da finansman tarafında görmeye başladık. Ancak bir kere daha önemle uyarmak isterim ki; enflasyonla mücadelenin sanayinin üretim gücünü zayıflatmaması gerekiyor.

Aksi halde bugün talep üzerinden çözmeye çalıştığımız enflasyon sorununun yarın üretim ve arz tarafında yeni bir probleme dönüşme riskiyle karşılaşabiliriz. Ekonomi yönetiminin meselenin farkında olduğunu görmek bizim için önemlidir. Önümüzdeki dönemde sanayiye yönelik daha uzun vadeli finansman imkânlarının, sektörlerin kendi gerçeklerini dikkate alan destek mekanizmalarının ve rekabet gücünü koruyacak yeni araçların devreye alınmasını bekliyoruz. Türkiye’nin emek yoğun sektörlerden vazgeçme lüksü yoktur. Bu sektörlerde de üretimimizi, istihdamımızı ve rekabet gücümüzü mutlaka korumalıyız.”

Konuşmasında İSO Yönetim Kurulu olarak 2022 yılı Kasım ayında başladıkları görev dönemindeki pek çok önemli çalışmadan örnekler veren ve görevlerini ekim ayı sonunda tamamlayacaklarını hatırlatan İSO Başkanı Bahçıvan, şunları söyledi:

“Dört yıl boyunca taşıdığımız sorumluluğun merkezinde, ülkemizin üretim gücünü korumak, sanayimizin rekabetçiliğini geliştirmek ve üyelerimizin değişen ihtiyaçlarına yalnızca bugünün değil, yarının koşullarını da gözeten çözümler üretmek yer aldı. Yaşanan tüm zorluklara rağmen üretimi savunmayı, sorunları sadece tespit eden değil, çözüm geliştiren bir kurum olmayı ve sanayicinin sesini en güçlü biçimde karar vericilere ulaştırmaya çalıştık. Başkanlık dönemimiz boyunca pusulamız çok netti: Güçlü sanayi için doğruya doğru, yanlışa yanlış demek. Çünkü İSO’nun görevi yalnızca sorunları dile getirmek değil; üretimin yanında durmak, riskleri önceden görmek, sanayicimizin sesini karar alıcılara taşımak ve her eleştiriyi mutlaka çözüm önerisiyle birlikte sunmaktır. Üretimin nefes alması, Türkiye’nin nefes almasıdır. Sanayicinin güçlenmesi, ülkemizin güçlenmesidir. ‘

Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye’ye sahip çıkmaktır’ anlayışıyla hareket ettik. Geriye dönüp baktığımda en büyük gururum; doğru bildiğimiz gerçekleri, herhangi bir hesap yapmadan, İSO’nun kurumsal kimliğine ve sanayicimizin vakarına yakışan bir dille ifade etmiş olmamızdır. Eleştirirken ülkemizin geleceğini düşündük, destek verirken kurumsal bağımsızlığımızı koruduk. Hiçbir zaman umutsuzluk üretmedik; her sorunun yanında çözüm iradesini da ortaya koyduk. Bizden önceki sanayici büyüklerimizden aldığımız gibi şimdi de bizden sonra geleceklere yalnızca bir unvan değil; sağlam bir kurumsal zemin, güçlü bir ekip, açık bir ufuk, korumaya değer ilkeler ve kıymetli bir marka bırakabiliyorsanız, görevinizi tamamlamışsınız demektir. Bugün duyduğum huzurun kaynağı da budur. Geride duran değil, ileriye yürümeye hazır bir İSO; geçmişinden güç alan, geleceğini ise yeni kadroların enerjisiyle devam ettirecek bir kurum bıraktığıma inanıyorum. Görevimi huzurla devrediyorum; ancak Türkiye’nin üretim davasına olan inancımı devretmiyorum. Türkiye’nin geleceği üretimdedir. Sanayisine sahip çıkan bir Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir engel yoktur.”

Yapılan açılış konuşmalarının ardından İSO eylül ayı Meclis toplantısı, İSO Meclis Üyeleri’nin tek tek kürsüye gelerek görüş ve önerilerini paylaşmasıyla devam etti. Sektörel sorunların ve çözüm yollarının istişare edildiği toplantıda, sanayicilerin yeni dönem beklentileri de geniş bir yelpazede ele alındı. Eylül ayı olağan meclis toplantısı, sanayinin güçlü geleceği için ortak aklın ve dayanışmanın sürdürülmesi temennisiyle sona erdi.