İSO Meclis ve Meslek Komiteleri Ortak Toplantısına Hazine ve Maliye Bakan Mehmet Şimşek Konuk Oldu, Sanayi Sektörünün Güncel Konuları İstişare Edildi

  • Meclis Konuşması
komite_manset_01

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis’inin mart ayı olağan toplantısı, İSO Meclis ve Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı olarak, “Reel Sektörün Nabzı: Sektörel Sorunlar ve Stratejik Çözümler” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek katıldı. Toplantıda sanayi sektörünün gündemindeki önemli konular istişare edildi. Bakan Şimşek bu gündeme yönelik görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. T.C. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Gelir İdaresi Başkanı Bekir Bayrakdar’ın da katıldığı toplantıya T.C. Beyoğlu Kaymakamı A. Atakan Atasoy, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, Halk Bankası Genel Müdürü Osman Arslan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürü Yunus Emre Akgündüz, Fin Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürü Deniz Yılmaz, Vergi Denetleme Kurulu Başkanı Muhsin Atcı da yer aldı.

İSO Yönetim Kurulu Üyeleri, İSO Meclis ve Meslek Komiteleri Üyelerinin katıldığı mart ayı Meclis toplantısında, 55 meslek komitesini temsilen, 11 İSO Meslek Komiteleri sektör sözcüsü, sektörlerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini Bakan Şimşek ile paylaştı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, “Sanayicilerimiz bir taraftan dünyada yaşanmakta olan zorlu süreçte ayakta kalmaya çalışırken; öte yandan giderek artan ve zorlaşan küresel rekabet ortamında üretim tarzlarını yeni üretim şekillerine adapte etmeye çalışıyor. Ezberlerin, eski alışkanlıkların, ucuz iş gücünün, kur avantajının yeterli görüldüğü dönemler artık geride kaldı. Yüksek teknolojinin ve yapay zekanın odakta olduğu yeni bir üretim dünyası giderek gücünü ve ağırlığını ortaya koyuyor. Lafı uzatmadan, önemle vurgulamak isterim ki böylesi bir değişime karşı duran bir sanayici varsa onu bekleyen sonuç oyunun dışında kalmaktır” dedi.


İSO Meclis Başkanı
Ender Yılmaz

İSO mart ayı Meclis toplantısı, İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz tarafından açıldı. Yılmaz, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bizler, bu ülkede birçok ekonomik kriz yaşadık ve bugünlere kadar ciddi mücadeleler vererek geldik. Zor günlerde önemli tavizler vererek üretimden vazgeçmedik, çalışanlarımızın ve fabrikalarımızın kapısına kilit vurmadık. Ancak önceki krizlere göre içinde bulunduğumuz tablo “dayanma gücümüzün” sınırını bir hayli aşmaya başladı. Şu anda sanayicinin birinci önceliği, “sürdürülebilirliği” nasıl sürdüreceğidir. Bizden istenen, istihdamı korumak, yatırımı büyütmek ve cari açığı ihracatla finanse etmek için sizden taleplerimiz; Vergi politikasında ciddi bir reform gerekliliği olduğu yönündedir. İlk olarak KDV iade süreçlerinin hızlandırılması veya mahsup imkanının sağlanması ve kurumlar vergisi ile gelir vergisi dilimlerinin yeniden düzenlenmesi.

Finansmana erişim için İhracat ve yatırım kredilerinde faiz desteğinin artırılması, Kur ve rekabet politikası çerçevesinde İhracatçının rekabet gücünü koruyacak, öngörülebilir bir kur politikasının acilen tesisi. Maliyet baskısının hafifletilmesi yönünde başta işçilik, enerji olmak üzere girdi maliyetlerinde, küresel emsallerine uygun fiyatlandırma mekanizmasının kurulmasını talep etmekteyiz. Sayın Bakanım sizin de bildiğiniz üzere sanayi, sadece bacası tüten fabrikalar değildir; bu ülkenin geleceğidir. Bunu sürdürmek için hep birlikte hareket etmek için elimizden ne geliyorsa sizlerin yanında olmaya her daim hazırız. Sizin de bizlerin yanında olmanızı, sanayimize güç katmanızı temenni ediyoruz.”

Ana gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşmasının ardından İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz, gündeme dair konuşmasının ardından açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, küresel düzeyde yaşanan gelişmelerin sanayi ve ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küresel ticaret sisteminde kırılmaların arttığını ve jeopolitik risklerin belirleyici hale geldiğini ifade eden Bahçıvan, özellikle İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaşın küresel ekonomi üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Enerji arzına yönelik gelişmelerin ekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini belirten Bahçıvan, yaşanan sürecin yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte etkiler yarattığını dile getirdi. İSO Başkanı Bahçıvan, şunları söyledi:


İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan

“ABD ve İsrail’in askeri operasyonlarına İran’ın verdiği en kritik cevap, dünya petrol ve doğalgaz tedarikinde tartışmasız öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmak oldu. Bu gelişmelerin doğal sonucu, ham petrol ve doğalgaz fiyatlarında keskin bir artış yaşandı. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarlarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı bir ayda yüzde 50’ye yakın bir artışla 100 doların üzerine tırmandı. Şubat sonunda 30 Euro civarlarında seyreden Avrupa doğalgazının metreküp fiyatı da neredeyse ikiye katlandı ve Ocak 2023’ten bu yana görülmeyen seviyelere yükseldi. Üretiminde doğalgazın yoğun olarak kullanıldığı gübrede de fiyat artışları belirginleşti. Tüm bu gelişmeler, enflasyon korkularının nüksetmesine yol açarak küresel merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini zayıflattı. Neticede küresel piyasalarda sert dalgalanmalar gördük.”

Küresel ölçekte yaşanan bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkilerine de değinen Bahçıvan, belirsizlik ortamının giderek derinleştiğini ve ekonomik risklerin arttığını ifade etti. Özellikle ihracat pazarlarında yaşanabilecek daralmaların büyüme performansı üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çeken Bahçıvan, şu ifadeleri kullandı:

“Mart sonu itibarıyla maalesef öyle yoğun bir belirsizlik ortamındayız ki, bildiğimiz tek şey stagflasyon riskinin ciddi şekilde arttığı. Bu riskin gerçekleşmesi halinde ne kadar şiddetli olacağı, yani büyümenin kaç puan yavaşlayacağı ve enflasyonun hangi seviyeye yükseleceği ise büyük oranda savaşın süresi ve şiddetine, dolayısıyla enerji fiyatlarının hangi noktada dengeleneceğine bağlı olacak. Savaşla diplomasi arasında gelgitlerin yaşandığı, bilgi kirliliğinin tavan yaptığı ve demeçlerin günden güne değiştiği dünyadaki muazzam bir belirsizlik ortamında, haliyle birkaç gün sonrasını bile kestiremiyoruz.”

Türkiye’de son yıllarda uygulanan ekonomi programının önemli kazanımlar sağladığını dile getiren Bahçıvan, enflasyon ana eğilimindeki düşüş, bütçe dengelerindeki toparlanma ve finansal istikrarın güçlenmesi gibi gelişmelerin olumlu olduğunu belirtti. Ancak küresel gelişmelerin etkisiyle yeni bir ekonomik gerçeklikle karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Sanayicilerin bu süreçte önemli fedakarlıklar üstlendiğini vurgulayan Bahçıvan, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Bahçıvan, şöyle konuştu:

"Mevcut ekonomi programı sayesinde finansal istikrarda sağlanan toparlanma ve düşük borç stokunun sunduğu hareket alanı büyük önem taşıyor. Bu imkanlar doğrultusunda, sanayi sektörümüzün daha güçlü desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Başta emek yoğun sektörler olmak üzere son haftalarda çıkan birtakım teşviklerle buna dönük duyarlılığın gösterildiğine şahit oluyoruz. Ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Dünyada giderek sertleşen koşullarda rekabet edebilmek için ihtiyaç duyduğumuz destek ve teşvikler üzerinde daha fazla düşünülmesi gereken bir dönemden geçiyoruz.”

Finansman koşullarının sanayi üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Bahçıvan, yüksek faiz ve krediye erişim kısıtlarının yatırım ve üretim süreçlerini zorlaştırdığını belirtti. Bu noktada sanayinin desteklenmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Bahçıvan, şöyle konuştu:

“Ülkemizde dezenflasyon sürecinin yavaş seyri, kaçınılmaz olarak finansman koşullarında iyileşmeyi geciktiriyor. Yüksek faizler ve krediye erişim kısıtlamaları, sanayiyi yatırım ve işletme sermayesi açısından bir hayli zorluyor. Özellikle kredi kullanımında uygulanan sınırlamalar, zaten maliyeti yüksek olan finansmana erişimi daha da imkânsız hale getiriyor. Nitekim son dönemde iç piyasada finansmana ulaşamayan firmaların döviz cinsi borçlanmaya yöneldiği ve bunun da bilançolarda açık pozisyon üzerinden kur riskini yeniden artırdığı bir tablo söz konusu. 

Sıkı finansman koşullarının bir süre daha devam edeceği anlaşılan böylesine hassas bir dönemde, üretim hayatını destekleyecek her tedbirin can suyu niteliğinde olacağı aşikâr. Geçtiğimiz yıllarda sanayiye yönelik finansal destek yapısı; büyük oranda borçlanmayı ucuzlatan, kredileri yapılandıran veya öteleyen bir yaklaşım üzerine kuruluydu ve yapısal çözümler getirmekten ziyade kısa vadeli rahatlamalar sağlıyordu.

Ancak günümüzün ihtiyacı, işletmelerimizin sermaye yapısını güçlendirmeyi, karlılık ve nakit akışı üretme kapasitesini artırmayı hedefleyen bir çerçevedir. Bu çerçeve, firmalarda yapısal dönüşümü önceliklendirmeli; koşullu, seçici ve ölçülebilir olmalıdır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde sanayiye dönük selektif kredi imkanlarının mutlaka arttırılması gerekiyor. Böyle bir yaklaşımla hem kamu kaynaklarının etkin kullanımını hem de sanayimizin rekabet gücünü aynı anda destekleyecek bir yapının oluşturulabileceğine inanıyoruz.”

Vergi sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, mevcut yapının sanayici ve çalışanlar üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu belirterek, özellikle KDV uygulamaları ve ücretler üzerindeki vergi yüküne dikkat çekti. Bahçıvan, şunları söyledi:

“Firmalarımıza hem finansman hem işletme sermayesi bakımından önemli maliyetler yükleyen bir diğer sorun da vergi sistemiyle ilgili. Türkiye’de KDV’nin bir tüketim vergisinden ziyade bir üretim vergisi gibi çalıştığını zaten yıllardan beri söylüyoruz. Alım ve satımlarda uygulanan farklı KDV oranları nedeniyle oluşan devreden KDV yükü ile iade süreçlerindeki gecikmeler, özellikle günümüzün zorlu finansman koşullarında daha ağır bir yük haline geliyor. Bu nedenle, devreden KDV’nin etkin biçimde tasfiye edilmesini sağlayacak, iade ve mahsup süreçlerini hızlandıran ve öngörülebilir kılan kalıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğu kanısındayız.

Talebimiz, orta vadede KDV sisteminin bütüncül biçimde gözden geçirilerek “nihai satış noktasında” vergilemeyi esas alan yaklaşımların değerlendirilmesidir”.

Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkiler ve Gümrük Birliği sürecine de değinen İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, mevcut yapının Türkiye açısından yarattığı sorunlara dikkat çekerek güncellenmesi gerektiğini vurguladı. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, “Sayın Bakanım, geçtiğimiz günlerde AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi ile bir araya geldiğinizde yaptığınız: "Avrupa Birliği ile ortak güvenliğimiz ve refahımız için yeniden güçlü bir bağ kurmamız gerekiyor" açıklamanıza katılıyoruz. Bu bağlamda bir diğer önemli konuya daha değinecek olursam, 30 yıldır içinde bulunduğumuz Gümrük Birliği mevcut yapısıyla Türkiye’yi AB’nin imzaladığı STA’lardan olumsuz etkilemeye ve haksız rekabetle karşı karşıya bırakmaya devam ediyor. Dolayısıyla “Made in Europe” ile sağlanan pozitif havayı da fırsata çevirerek, AB ile uzun yıllardır arafta kalan bu meselenin artık çözüme kavuşturulması, bu çerçevede Gümrük Birliği’nin kapsamlı bir şekilde güncellenmesi için çabaların artırılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum” dedi.

Yapılan açılış konuşmalarının ardından, 55 meslek komitesini temsil eden 11 sektör sözcüsü, sektörlerinde yaşanan güncel sorunları ve çözüm önerilerini doğrudan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile paylaştı. Sektör temsilcileri; finansmana erişim, maliyet baskıları, vergi uygulamaları ve küresel rekabet koşulları başta olmak üzere birçok başlıkta yaşadıkları sıkıntıları dile getirirken, çözüm odaklı önerilerini de aktardı.