İSO Şubat Ayı Meclis Toplantısına Konuk Olan Türkiye Varlık Fonu (TVF) Genel Müdürü Arda Ermut ile Sanayide Dönüşüm ve Türkiye Varlık Fonu’nun Rolü Ele Alındı

  • Meclis Konuşması
subat_meclis_manset_03

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin şubat ayı olağan toplantısı “Değer Yaratma, Stratejik Yatırımlar ve Sürdürülebilir Kalkınma Açısından Türkiye Varlık Fonu’nun Üretim Hayatımız Açısından Önemi” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya, Türkiye Varlık Fonu (TVF) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Arda Ermut konuk olarak katılarak gündeme yönelik görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.

İSO Yönetim Kurulu Üyeleri, İSO Meclis Üyeleri’nin katıldığı şubat ayı Meclis toplantısını basın mensupları da ilgiyle takip etti.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, “Beklentimiz; Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) özel sektörün yerine geçmeyen ama onunla birlikte hareket eden, riskleri paylaşan ve uzun vadeli dönüşümü mümkün kılan bir paydaş olarak konumlanmasıdır. Özellikle büyük ölçekli, sermaye ihtiyacı yüksek ve geri dönüş süresi uzun yatırımlarda, özel sektörün tek başına üstlenmekte zorlanacağı risklerin paylaşılması büyük önem taşıyor. Sanayimizin en kritik hedeflerinden biri, stratejik sektörlerde ölçek büyütme, kapasite derinleştirme ve küresel ölçekte rekabet edebilen güçlü oyuncular yaratmaktır. TVF’nin uzun vadeli bakış açısı ve güçlü bilançosuyla sürece eşlik etmesi sanayimiz için önemli bir kaldıraç işlevi görecektir. Etkin ve akılcı bir şekilde kullanıldığı takdirde, TVF’nin sahip olduğu finansal kapasite ve stratejik vizyonun, dönüşüm sürecinde sanayimize yalnızca bir finansman aracı değil, güvenilir bir yol arkadaşı olabileceğine inanıyorum” dedi.

(TVF) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Arda Ermut da İSO Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Portföy yönetiminde değer üretmeye odaklanırken, bir yandan da Türkiye Varlık Fonu’nun temel görev alanlarından biri olan stratejik yatırımları hayata geçiriyoruz. Özellikle enerji, madencilik, altyapı, lojistik ve teknoloji gibi alanlarda; dışa bağımlılığı azaltacak, üretim kapasitesini artıracak ve uzun vadeli ekonomik fayda sağlayacak projelere odaklanıyoruz” dedi.


İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz

İSO şubat ayı olağan Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz tarafından açıldı. Yılmaz, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bugün bu vesileyle sizin şahsında Türkiye Varlık Fonu’na önemli gördüğüm şahsi görüşlerimi ifade etmek istiyorum. İlk olarak Yeşil ve Dijital Dönüşüm için Ortak Akıl Platformu noktasında; Avrupa Yeşil Mutabakatı artık bir tercih değil, ihracatımızın devamlılığı için bir zorunluluktur. Sanayimizin bu dönüşüme ayak uydurabilmesi için ciddi bir finansman ihtiyacı da bulunmaktadır. Varlık Fonu bünyesinde, İSO iş birliğinde oluşturulacak özel bir “Yeşil Dönüşüm ve Dijitalleşme Fonu”, sanayimizin rekabet gücünü korumak adına atılacak stratejik adımlardan biri olabilir. Bir sonraki beklentimizde Unicorn ve Teknoloji girişimlerine stratejik ortaklık noktasında; Ülkemiz son on yılda teknoloji girişimciliğinde dev bir sıçrama yapmaya çalışıyor.

Ancak bu girişimler ölçeklendirme aşamasında, maalesef yeterli derinlikte sermaye bulamadıkları için ya yabancı yatırımcılara devir oluyor ya da küresel rakiplerinin gerisinde kalıyor. Varlık Fonu’nun yalnızca büyük ölçekli şirketlere değil, aynı zamanda yüksek büyüme potansiyeli olan teknoloji şirketlerimize ve özellikle savunma, yapay zekâ ve biyoteknoloji alanıyla birlikte bunların dışındaki diğer girişimlerimize yapacağı kurumsal yatırımlar, bu şirketlerin “Yerli ve Milli” olarak kalmasını ve küresel devler arasında yer almasını sağlayacaktır. Son olarak ise İstanbul, üretim üssü olmanın yanında, artık tasarım ve teknoloji üssü olmak zorunda. Planlı sanayi alanlarının ve lojistik merkezlerin oluşturulması, âtıl kamu arazilerinin sanayinin hizmetine sunulması noktasında Varlık Fonu’nun sahip olduğu portföy büyük bir fırsat.”

Ana gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşmasının ardından İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz, gündeme dair konuşmasının ardından açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti.


İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, konuşmasında dünya ölçeğinde devletlerin giderek daha fazla oyuna dahil olmaya başladıklarına, bu doğrultuda uzun vadeli finansman, kamu destekli risk paylaşımı ve hedefli dönüşüm programlarıyla sanayiyi aktif bir şekilde yönlendirmeye çalıştıklarını söyledi. Bahçıvan, “ABD’nin doğrudan yatırımları yeniden kendi sınırlarına çekme çabalarından AB’nin savunma sanayi ağırlıklı teşvik programlarına kadar çok daha müdahaleci bir yapıyla karşı karşıyayız. Gelişmekte olan ülkeler ise genelde göreli avantaja sahip oldukları sektörlere yönelik stratejik öncelikler belirleyerek değer zincirleri içerisindeki yerlerini sağlamlaştırmaya çalışıyor” dedi.

“Türkiye’nin azımsanamayacak güçte bir sanayi alt yapısı var. Üretim kabiliyetimiz, esnekliğimiz, coğrafi konumumuz ve ihracat deneyimimiz birçok sektörde son derece önemli avantajlar sağlıyor. Ancak bu durum, bizleri kendi gerçekliğimizle yüzleşmekten alıkoymamalı” diyerek konuşmasına devam eden Bahçıvan şu ifadeleri kullandı:

“Son yıllardaki iyileşmelere rağmen sanayimiz halen ağırlıklı olarak düşük ve orta-düşük teknolojiye dayalı bir yapıya sahip. 2024 itibarıyla imalat sanayi girişimlerinin yüzde 87’si, istihdamın yüzde 77’si, cironun ise yüzde 70’i düşük ve orta-düşük yoğunluklu sanayilerde toplanmış durumda. Daha da önemlisi, sanayimizin uzun yıllar taşıyıcı kolonu olmuş bazı sektörlerimiz, son dönemde sıkı para politikaları, döviz bazında artan maliyetler ve bir dizi yapısal sorun nedeniyle rekabet gücü sıkıntıları yaşıyor. Bu sektörlerde varlık ve iddialarımızı sürdürmemizin yolu, teknoloji açığımızı kapatarak yüksek katma değer odaklı yapısal dönüşümü başarmamızdan geçiyor.

Bu artık bir tercih değil; dış kırılganlıkları azaltmak ve sürdürülebilir bir kalkınma patikasına girmek için tarihi bir zorunluluk olarak kendini dayatıyor. Ancak az önce de ifade ettiğim gibi, sanayide dönüşümün yalnızca özel sektörün imkanlarıyla hayata geçirilmesinin gerçekçi olmadığı açık. Yüksek teknoloji yatırımları, doğası gereği sermaye-yoğun, getirisi uzun vadede elde edilebilen ve başlangıç aşamasında risk seviyesi yüksek olabilen yatırımlar. Bu bağlamda AR-GE, dijital altyapı, yeşil dönüşüm ve ölçeklenme gibi yatırım süreçleri, ciddi büyüklüklerde finansman da gerektiriyor. Bu nedenle kamunun daha etkin rol aldığı, kamu-özel iş birliğine dayalı, riskin paylaşıldığı ve uzun vadeli bakış açısının hâkim olduğu bir çerçeveye ihtiyacımız var. Gerekirse daha fazla kamu kaynağının daha stratejik ve hedefli bir şekilde bu dönüşüme yönlendirilmesi gerekiyor.”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, konuşmasında 2016’da kurulan Türkiye Varlık Fonu’nun diğer birçok ülkedeki benzerlerine göre yeni olmasına rağmen, kısa sürede önemli bir ekonomik aktör haline geldiğine dikkat çekti. Dünyadaki fonların kuruluş amaçları açısından Türkiye Varlık Fonunun; “stratejik kalkınma fonu” kapsamına girdiğini belirten Bahçıvan “Bu türdeki fonlar, “doğrudan yatırımlar aracılığıyla iç pazarı derinleştirme ve kritik sektörlerde ekonomik bağımsızlığı güçlendirme” hedefi taşıyor. Türkiye Varlık Fonu’nun temel amacı da “ulusal değer ve varlıkları, sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek şekilde değerlendirmek” olarak tanımlanıyor” ifadelerini kullandı.

İSO Başkanı Bahçıvan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bu çerçevede, sanayi sektörümüz adına Türkiye Varlık Fonu’ndan beklentimizi açık bir şekilde dile getirmek istiyorum. Beklentimiz, Varlık Fonu’nun özel sektörün yerine geçmeyen, ama onunla birlikte hareket eden, riskleri paylaşan ve uzun vadeli dönüşümü mümkün kılan bir ortak olarak konumlanmasıdır. Özellikle büyük ölçekli, sermaye ihtiyacı yüksek ve geri dönüş süresi uzun yatırımlarda, özel sektörün tek başına üstlenmekte zorlanacağı risklerin paylaşılması büyük önem taşıyor. Zira, sanayimizin en kritik hedeflerinden biri, stratejik sektörlerde ölçek büyütme, kapasite derinleştirme ve küresel ölçekte rekabet edebilen güçlü oyuncular yaratmaktır. Bu hedef doğrultusunda Türkiye Varlık Fonu’nun uzun vadeli bakış açısı ve güçlü bilançosuyla sürece eşlik etmesi sanayimiz için önemli bir kaldıraç işlevi görecektir.”

Sanayiciler olarak beklentilerinin yüksek katma değerli üretime yönelik dönüşüm sürecinde ülkemizin AR-GE kapasitesini, teknolojik yetkinliğini ve beşerî sermaye yapısını güçlendiren bir yaklaşımın benimsenmesi olduğuna işaret eden Bahçıvan, özetle şunları söyledi:

“Varlık Fonu’nun dahil olduğu projelerde yalnızca bugünün finansal getirisine değil, yarının rekabet gücüne odaklanacak bir anlayışın hâkim olması, sanayimizin küresel değer zincirinde daha üst basamaklara çıkmasına katkı sağlayacaktır. Hiç kuşkusuz, tüm bu sürecin serbest piyasa ilkeleriyle uyumlu, özel sektörün dinamizmini destekleyecek ve uzun vadede sürdürülebilirliği esas alan bir zeminde yürütülmesi büyük önem arz ediyor.

Etkin ve akılcı bir şekilde kullanıldığı takdirde, Türkiye Varlık Fonu’nun sahip olduğu finansal kapasite ve stratejik vizyonun, dönüşüm sürecinde sanayimize yalnızca bir finansman aracı değil, güvenilir bir yol arkadaşı olabileceğine inanıyorum. Türkiye’nin sanayide nitelikli bir sıçrama yapabilmesi, kamu ile özel sektörün aynı vizyon etrafında, aynı uzun vadeli perspektifle buluşmasından geçiyor.”

İSO olarak son yıllarda sanayide dönüşümün gerçekleştirilmesi amacıyla İSO Stratejik Dönüşüm Merkezi ve İSO Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (İSO GSYF)’nun hayata geçirilmesi gibi önemli adımlar attıklarını da hatırlatan Bahçıvan “Bu vesileyle özellikle ifade etmek isterim ki Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Teknoloji Fonu’nun İSO GSYF’ye yapacağı yatırımların bizi daha da güçlendireceğine ve sanayinin dönüşümüne katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.


Türkiye Varlık Fonu
Genel Müdürü ve
Yönetim Kurulu Üyesi
Arda Ermut

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Arda Ermut da şubat ayı Meclis toplantısında yaptığı konuşmada şöyle konuştu:

İstanbul Sanayi Odası, ülkemizin üretim gücünün çok önemli bir bölümünü temsil eden ve reel sektörün omurgasını oluşturan en kıymetli yapılarımızdan biri. Böylesine güçlü ve köklü bir çatı altında bir araya gelmek, ortak aklı büyütmek ve ülkemizin ekonomik geleceğine birlikte yön vermek son derece kıymetli.

Son yıllarda dünya ekonomisinin alışılmış dinamiklerinden belirgin biçimde farklılaştığını hep birlikte gözlemliyoruz. Küresel değer zincirlerinin yeniden şekillendiği, jeopolitik risklerin arttığı, yeşil dönüşümün ve dijitalleşmenin rekabetin temel belirleyicileri haline geldiği bir dönemin içindeyiz. Bu yeni dönemde sürdürülebilir finansman kapasitesine erişim, uzun vadeli değer üretimi ve stratejik sektörlerde dayanıklılık oluşturma, ülkelerin ekonomik bağımsızlığı ve rekabet gücü açısından kritik önem taşıyor.”

Lojistikten finansal hizmetlere, tarımdan enerjiye uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren 36 şirketten oluşan güçlü bir portföy yapısına sahip olduklarına vurgu yapan Ermut, şunları söyledi:

“Biz de bu anlayışla, faaliyete başladığımız ilk günden bu yana temel önceliğimizi sürdürülebilir değer üretmek olarak belirledik. Portföyümüzde yer alan şirketler, kendi alanlarında lider konumda bulunan, güçlü operasyonel kabiliyete ve yüksek büyüme potansiyeline sahip yapılardan oluşuyor. Bugün lojistikten finansal hizmetlere, tarımdan enerjiye uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren 36 şirketten oluşan güçlü bir portföy yapımız bulunuyor. Bu şirketlerin oluşturduğu katma değer yalnızca kendi sektörleriyle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin genel büyümesine, istihdamına ve rekabet gücüne de doğrudan katkı sağlıyor.

Portföy yönetiminde temel odağımız, yalnızca finansal performans elde etmek değil, aynı zamanda uzun vadeli ekonomik değer üretmek ve stratejik alanlarda ülkemizin kapasitesini güçlendirmek. Bu doğrultuda, özellikle dışa bağımlılığın azaltılması ve kritik sektörlerde yerli kapasitenin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda söz konusu şirketleri devralarak tek çatı altında bir araya getirdik ve güçlü, entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. Bu bütünleşik yaklaşım sayesinde şirketlerimizin performansı güçlenirken, oluşturulan ekonomik değer de kalıcı ve sürdürülebilir bir nitelik kazandı.”

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Arda Ermut , konuşmasında “Bugün geldiğimiz noktada, sahip olduğumuz bu güçlü portföy yapısının, ülkemizin ekonomik dayanıklılığına, üretim kapasitesine ve gelecekteki büyüme potansiyeline önemli katkılar sağladığına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de uzun vadeli perspektifimizi koruyarak, stratejik yatırımlarla değer üretmeye, ülkemizin ekonomik bağımsızlığını desteklemeye ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yapılan açılış konuşmalarının ardından İSO şubat ayı olağan Meclis toplantısı, İSO Meclis Üyeleri’nin de ana gündem maddesine ilişkin görüş ve yorumlarını paylaşmalarıyla devam etti. İSO Meclis Üyeleri’nin ana gündeme ilişkin sorularını Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Arda Ermut’a yönelttiği soru-cevap bölümünün ardından toplantı sona erdi.