15. Sanayi Kongresi’nde Adil ve Kapsayıcı Dönüşüm Tartışıldı

  • Etkinlikler
15sanayi-kongresi-panel2-01

15. Sanayi Kongresi’nde son oturum TV Programcısı Aslı Şafak’ın moderatörlüğünde Adil ve Kapsayıcı bir Dönüşüm Yaratmak paneli ile yapıldı. Panele Sabancı Holding İK ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Hakan Timur, Progressio Vakfı Kurucusu Marcello Palazzi, Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı Baş Antrenörü ve UNDP Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucusu Giovanni Guidetti, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sosyal Girişimci Prof. Dr. Itır Erhart katıldı. 

Sabancı Holding İK ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Hakan Timur
Sabancı Holding İK ve
Sürdürülebilirlik Grup Başkanı
Hakan Timur

Sabancı Holding İK ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Hakan Timur, sürdürülebilirlik kavramının zaten geleceği de barındırdığını söyledi. Sürdürülebilirliğin sadece bugünün ihtiyacını karşılamak değil, bugünün ihtiyacını karşılarken geleceğin kaynaklarını da tüketmemek üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Timur, var olmanın insanlara atfedilen bir konu olduğunu ancak şirketleri de konu edindiğini kaydetti. 

Timur, “2000 yılından beri Fortune 500 içindeki şirketlerin yüzde 50’si kaybolmuş. Bir başka araştırmaya göre S&P 500 içindeki şirketlerin yüzde 75’i önümüzdeki 10 yıl içinde değişecek. Dolayısıyla şirketlerimiz, organizasyonlarımız, toplumlar, belki de ülkeler bu inanılmaz hızlı değişim karşısında bir var olma yetkinliklerinin kuvvetle sınandığı bir dönemden geçiyorlar. Bir de buna son iki yıldır insanlık olarak da sınandığımız bir pandemi de geldi. Devam edebilmek için, bu güdüyü sürdürebilmek için geleceği biraz daha kurgulamak, anlayabilmek, çaba göstermek lazım. Sistematik bir yaklaşım, bir planlama, aksiyon odağı, aynı zamanda da bir dinamizm gerekiyor. Dolayısıyla modelin hem kendi içerisinde ilerici ama aynı zamanda da dinamik olması gerekiyor” dedi.

Timur konuşmasına şöyle devam etti: 

“Esasında belli bir noktada yaratıcılık ya da inovasyon, hayal etme ve vizyon önemli ama bazı şeyleri de esasında tahmin etmek için yaşananlara bakmak da lazım. Çünkü dünya bu tür değişimleri ve sonundaki gerçekleşmeleri geçmişte de farklı zamanlarda yaşadı. Dolayısıyla o dönemlerde olanlar oraya iyi adapte olanların neler yaptıkları ve nasıl yaşamlarına devam edebildikleri de geleceğe yönelik bir projeksiyon oluştururken örnek oluyor.”

Progressio Vakfı Kurucusu Marcello Palazzi
Progressio Vakfı Kurucusu
Marcello Palazzi

Progressio Vakfı Kurucusu Marcello Palazzi ise daha dahiliyetçi, daha girişimci, daha sürdürülebilir olmak gerektiğini söyledi. “Daha çok girişimciye ihtiyacımız var, daha çok kadın girişimciye ihtiyacımız var ve bunu da destekleyen, teşvik eden bir sisteme ihtiyacımız var” diyen Palazzi, bazen eski şirketleri dönüştürmektense yeni şirketler başlatmanın daha kolay olabileceğine işaret etti. Mevcut şirketlere de ihtiyaçları olduğunu kaydeden Palazzi, o şirketler için de dönüşüm yapan girişimcilere ihtiyaçları olduğunu ancak yeni şirketleri de teşvik etmeleri gerektiğini anlattı. Palazzi, “Türk liderle tanıştım çok, Amerika'da, Birleşik Krallık’ta, Almanya'da, zaten girişimcisiniz, daha fazla girişimciye ihtiyacımız var. Neredeyse otomatik şekilde gençler nereye gideceklerini biliyorlar. Farklı bir enerji, farklı bir kültür var. Benim büyük çağrım bu çünkü yapılabilir, yapılabilir ama alanı açmamız lazım gençler için” şeklinde konuştu.

Palazzi şöyle devam etti:

“İnsanların kendi çıkarları ve diğerlerinin çıkarları arasında bir denge kurmak önemli. Senin de bir şeyler yapacağım, benim için de bir şeyler yapacağım. Tabi ki bunların arasında bir denge kurmak söz konusu. Kendim için bir kural koyuyorum, birlikte çalıştığım insanlarda şunu düşünüyorum; kendime dikkat ederken başkasını da gözetiyorum. Her gün bunu yaşamak zorundasınız, kendi çıkarınız için, başkalarının da çıkarları için, herkesin çıkarı için yapmanız lazım. Kadınları da dahil etmeniz lazım, takımdaki herkesi dahil etmek zorundasınız. Bütün şirketlerde ben bunları gördüm, büyük şirketlerde de gördüm, her gün yapıyorlar. Bunu yapmak mümkün. Şu doğru değil, tabi ki kendisiyle başkasının arasındaki dengeyi gözetmeyi çalışıyorsan kazanamazsın, bu doğru değil. Daha fazla kazanırsın, böyle bir denge size daha çok şey kazandırır.”

Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı Baş Antrenörü ve UNDP Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucusu Giovanni Guidetti
Türkiye A Milli Kadın Voleybol
Takımı Baş Antrenörü ve
UNDP Türkiye Toplumsal
Cinsiyet Eşitliği Savunucusu
Giovanni Guidetti

Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı Baş Antrenörü ve UNDP Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucusu Giovanni Guidetti de spor ve iş dünyasının çok ortak yanı olduğunu söyledi. Tek bir hedefe ulaşmak için bir ekibi bir araya getirdiklerini anlatan Guidetti şrkette de spor takımlarında da böyle olduğunu dile getirdi. Guidetti, “Takımdan bahsederken şu şekilde tarif ediyorum bir takımı; takımı en iyi şöyle anlatıyorum, bir orkestra gibi olmalı. Örneğin sadece bir piyanisti alırsın, sadece onu dinlersin veya sadece davulcuyu alıp onu dinleyebilirsiniz. Tabi ki tek başına dinlemek de çok hoş olabilir ama bu orkestrayı birlikte dinlediğinizde ayrı bir tat alınır. Gerçekten ekip yaratmak da bununla alakalı bir durum” dedi. 

Her tür ortamda, sporda olsun ya da iş ortamında olsun, her yerdeki kritik olan şeyin aidiyet duygusu yaratmak olduğunu belirten Guidetti, “Her üye ailenin bir parçası olduğunda, spor salonunda arkada geldiğimiz zaman hem ön tarafta hem arka taraftaki bir araya geldiğimizde herkes rolünü biliyor öncelikle ve daha sonra da görevinin takım kazanması için ne kadar kritik olduğunun farkına varıyor” şeklinde konuştu.

TV Programcısı Aslı Şafak
TV Programcısı Aslı Şafak

Voleybol Kadın Milli Takımı’nın da çok iyi performans gösterdiğini anlatan Guidetti, “İyi bir iş çıkardık ama çok büyük olimpiyat madalyası gibi bir henüz başarımız olmadı. İlerliyoruz, dünyada 13. sıradayız ancak çok büyük diyebileceğimiz bir zafer elde edemedik. Ama insanlar bu ekibe bayılıyor, çok seviyor. Türkiye'de nereye gidersek, geçen yıl veya iki yıl önce belki daha az kişi vardı, şimdi çok daha fazla kişi, 12 bin bilet sattık Ankara'da. İnanılmazdı. Özellikle genç seyirciler geliyor, çok çok gençler geliyor ve ailesini de birlikte getiriyorlar, yeni bir idolleri var. Sadece artık futbol oyuncusu, basketbol oyuncusu değil, Türkiye'de gençlerin, genç kadınların, genç güçlü başarılı ve yüksek hedeflere oynayan örnekleri var. Kaybetmek veya kazanmak, herkes kazanmayı tercih eder ama televizyonda görüyorlar ki takım her şeyini ortaya koyuyor, savaşıyor. Hiçbir zaman vazgeçmiyor. Daha da kazanabiliriz. Şu ankinden daha da ileriye gidebiliriz. Büyük bir şey de kazanabiliriz, büyük bir amacı olabilir ama her gün antrenmanda efor sarf ediyorlar ve insanlar bu nedenle bayılıyor ekibe” dedi. 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sosyal Girişimci Prof. Dr. Itır Erhart
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Öğretim Üyesi ve Sosyal
Girişimci Prof. Dr. Itır Erhart

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sosyal Girişimci Prof. Dr. Itır Erhart ise “Artık öyle bir noktadayız ki eski iş yapış biçimlerimizle devam etmemiz mümkün değil. Hep birlikte dönüşmek zorundayız çünkü sınırlı kaynakları sınırsızmışçasına yıllardır kullandık, çok insanı geride bıraktık, zarar verdik, şimdi artık bunu yapmaya devam edemeyiz” şeklinde konuştu. 

Sosyal girişimlerin zarar vermeme prensibiyle yola çıktıklarını belirten Erhart, “Hiç kimseye geride bırakma. Maaş politikalarında da buna bakarız. Kurum içi hiyerarşi ve eşitsizlikler de yaratmamaya özen gösteririz. İş hayatında konuştuğumuzda yok artık o kadar olmaz diyorlar ama bizde beklenti giriş ve tepe maaşı arasında 5 kattan fazla olmamasıdır. Sürdürülebilir kalkınmaya bütünsel bakarız. Bir tarafta siz toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine çalışırken, öbür tarafta fabrikanızın yanındaki nehri kirletiyor olamazsınız. Zarar verme, kimseyi geride bırakma, o yüzden ben gerçekten geleceğin girişimlerinin sosyal girişimler olduğunu düşünüyorum ya da diğer girişimlerin evrimleşeceğini düşünüyorum” dedi.

Erhart şöyle devam etti:

“Sistemleri kuranlar da bizleriz, onları dönüştürecek olanlar da bizleriz. Her geçen gün büyük şirketler bizleri davet ediyorlar, gelin beraber yapalım, birlikte dönüşelim diyorlar. Bu müthiş umut verici. Çok sayıda şirket, holding artık sosyal girişimcilere destek veriyor. Birlikte dönüşüyoruz, onlar bizi destekliyor, biz kendi iş yapış biçimlerimizi onlara anlatıyoruz ve hep birlikte dönüşümü sağlıyoruz. Başka bir alan da etki yatırımı. Hem kurumlar kendi olumlu etkilerini artırmak, olumsuzu azaltmak için kendi içlerinde etki yatırımı yapıyorlar hem de sosyal girişimlere etki yatırımı yapıp yan yana duruyorlar. Bu bir kültür dönüşümü, bu bir maraton. Bugünden yarına hiçbirimiz sürdürülebilir olamayız, hiçbirimiz kapsayıcı olamayız ve yalnızca sayılarla da olamayız. Bunun çok ötesinde kurumumuzun kültürünü dönüştürmek zorundayız.”