BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümler Ağı Başkanı Prof. Jeffrey D. Sachs, Sanayi Kongresi’nde Konuştu

  • Etkinlikler
15sanayi-kongresi-jeffry-01

15. Sanayi Kongresi’nde Sürdürülebilirlik alanındaki dünyanın önde gelen uzmanlarından Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümler Ağı Başkanı ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Prof. Jeffrey D. Sachs bir konuşma yaptı. Sachs, online olarak katıldığı kongrede Sürdürülebilirlik, İklim Krizi, Yeni Ekonomik Düzen başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümler Ağı Başkanı ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Prof. Jeffrey D. Sachs, dünyanın pek çok, birbiriyle örtüşen karmaşık meselelerle meşgul olduğunu söyledi. Türkiye’nin bu konuda çok önemli, çok stratejik bir noktada durduğunu belirten Sachs, kısa vadede baktığımızda bir Covid-19 krizi olduğunu, uzun vadede ise bir dönüşümün içinden geçtiğimizi anlattı.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümler Ağı Başkanı ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Prof. Jeffrey D. Sachs
BM Sürdürülebilir Kalkınma
Çözümler Ağı Başkanı ve
Columbia Üniversitesi
Sürdürülebilir Kalkınma
Merkezi Direktörü
Prof. Jeffrey D. Sachs

Pandemide iki yıl geçirdiklerini ve sorunları çözmeye pek de yaklaşamadıklarını hatırlatan Sachs, küresel bir iş birliğinin çok az sağlanabildiğini kaydetti. Sachs, “Kapsamlı bir şekilde, küresel çözüm aramamız gerekiyor Covid-19 için. Bu ne demek? Küresel bir strateji yürütmemiz gerekiyor, kamu sağlığını kontrol edebilmemiz gerekiyor, evrensel bir bağışıklık sistemi kurmamız ve iyi uygulamaları ulusal seviyede, bölgesel gayretlerle birlikte paylaşmamız ve bu pandemiyi durdurmamız gerekiyor. Bununla ilgili olarak daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Küresel iş birliği konusunda başarısız olduk. Bunun yerine çok fazla jeopolitik bir gerilime maruz kaldık ve bunun esiri olduğumuz için küresel seviyede bir iş birliğini başaramadık” şeklinde konuştu.

Bugün içinde bulundukları durumu, politika yapımı açısından gerçekten çok güç bulduğunu belirten Sachs, daha evvel on yıllar boyunca gördükleri durumlardan daha zor olduğunu kaydetti. Sachs, güçlü bir liderliğe ihtiyaç duyduklarını ancak ABD’nin bu liderliği gösteremediğini anlattı. Sachs, “Pandeminin kendisini kontrol etmenin dışında, dünya çapında büyük bir bağışıklık sistemi geliştirmeye, kamu sağlığını sigorta altına almaya ihtiyacımız var. Dünya ekonomisini de dönüşümü elbette bizim buradaki sürdürülebilir kalkınma ilkelerine dayanmaktadır. Bu şu anlama geliyor; bizim ekonomimizin çevresel sürdürülebilirlik anlamında dönüşümüne ihtiyacımız var ve sosyal adalete ihtiyacımız var. Ancak böylelikle ekonomik ilerlemeyi sağlayabiliriz. Daha güvenli fiziksel bir ortam içerisinde, daha sosyal kapsayıcı bir ortamda bunları sağlayabiliriz ve tabi ki bu yeni bir düzen demek. Daha yüksek bir kalitede ekonomik iyileşme anlamına geliyor ve Covid 19’un kendisinden kalkıp silkinmemiz için sadece bir iyileşme değil, dönüşüme ihtiyacımız var. Bu dönüşüm bence elbette kapsayıcılıkla, yeşil olmasıyla ve dijital olmayla özetlenebilir.”

Sachs konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Devletler gereken adımları atıyorlar mı, yeşil, dijital ve kapsayıcı bir dönüşüm için adım atıyorlar mı, bunlara bakıyorum. Bununla ilgili olarak 3 ülkeyi ele alacağım; Amerika Birleşik Devletleri, ikinci Avrupa Birliği, üçüncü Türkiye'yi ele alacağım. Amerika Birleşik Devletleri’nde bizim burada Biden yönetimi içerisinde bir şekilde yeşil, dijital ve kapsayıcı bir iyileşme planına yaklaşımız olduğunu söyleyebilirim ama çok sallantıda bu yaklaşım. Trump elbette bunların hiçbirine yanaşmıyordu, hiçbir uyumluluğu yoktu. Trump kendisi ve kendi yönetimi katiyen bu konuda bu söz konusu olduğunda, yeşil dönüşümle ilgili olarak kulaklarını tıkıyordu. Çünkü onun yönetimi, buradaki gaz, kömür ve petrol endüstrisini temsil ediyordu ve tamamen bunu reddediyordu, buradaki yeşil iyileşmeye tamamen karşıydı. Aynı şekilde kapsayıcı bir iyileşmeyi de reddediyordu çünkü tabi ki bu vergi indirimleriyle ilgiliydi ve daha sonra da yine aynı şekilde sektörlerle de ilgiliydi.

Avrupa'ya baktığımızdaysa durum çok daha berrak ve benim şahsi kanaatimce bu daha pozitif bir durum ama tabi bu Türkiye için de çok önemli. Çünkü Türkiye'nin çok derin bir ekonomik ilişkisi var. Avrupa Birliği, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı uygulamaya koydu. Buradaki iyileştirme ve yine dirayet fonlarını da destekliyor. Bizim için, benim kanaatimce bu hem Avrupa için hem de Türkiye için önemli bir durum. Yeşil Mutabakat, bu çok kapsamlı bir program anlamına geliyor. Hem Avrupa ekonomisini yeniden şekillendirecek ve daha sürdürülebilir kalkınmaya doğru yöneltecek olduğunu görüyoruz. Özellikle de şimdi içinde bulunduğumuz duruma baktığımızda ve yönetimin karmaşıklığını da göz önünde bulundurduğumuzda, aynı zamanda 27 farklı çıkarları olan ülkenin bir araya gelip bunu üretmesi büyük bir başarı.

Türkiye'ye dönecek olursak, bütün bu meseleler elbette Türkiye için de çok büyük önem arz etmekte. Türkiye, ileri teknolojiyi kullanan bir ülke, aynı zamanda da günümüzde sürdürülebilir kalkınma yolunda da gitmesi gereken bir ülke. COP26’dan öncesinde Paris Anlaşması'nı onayladı. Bunu onaylayan son ülkelerden bir tanesiydi. Türkiye Devleti de kendi planlarını açıkladılar. Plan, yani hedeflerini açıkladılar diyelim, karbon sıfırlama hedeflerini ve yüzyılın ortalarına doğru sıfırlayacaklarını açıkladılar ama henüz tam bir plan, net bir strateji belirlenmiş değil. Görebildiğim kadarıyla burada net bir yönelim gözlemleyemiyorum. Buradaki büyük bir dijital dönüşümü görmek istiyorum Türkiye ekonomisi içerisinde. Benim şahsi kanaatime göre, burada Türkiye'nin karşısındaki en büyük sorunlarından birisi stratejik düşünmek. Uzun vadeli stratejik düşünmek son derece zor bir durum. Çünkü Türkiye’nin karşısında kısa vadeli krizler var. Ekonomik olarak Türkiye'yi zorlayan krizler şu an karşısında duruyor. Fakat bence kısa vadede olsa bile makroekonomik krizler yine berraklık gerektirmekte, uzun vadeli stratejilere ihtiyacımız var.”