Etkinlikler
İSO Sürdürülebilirlik Platformu Toplantısında Türkiye’nin COP31 Yol Haritası Ele Alındı
- 19.06.2026
- Etkinlikler
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Sürdürülebilirlik Platformu toplantısı Odakule’de gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya özel sektör, kamu temsilcisi platform üyeleri katıldı.
İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe’nin açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda; İSO’nun Sıfır Atık Haftası boyunca hayata geçirdiği etkinlikler ile COP31’e yönelik çalışmaları ve COP31 İklim Değişikliği Konferansı ile ilgili değerlendirmeler ele alındı.

İSO Yönetim Kurulu
Sayman Üyesi ve
Sürdürülebilirlik Platformu
Başkanı Sultan Tepe
Toplantının açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe, şunları söyledi:
“İSO Sürdürülebilirlik Platformu olarak sizlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyoruz. Sizlerin de düşünceleriyle çalışmalarımızı zenginleştirmeyi ve bu görüşleri kendi ajandamız içerisinde değerlendirmeyi çok önemsiyoruz. Bugün Türkiye açısından son derece önemli bir konuyu ele alacağız. Hep birlikte konuyu değerlendirelim; kendi aramızda tartışıp toplantının bir sonuç raporunu çıkaralım diyorum. Katılımızın için bir kez daha çok teşekkür ediyorum.”
Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP süreçlerinin, küresel iklim gündeminin en yoğun ve görünür platformlarından biri olmayı sürdürdüğü vurgulandı. Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 hazırlıklarının yalnızca iklim politikaları açısından değil; katılım, finansman, erişim ve kurumsal koordinasyon başlıkları bakımından da önemli gündemleri beraberinde getirdiği ifade edildi.

COP31’e yönelik hazırlık sürecinde, özellikle paydaşların sürece nasıl dahil olacağı, ulusal ve uluslararası görünürlük imkânlarının hangi kanallar üzerinden sağlanacağı ve katılım süreçlerinde karşılaşılabilecek maliyetlerin nasıl yönetileceği toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Toplantıda ayrıca, COP süreçlerinin teoride geniş katılıma açık platformlar olarak tanımlanmasına karşın uygulamada çeşitli sınırlamalar içerdiği belirtildi. Blue Zone’a erişimin ülke kotaları ve Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen akreditasyon süreçleri kapsamında şekillendiği ifade edilirken, bu durumun özellikle sivil toplum, akademi ve özel sektör temsilcileri açısından görünürlük imkânlarını etkileyebileceği kaydedildi.
Paydaşların COP31 sürecine etkin katılımını sağlamak amacıyla Green Zone’un önemli bir alan olabileceği değerlendirilmekle birlikte, bu alanın maliyetli yapısı ve sponsorluğa dayalı işleyişi nedeniyle bazı kurumlar açısından zorluklar yaratabileceği dile getirildi. Katılımcılar, farklı paydaş gruplarının uluslararası görünürlükten dışlanmaması için erişilebilir, şeffaf ve destekleyici katılım modellerinin geliştirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.
COP31 hazırlık sürecinde bilgi akışı ve koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği de toplantıda ele alınan başlıklar arasında yer aldı. Kurumların hazırlıklarını daha sağlıklı yürütebilmesi için net bir yol haritasına, düzenli bilgilendirmeye ve merkezi bir koordinasyon yapısına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Bu kapsamda, sürekli çalışan bir iletişim ofisi, teknik destek hattı ve düzenli paydaş toplantıları gibi mekanizmaların sürecin daha verimli ilerlemesine katkı sağlayabileceği belirtildi.
Toplantıda Türkiye’nin COP31’de üstlenebileceği role ilişkin görüşler de paylaşıldı. Türkiye’nin sanayi dönüşümü, karbon azaltım politikaları, sürdürülebilir üretim, yeşil finansman ve teknoloji odaklı çözümler gibi alanlardaki çalışmalarını güçlü biçimde ortaya koymasının önem taşıdığı ifade edildi. COP31’in yalnızca sergi ve sembolik etkinliklerden oluşan bir görünürlük alanı olarak değil; Türkiye’nin iklim politikaları, sanayide yeşil dönüşüm kapasitesi ve uluslararası iş birliği potansiyelini yansıtacağı stratejik bir platform olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Yüksek katılım maliyetleri nedeniyle belirli kurumlar için destekli katılım veya hibe mekanizmalarının gündeme gelebileceği de toplantıda dile getirildi. Bu kapsamda, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve kamu yararı niteliği taşıyan bazı kurumlar için destek modellerinin oluşturulabileceği; olası destek mekanizmalarında kriterlerin şeffaf ve kapsayıcı biçimde belirlenmesinin önem taşıdığı ifade edildi.
Toplantı, COP31 hazırlık sürecinde paydaşlar arası iletişimin güçlendirilmesi, katılım modellerinin netleştirilmesi ve Türkiye’nin uluslararası iklim gündemindeki rolünün daha stratejik bir çerçevede ele alınmasına yönelik görüş ve değerlendirmelerin paylaşılmasının ardından sona erdi.