Etkinlikler
SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapılarını Ziyaretçilere Açtı
- 05.05.2026
- Etkinlikler
Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayisindeki üretim gücünü küresel vitrine taşıyan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, İstanbul’da kapılarını açtı. Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından organize edilen fuarın açılış törenine T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, T.C. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.
İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz ile birlikte İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Akar, İSO Meclis Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi Koray Yavuz ve İSO Meclis Üyelerinin de katıldığı fuarın açılış törenine kamu kurumlarının üst düzey temsilcileri, savunma sanayisi firmalarının yöneticileri ve uluslararası heyetler yoğun ilgi gösterdi.

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Mehmet Fatih Kacır
Bakan Kacır, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, SAHA 2026'da dünyanın en büyük savunma sanayi kurumlarının proje ve sistemlerinin yanı sıra KOBİ'lerden araştırma enstitülerine ve teknoloji girişimlerine kadar ekosistemin büyüklüğünün gözlemlendiğini aktardı. Bir ülkenin güvenlik kapasitesinin, yalnızca kara sınırlarını, hava sahasını ve deniz yetki alanlarını koruma gücüyle değil, siber alanda, dijital altyapılarda ve uzayda kurduğu teknolojik hakimiyetle ölçüldüğünü bildiren Kacır, bu yeni gerçeklik karşısında ülkelerin, caydırıcılıklarını artırmak ve savunma ihtiyaçlarını karşılamak için çok daha yüksek maliyetleri göze aldığını söyledi.
Kacır, küresel savunma harcamalarının son 10 yılda yüzde 41 artarak 2025'te 2,9 trilyon dolara ulaştığına işaret ederek, "Hız kesmeyen jeopolitik gerilimler bu artış ivmesinin devam edeceğine işaret ediyor. AR-GE'si, test altyapıları, seri üretim kabiliyetleri ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayisi kurmak, tam bağımsızlığın ve yüksek caydırıcılığın vazgeçilmez şartıdır. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde her zaman bu anlayışla hareket ettik. Uzun dönemli AR-GE, yatırım ve tedarik planlarımızı hazırlayarak nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak, dünyada az sayıda ülkede bulunan bir savunma sanayii ekosistemini ülkemizde oluşturduk" şeklinde konuştu.

Kacır, Türk firmalarının, sunduklarının teknoloji odaklı çözümler, kapsamlı ömür devri desteği ve kullanıcı ülkelerin nitelikli personel ihtiyacını karşılayan eğitim programlarıyla en güvenilir çözüm ortaklarından olduğunu bildirerek, sözlerine şöyle devam etti:
"2002'de 248 milyon dolar olan savunma ihracatımız, aktif savunma diplomasimiz ve firmalarımızın küresel pazarları hedefleyen yaklaşımları sayesinde geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. Savunma ihracatında şimdilik dünyanın en büyük 11'inci ülkesiyiz. Biliyoruz bu ivme artarak devam edecek. Çünkü savunma sanayisi firmalarımız her geçen yıl yeni kabiliyetler kazanıyor, üretim ve teknoloji geliştirme kapasitelerini istikrarlı biçimde büyütüyor. Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini tahkim etmeye yönelen Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye'dir. Sektörümüz, sahada oyun değiştirici rolü kanıtlanmış, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin geniş ürün portföyüyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır."
Türkiye'nin imalat sanayi katma değerini 246 milyar dolara yükselttiklerini aktaran Kacır, "Türkiye'yi yüksek katma değerli üretimin adresi haline getirecek yeni nesil teşvik mekanizmalarını devreye alıyoruz. Savunma sanayimizin yükselişini hızlandırmak için üretim ve AR-GE süreçlerine yeni bir bakış getirmeliyiz. Sanayimizin gelecek 30 yılına ışık tutacak, planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı'nı hazırladık. Mega endüstriyel bölgeler olarak kurguladığımız yeni sanayi alanlarıyla beraber, savunma sanayi üretimimizi geniş bir coğrafya yayacağız, Anadolu'da yeni savunma sanayii kümelenmeleri oluşturacağız" diye konuştu.
Kacır, Ankara ve İstanbul'da yoğunlaşan savunma sanayi kümelenmelerinin Anadolu'nun güçlü üretim merkezlerinde çoğaltılması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin savunma sanayisi hedeflerine ulaşmasının anahtarının, kamu kurumları, özel sektör, araştırma merkezleri ve üniversiteler arasındaki iş birliği ve büyük firmalar ile KOBİ'ler arasındaki iş birliğinin güçlenmesi olduğunu vurguladı.

Milli Savunma Bakanı
Yaşar Güler
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada Türk savunma sanayii ürünlerinin bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemler olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Millî Savunma Bakanlığı, ilgili bakanlıklar ve kurumların katkılarıyla düzenlenen fuarın, Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayisinin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koyduğunu belirten Güler, bu yönüyle fuarın nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayii ekosistemindeki stratejik iş birliğini pekiştiren son derece müstesna bir platform olduğunu söyledi.
Bakan Güler, bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihi birer milat olacağını değerlendirdiği ifade etti.
Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği, çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçildiğine işaret eden Güler, "Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken, sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır" ifadelerini kullandı.

Bakan Güler, modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konseptin, kendilerine her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtladığını belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Malumunuz olduğu üzere 1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur. Bu gelişim vizyonuyla kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise milli gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. Tüm bunların yanında Türk savunma sanayisinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz sahip oldukları yapay zekâ, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş, özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir."

Cumhurbaşkanlığı
Savunma Sanayii Başkanı
Haluk Görgün
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, fuarın açılışında yaptığı konuşmada, sahip oldukları savunma sanayisi kapasitesinin uluslararası alanda omuzlarına yeni sorumluluklar yüklediğine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımı nettir. Biz gücümüzü kaosun değil, istikrarın hizmetine sunuyoruz. Teknolojimizi gerilimin bir aracı değil, barışın ve güvenliğin teminatı olarak görüyoruz. Bu anlayışla, geçtiğimiz 12 aylık dönemde 185 ülkeye toplamda 10,5 milyar dolarlık savunma ve havacılık ihracatı gerçekleştirdik. Yakında 11 milyar doların üzerine çıkarak Türkiye’yi savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına taşımayı hedefliyoruz. Bu hedefi yakalayacağımıza eminiz, zira artık savunma sanayisinde yalnızca hedef koyan değil, koyduğu hedeflere adım adım ulaşan bir Türkiye var. Kendi mühendisinin aklına güvenen bir Türkiye var. Kendi sanayicisinin emeğine sahip çıkan bir Türkiye var. Kendi gencinin hayaline yatırım yapan bir Türkiye var. Kendi teknolojisini geliştiren ve dünyaya sunan bir Türkiye var. SAHA 2026, işte bu Türkiye’nin en güçlü vitrinlerinden biridir."
SSB Başkanı Görgün, savunma sanayisinin geldiği seviyede en büyük payın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait olduğunu vurgulayarak, "Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı sıfırlayacağız. İhracatımızı sürdürülebilir biçimde büyüteceğiz. Firmalarımızın küresel rekabet gücünü daha da yükselteceğiz. Kamu, sanayi ve akademi arasındaki iş birliğini güçlendireceğiz. Ana yüklenici ile KOBİ arasındaki bağı daha verimli hale getireceğiz. İnsan kaynağımızı, teknolojik hedeflerimizle uyumlu şekilde geliştireceğiz. Bu hedeflere ulaşmada, dost ve müttefik ülkelerle güvene dayalı yeni iş birlikleri geliştirmek hayati önemdedir." diye konuştu.
Görgün, Türkiye'nin savunma sanayisinde güvenilir, tecrübeli ve uzun vadeli düşünen bir yol arkadaşı olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim iş birliği anlayışımız, yalnızca ürün satışıyla sınırlı değildir. Biz, ortak aklı, ortak emeği ve ortak kabiliyeti esas alan bir sanayi yaklaşımına inanıyoruz. Bu yaklaşım, birlikte geliştirmeye, birlikte üretmeye ve kazan-kazan ilişkisi kurmaya dayalıdır. Bugün Türk savunma sanayisi şirketleri, dünyanın farklı coğrafyalarında yalnızca ürünleriyle değil, mühendislik birikimiyle, entegrasyon kabiliyetiyle, bakım-idame tecrübesiyle ve eğitim altyapısıyla da değer üretmektedir. Biz bu birikimi dost ve müttefik ülkelerle daha güçlü ortaklıklara dönüştürmeye hazırız. Her ülkenin kendi sanayi önceliklerini, yerel yetkinliklerini ve güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan esnek modeller geliştirebiliriz. Tek taraflı bağımlılıklar yerine, adil ve sürdürülebilir ortaklıkları önemsiyoruz."

SAHA İstanbul
Yönetim Kurulu Başkanı
Haluk Bayraktar
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar da törendeki konuşmasında, bugün sadece bir fuar açılışı yapmadıklarını, bir zihniyet devrimini ve küresel ekosistemin yeni denklemini konuştuklarını söyledi. Dünyanın, ticaret savaşlarından teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği kritik bir eşikte olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:
"Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Biz de SAHA 2026'da geleceğin teknolojiyle nasıl şekilleneceğini birlikte gösteriyoruz. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. Gümrük savaşları ve korumacılık, sadece ticari terimler değil küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri oldu. Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı gibi kritik arterlerdeki tıkanıklıklar ve enerji maliyetlerindeki volatilite, endüstriyel arzın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. İşte böyle yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir dayanıklılık testi ve kaçınılmaz bir zorunluluktur."
Yapılan açılış töreninin ardından etkinlik, protokolün fuar alanını gezmesi ve katılımcı firmaların stantlarını ziyaret etmesiyle devam etti. Protokol üyeleri, fuarda sergilenen insansız sistemler, yeni nesil ağır silah teknolojileri ve savunma sanayisinin ulaştığı ileri mühendislik çözümleri hakkında yetkililerden bilgi aldı. Ayrıca, deniz platformları ve yerli insansız deniz araçları da fuar kapsamında ziyaretçilere tanıtıldı.

5-9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 400 bin metrekarelik alanda düzenlenen organizasyonda, 120’den fazla ülkeden 1700’ün üzerinde firma yer alırken, 200 binden fazla ziyaretçinin katılımı bekleniyor. Savunma sanayisinde yerli ve milli teknolojilerin sergilendiği fuar, yalnızca bir vitrin olmanın ötesinde, iş geliştirme ve uluslararası iş birlikleri açısından stratejik bir platform sunuyor. Fuar kapsamında planlanan on binlerce B2B görüşme ile firmalar arasında tedarik zinciri eşleşmeleri ve yeni ortaklıkların kurulması hedefleniyor.
SAHA 2026’da insansız sistemlerden yapay zekâ destekli çözümlere, kara, hava, deniz ve uzay teknolojilerinden yeni nesil mühimmatlara kadar geniş bir yelpazede geliştirilen ürünler ilk kez kamuoyuna tanıtılıyor. Türkiye’nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik seviyeyi ortaya koyan fuar, küresel ekosistemin önemli aktörlerini bir araya getiriyor.
Fuar kapsamında ayrıca çok sayıda yeni ürün lansmanı ve imza töreni gerçekleştirilmesi planlanırken, ihracat odaklı anlaşmaların toplam büyüklüğünün milyarlarca dolara ulaşması hedefleniyor. SAHA 2026, Avrupa, ABD ve Kanada başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından katılımcıları ağırlarken, resmi ve ticari heyetlerin yoğun ilgisiyle dikkat çekiyor. Organizasyon, savunma ve havacılık sanayisinde uluslararası iş birliklerini güçlendiren önemli bir buluşma noktası olma özelliğini sürdürüyor.

