Meclis Konuşması
İSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’nda Konuşan Erdal Bahçıvan “Kamu-Özel Sektör İş Birliğinde Yeni Nesil Bir Sanayi Planlaması Yapılmalı” Dedi
- 26.08.2026
- Meclis Konuşması
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin ağustos ayı olağan toplantısı “Ekonomi ve Üretim Hayatımız İçin Planlama Gerekli mi/Gereksiz mi? Türkiye için Girişimci Devlet ve Yeni Nesil Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Üzerine bir Tartışma” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.
İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı Meclis toplantısında Gazeteci ve Stratejist Güzem Yılmaz Ertem moderatörlüğünde Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü Halil İbrahim Öztop, Aile Şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi A. Fatih Tamay, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomi ve Yönetim Danışmanı Prof. Dr. Sinan Alçın ile Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı panel düzenlendi. İSO Yönetim Kurulu Üyeleri ve İSO Meclis Üyeleri’nin yer aldığı Meclis toplantısını basın mensupları da ilgiyle takip etti.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, “Kamu-özel sektör iş birliğinde yeni nesil bir sanayi planlaması derken; aşırı merkezileşmiş, kapalı, statik planlama anlayışını geri getirmekten, ya da serbest piyasa ekonomisinin prensiplerini geri plana atmaktan bahsetmiyoruz. Tümüyle piyasa güçlerine emanet edilmiş, kuralsız ve plan-programsız bir modelin sınırlarını da gördük. Kastettiğimiz planlama; kamunun uzun vadeli kalkınma hedefleri doğrultusunda daha proaktif bir rol almasına dayanıyor. Günümüzün giderek zorlaşan küresel rekabet koşullarında, kamu ile özel sektör arasında yeni bir iş birliği kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda, ‘girişimci devlet’ kavramını ülkemizde de yeniden düşünmek için doğru bir zamandayız” dedi.

İSO Meclis Başkanı
Ender Yılmaz
İSO ağustos ayı Meclis toplantısı, İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz tarafından açıldı. Yılmaz, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Türkiye, küresel tedarik krizlerinden teknolojik dönüşüme, iklim değişikliğinden jeopolitik risklere uzanan bir dönemde, ekonomide "kör piyasa iyimserliği" ile "bürokrasi otoritesi" arasında gidip gelen bir tartışmanın tam ortasında kaldı. Burada şahsi fikrim aslında olması gereken net planlama zorunludur, ancak 1960’ların DPT’si veya 2010’ların merkezi bütçe dayatması değil tabii ki. "Yeni Nesil DPT" şarttır. Bununla beraber Planlama Şart dendiğinde yapılması istenilen devletin sadece piyasa başarısızlığını düzelten bir bekçi değil, risk alan ve yeni pazarlar yaratan ortağın ta kendisi olması gerekiyor. Ülkemizde özel sektör, AR-GE’ye -GSYH’nin %1’i civarı- ve katma değerli alanlara yeterince yatırım yapmıyor. Çünkü getirisini 10-15 yıl sonra alınacağını düşünüyor. Bir de buna Plansızlık, döviz kuru ve faiz belirsizliğinde rekabet avantajının kaybedilmesi yatırımcıyı endişelendirerek "bekle-gör" moduna itmektedir.

İşin aslına bakarsanız ve gerçekçi olmak gerekirse, devlet olmadan savunma sanayi veya milli otomobil ekosistemi doğmazdı. Bu yüzden planlama, özel sektörün önünü görebilmesi için bir "pusula" görevi görmesi gerekiyor. Bildiğiniz üzere eski usul DPT’nin 2011’de lağvedilmesi boşuna değildi. O yapı, zamanla 5 yıllık planları rafa kalkan, bürokratik vesayetle malul ve piyasa dinamiklerine uyum sağlayamayan ağır bir gemiye dönüşmüştü. 2000’ler sonrası neoliberal dalga, "devlet planlamasını çoktan tarihin çöplüğüne atmıştı. Günümüzde üretim hayatı o kadar hızlı değişiyor ki -yapay zekâ, kuantum- 5 yıllık kalıplaşmış planlar yapmak yerine 6 aylık "uygulanabilir stratejileri" beraberinde getirmelidir. Türkiye’nin son 10 yılında yaşanan krizler-kur şokları, enflasyon- ile aslında yeterli olmayan plansızlıkla birlikte, planların aynı zamanda siyasallaşmasından da kaynaklandığı düşüncesi öne çıkıyor. Eğer durum böyle ise yani planlama değil, kural tanımaz politik müdahalelerin sorun yaratmaması gerekiyor. İşte bu sebeple Yeni oluşturması istenilen DPT, siyasi takvime göre değil, bilimsel veriye göre hareket etmeli; aksi halde yine "raf planı" olmaya aday olacaktır. Bu aşamada ihtiyacımız olan aslında merkeziyetçi değil, "Koordinatör ve Vizyoner" bir akıl merkezine ihtiyaç duyulmakta. Bu kurum; tahmin edici olmalı, geçmişin girdi-çıktı tablolarını değil, yapay zekâ ile küresel tedarik zinciri kırılmalarını önceden simüle edebilmeli.”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Bahçıvan
Ana gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşmasının ardından İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz, gündeme dair konuşmasının ardından açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, yaptığı konuşmada üretimin ve günlük yaşamın hızla değiştiği Bilişim ve Yapay Zekâ Çağı’nda ezberleri bozmanın hayati bir öneme sahip olduğunu söyledi.
İSO Başkanı Bahçıvan, “Bilişim ve Yapay Zekâ Çağı’nda 'düşünsel konfor alanıma, rutinime ve alışkanlıklarıma dokunmayın' diyenleri çok zor günler bekliyor. Ezberleri bozmak, hiç sorgulanmayan kabulleri tartışmak artık hayati bir öneme sahip. Bu anlayıştan hareketle, ekonomi ve üretim hayatımızın geleceği açısından gerekli olan bir tartışmayı ülkemizin gündemine taşıyoruz” dedi.

Konuşmasında hiper küreselleşme ve devleti ekonomiden tamamen çeken anlayışın 2008 krizi, pandemi arz şokları ve jeopolitik riskler gibi etkenlerle son bulduğuna dikkat çeken Bahçıvan, şunları söyledi:
“Elbette bu süreci hızlandıran bir diğer faktör de teknolojik gelişmeler oldu. Otomasyon ve robotik teknolojilerin üretimde giderek daha fazla kullanılması, iş gücü maliyetlerinin rekabet gücü üzerindeki ağırlığını görece azaltırken, bu durum gelişmiş ülkelerde “içeride üretim” eğilimlerini güçlendirdi. Bugün yapay zekâ alanında yaşanan gelişmeler, sanayi üretiminin niceliksel büyümeden ziyade niteliksel bir sıçramanın eşiğinde olduğunu gösteriyor. Yaşanan dönüşüm, bir yandan ülkeler açısından bir ulusal güvenlik boyutu taşırken, öte yandan böyle bir ekosistemi kurmak için gereken devasa yatırımlar, devletlere planlama, yeni nesil finansman ve teşvik sistemlerinin geliştirilmesi gibi kritik görevler yüklüyor.

Bugün geldiğimiz noktada daha korumacı, kuralların daha fazla güç ilişkileri tarafından şekillendiği ve jeopolitiğin gölgesinin tüm ekonomik süreçlere düştüğü bir ekonomik düzene doğru ilerliyoruz. Devletin ekonomideki rolü ve özel sektörle ilişkileri de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Sanayi ve dış ticaret politikaları yeniden önem kazanırken, sektörel önceliklendirme, stratejik yatırımlar ve kamu-özel iş birliği hem rekabet hem de güvenlik kaygılarıyla ekonomik gündemin üst sıralarına yükseliyor. Yani devletin ekonomide salt düzenleyici rolüyle, pasif bir oyuncu olarak kenarda durması gerektiği şeklindeki 1980 ve 90’ların egemen paradigmasından uzaklaşıyoruz. Bu süreç, İkinci Dünya Savaşı sonrasının katı devletçi ve merkezi planlama anlayışına dönüşü ifade etmiyor. Yaşanan değişim belki de en net ifadesini “girişimci devlet” kavramında buluyor: Kamunun proaktif bir role geçerek, piyasaların genişlemesini, tedarik zincirlerinin daha iyi çalışmasını, özel sektörün rekabet gücünü ve yenilik kapasitesini destekleyerek kalkınmayı hızlandırdığı bir yaklaşımdan bahsediyoruz.”

Temmuz ayı İSO Meclis toplantısında gündeme taşınan “Erken Sanayisizleşme” riskine atıfta bulunan Bahçıvan, mevcut programın sanayiyi koruyacak şekilde güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek “Mevcut ekonomik programın, sanayimizin üretken kapasitesini koruyacak, kırılganlıklarını azaltacak ve teknolojik dönüşümünü destekleyecek bütüncül bir yol haritası ile güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yapısal dönüşümün yalnızca kaynak aktarımıyla gerçekleşemeyeceğini, güçlü bir kurumsal koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, şu huşulara değindi:
“Kamu-özel sektör iş birliğinde yeni nesil bir sanayi planlaması yapılmalı. Planlama derken, 1960’lara, 70’lere özgü aşırı merkezileşmiş, kapalı, statik planlama anlayışını geri getirmekten, ya da serbest piyasa ekonomisinin prensiplerini geri plana atmaktan bahsetmediğimizi tekrar vurgulamak istiyorum. Tümüyle piyasa güçlerine emanet edilmiş, kuralsız ve plan-programsız bir modelin sınırlarını da görmüş durumdayız. Kastettiğimiz planlama anlayışı, kamunun uzun vadeli kalkınma hedefleri doğrultusunda daha proaktif bir rol almasına dayanıyor. Günümüzün giderek zorlaşan küresel rekabet koşullarında, kamu ile özel sektör arasında yeni bir iş birliği kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor.
Bu bağlamda, “girişimci devlet” kavramını ülkemizde de yeniden düşünmek için doğru bir zamanda olduğumuza inanıyoruz. Yıllardan beri dile getirdiğimiz ‘kalkınma bankacılığı reformu’ talebimizi de bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Girişimci devlet ve yeni nesil planlama yaklaşımından bahsediyorsak, bunun en önemli sacayaklarından biri finansmandır. Yapay zekâ devriminde ihtiyaç duyulan sanayi politikalarını geleneksel ticari banka kredileriyle yürütmenin bir sınırı vardır. Benzer şekilde, sanayimizin en büyük –ve ne yazık ki giderek büyüyen– sorunlarından biri nitelikli insan açığı. Bu açığın giderilmesi için öncelikli ihtiyaçların belirlenmesi ve eğitim politikalarının bu ihtiyaçlarla daha güçlü bir şekilde eşleştirilmesi de yeni nesil planlamanın önemli bir parçası olmalı.”

Yapılan açılış konuşmalarının ardından İSO ağustos ayı olağan Meclis toplantısı, Gazeteci ve Stratejist Güzem Yılmaz Ertem moderatörlüğünde Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü Halil İbrahim Öztop, Aile Şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi A. Fatih Tamay, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomi ve Yönetim Danışmanı Prof. Dr. Sinan Alçın ile Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu’nun konuşmacı olduğu panel ilde devam etti.

Gazeteci ve Stratejist
Güzem Yılmaz Ertem
Panelin açılışında girizgâh yapan Gazeteci ve Stratejist Güzem Yılmaz Ertem, Türkiye’de Devlet Planlama Teşkilatı’ndan Kalkınma Bakanlığı’na, ardından Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na uzanan kurumsal dönüşüme dikkat çekerek, 12. Kalkınma Planı’nda sanayinin ve teknolojik dönüşümün büyüme modelinin merkezine konulduğunu hatırlattı. Dünyada ekonomist Mariana Mazzucato’nun öncülüğünü yaptığı "Girişimci Devlet" kavramının küresel ölçekte yoğun bir şekilde tartışıldığını belirten Ertem; Türkiye’nin teknoloji, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda hem kamunun yönlendirici rolünün hem de özel sektörün ihtiyaç duyduğu yeni nesil planlama modellerinin kapsamlı olarak ele alınmasının kritik bir önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye Kalkınma ve
Yatırım Bankası Genel Müdürü
İbrahim Öztop
Panelde konuşan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, planlamanın ve doğru finansman modelinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Planlama sanayimiz ve üretim hayatımız için kesinlikle şarttır; bunun en somut kanıtı son yıllarda enerji ve savunma sanayisinde ortaya koyduğumuz başarılardır. Devlet, yenilenebilir enerjide alım garantileri ve doğru teşviklerle oyunun kurallarını belirlediğinde; kalkınma ve özel sektör bankalarımızın sağladığı uzun vadeli finansmanla özel sektörümüz devasa bir kapasite inşa etti. Aynı şekilde savunma sanayisinde de devletin kararlı alıcı rolü ve stratejik yönlendirmesi küresel bir ekosistem doğurdu. Burada temel ilke; devletin bizzat sahada oyuncu olması değil, oyunun kurallarını net çizerek özel sektörün önünü açmasıdır. Biz kalkınma bankaları olarak uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli kaynaklar ve girişim sermayesi fonlarımızla sanayicimizin ve teknoloji girişimlerimizin yanındayız. Enerji ve savunmada kanıtlanan bu planlama ve finansman modelini, vakit kaybetmeden yüksek teknoloji ve katma değerli üretimin diğer alanlarına da taşımalıyız."

Aile Şirketlerinde
Yönetim Kurulu Üyesi
A. Fatih Tamay
Panelin bir diğer konuşmacısı Aile Şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi A. Fatih Tamay, yeni nesil planlamanın ortak akıl ve ölçülebilir performans kriterlerine dayanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Planlama sadece işler zorlaştığında hatırlanacak bir konu değil; sanayimizin rekabet gücünü belirleyen temel unsurdur. Kurumların isimlerinden ziyade planların nasıl yapıldığı, sahadaki sanayiciyi ne kadar kapsadığı ve ne derece uygulanabilir olduğu önemlidir. Şirketlerimizde nasıl 5 yıllık stratejik planlar yapıp bunları anahtar performans göstergeleriyle -KPI- düzenli olarak denetliyor ve güncelliyorsak, kamunun makro planlama süreçlerinde de benzer bir dinamizm ve performans takip mekanizması kurulmalıdır. Stratejik planlar bir temenni listesi 'wishlist' olamaz; kaynaklarımızın, kabiliyetlerimizin ve küresel risklerin gerçekçi analizine dayanmalıdır. Devletin stratejik öncülüğünde, başta sanayi odalarımız olmak üzere iş dünyasının karar süreçlerine doğrudan katıldığı, şeffaf ve ortak akla dayalı yeni nesil bir planlama modelini hayata geçirmek zorundayız."

İstanbul Kültür Üniversitesi
Öğretim Üyesi, Ekonomi ve
Yönetim Danışmanı
Prof. Dr. Sinan Alçın
Akademik ve yapısal perspektifle sanayideki dönüşüm ihtiyacını ele alan İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomi ve Yönetim Danışmanı Prof. Dr. Sinan Alçın, geleneksel modellerin tükendiğine ve hedef odaklı politikalara geçilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
"İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı Türkiye İmalat PMI verilerinin uzun süredir eşik değerin altında seyretmesi, meselenin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını ve yapısal bir dönüşüm ihtiyacına işaret ettiğini ortaya koyuyor. İstanbul Sanayi Odası tarafından erken sanayisizleşme riskinin tartışılıyor olmasını çok değerli buluyorum. Çünkü Türkiye kırk yıl önce erken tarımsızlaşma problemi yaşadı ve onun etkilerini maalesef biz bugün yaşıyoruz. İmalat sanayinde dışa bağımlılık oranı yüzde 70'lerde, çünkü ham maddenin tamamını üretemiyoruz. Diğer taraftan 80'li yıllarda Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunu enerji bağımlılığıydı; 2026 yılına geldik, en önemli sorun yine enerji bağımlılığı. Demek ki burada bir şeyi değiştirmemiz lazım. Türkiye'nin 13 milyon genç nüfusu var ve bizim bunu kullanmamız, küresel riski bir şekilde fırsata çevirip dönüşümü sağlamamız gerekiyor. Genel bir teşvik bazen fayda değil zarara yol açabilir; bu yüzden bölgesel inovasyon stratejisiyle, yani kümelenmeyle hareket etmemiz ve AR-GE sürecinde temel araştırmayı kamu ve üniversitelere, geliştirmeyi ise özel sektöre bırakacak bir eş güdüm sağlamamız lazım."

Afyon Kocatepe Üniversitesi
İktisat Bölümü Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu
Panelde söz alan Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu, kamunun yönlendirici gücüne ve stratejik planlamaya dikkat çekerek şunları söyledi:
"Savunma ve enerji sektörlerindeki kritik rolün sivil teknolojilere yansıması ve yayılma etkisi çok önemli. Türkiye’de kamunun alım garantisi dolayısıyla yerlilik oranının en yüksek olduğu sektör savunma sanayisi ve burada önemli bir mesafe katedilerek uluslararası rekabetçi bir güç elde edildi. Dolayısıyla kamunun iyi bir planlamayla ve stratejik bir yönlendirmeyle askeri teknolojiyi sivil teknolojide rekabetçiliğe dönüştürme potansiyeli çok yüksek. Dünyadaki kalkınma modellerine ve sanayileşme süreçlerine baktığımızda da devletin aktif, korumacı ve stratejik alıcı rolünün belirleyici olduğunu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz çoklu krizler çağında, Mariana Mazzucato’nun da ifade ettiği gibi kamunun girişimci devlet rolünü üstlenirken net bir misyon belirlemesi, odaklanması, önceliklendirme yapması ve kaynakları etkin kullanması gerekmektedir."

Düzenlenen panel oturumunun ardından İSO ağustos ayı Meclis toplantısı, İSO Meclis Üyeleri’nin ana gündem maddesine ilişkin görüş ve değerlendirmeleriyle devam etti. İSO Meclis Üyeleri’nden gelen soruların panelistler tarafından yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından toplantı sona erdi.