Çalışma Bakanlığı İle Sanayiciler, Çalışma Dünyasının Önemli Konuları İçin Buluştu

  • Haberler
grup8-calisma-bakanligi-01

İstanbul Sanayi Odası (İSO), çalışma hayatının önemli konularını konuşmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın (ÇSGB) üst düzey bürokratları ile sanayicileri buluşturan bir toplantı düzenledi. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, bakanlıktan, ÇSGB Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar başkanlığında bir heyet katıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinden oluşan heyet ve İSO Meslek Komiteleri firma temsilcilerinin katıldığı “İSO Meslek Komitelerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile ilgili konulara ilişkin görüş ve önerileri” başlıklı toplantıda sanayiciler, çalışma hayatı ile ilgili yaşadıkları zorlukları ve çözüm önerilerini birinci elden Bakanlık yetkililerine aktarma fırsatı buldu. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın yönettiği toplantıya İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, İSO Meclis Başkanlık Divanı Katip Üyesi Kemal Akar da katıldı.

Toplantıda ayrıca 45. Grup Plastik Hammaddeleri ve Plastik Enjeksiyon Mamulleri Sanayii Meclis Üyesi Ömer Karadeniz sektörlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın faaliyet alanına giren konuları ve yaşanan sorunları aşağıda yer alan başlıklar altında gündeme getirdi.

İstihdam, İşgücüne Katılım ve Mevzuat

Gıda ile temas eden malzeme üretiminde istihdamı zorunlu personel olarak, gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi veya kimyager şartının bulunması ve odaların koymuş olduğu taban ücretlerin yüksek olması ve sanayiciler için bu ücretlerin zorunlu tutulması durumu söz konusudur.

Gıda ambalajlarından kapı- pencere doğramalarına, pis-temiz su borularından zirai sulama borularına sera örtülerinden beyaz eşyalara, elektronik ürünlerden otomobil yedek parçalarına; hatta kazağımıza, elbisemize, yatağımıza, halımıza, kalp kapakçığına, ilaç ambalajlarına, protezlere ve uçtuğumuz uçakların motor pistonlarına kadar hayatımızın her alanında kullanılan plastik sektöründe ihtiyaca göre ilgili branşlarda mühendisler istihdam edilmektedir. 

Gıda ile temas eden üretim yerlerinde istihdamı zorunlu personel ( gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi veya kimyager) şartı aranmaktadır. Ürettiği ürünlerin büyük bir kısmı gıda dışı ürünler olmasına rağmen, az da olsa gıda ile temas eden ambalaj üreten kuruluşlar aslında farklı mühendislik dallarından personeller istihdam ederken, bu zorunluluktan dolayı ilave bir mühendis daha istihdam etmek zorundadır. Bu da sektör için ilave bir ek maliyet oluşturmaktadır.

Ayrıca istihdamı zorunlu personeller için mühendis odalarının koymuş olduğu taban ücretler de aşırı derecede yüksektir. Örneğin kimya mühendisleri odasının 2017 yılı için belirlediği ücret net 3.750 TL’dir.  Bugün yeni mezun bir mühendis için de bu ücret zorunlu tutulmaktadır. İstihdam edilen mühendislerin bile bu ücretin altında talepte bulunmalarına ve hatta çalışmalarına rağmen ilgili odalar biz sanayicileri mecbur tutmakta ve işlemler için bu ücretin gösterildiği noter sözleşmesi istemektedir. Sadece zorunlu tutulduğu için hazırlanan bu sözleşmeler ve bu sözleşmelerde belirtilen ücretler biz sanayicileri doğabilecek bir itilafta (tazminat vs. davalarında) mağdur duruma düşürmektedir.

Ana üretim konularının yanında gıda ile temas eden ambalaj malzemesi de üreten kuruluşlara, mevcut istihdam ettiği mühendisle bu işi yürütebilme imkânı tanınması faydalı olacaktır. Odaların uyguladığı taban ücretlerin düşürülmesi ve sanayicinin üzerindeki yüklerin hafifletilmesi önerilmektedir.

İş Davalarına İlişkin Konular

İş davalarında önyargı ve işletmelerin daimi olarak haksız bulunması. Rekabetçi ortamda, işyeri verimliliğinin ve ürün kalitesinin çok önemli olduğu günümüzde  çalışan–işveren barışının devamlılığı için bir problem çıktığında  hukuk sisteminin  her iki taraf için de adil olması gerekmektedir. Hâlbuki birçok firmada  yaşanan olaylar yıllardır göstermektedir ki çok geçerli nedenlerle işine son verilen işçi  bir  dava açtığında bir önyargı ile dava konusu  tamamen  incelenmeden daima  işveren  haksız bulunmakta ve ciddi tazminat cezalarına çarptırılmaktadır. Bu davaların tarafsız ve adil bir şekilde yürütülmesi firmaların işletmelerinde  sağlıklı ve çalışanları ile huzurlu ve verimli bir ortamda maddi ve manevi açıdan sorunsuz üretim yapabilmeleri  için çok önemlidir.

Kıdem, Vergi ve Prim Yükü

  • Kıdem yükünün gittikçe ağırlaşan durumu. Kıdem yükü gittikçe azalan karlılık ve artan rekabet koşullarında işveren üzerinde artık taşınması güç yükler arasında bulunmaktadır.

    Zorunlu emeklilik ile birlikte düşünülerek yükün çalışan, devlet ve işveren arasında paylaşılması sağlanmalıdır.
  • SGK prim ödemelerini düzenli ödeyen işveren’in yeteri kadar ödüllendirilmemesi. SGK prim ödemelerini düzenli ödeyen işyerlerine mevcut %5 dışında ek teşvik indirimleri verilmelidir.

    İş sağlığı ve güvenliği hizmeti alan ve herhangi bir iş kazası ve meslek hastalığı bulunmayan, tüm kurallara uyan, sorumluluklarını yerine getiren firmalar ile kuralları uygulamayan,  iş kazası ve meslek hastalığı olan firmaların SGK Prim ödemelerinin aynı olması haksız bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.

    İş Sağlığı ve güvenliği hizmeti alan, kurallara uyan ve sorumluluklarını yerine getiren firmalarda iş kazaları ve meslek hastalıkları oranları dikkate alınarak SGK Prim ödemeleri teşvik olarak düşürülmesi faydalı olacaktır.
  • Yatırım yapacak firmalar özel destekler. Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ve 2012/1 sayılı Tebliğe istinaden düzenlenen Genel Yatırım Teşvikler'de KDV İstisnası ve Gümrük Vergisi Muafiyeti ile birlikte diğer Bölgesel teşviklerde olduğu gibi SSK Prim İşveren Hissesi'nin de sağlanması. Bunun sağlanması ile birlikte özellikle ilk defa yatırım yapacak veya mevcut yatırıma tevsi yapacak olan firmalara ciddi anlamda destek sağlayacaktır.
  • İş kazaları ile ilgili sigorta prim cezaları. İş kazalarında hastanelerin vermiş olduğu raporlar işçinin iş kazası geçirdiği günle aynı gün içerisinde düzenlenmektedir. İşçiye, hastane kaza geçirdiği gün, geçici iş göremezlik belgesi ile işçinin istirahatinin başladığı ve bittiği tarihi içeren bir rapor vermektedir. İşveren, çalışanların iş görmezlik bildirimlerini bu raporlar doğrultusunda kuruma bildirmektedir. Bildirim sırasında iş kazasının olduğu gün de çalışmadı olarak bildirilebilmektedir. İşte bu durumda, kurum, firmanın o günün çalışılmadı şeklinde bildirimi halinde (o güne ait sigorta priminin ödenmemesi halinde) firmalara ceza uygulamakta, ayrıca prim indirimlerini iptal etmektedir.

    Sonrasında yapılacak iş kazası incelemesinde müfettiş tarafından hizmet listesinin usulüne uygun düzenlenmesi gerekçesiyle, 2 asgari ücret ceza kesilmektedir. Ayrıca 5 puanlık SGK prim indirimi iptal edilmektedir. Sonuç olarak; sehven bildirilmeyen 1 güne karşılık kesilen bu cezalar toplamı işverenleri çok zor durumlara düşürebilmektedir.

    Sigortasız hiçbir işçi çalıştırmayan, onca günün bildirimini yapan ancak işverenin veya çalışanının kasti olmadan sehven yapılan bir işlemden dolayı bildirilmeyen sadece 1 güne karşılık, firmalara uygulanan para cezalarının gözden geçirilmesinin ve 5 puanlık indirim hakkının iptal edilmemesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca buna benzer durumlarda uygulanacak cezalarda da işverenin niyetinin dikkate alınması önerilmektedir. İşverene kesilen cezalar ile kurumun bu tür olaylarda uğradığı zararlar karşılaştırılmaması, ona göre makul cezalar uygulanması fayda sağlayacaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliği

  • “Tehlikeli ve Çok Tehlikeli” işlerde çalışanların Mesleki Yeterlilik belgesi olma zorunluluğu. Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu getirilen mesleklere ilişkin tebliğ 25 Mayıs 2015 tarihinde yayımlanmış, 26 Mayıs 2016 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 17’si inşaat, 10’u enerji, 7’si otomotiv ve 6’sı metal sektörlerinde toplam 40 meslek için belgesiz çalışma süresi 31 Aralık 2016 tarihine kadar uzatılmıştır. 1 Ocak 2017 itibarıyla, Tehlikeli ve Çok Tehlike işlerde çalışan yaklaşık 1 milyon kişinin önemli kısmının Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olmaması nedeniyle çalışma hayatında sıkıntılara ( idari para cezalarına işverenlerin maruz kalması)  sebebiyet verecektir.

    Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunluluğunun işyerlerinin faaliyetlerinin devamının sağlanması, işçilerin istihdam sorunu yaşamaması ve işverenlerin cezai müeyyidelere maruz kalmaması için mevcut mevzuat maddesinde geçiş süresinin 1 yıl daha ertelenmesine ilişkin düzenleme yapılması çalışma hayatını rahatlatacaktır.
  • Mesleki yeterliliğe geçiş süresi olan 31.12.2016 tarihinin, eğitimlerin sürelerinin uzun olmasından dolayı, yetersiz olması. Mesleki yeterlilik zorunluluğu bulunan firmaların, bu zorunluluğu yerine getirme süreleri 31.12.2016 tarihinde sona ermiş bulunmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği hizmeti almasına rağmen mesleki yeterliliğinde eksiklikleri bulunan firmalar için (mesleki yeterlilik eğitim sürelerinin uzun olması sebebiyle) mesleki yeterliliğe geçiş sürecinin tamamlanabilmesi için sürenin 6 ay veya 1 yıl daha uzatılması önerilmektedir.
  • İş güvenliği hizmet sürelerinin arttırılmasından dolayı işverene ciddi maliyetler oluşturulmaktadır.  (30.04.2015 tarihi itibarıyla) İş güvenliği hizmet süreleri 3 tehlike sınıfına göre arttırılmış olup, bu süre artışları işverenlere ilave mali yükler getirmiştir. İşverenler İSG Uzmanı ve İşyeri hekimlerine bu süreler dahilinde ödemeler yapmakta olup, içinde bulunduğumuz bu ekonomik kriz ortamında bu süreler uzundur.

    Örneğin: Tehlikeli sınıf için çalışan başına ayda 8 dakika, olan iş güvenliği uzmanının çalışma saatleri, çalışan başına ayda 20 dakikaya çıkarılmıştır.  Doktor çalışma saatleri ise, ayda çalışan başına 6 dakika iken 10 dakikaya çıkarılmıştır.

    İş güvenliği hizmet sürelerinin tüm tehlike sınıflarına göre eski sürelere çekilmesi ve böylelikle sanayicinin maliyetlerin düşürülmesi önerilmektedir.