İSO MESKOM Üyeleri, Gelir İdaresi Başkanlığı Yetkilileri İle Buluştu

  • Haberler
4grup-gelir-idaresi-bulusma-02

İstanbul Sanayi Odası (İSO), vergi konularını görüşmek ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmak üzere Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın üst düzey bürokratları ile sanayicileri buluşturan bir toplantı düzenledi. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, Gelir İdaresi Başkanlığı Başkan Yardımcıları Rıza Çelen ve Mahmut Sütcü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Bekir Bayrakdar, Gelir Yönetimi Daire Başkanı Mehmet Arabacı, Grup Başkanı Fazıl Poyraz, Büyük Mükellefler Dairesi Başkanı Bülent Sarıgül, İstanbul Vergi Dairesi Başkan Yardımcıları Hakkı Sayan ve Rıza Bilgiç katıldı.

Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerinden oluşan heyet ve İSO Meslek Komiteleri firma temsilcilerinin katıldığı “İSO Meslek Komitelerinin Gelir İdaresi Başkanlığı ile ilgili konulara ilişkin görüş ve önerileri” başlıklı toplantıda sanayiciler, yaşadıkları zorlukları ve çözüm önerilerini birinci elden aktarma fırsatı buldu. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın yönettiği toplantıya İSO Meclis Başkanlık Divanı Katip Üyesi Kemal Akar da katıldı. Toplantıda ayrıca 20. Grup İlaç, Tıbbı Cihaz ve Araç-Gereç Sanayii Meslek Komitesi Üyesi Ali İhsan Şerbetçi sektörlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın faaliyet alanına giren konuları ve yaşanan sorunları aşağıda yer alan başlıklar altında gündeme getirdi.

KDV İle İlgili Sorunlar

ZAYİ OLAN MALLARIN KATMA DEĞER VERGİSİ İNDİRİM KONUSU YAPILAMAMASI

KDV Kanununun 30. Maddesinde yer alan deprem, sel ve bakanlığın yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangında zayi olanlar hariç olmak üzere zayi olan malların katma değer vergisi indirim konusu yapılamamaktadır.

İlaç, Tıbbi Cihaz ve Araç-Gereç Sanayii Meslek Komitemizin raf ömrü geçmiş ürün iadesinin KDV'sinin indirim konusu yapılabilmesi yönünde talebi mevcuttur.

İlaç firmalarının, hasta ihtiyaçlarına kısa sürede cevap verebilmesi için, stokta ilaç bulundurmaları toplum sağlığı açısından gereklidir. Bunun sonucu olarak, ihtiyaten stokta tutulan ilaçların bir kısmının son kullanma tarihi geçmektedir. Son kullanma tarihi geçen ilaçlar, yasal prosedürler yerine getirilerek imha edilmektedir. Ancak bu nedenle imha edilen ilaçların “zayi mal” kabul edilerek KDV indirimine konu edilememesi firmaları zor durumda bırakmaktadır. Sektörde yaklaşık %10 oranında zayi mal oluşmaktadır.

Vergi idaresinin daha önceki yaklaşımına paralel olarak, son kullanma tarihi geçmesi nedeniyle imha edilen ilaçlar için yüklenilen KDV’nin indirimine imkan tanınmalıdır.

Sektörümüzde % 8 KDV ile satılan bazı ürünlerin girdilerinde kullanılan hammaddeler %18 KDV ile alınmaktadır.  Girdilerde yer alan KDV farkı üreticiye işletme sermayesine ağırlık verirken, bu %10 luk KDV farkı direk tüketiciye yansımakta, tüketici tek kullanımlık önemli bir günlük sarfı pahalı satın almaktadır. Firmaların KDV farkı yüzünden maddi olarak mağduriyet yaşamaları gibi olumsuzlukların önüne geçilmelidir.

Tıbbi Cihaz sektöründe KDV Kanunu kapsamındaki temel sorun farklı KDV oranı uygulamasıdır. Şöyle ki; tıbbi cihaz sektöründe mamul ürün alımlarında %8, hammadde alımlarında ise %18 olmak üzere iki farklı oranda KDV uygulaması bulunmaktadır. %18 oranından hammadde alarak mamul hale getiren üretici bu ürünü GTİP numarasına göre %8 ve %18 KDV ile satmaktadır. Bununla ilgili örnekler ekli excel dosyasında verilmiştir. Her ne kadar oran farklılığı nedeniyle yüklenilen KDV’nin iade alınması mümkün olsa da iade veya mahsup süreci pratikte çok uzun ve pahalı olmaktadır. Bu nedenle imalatçılar farklı KDV oranı nedeniyle oluşan farkı finanse etmek zorunda kalmaktadır. İmalatçı finansmanını yatırıma dönüştürüp imalat çeşidini veya adedini arttırmak yerine KDV farkını finanse etmek durumunda kalmaktadır.

Tıbbi cihaz sektöründe, KDV uygulaması ile ilgili bir diğer sorun ise tıbbi cihaz teslimlerinde KDV %8 oranında, tıbbi cihazlara ilişkin aksam ve parçalar için ise KDV oranının %18 olmasıdır. Bu durumda hangi ürünün tıbbi cihaz hangi ürünün aksam veya aparat olduğunun belirlenmesinde güçlükler yaşanmaktadır. Tıbbi cihaz sektöründe oldukça fazla sayıda ürün mevcuttur. Gelir İdaresi Başkanlığı tıbbi cihazlar için KDV oranının belirlenmesi konusunda ilgili ürüne ait Gümrük Tarife istatistik Pozisyonu’nu dikkate almakta ve KDV oranını bu doğrultuda belirlemektedir. Ancak tıbbi cihaz ve cihaza ait aksamlar aynı Gümrük Tarife istatistik Pozisyonu numarası ile ithal edilebilmektedir. Ayrıca Gümrük Müdürlükleri tarafından tıbbi cihaz olarak nitelendirilen bazı ürünler Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından aksam veya aparat olarak değerlendirilmektedir. Bu durum nedeniyle tıbbi cihaz teslimlerinde uygulanacak KDV oranı konusunda itilaflar yaşanmaktadır.  Tıbbi cihaz sektöründe faaliyet gösteren firmalar, Sayıştay denetimleri neticesinde kamu hastanelerine yapmış oldukları satışlar nedeniyle cezalara maruz kalmaktadırlar. Aynı şekilde özel hastanelere yapılan satışlarda da KDV oranı konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır.

Bazı ürünler Tıbbi Cihaz yönetmeliği kapsamında, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TITCK) tarafından onaylanmış ve Tıbbi Cihaz sayıldıkları halde Maliye Bakanlığı bunları hala %18 KDV listesinde tutmaktadır. Örneğin;

  1. “hasta bezi” kategorisidir. Bu ürün bebek bezi ile birlikte değerlendirilmiş, Gelirler İdaresi bunun hata olduğunu kabul etmesine rağmen %8 den %18’e çıkarıldığı 6 yıl öncesinden beri değiştirilememiştir.
  2. Diğer benzer durumdaki ürünler ekli listede belirtilmiştir.

Benzer ürünlerin bazıları %8 listesinde bazıları ise %18 listesinde yer almaktadır. Örneğin;

Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 06.11.2015 tarihli 20 seri nolu Gümrük Genel Tebliğ (Tarife-Sınıflandırma Kararları)  ile ilgili http://www.verginet.net/dtt/11/Gumruk-Dis-Ticaret-Sirkuleri-2015-66.aspx internet adresinden yayınlanan tebliğin 10.maddesinde titanyum vidaların tarifesi 8108.90.90 olarak verilmiştir. Bu tarifenin KDV’side %18’dir.  Aynı ekteki 34. Maddede yine benzer bir ürünün KDV si %8 olarak tanımlanmıştır.

Yapılan açıklamada yalnızca bir vidanın belirtilen ölçüde olanının ithalatında KDV oranı değişmiştir. Aynı amaçla aynı özelliklere sahip farklı ölçülerde vidaların KDV oranlarında genelleme yapılmamıştır. Bu durum vida satışlarında KDV karmaşasına yol açarak, hastaneler ile firmaları karşı karşıya getirecektir.

Çözüm Önerileri:

Aynı ilaçta olduğu gibi TİTCK kurumunun Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası(TİTUBB) veri tabanına kayıtlı ürünlerin

  1. Hepsinin KDV si %8 olmalıdır,
  2. Bu ürünlerin imalatında kullanılan hammadde ve komponentler için TİTCK kurumundan alınacak izin ile gümrüklerden %8 KDV ile çekilebilmelidir,
  3. Bu tıbbi cihazlara ilişkin aksam ve parçalar için TİTCK kurumundan alınacak izin ile gümrüklerden %8 KDV ile çekilebilmelidir.

Damga Vergisi İle İlgili Sorunlar

İhale eksiltmelerinde ve/veya eksiltilen malzemelerin alınmaması ve ihale iptali nedeniyle ödenen Damga Vergilerinin geri ödenmesi ve/veya mahsup edilmemesi firmalara mali külfet getirmektedir.

  1. Damga vergisi alınarak sözleşmesi yapılan ihalelerde bir kalemde %20 eksiltme yapılmakta ve daha sonra farklı kalemde veya aynı kalemde tekrar %20 artış yapılabilmektedir. Bu durumda zaten önce ödenmiş olan damga vergisi tekrar artırımda istenmektedir. Böyle durumlarda ya eksiltmeye karşılık gelen damga vergisinin firmaya iadesi yapılmalı ya da artırım yapıldığında eksiltmeye tekabül eden damga vergisinden mahsup edilmelidir,
  2. İhalelerde sözleşmeden sonra hastaneler bazı kalemlerde %20 indirim yapıyor, lakin ihale süresinin tamamlanmasına yakın indirim yapıldıktan sonra kalan malzemenin yine belli bir kısmını almıyor, bunun için firmaya karşılıklı fesh sözleşmesi yapma talebinde bulunuyor ve firmalar mecburiyetten kabul etmek durumunda kalıyor. Sözleşme yapılırken tüm vergilerini ödediği, teslim edilecek düşüncesi ile hazır tuttukları bu malzemeler firmalara hem maddi hem de fazla stok olarak külfet getirmektedir,
  3. Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’ne göre: Karar firmaya tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde damga vergisinin vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir. Ancak bu süre içerisinde karşı firmadan kesinleşen ihale kararına itiraz olmaktadır. Firma uhdesinde kalan kalemler iptal olabiliyor, bazen de karar süreci yaklaşık 2 ay sürebiliyor. Karara göre damga vergileri yatırılmış olursa, aradaki iptal edilen kaleme ait damga vergisi tutarını vergi dairesinden geri alma konusunda sorun yaşanabiliyor. Bundan dolayı damga vergisinin yatırılmasında sözleşmeye davet yazısının beklenmesi daha uygun olacaktır.

Sanayi İşbirliği Programı (SİP) uygulamalarına Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu yanında Maliye Bakanlığı ve ilgili tüm Kurumlar da dahil olmalıdır. (Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı, SGK gibi)

Döner Sermaye Saymanlıkları İle İlgili Sorunlar

GİDERLERİN ÖDENMESİNDE ÖNCELİK SIRASI

Yürürlükte olan Döner Sermaye Saymanlıklarının ödemelerde uygulanacak esaslarla ilgili yönetmelikler, işletmeler tarafından farklı yorumlanarak, hakkaniyetle bağdaşmayacak keyfi uygulamalara yol açmakta olup tıbbi cihaz ödemeleri geç yapılmaktadır. Bu keyfi ve hakkaniyetten uzak uygulamalar tıbbi cihaz sektörüne büyük darbe vurmuş, birçok firmanın iflas nedeni olmuştur.

Tıbbi cihaz sektörünü finans bakımından çıkmaza sokan bu yanlış uygulamanın önüne geçilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, ülkemizde yerli sermayeli firma kalmayacak ve pazar uluslararası fon şirketlerinin eline bırakılmış olacaktır. Bu durum ise; sağlık sektöründe rekabetsiz bir pazarın oluşmasına neden olacağından, sağlık hizmetleri bu günden daha pahalıya gerçekleştirilir olacaktır.

Döner sermaye saymanlıkları ödemelerinin kesin ifadeler ile net olarak tanımlanmış olması ve hiçbir yoruma ihtiyaç kalmadan uygulanacak biçimde yer alması, özellikle tüm müteahhitlik hizmetlerinin iş kolu, sektör, vb. farkı gözetmeksizin eşit düzeyde değerlendirilerek ifade edilmesi ve böylece mevcut ödeme sistemindeki adaletsiz ve hukuk dışı keyfi uygulamaların ortadan kaldırılması, sektörümüzün geleceği adına zorunluluk gösteren bir durumdur.

Bu nedenlerle; Döner Sermayeli İşletmeler Kanun “Giderlerin Ödenmesinde Öncelik Sırası” başlıklı madde fıkralarındaki mevcut “İşletme ana hizmetlerinin düzenli ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesi için zorunlu olduğuna idarelerince karar verilen mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler,” ifadesinin “İşletme ana hizmetlerinin düzenli ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesi için yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin tüm ödemeler (Sektör ayırımı yapılmaksızın, tüm müteahhitlik hizmetleri, tahakkuk sıralamasına göre),” biçiminde düzenlenmesi bu aksaklıkları büyük ölçüde ortadan kaldırmaya yönelik önemli bir adım olacaktır. 

Ancak; söz konusu yasa taslak çalışmasının yürürlüğe girme sürecinin uzun olacağı ve sorunun da gecikmeye tahammülü kalmadığı düşünüldüğünde öncelikle 18/02/2009 tarih 2277 sayılı genelge ile genelgeye dayanak teşkil eden 01/05/2007 tarihli “Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği 22 nolu maddesi” içeriğinde de benzer düzenlemelerin yapılması zorunludur.

SAYMANLIK ÖDEME SORUNLARI

Hastane Saymanlıklarınca ödemelere yapılan hatalı ve eksik işlemler firma hesaplarında sorun yaratmaktadır. Aşağıda sıralanan sorunların giderilmesi için saymanlıklara uyarıda bulunulması zorunludur. 

  1. Ödeme yapan kurumun saymanlığınca kurum alacaklısı şirketlere ödemeler yapılırken,   yapılan bu ödemeler hangi kurum, hangi iş, hangi fatura ile ilgili olduğu belirtilmeden, firma alacağı, fatura ödeme vb. açıklamalar ile kişi veya şirket hesaplarına yapılması,
  2. Firmalar, hesap ekstresi veya yapılan ödemeye ilişkin ayrıntılı bilgileri alamaması,
  3. Benzer unvana sahip şirketler ile ilgili ödemelerde yapılan yanlışlıklar nedeniyle firmalar alacaklarını zamanında alamaması,

Firmalara yapılacak ödemelerde, firma adına kayıtlı herhangi bir aracın son ödeme günü geçmemiş olan trafik cezaları kesilmektedir.  Bu kesintinin yapılması, kesinti yapıldıktan sonra borç ödemeye gidildiğinde ödenmiş gözükmemesi ve tekrar firmalardan tahsil edilmesi, firmaların iki kere ödeme yapmalarına sebebiyet vermektedir. Ayrıca bu borç ile ilgili Nakil Vasıtalar Vergi Dairesinden hangi hastane, ne zaman, ne kadar kesinti olduğu konusunda bilgi alınamaması da firmaları sıkıntıya düşürmektedir. Bu konunun daha sistematik bir şekilde firmaları mağdur etmeyecek düzeyde uygulanması gerekmektedir.

Devlet hastanelerine kesilen faturalar, hastaneden KDV döneminden sonra firmaya iade ediliyor.    Devlet hastaneleri iade fatura kesmediği için iade fatura işlemleri firmaları zor durumda bırakıyor. Genelde bu sorun,  hastanenin işlemleri yapmakta geç kalmasından kaynaklanıyor. Bu konuda hastanelerin iade edecekleri faturaları KDV süresi geçmeden firmalara teslimi firmaların yaşadıkları bu mağduriyetlerin önüne geçecektir.

Teminat Mektupları İle İlgili Sorunlar

Firmalar süreklilik arz eden bir şekilde ihalelere girmeye devam etmekte olup bu ihaleler için Teminat Mektupları verilmektedir. Bu teminat mektupları ihale sonuçlanana kadar, hatta firmanın mal teslimi bitmiş olsa bile o ihale dosyası kapatılana kadar geri alınamamaktadır.  Buda devamlı ihaleye giren firmalar için oldukça ağır bir mali külfet getirmektedir. Bu konuda firmalar ihaleye girerken o hastaneden alacağı var ise bunu teminat mektubu olarak kullanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması firmaları finansal olarak rahatlatacağı gibi ihaleye girme oranlarını da artıracaktır